AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, gündeminde koalisyon olmadığını belirterek, "Benim gündemimde tek başına AK Parti iktidarı var. Koalisyon, 7 Haziran akşamı olan bir realiteydi. 7 Haziran'dan 19 Ekim'e kadar bunun gereğini yapmamış bir parti, şimdi bir şekilde tekrar bu konjonktür doğarsa 'ben varım' diyorsa, 'bir dakika' denir, o konjonktür geçti" dedi.
Davutoğlu, A Haber Kanalı'nda yayımlanan programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin'in bir gazeteye verdiği röportajda, 1999 DSP-MHP-ANAP koalisyonunu örnek göstererek, "Mümkün olduğunca geniş tabanlı bir hükümet olsun. Biz yukarıda el sıkışırsak, millet aşağıda kucaklaşacaktır" açıklamalarını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:
"Keşke bu açıklamaları 7 Haziran akşamı yapsalardı, seçime giderken değil de seçimin neticesinde yapmış olsalardı. O zaman ciddiye alırdık. Tabii bir de Şefkat Çetin'e saygı duyarız da acaba bu Bahçeli'nin görüşü mü ondan emin değiliz. Bahçeli'ye sormuş mu bu açıklamayı yaparken onu bilemiyorum. Çünkü bazen MHP'den gelen sesler ile Sayın Bahçeli'den gelen sesler arasında uyumsuzluk da olabiliyor. Çünkü Bahçeli'den şu ana kadar böyle bir şey ne o görüşmelerde bize dile getirildi ne daha sonra kamuoyunda dile getirildi. Sayın Bahçeli bu anlamda 7 Haziran'dan bugüne kadar kendi içinde istikrarlı bir çizgi sürdürdü ve 'hayır' dedi."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den bunu beklemediğini ifade eden Davutoğlu, "Sayın Kılıçdaroğlu ile o görüşmeler esnasında çok farklı yerlerde durabileceğimizi bekliyordum ama görüşmeler medeni şekilde sürdü. Sayın Kılıçdaroğlu'ndan şu ana kadar gördüğüm yani aramızdaki nezaket ilişkisine sığmayan en önemli davranış, 'Davutoğlu'nu zora sokacak şeyler' diyerek bir müphem perdenin arkasına saklanması" ifadesini kullandı.
Geçmişteki DSP-MHP koalisyon görüşmelerini hatırlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sayın Bülent Ecevit, Allah rahmet eylesin, 'içimize sinmiyor' demişti, DSP içinden de MHP'ye dönük olarak 'katil' de dahil olmak üzere ağır ithamlar gelmişti ama Sayın Bahçeli o zaman koalisyon kurmakta bir beis görmedi. Ama 7 Haziran'da kendisine hiç böyle bir ithamda bulunmamış olan, siyasi rekabetin gerektirdiği bazı söylemler dışında kendisine hiçbir hakarette bulunmamış olan bizleri, en başta da beni her iki görüşmede de açık bir şekilde refüze ederek 'hayır' diyerek, onu da iki kere teyid ettirdim yanındaki arkadaşları nezdinde de yani sorarak; 'Koalisyona, hükümete hayır diyorsunuz değil mi?', 'Seçim hükümetine hayır diyorsunuz?', 'Azınlık hükümetine?' Hepsine 'hayır' dedi. 'Bunları basına söyleyebilir miyim?' dedim, 'söyleyebilirsiniz' dedi. Allah da şahit bu diyaloğa, oradaki arkadaşları da söyledi. Niye bunları söylüyorum? Gizli kalması gereken bir husus değildi. 'Basına söyleyebilirsiniz' dediği için de çıktım basına; 'Sayın Bahçeli böyle dediği için ondan izin alarak söylüyorum. Bunlara hayır dedi'. Sonra kendisi de bunu teyit etti."
Türkiye'de en geniş katılımlı hükümet formülünün, Anayasa'da zaten öngörüldüğünü hatırlatan Davutoğlu, koalisyon kurulamadığı için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini hükümet kurmakla görevlendirdiğini anımsatarak, "Anayasa'nın bana verdiği görev ve yetkiyle MHP'den 3, HDP'den 3, CHP'den 5 saygıdeğer milletvekiline mektuplarla Bakanlar Kurulu'na katılma teklifinde bulundum. Bu isimleri tespit ederken bir gün oturdum, MHP, HDP ve CHP'nin bütün milletvekillerinin özgeçmişlerine baktım. Dışarıdan bakıldığında kimse Davutoğlu kendilerine yakın ya da siyasal gerekçeyle bu partileri zora sokmak için bir isim belirliyor demesinler diye şu kriterleri koydum; geçmişinde devlet tecrübesi var mı, bir bürokratik tecrübe var mı ve hakkında şaibe, tartışma olmuş mu, bir de kullandıkları söylem itibariyle diğer partileri rencide edici sözler söylemiş mi söylememiş mi?"
