Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı genelge sonrasında ölüm orucu eylemine ara veren avukat Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Behiç Aşçı, "Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı genelgeyi de çiğneyerek küçük hesaplar içerisine girdiğini" söyledi. Adalet Bakanlığının ölüm orucu eylemlerini sona erdiren genelgesini hayata geçirmesini istedi.
Tutuklu Hükümlü Aileleri Derneği (TAYAD), F Tipi cezaevlerinde "tecrit" uygulamalarının sona erdirilmesi amacıyla başlayan ölüm orucu eylemine, Adalet Bakanlığının hükümlülere "10 saatlik sohbet hakkı" öngören genelgeyi yayınlamasının ardından ara verilmesinin birinci yılında Türk Tabipler Birliği (TTB)İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı düzenledi.
TAYAD üyesi ailelerin katıldığı toplantıda konuşan avukat Behiç Aşçı, ölüm orucuna ara verilen tarih olan 22 Ocak'ı hiç unutmayacakları ve unutturmayacakları bir gün olduğunu söyledi. 19 Aralık hayata dönüş operasyonuyla açılan F Tipi cezaevlerini "tecrit hapishaneleri" olarak nitelendiren Aşçı, "Siyasi iktidar, Avrupa Birliği ve ABD yaşananları anlamadı ve kabul etmedi. F Tipi hapishaneler kanla açıldı ve hep kan döküldü. Tecrit olanca hükmünü sürdürdü. İnsanlar F Tipleri'nde hayatlarını, sağlıklarını kaybetti. Bu öngörülmeyen bir sonuç değildi" dedi. Aşçı, 7 yıldır da açık olan F tiplerinin açılmadan 2 ay önce başlayan ölüm orucu eyleminde 122 insanın yaşamını yitirdiğini ve eylemlere 22 Ocak'ta ara verildiğini kaydetti.
Adalet Bakanlığının yayınladığı genelgeyle birlikte ölüm orucu eylemine ara verildiğini hatırlatan Aşçı, 45/1 sayılı genelgeyle düzenlenen "sohbet hakkı"nın Türkiye'deki 13 F tipinden sadece birinde uygulandığına dikkat çekti. Aşçı, Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı genelgeyi de çiğnediğini savunarak, yayınlanan genelgenin hayata geçirilmesi için artık daha fazla bekleyemeyeceklerini söyledi. Bakanlık yetkililerinin kendilerini rahatça kandıramayacağına ifade eden Aşçı, kazandıkları hakları gasp ettirmeyeceklerini kaydetti.
Ölüm orucu eylemlerinde iki kızını kaybeden Ahmet Kulaksız da, F tiplerinde tecritin kırılmasını sağlayan somut adımların atılmasıyla ölüm orucu eylemine son verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Elde edilen kazanımları da göz önünde bulundurursak geçen süre içerisinde genelgenin hayata geçirilmesi için atılacak adımları bir yıl boyunca bekledik. Ancak gördük ki genelgedeki hükümler hayata geçirilmemiş, kazanılan haklar uygulanmamıştır. Adalet Bakanı'nın 45/1 sayılı genelgenin yayınlanması ile birlikte sözlü taahhüdünde de belirttiği 'Toplu bir araya gelme süresinin 20 saate çıkarılabileceği ve 10 saatle sınırlı sürenin imkanlar çerçevesinde geçici olarak kabul edilmesi gereği' görüşü de yok sayılmıştır. Çeşitli cezaevlerinde; neden göstermeksizin veya fiziksel imkansızlık iddiasıyla sürenin on saatin altında kabul ettirilmeye çalışıldığı gözlenmektedir. On saatin yetersizliği tespiti ve arttırılması taahhüdü karşısında bu gibi uygulamalara kalkışmanın öncelikle genelgeye aykırılık teşkil ettiği ve Adalet Bakanı'nın kamuoyu önünde taahhüt ettiği çerçeveyi yok kabul etmiştir. Bu sonuçtan hiç kuşkusuz Adalet Bakanlığı sorumludur. Altında kendi imzasının bulunduğu genelgeyi uygulatmak Adalet Bakanlığı'nın görevidir."
TAYAD'lı aileler olarak tecrite karşı mücadelelerinin süreceğini belirten Kulaksız, Adalet Bakanlığı'na seslenerek "Hükümlülerin 10 saatlik sohbet hakkı" başta olmak üzere cezaevlerindeki her türlü baskı ve keyfi uygulamaya son verilmesini istedi.
DİSK Genel Balkanı Süleyman Çelebi ise, gelişen süreç ve Adalet Bakanlığı'nın genelgeyi uygulamadaki aksaklıklara değindiği konuşmasında, Behiç Aşçı'nın ölüm orucu eylemlerinden bir simge olarak yaşadığını söyledi. Birçok kişinin bu süreçte yaşamını yitirdiğine belirten Çelebi, o dönem sivil toplum örgütlerinin sürece müdahil olduklarını ve bugün de uygulamaya sokulamayan genelgenin peşini bırakmayacaklarını ifade etti. (ANKA)
(EYL/ZG)
Son Dakika › Güncel › Behiç Aşçı: 'Ölüm Orucunu Sona Erdiren Genelge Uygulanmalı' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.