Ne var ki Avrupa, Asya'yı birden ciddi biçimde keşfetmesini, esas olarak, Trump'ın korumacı politikalarına ve ABD'nin çok taraflı ticaret anlaşmalarını feshetmiş bulunmasına borçludur.
Gerçekten de ABD'nin yeni başkanı, göreve gelir gelmez Trans-Pacific Partnership (TPP) ve Transatlantic Trade and Investment Partnership (TTIP) anlaşmalarını bir kalemde silip atınca, Amerika'nın Avrupalı ve Asyalı partnerlerini birbirlerine doğru yönlendirmiş oldu.
Nitekim Şansölye Merkel'in Trump'ı ziyaretinden önce Çin Başkanı Şi Cinping ile telefonda görüşmesi ve Japonya Başbakanı Shinzo Abe ile karşılaşması rastlantı değildir. Alman bakanlardan Sigmar Gabriel ve Brigitte Zypries'in AB Ticaret Komisyonu nezdinde Asya'ya açılma yönündeki önerileri de bu sürecin bir parçası olarak görülmelidir.
Sonuçta, AB ülkelerinin Asya ülkeleri ile aralarındaki serbest ticaret anlaşmalarına ilişkin müzakereler ve resmi onaylar hız kazanmıştır. Şu anda AB'nin Endonezya, Malezya, Filipinler ve Tayland ile müzakereleri sürmekte; Japonya ile görüşmeler ile aşamalara varmaktadır. Çin ile ilk kez bir "yatırım anlaşması" söz konusu edilmektedir.
Çin Halk Cumhuriyeti, bilindiği üzere, Federal Almanya ile birlikte, dünyanın en yüksek dış ticaret fazlasına sahip iki ülkesinden biridir. Ayrıca Çin, Avrupa ülkelerinin en büyük ticaret partneridir. Şimdi de, serbest ticarete çok açık bir anlayışta olduğu -Şi Cinping'in meşhur Davos konuşmasından- bilinen Çin'in, Avrupa'ya dış ticarette daha da çok kolaylık göstermesi bekleniyor.
Avrupa'nın Çin ile işbirliği hevesi son dönemde çok belirgin. Amerika'nın içe kapanma döneminde bu, hem AB hem de Çin için çok büyük bir şans. Her iki tarafın da böyle tarihsel bir fırsatı kaçırmayacakları kesindir.
Son Dakika › Güncel › Almanya ve Avrupa Gittikçe Daha Çok Çin'e ve Asya'ya Yöneliyor - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.