Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Muharrem Yılmaz, AB ile olan ilişkilerin yeni bir boyuta taşınmasının zorunluluğuna işaret ederek, "AB üyeliği için bir tarih açıklanmasını, bu tarihe saygınlık ve inandırıcılık kazandırmak için de gerekli değişim, atılım ve düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerek" dedi.
Yılmaz, TÜSİAD'ın girişimiyle Fransa'da kurulan Boğaziçi Enstitüsü'nün (Institut du Bosphore), "Avrupa-Fransa- Türkiye: Tercih Zamanı" ana temasıyla gerçekleştirilen yıllık toplantısında yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin 2008 yılında başlayan ve etkileri henüz ortadan kalkmamış olan küresel iktisadi kriz ile hala mücadele ettiğini söyledi.
Krizin ilk yıllarında gelişmekte olan ülkelerin daralmayı dengeleyici rol oynayacağı beklentilerinin de artık daha zayıf olduğuna, hatta ortada olmadığına işaret eden Yılmaz, şunları anlattı:
"Sanayileşmiş ülke ekonomilerinin bugünlerde toparlandığına yönelik söylem ise dikkatlice incelenmeye muhtaç. Hem küreselleşme sürecinin başarıyla devam etmesi, hem de geçtiğimiz on yılların büyümelerinin elde edilmesi artık pek kolay olmayacak. Küreselleşme sürecini sağlıklı ilerletmek belli bir süre düşük büyümelere razı olmamızı gerektirecek gibi gözüküyor. AB entegrasyon süreci işte bu hassas geçiş döneminde, küreselleşme sürecinin başarıyla devam edebilmesi için kritik bir öneme sahip, çünkü hem demokratik standartlar, hukuk devleti ve insan hakları alanlarının genişlemeye devam etmesi hem de rekabetçi piyasa ekonomisinin refah üretmeyi sürdürmesi ancak AB standartlarının küresel ölçekte içselleştirilmesi ile mümkün olabilecek."
Yılmaz, AB projesinin başarıyla sürdürülmesinin, başta AB kurumları olmak üzere herkese önemli bir sorumluluk yüklediğini dile getirerek, bu sorumluluğun bilincinde olunması gerektiğine işaret etti.
-"AB projesi derinleşmeye ve genişlemeye devam etmeli"-
AB projesinin derinleşmeye ve genişlemeye devam etmesi gerekliliğinin altını çizen Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bir referans olarak çekiciliğini ve dünya dengelerinin tesisindeki 'yumuşak güç' rolünü kaybetmemelidir. AB, bir yandan küresel ekonomik krizin etkilerini çözecek önlemleri alırken, diğer yandan Türkiye'yi de içine alan bir genişleme adımı ile küresel istikrarın sağlanması ve küreselleşme sürecinin devamı bakımından hayati öneme sahiptir. Siyasal çeşitlilik, piyasa ekonomisi ve kültürel hoşgörü, Avrupa'nın müktesebatıdır. Bu özellikleriyle AB'nin, Türkiye'yi içine alarak genişlemeyi başarabilmesi gerekir. 'Kale Avrupası' ve Genişleme-Yorgunluğu fikirlerine, itibar edilmemelidir. Bunlar, çok kültürlülüğün reddi ve Avro Bölgesindeki krizle birlikte, içine kapalı ve başarısız bir Avrupa'dan başka bir anlama gelmez. Böyle bir başarısızlık ihtimalinin dünya düzeni açısından da ürkütücü olduğunu hissediyorum."
