Adana İl Müftüsü Arif Gökçe, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Türk Cumhuriyetlerinin, uzun süredir ciddi ve planlı bir şekilde devam eden misyonerlik faaliyetlerinin etkisi altında olduğunu ve misyonerliğin bölgede ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi.
Müftü Gökçe tarihi Ramazanoğlu Konağı'nda "Cumartesi Sohbetleri Kapsamında" 'Türkiye Cumhuriyetlerindeki Din Faaliyetleri' hakkında bilgi verdi. Gökçe, "Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından özerkliklerini ilan eden Türk Cumhuriyetleri ve Türk toplulukları içerisinde uzun bir süredir devam eden "Misyonerlik" faaliyetlerinin planlı bir şekilde giderek arttığı gözleniyor. SSCB dönemi itibariyle baskı altında tutulan ve kendi dinlerini öğrenme ve gereklerini yerine getirme fırsatı verilmeyen bölge
halklarının bilinçsizliği ve özellikle ekonomik anlamda geri kalmışlığı fırsat bilinerek, oluşan boşluktan faydalanma niyetindeki çeşitli ülke organizasyonlarının aktivitelerinde her geçen gün artış kaydediliyor" dedi.
Kazakistan'da 3 yıl görev yaptığını burada 130 ayrı dini, etnik, cemaat ve grubun yaşadığını ifade eden Gökçe, misyonerlik faaliyetleri sırasında İslam dinin küçük gösterilmeye ve bir savaş dini olarak yansıtılmaya çalışıldığını, bu yönde propaganda yapıldığını söyledi. Misyonerlik faaliyetlerinde ilk olarak 18-45 yaş arası kişileri ve kadınların hedef seçildiğini belirten Gökçe, misyonerlik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve planlı şekilde yapılması için çeşitli vakıfların, kiliselerin, yurtların,
üniversitelerin açıldığını ifade etti.
Gökçe, Kazak kültüründe bütün kadınlar çalıştığını hatta kadınların çalışma konusunda erkeklerden daha ön planda olduğunu, çalışan kadınların çocukları olduğunda, çocuklarını karşılıksız olarak yurtlara verdiğini söyleyerek misyonerlik faaliyetleriyle ilgili şunları söyledi:
"Aileleri tarafından karşılıksız olarak yurda bırakılan bu çocuklar misyonerler tarafından Hıristiyanlaştırılarak, köklerinden uzaklaştırılarak devşiriliyor. Sadece Kazakistan'ın eski başkenti
Almatı'nda 5 bin çocuk yurtdışına anlaşmalı olarak götürüp Hıristiyan ailelerin yanına yerleştiriliyor. En fazla 20 yıl Hıristiyan ailelerin yanında kalan çocuklar daha sonra ülkelerine geri gönderilip hangi etnik gruba mensupsa, o gruplara gönderilip misyonerlik faaliyetlerinde bulunuyorlar."
Kazakistan'da 1989'da 46, 2003'te 1648 ve 2009 yılında 2640 cami olduğunu söyleyen Gökçe, Protestanların 1989 yılında 62 ve 2009 yılında ise 1264 kilise ve ibadet kurumu açtıklarını ifade etti. Tüm nüfus içerisinde Protestanların mevcut nüfusunun yüzde 0.5 olduğunu belirten Gökçe, "ABD Güney Kore'ye girdiğinde binde bir olan Hıristiyan nüfusu aradan 50 yıl geçtikten sonra bakıldığında yüzde 40'lara ulaşmıştır. Eğer önüne geçilmediği takdirde 50 yıl içerisinde değil 20 yıl içerisinde Kazakistan nüfusunun
yüzde 30'a yakının Hıristiyan olacak" dedi.
Gökçe, misyonerlerin bir Müslümanın, bir din görevlisinin hassasiyetinin 3 katı daha fazla hassasiyet gösterdiğini anlattı.
Konuşmasının ardından Çukurova Üniversitesi Ramazanoglu Konağı Kültür Müdürü Yrd.Doç.Dr. Gözde Ramazanoğlu Gökçe'ye konferans için teşekkür ederek plaket verdi. - ADANA
Son Dakika › Yerel › Ramazanoğlu Konağı'nda Cumartesi Konferansları - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.