MHP'den teklif götürdüğü üç milletvekilinin ikisinin 'hayır' dediğini hatırlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"MHP seçmenine sesleniyorum ve Sayın Bahçeli'ye de mesaj olarak iletiyorum. Sayın Şefkat Çetin söylemiş. Bu üç milletvekili partilerinde saygın ve devlet tecrübesi olan isimler. Başka hiçbir kriter koymadık. CHP'de aynı şekilde tespit ettiğim isimlere bakın, çoğunu tanımam, bir iki arkadaş hariç. Ama hiçbir şekilde CHP'yi rahatsız edecek isimler değil. CHP'den dışarı bir olumsuz mesaj vermiş isimler değil. HDP'lilere sürpriz oldu belki. Ama oturdum hepsine baktım. Geçmişte kaymakamlık yapmış veya sivil toplumda öne çıkmış isimleri bulmaya çalıştım. Bunu şunun için söylüyorum, madem bu kadar geniş tabanlı hükümete istekliydiler, niye katılmadılar o hükümete. Hem de o hükümet AK Parti hükümeti değildi. Anayasal bir hükümetti. Anayasal görevini yaparken dahi geniş tabanlı bir hükümete katılmayacaksın, şimdi seçime giderken geniş tabanlı hükümetten bahsedeceksiniz. Çünkü biliyorlar bu tavır MHP'ye daha doğrusu Bahçeli ve şu anki yönetime ciddi bir prestij kaybettirdi."
"Benim gündemimde koalisyon yok"
Gündeme tekrar koalisyonun getirilmeye çalışıldığını ifade eden Davutoğlu, "Ben bunu değerlendirmem. Neden değerlendirmem? Çünkü benim gündemimde koalisyon yok. Benim gündemimde tek başına AK Parti iktidarı var. Koalisyon 7 Haziran akşamı olan bir realiteydi. 7 Haziran'dan 19 Ekim'e kadar bunun gereğini yapmamış bir parti, şimdi bir şekilde tekrar bu konjonktür doğarsa 'ben varım' diyorsa, 'bir dakika' denir, 'o konjonktür geçti.' Benim gündemim o değil. Benim gündemim tek başına AK Parti iktidarını sağlayacak şekilde çalışmak. Dolayısıyla buna cevap vermeyi gerek bile görmüyorum" diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu, "Bakanlık pazarlığı yapıldı mı? Siyah çanta polemiği var" denilmesi üzerine, herhangi bir şekilde ikili görüşmelerin arka planını vermediğini ancak bu görüşmeyi detaya girmeden anlatacağını ifade ederek, şunları aktardı:
"Sayın Bahçeli'nin yanında bir çanta bulunuyordu, benim elimde de bir dosya. 'İsterseniz baş başa görüşelim, isterseniz birer arkadaş şahit olarak kalsınlar' dedik. Görüşmeleri yürüten arkadaşlar da oradaydı. Kalmalarına karar verdik. İyi ki de kalmışlar. Yoksa Allah bilir baş başa görüşsek ne müphem şeyler çıkartılmaya çalışılırdı. O arkadaşlar da şahit oldular. Sayın Bahçeli ile terörle konuştuktan sonra ziyaretimizin sebebini söyledim ve teşekkür ettim. 'Aslında biz önce sizinle görüşmek istemiştik hatırlarsanız, siz CHP ile görüşmemizi telkin ettiniz, görüştükten sonra tekrar görüşelim mi dediğimizde olur demiştiniz. Şimdi bu vesile ile geldim. CHP ile mümkün olmuyor' dedim. 'Hiç yorulmayın Sayın Başbakan' dedi. Bu 4 hususta da olumsuz tavır sergileyeceklerini söyledi. 'Çünkü benim 4 meselede taleplerimizi karşılayacağınızı düşünmüyorum' dedi. Bana 'karşılar mısınız, karşılamaz mısınız' diye sormadı. O anlamda bir müzakere olmadı. Sonra dedi ki, 'Birtakım hazırlıklar yapmıştık' dedi. Bir iki dosya çıkardı, detayını da görmedim. 'Ama bunu konuşmaya bile gerek görmüyorum. Kapatıyorum bu çantayı, gelişmeler sizinle herhangi bir şekilde koalisyonun, hükümetin mümkün olmadığını gösteriyor' dedi ve 4 maddeyi saydı. Ben de o zaman bu şartlar konusunda 'madem bu dosya kapandı' diyerek, değerlendirmelerine tek tek cevap verdim. 'Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanlığı makamı ile ilgili bir konu açmış olsaydınız zaten bu konuşma başlamadan biterdi, bu mesele bizimle sizin aranızda bir mesele, biz hükümet kuracağız, Cumhurbaşkanlığı makamını korumak lazım' dedim ve sonra 4 mesele ile ilgili kanaatlerimi söyledim ve konuşma bitti. Çantanın oradaki tek şeyi, koltuğun hemen yanında durması ve yaklaşık 30 saniye kadar açılıp Sayın Bahçeli'nin 'Biz de bazı hazırlıklar yapmıştık' demesi."
(Son)
Son Dakika › Güncel › Davutoğlu Canlı Yayında - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.