Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'de büyük bir kriz yaşanırken ülke olarak Suriye halkının yanında olan bir anlayış içinde olduklarını belirterek, "Halka yatırım yapan kaybetmez" dedi.
Stratejik Düşünce Enstitüsü tarafından düzenlenen "2012'de Türk Dış Politikası ve Gelecek Ufku" başlıklı konferansa katılan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye'nin Suriye krizine ilişkin politikasını anlattı.
Suriye'de büyük bir dram yaşanırken bazı sıkıntıların da ortaya çıktığını dile getiren Davutoğlu, 2002'de belirledikleri dış politika ilkeleri doğrultusunda Ortadoğu'da güvenli ve özgür bir ortamın sağlanması gerektiği düşüncesinde olduklarını hatırlattı. "Komşularla sıfır sorun politikasını yürüttük ve yürütmeye devam edeceğiz" diyen Davutoğlu, Suriye bağlamı dışına çıkıldığında komşularla ilişkilerin hem ticaret ve ekonomi, hem de siyaset ekseninde en üst düzeyde yürüdüğünün görülebileceğini söyledi.
Suriye'deki krizde halkın yanında yer alan bir politika izlediklerini vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Suriye konusunda, inşallah, halka dayalı bir Suriyeli yönetim oluştuğunda, ilişkilerimizin bırakın sorunsuzluğu başka ne aşamalara geleceğine hepimiz şahit olacağız. Biz yatırımımızı Suriye halkına yaptık. Bu yatırımımız, ne kadar sürerse sürsün, bu çileli geçiş sürecinde, sonunda kazanan bir yatırımdır. Halka yatırım yapan kaybetmez."
Davutoğlu, "Nasıl olur da bu mültecileri kabul edersiniz-" şeklinde muhalefetten gelen soruların kendisini en çok üzen eleştiriler olduğunu dile getirerek, "Türk halkının geleneklerine uygun olarak o insanlara kapıları açtıklarına" değindi. Davutoğlu, şunları kaydetti:
"145 bini aşkın mülteci şu an bu kamplarda. Allah aşkına nasıl bir insan evini bırakıp, terk edip en lüksü olsa bile bir kampa gider- Yani öyle bir hava verdi ki muhalefet ve bazı çevreler, Türkiye hiç ortada kriz yokken kamplara insanları kabul etti, onları orada eğitti ve kriz çıkardı. Elhamdülillah, bu mültecileri ağırlıyor diye Türkiye ekonomisinde bir kriz mi oldu- Şükran hisleri içinde inşallah evlerine göndereceğimiz bir insan topluluğu var. Bu bizim tarihimizin gereğidir, ülke ve milletimizin geleneğidir."
Konuşmasında Türkiye'nin ve dünyanın büyük bir değişimden geçtiğini belirten Davutoğlu, "tarihin şu ana kadar bundan daha hızlı bir değişim süreci kaydetmediğini" söyledi.
-Türkiye-AB ilişkileri-
Avrupa'nın büyük değişim yaşadığına işaret eden Davutoğlu, Türk tarihinin, ekonomisinin ve siyasetinin doğrudan irtibatlı olduğu alanlardan birinin de bu coğrafya olduğunu ifade etti.
"Avrupa tarihi biz olmadan yazılamaz, bizim tarihimiz de Avrupa faktörü olmadan anlaşılamaz" diyen Davutoğlu, "AB'nin geleceğini şekillendiren en önemli sorulardan birinin Türkiye'nin AB'nin dışında mı yoksa içinde mi yer alacağı olduğunu" anlattı. Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu basit soruya verilecek cevap Avrupa Birliği'nin geleceğini şekillendirecektir. Bizden daha çok Avrupa Birliği'ni şekillendirecektir. Birliğin iki gelecek perspektifi var. Birlik, ya dünya ekonomisindeki rekabet gücünü, dünya jeopolitiği içindeki etki gücünü artıracak ve kültürel çoğulculuğu geliştirecektir ya da Birlik, ekonomik rekabet gücünü kaybedecek, jeopolitik etkinliğini kaybedecek ve kültürel çoğulculuğu kaybedip muhafazakarlığa doğru gidecek. Birinci yol, Birliği küresel güç halinde tutmaya devam eder. İkinci yol ise Avrupa'yı kıtasal bir güç, daha sonra da parçalanan bir kıta haline getirir. Türkiye'nin üyeliği bu noktada AB için temel nihai tercih sorunudur. Öyle ya da böyle Türkiye'yi üye yaptıkları zaman birinci alternatif güçlenecek, Türkiye'yi üye dışında tutarlarsa ikinci alternatif güçlenecek."
