Otogar Olimpiyatköy Metro Hattının Açılışı - Son Dakika
Son Dakika Logo
Politika

Otogar Olimpiyatköy Metro Hattının Açılışı

Otogar Olimpiyatköy Metro Hattının Açılışı
07.07.2013 20:33

Başbakan Erdoğan: (3) "İstanbul’un her meselesini çözmek, İstanbul’u daha yaşanabilir bir hale getirmek, İstanbul’u muhafaza edip gelecek nesillere daha güzel şekilde emanet etmek bizim boynumuzun borcudur" " Burada vandalların, barbarların, teröristlerin değil, sadece ve sadece milletin egemenliği vardır. Kimin ne meselesi varsa, sandıkta bunun hesabını görür"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "İstanbul'un her meselesini çözmek, İstanbul'u daha yaşanabilir bir hale getirmek, İstanbul'u muhafaza edip gelecek nesillere daha güzel şekilde emanet etmek bizim boynumuzun borcudur" dedi.

Erdoğan Bağcılar Meydanı'nda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, Esenler- Otogar- Bağcılar-Mahmutbey-Olimpiyatköy- Başakşehir metro hattının açılışındaki konuşmasında  İstanbul'un kendileri için çok müstesna, çok mutena bir konuma sahip olduğunu söyledi.

İstanbul'a hizmet etmenin, İstanbul'un hizmetkarı olmanın, kendileri için en büyük iftihar ve bahtiyarlık olduğunu ifade eden Erdoğan, "İstanbul bizim için aşktır, sevdadır, tutkudur. Çünkü İstanbul, Türkiye'nin aynasıdır, Türkiye'nin özüdür, özetidir. İstanbul, Türkiye'nin en büyük değeri, en büyük hazinesidir" diye konuştu.

İstanbul'un sadece taşına toprağına değil, sadece fiziki güzelliklerine değil, İstanbul'un o manevi havasına, o tarihi havasına, İstanbul'un İstanbul kadar güzel insanlarına, İstanbul'un Türkçesine, hoşgörüsüne, kardeşliğine de gönülden bağlı, sevdalı olduklarını vurgulayan Erdoğan şunları söyledi:

"İşte İstanbul'a böyle bir aşkla, böyle bir tutkuyla hizmet ettik ve hizmet ediyoruz. İstanbul'un her meselesini çözmek, İstanbul'u daha yaşanabilir bir hale getirmek, İstanbul'u muhafaza edip gelecek nesillere daha güzel şekilde emanet etmek bizim boynumuzun borcudur. İstanbul'da her ne yapıyorsak, İstanbul için, İstanbullular için, İstanbul'un geleceği için yapıyoruz. İstanbul'da hangi projeyi gerçekleştiriyorsak, İstanbul'u daha da güzelleştirmek, daha yaşanabilir bir hale getirmek, İstanbul'un tarihini, kültürünü, birikimini, kayıp hazinelerini ortaya çıkarmak adına yapıyoruz."

Bu şehre çok büyük fenalıklar yapıldığını ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu şehir, bu millete emanet edilmiş adeta kutsal bir değerdi, ama o emanete on yıllar boyunca çok hor davranıldı. Tarihi eserler, gecekonduların, ucube yapıların arasında mahzun bırakıldı, öksüz bırakıldı. Nice tarihi eser, yol yapmak adına, beton dikmek adına yerle bir edildi, buldozerlerle ortadan kaldırıldı. Bizim ecdadımız, İstanbul'a her bir yapıyı, çok büyük bir hassasiyetle, büyük bir dikkatle, nezaketle inşa etmişti. Her bir taş, diğerinin üzerine en ince hesapla, kültürü, medeniyeti, tarihi dikkate alan en ince hassasiyetle konulmuştu. Ama, o İstanbul, çarpık kentleşmeyle, plansız şehirleşmeyle, aslından, özünden, ruhundan koparılmak istendi. Şu anda biz, İstanbul'un her köşesinde, her karışında, her zerresinde, İstanbul'un ruhuna, İstanbul'un kültürüne, medeniyet tasavvuruna uygun bir hizmet anlayışını sürdürüyoruz. Bunu başaracağız. Bir yandan modern İstanbul'u, yaşanabilir bir büyükşehir olarak inşa ederken, diğer yandan, tarihi, kültürü, çevreyi özenle muhafaza ediyor, kaybolan eserleri tek tek günyüzüne çıkarıyoruz. İşte çevrede Güngören'i ile Esenler'i ile Bahçelievler'i i ile bütün burayı ta buradan alın Başakşehir'i ile Beylikdüz'ü ile Esenyurt'u ile buralara kadar elimizden gelen bütün hasasiyeti ile bunları başarıyoruz."