Muharrem Yılmaz, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinde özellikle Fransa ile Türkiye arasındaki karşılıklı kültürel ve ekonomik etkileşimi artırmak amacıyla kurulan Institut du Bosphore'un çalışmalarına özel bir önem verdiklerini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:
"Kısa sürede AB sürecinin öncü sivil aktörlerinden biri haline gelen ve yurtdışı iletişim çalışmaları kapsamında, Türk-Fransız ortak girişimiyle kurulan enstitü, Fransa'da Türkiye algısının yönetiminde önemli bir boşluğu doldurmayı başardı. Türkiye-Fransa ve AB bağlantılı konuların her yönüyle ele alındığı, Türkiye'ye yönelik algıların yapıcı bir yaklaşım ile dile getirildiği bir ortam sağladı. Bunun yanısıra Türk-Fransız ilişkilerinin irtifa kaybettiği bir dönemde tarihsel kökleri çok derinlere giden bu ilişkilerin gelişmesini, güçlenmesini sağlayan unsurlardan biri oldu."
Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişen piyasa ekonomilerinin zorlu bir dönemden geçtiğine işaret eden Yılmaz, Türkiye'nin ana ticaret partneri AB'nin de bir ekonomik kriz ve durgunluk içerisinde olduğunu, ABD'de büyümenin beklenenden daha yavaş bir şekilde geliştiğini söyledi.
Yılmaz, bu olumsuzluklar sürerken bile ABD ile AB arasındaki Transatlantik ekonomik ilişkiler ağının, dünya ekonomisinin temel direği olmaya devam ettiğini ifade ederek, "Bu işbirliğinin yeni boyutu olarak ortaya çıkan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTYO) dünya ekonomisinin yeniden büyüme sürecine geçebilmesi için umut olarak gelişiyor. Türkiye'nin de mutlaka dahil olması gereken bu sürecin, yeni küresel kamplar yaratmadan küresel işbirliğini geliştirecek bir rol oynamasını beklemek gerekir. Türkiye'nin de katılımı ile genişleyecek bir AB, artan yumuşak gücü ile küresel işbirliğinin oyun kurucusu olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
-"AB üyeliği için tarih açıklanmalı"-
Yılmaz, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin hem iktisadi kalkınma süreci açısından hem de demokratikleşme süreci açısından önemli bir referans noktası olduğuna dikkati çekerek, "Bugün de, etrafındaki belirsizliklere ve istikrarsızlığa rağmen Türkiye ekonomik büyüme, siyasal istikrar ve demokratikleşme sürecini birlikte yürütmeye çalışıyor. Bu hedef doğrultusunda, nicedir rayından çıkmış AB üyelik sürecini yeniden hedefe yerleştirmemiz gerekir" dedi.
Şirket yönetimi kuralları, ticaret, yatırım, turizm, teknoloji, sosyal programlar, imalat sanayi, hizmet sektörü ve günlük hayat standartları açısından referansın AB olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"Gerek demokratikleşme sürecinin süratle gelişmesi, gerekse bölgesel kalkınmanın başarıyla sürdürülebilmesi açısından, kısa dönemde 22 numaralı fasıl Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu, ve hemen sonrasında 23 numaralı yargı ve temel haklar ve 24 numaralı adalet, özgürlük ve güvenlik konulu fasıllarının müzakereye açılmasını heyecanla ısrarla beklemekteyiz. İlişkilerimizin, artık farklı ve günün gerçeklerine, ayrıca adaylık deneyimimizin bize öğrettiklerine uygun bir şekilde, yeni bir boyuta taşınmasından yanayız.
Bu bağlamda, AB üyeliği için bir tarih açıklanmasını, bu tarihe saygınlık ve inandırıcılık kazandırmak için de gerekli değişim, atılım ve düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz."
Yılmaz, tarihi yakın ilişkilere sahip iki ülke olan Türkiye-Fransa ilişkilerinin çok daha güçlü bir seviyeye gelmesinin yaratacağı olumlu sonuçların yanısıra, bu işbirliğinin Türkiye'nin AB üyelik sürecinde de belirleyici bir rol oynayacağına olan inancını dile getirerek, "Bu çerçevede, Institut du Bosphore'un birbirimizi daha iyi anlamamıza yapabileceği katkıların çok değerli olduğuna inanıyorum" diye konuştu. - İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › Boğaziçi Enstitüsü Yıllık Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.