Milli Eğitim'deki Skandal Giderek Büyüyor! - Son Dakika
Son Dakika Logo

Milli Eğitim'deki Skandal Giderek Büyüyor!

Milli Eğitim\'deki Skandal Giderek Büyüyor!
25.07.2013 03:03

Bir gazetede, "Nabi Avcı'ya gider ayak operasyon" başlığıyla yer alan haberin gerçek öyküsü çok şaşırtacak.

28 Şubat sürecinde, başörtüsü taktığı gerekçesi ile görevden alınan bir öğretmenin, görev iadesi talebiyle açtığı davanın sonucunda, Danıştay, mağdur öğretmene görev iadesi kararı verirken, Milli Eğitim Bakanlığı kararı bozmak için karşı dava açmış ve bu hareket kamuoyundan fazlaca tepki toplamıştır.

Peki olayın gelişimi nasıl oldu? İşte, cevabı;

1- Danıştay, emsal niteliği taşıyan bir karar verdi; Danıştay, başörtülü olarak çalışmanın memuriyetten atılmayı gerektiren bir suç olmadığını belirtmekteydi.

2 -Bu karar, sonraki günlerde, tüm basın organlarınca alıntılanmıştır. Ancak olayın basında duyulması ile birlikte bir ayrıntı daha ortaya çıkmıştır. MEB, Danıştay kararının kendisine tebliğ edilmesi sonrasında karar düzeltme başvurusunda bulunmuş. Yani, MEB bir anlamda başörütülü öğretmenin memuriyetten atılması için ısrarcı olmuştur.

3- Genel çerçevesi bu olan olayda, hem dün hem de bugün, bazı basın mensupları, MEB I. Hukuk Müşavirliğine vekalet eden Osman Çelik'in bakana komplo kurmaya çalıştığını, komployu kurduktan sonra da emekli olduğunu içeren haberler yayımlamıştır.

4- Fakat olayın yeni gerçekleştiği iddia edilse de aslında 'Karar Düzeltme' başvurusu Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 5 Nisan tarihinde yapılmıştır. Yani, emekli olmak üzere olan bürokratın komplo kurduğu iddiaları bu şekilde zayıflamaktadır.

5- MEB, Ömer Dinçer'den bu yana elektronik bir sistem olan Doküman Yönetim Sistemini (DYS) kullanmaktadır. Bu sistemde tüm işlemlerle elektronik ortamdan, otomatik olarak yürütülmektedir. DYS sistemi gereğince, MEB'e gelen bir Danıştay kararı, hangi hukuk müşavirince takip ediliyorsa, o hukuk müşavirinin hesabına düşmektedir. Bu olayda, dosyanın sahibi hukuk müşaviri Harun Kaman'dır.

6- Dosyanın sahibi Harun Kaman olmasına rağmen, MEB'de her dava, bir genel müdürlük adına takip edilir. Bu olayda dosyanın bağlı olduğu genel müdürlük Din Öğretimi Genel Müdürlüğüdür. Din Öğretimi Genel Müdürü Prof.Dr. İrfan AYCAN, hukuk müşavirliğine yazıdığı yazıda, karar düzeltme yoluna gidilmesini talep etmiştir.

7- 659 sayılı KHK gereğince hukuk müşavirleri ve avukatlar imza yetkisine haizdir. Bu nedenle, dosyayı takip eden hukuk müşaviri Harun Kaman, Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün talebi doğrultusunda karar düzeltme başvurusunda bulunmuştur. Ancak (4) nolu maddede de belirtmiş olduğumuz üzere, düzeltme başvuru 5 Nisan'da yapılmıştır. Ancak, olayın medyada duyulması üzerine Bakan Avcı olaya el koymuş ve Danıştay'a 19 Temmuz'da yazı yazılarak, karar düzeltme başvurusundan vazgeçildiği belirtilmiştir.

8- Bu olay medyaya yansıyınca bir suçlu bulunması gerekmiş ve "Bakana komplo kurdu, emekliliğini istedi" denilerek, suçlu I. Hukuk Müşaviri Osman Çelik olarak ilan edilmiştir. Oysaki, bu olaydaki en suçsuz kişi Osman Çelik görünmektedir. Zira rutin olarak olarak yürüyen süreçte, olayın önemine rağmen hiç haberdar edilmemiştir. MEB'in hukuk müşavirliği birimi yılda 10 bine yakın dava dosyası takip etmektedir. Bu derece büyük bir birimde, işlerin hızlı bir şekilde yürütülmesi için, görev paylaşımı yapılması ve hukuk müşavirlerinin yetkilendirilmesi en doğru yöntemdir.

Osman Çelik 4 Temmuzda, emeklilik işlemlerini yürütmek amacıyla, vekalet görevinin kaldırılmasını talep etmiştir. Emeklilik ile yaşanan olayın bir ilgisi bulunmamaktadır.

memurlar.net

Kaynak: EgitimNerede.com

Son Dakika Eğitim Milli Eğitim'deki Skandal Giderek Büyüyor! - Son Dakika


Advertisement