Türkiye genelinde attıkları her adımda milletin hissiyatını, İstanbul'da attıkları her adımda da İstanbullular'ın hassasiyetini gözettiklerini belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"İstanbul, İstanbullularındır. İstanbul, burada yaşayan her bir kardeşimizin şehridir, burada yaşayan her bir kardeşimize emanettir. Ancak, şunun altını özellikle çiziyorum. Ne Türkiye'nin ne de İstanbul'un hissiyatını, sadece belli kesimler, sadece belli gruplar, belli kitleler tayin etmez, edemez. Bakın, biz, 'Ben istiyorum, öyleyse olacak' anlayışında asla değiliz. Ama hiç kimse de 'Ben istemiyorum, öyleyse bu olmayacak, bu yapılmayacak' anlayışı içinde olamaz. Çoğunluğun azınlığa hükmetmesine, zulmetmesine, 10,5 yıl boyunca çok büyük bir dikkatle karşı olduk, karşı çıktık. Ancak, azınlığın da arkasına aldığı medya gücüyle, arkasına aldığı illegal örgüt gücüyle, arkasına aldığı uluslararası kirli odaklarla, çoğunluğa hükmetmesine, zulmetmesine, dayatmalarda bulunmasına asla müsaade etmeyiz, asla göz yummayız. Herkesin hissiyatına duyarlı oluruz. Herkese kulak veririz. Bir tek ferdin dahi arzularını, taleplerini, hassasiyetlerini dikkate alırız."

Çoğunluğun beklentilerini, çoğunluğun arzularını, çoğunluğun taleplerini de azınlığın uzlaşmaz tavırlarına heba etmeyeceklerini bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu şehrin, bu İstanbul'un geleceğiyle ilgili, projeleriyle ilgili söz sahibi olan, yağmacılar değildir, vandallar değildir, barbarlar değildir. Camları, pencereleri esnafın dükkanlarını yağmalayanlar değildir. Gecenin dokuzundan sonra tencere, tava sokağa dökülenler de değildir. Aslından bu, kamu düzenini bozmaktır. Aslında bu halkı rahatsız etmektir. Kimsenin halkı rahatsız etmeye de hakkı yoktur, bu da suçtur. İstanbulumuzun geleceğiyle ilgili eğer vatandaşa saygılı olmayı söylenler varsa, o tencere tavayı mutfakta kullansınlar, sokakta değil. Onun yeri orasıdır.Eğer iktidar olmak istiyorsan onun yeri de sandıktır. Sandık da 4 yılda bir genel, 5 yılda bir yerel. Sabredersin, sandık gelir oyunu kullanırsın, kimi istiyorsan onu iktidara getirirsin. ve bu modern olmanın, medeni olmanın da gereğidir. Bu istanbul'un söz sahibi olan İstanbullular'ın kendisidir, milletin kendisidir. Hiç kimse kendisini milletin üzerinde görmesin. Hiç kimse, illegaliteye, kanunsuzluğa, anarşiye, vandallığa başvurup, İstanbul'a, İstanbullulara, millete dayatmalarda bulunmaya kalkmasın."

Herkesin yaşam tarzının önemli olduğunu, herkesin yaşam tarzının kendilerinin teminatı altında olduğunu dile getiren Erdoğan, ancak bu toprakların, bu yeşil alanların hiç bir noktasının işgal kuvetlerinin işgali altında olamayacağını, buraları işgal etmeye kalkanların karşısında devleti bulacağını vurguladı. .