Almanya ve Fransa'nın Avro Bölgesi'nin bir zorunluluk olduğu üzerinde dururken, Birliğin diğer büyük gücü İngiltere'nin bu oluşumdan çıkıp çıkmamayı tartıştığını anımsatan Davutoğlu, İspanya'da Katalonya bölgesinin ayrılma trendi içinde bulunduğuna dikkati çekti.
Avrupa'da ekonomik ve politik krizin yanında ulus devletlerin egemenliklerinin ne olacağı kriziyle karşı karşı bulunulduğunu ifade eden Davutoğlu, "Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin anlamı 10 yıl öncesinden farklı. Biz her halukarda Avrupa Birliği'nin üyesi olma irademizi sürdürüyoruz. Gireceğimiz Avrupa'nın da nasıl bir Avrupa olduğunu ölçmeye, biçmeye, anlamaya çalışıyoruz" yorumunda bulundu.
"Avrupadaki ırkçı söylemleri yakından takip ediyoruz" diyen Davutoğlu, Almanya'da meydana gelen "dönerci cinayetleri"ni sonrasında güvenlik yetkililerinin olay sonrasında şüpheli olarak en yakın akrabalarına bakmasının, ırkçı bir tehlikeyi ise göz önüne almamasının, alarm verici olduğunu kaydetti.
- Vize muafiyeti-
"Yeniden şekillenen Avrupa"da en etkin rolü oynamaya çalıştıklarına vurgu yapan Davutoğlu, vize muafiyeti konusuna da değindi. Bakan Davutoğlu, "Nasıl Ortadoğu'da ve Orta Asya'da vatandaşlarımıza vize muafiyetinin peşindeysek, Avrupa için de vize muafiyeti peşindeyiz. 3 sene sonra önce resmen talep ettik, bunun takipçisi olacağız. Niçin bunun bu kadar üzerinde duruyoruz- Bizim sömürgecilik geçmişimiz yok. Bizim elimizde ne var- Bizim doğal kaynağımız da her türlü kaynağımız da insan kaynağımız. İnsanımız ne kadar hareket ederse o kadar değer üretir. Afrika'da, Latin Amerika'da, Avrupa'da her yerde Türk görmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.
-Uluslararası organizasyonlara katılım-
Davutoğlu, Türkiye olarak tüm uluslararası organizasyonlarda aktif olmak istediklerinden bahsetti. Geçtiğimiz yıllarda Birleşmiş Milletler (BM) Medeniyetler İttifakı'yla, bu yıl içinde de Finlandiya'yla birlikte BM Arabuluculuk İnisiyatifi'ni geliştirdiklerini hatırlatan Davutoğlu, "Bir arabuluculuk merkezini de İstanbul'da kuracağız. Bir BM bölgesel merkezi İstanbul'da oluşturulacak. İstanbul'u küresel barış merkezi haline getireceğiz. Bütün çevre uluslararası örgütlere Türkiye doğrudan üyedir; ya stratejik ortağıdır ya da gözlemcidir. Dünyanın neresinde bir yaprak kıpırdarsa ondan haberimiz olacak şekilde uluslararası örgütlere üye olacağız" açıklamasında bulundu.
-Tutuklu gazetecilerin durumu-
Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Davutoğlu, "cezaevlerindeki tutuklu gazeteciler konusunun kendini uluslararası platformlarda zor durumda bırakıp bırakmadığı" şeklinde bir soru yöneltilmesi üzerine şunları kaydetti:
"Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı son 3 ay içinde çalışmalar yaptı, bunlar bir kitapçık halinde tüm dış temsilciliklere dağıtıldı. Gazetecilik kimliği taşıyan ama suçun kimliği gazetecilik olmayan, yani birinin gazeteci olmasıyla işlenen suçun gazetecilikle ilgili olması arasında fark var. Akademik hayatta birisi bir şekilde suça karışmışsa profesörleri mi tutaklamış oluyoruz - O suçun mahiyeti önemli."
(Bitti)
Muhabir: Erkan Avcı
Yayıncı: Ogün Duru - ANKARA
Son Dakika › Güncel › Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.