Yaşam tarzının tehdit altında olduğunu bahane ederek hiç kimsenin yakıp yıkamayacağını, hiç kimsenin vandallık yapamayacağını, hiç kimsenin başkalarının yaşam tarzlarına müdahalede bulunamayacağını kaydeden Erdoğan, "Allah aşkına soruyorum 10.5 yıldır iktidardayız biz kimin yaşam tarzına karıştık ya, kimin? Kime biz 'sen nasıl giyiniyorsun' diye sorduk? Böyle birşey var mı? İşte şurada benim vatandaşlarımın özeti var. Bakın burada başı açık olanı da var, örütülü olanı da var. Hepsi bir arada. İşte onlar böyle bir tabloyu oluşturamadıkları için çıldırıyorlar. İşte biz bu birliği sağladığımız için güçlüyüz. farkımız bu" ifadelerini kullandı.

Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı olaylarına değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İşte Gezi Parkı için ne dediler. Ağaç dediler, çevre dediler, park dediler. Peki Allah aşkına camilerimizden ne istediniz? 3 gün Dolmabahçe Bezmi-Alem camisi işgal altındaydı. Ne istediniz camilerimizden? Yolda yanında 6 aylık bebeğiyle, 9 yaşında kızıyla gezen başı örtülü annelerden ne istediniz. Ondan sonra da utanmadan sıkılmadan 'böyle birşey yok' diye yalan söylüyorsun. Esnaftan, emeğiyle alın teriyle geçinmek isteyen insanlardan ne istediniz. Sivil vatandaşlarımızın araçlarını yakıp yıkmaktan ne anladınız? Ne istediniz? 200'ü aşkın aracı yaktınız, kamu araçlarını yaktınız, bu nasıl bir çevre duyarlılığıdır. Çevreyi yaktılar, yıktılar, kirlettiler, mahfettiler. Tüm o canım saksılar yerlerde, bütün kilit taşları söküldü. Polise o kilit taşlarını attılar. Bu polis kimin polisi? Bu polis bizim polisimiz. Bu da suçtur. Efendim, polis biber gazı sıkmış. Evet, siz hukuka ters bir iş yaparsanız polisin 2 yolu vardır, hatta 3 yolu vardır. Önce uyarır, sonra suyu sıkar, sonra da  biber gazı sıkar. Ama polis bunu yaparken eylemcilerin içinden silahla benim polisime ateş edenleri nereye koyacaksın. Ve benim şehit edilen polisi mi nereye koyacaksın? Onu sahiplenmiyor bu eylemciler. Ve ne yazık ki ana muhalefet de sahiplenmiyor. Çünkü, o da onlarla iş birlikçi. Bize, bu aziz millete, bu vandallığı, bu barbarlığı, çevre ve ağaç meselesi diye yutturmaya çalışıyorlar."

Kendilerinin de milletin de kimin hangi hesabın peşinde olduğunu çok iyi gördüğünü,  ağacın, çevrenin, parkın arkasına saklanıp, kimin hangi hesabı görmeye çalıştığını çok iyi gördüklerini belirten Erdoğan, "Bu millet bütün hesapları bozar ve bozdu. İstanbul, Kazlıçeşme'de 1 milyon 200 bin tek yürek olarak bu kirli tezgahı alt üst etti. Ankara Sincan'da 300 bin kişiyle, Kayseri'de 200 bin kişiyle, Samsun'da 100 bin kişiyle, Erzurum'da da 100 bin kişiyle alt üst etti" diye konuştu.

Erdoğan,  şunları kaydetti:

"Türkiye, eline sopa alıp, taş alıp, molotof alıp sokağa çıkanın dayatmalar yaptığı bir ülke değil, demokratik bir ülkedir, bir hukuk devletidir. Eğer insani değerlere saygıları varsa insanca demakrotik yollardan hak ararlar. Aksi takdirde kendilerine de bu ülkeye de bu güzel insanlara da yazık ederler. Burada vandalların, barbarların, teröristlerin değil, sadece ve sadece milletin egemenliği vardır. Kimin ne meselesi varsa, sandıkta bunun hesabını görür. İşte 7 ay sonra İstanbul'un önüne sandık gelecek. Hesabı olan buyursun, hesabını sandıkta görsün. Tabii ben şimdi Bağcılar'da tüm kardeşlerime sesleniyorum. Demek ki ki daha çok çalışacağız ve inşallah sandıklarda çok daha farklı ses çıkacak. Sandık dışında yol arayanlara artık bu millet geçit vermez, geçit vermeyecek." - İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Politika Otogar Olimpiyatköy Metro Hattının Açılışı - Son Dakika


Advertisement