"Herşeyin Hesabını Vermem Demokrasinin Özüdür "

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Bir Haftadır Türkiye'nin Yüksek Askeri Şura (yaş) Kararlarıyla Yatıp Kalktığını Belirterek, "eğer Her Şeyin Hesabını Ben Veriyorsam Son Sözü de Benim Söylemem Demokrasinin Özünde Vardır. Her Şeyin Hesabını Sen Ver, Ama Her Şeyin Kararını Sen Verme. Hatta, Bizim Yetki Alanımız İçerisinde Olmayan İşlerin Hesabı da Bizden Sorulur" Dedi.
DEVLET Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, bir haftadır Türkiye'nin Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla yatıp kalktığını belirterek, "Eğer her şeyin hesabını ben veriyorsam son sözü de benim söylemem demokrasinin özünde vardır. Her şeyin hesabını sen ver, ama her şeyin kararını sen verme. Hatta, bizim yetki alanımız içerisinde olmayan işlerin hesabı da bizden sorulur" dedi.
AK Parti Gölbaşı İlçe Teşkilatı iştişare toplantısına katılan Çiçek, 75'nci Yıl Ögretmenevi'nde, partililerine hitap etti. Çiçek, Türkiye'nin son bir tercih yaparak cumhuriyeti ve demokrasiyi tercih ettiğini belirterek, "Günümüz dünyasında her ülkenin hedefi demokrasiyi tercih etmek, geliştirmek ve kurumsallaştırmaktır. Demokrasi dediğimiz şey sadece sandıktan ibaret değildir. Eğer böyle olursa dünya da demokratik olmayan hiçbir ülke yok. Yani demokrasi eşittir belli aralıklarla sandığa gitmekse, sandığa gitmeyen hiçbir ülke yok. Hatta, diktatörlüklerle idare edilen ülkelerde bile halk beni seçti demek için sandık konulur. Bu demokrasi değildir" diye konuştu.
Demokrasinin önemli göstergelerinden birisinin vatandaşın iradesini sandığa yansıtmak olduğunu vurgulayan Cemil Çiçek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gelişmiş ülkelerde sıkça başvurulan konu halk oylaması yani referandumdur. Hatta bazı ülkelerde, Katma Değer Vergisi konusunu, maaşlara zam yapılsın mı, yapılmasın mı, bunu halk oylamasına götürürler. Önemli konuları halk oylamasına götürürler. Çünkü yüzde 1 alan partide diyor ki 'halk böyle istiyor', yüzde 10 alan partide 'halk böyle istiyor', yüzde 40 alanda 'böyle istiyor' diyor.
Gelişmiş demokrasilerde bir konu tartışılacaksa kendi aralarında mutabakat olmuyorsa onu vatandaşa götürüyorlar. Adına iş yaptığımız vatandaşa en önemli konularda fikrini sormak gibi bir geleneği Türkiye' ye yerleştiğimiz taktirde inanıyorum ki tartıştığımız birçok konu gündemden çıkacaktır."
BİR HAFTADIR YAŞ'LA YATTIK, KALKTIK
Türkiye'de tartışalan bazı konuların demokrasisi gelişmiş ülkelerde kimsenin haberinin dahi olmadan kendiliğinden olup bittiğini belirten Çiçek Türkiye'nin bir haftadır YAŞ'la yatıp YAŞ'la kalktığını anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü:
VATANDAŞIN SEÇTİĞİ YETKİLİDİR
"Her ülkenin bir ordasu var. Ama siz İngiltere'de , Fransa'da, Almanya'da böylesine günlerce süren bir tartışmaya şahit olmazsınız çünkü iş kendi rayında devam eder gider. Neden, çünkü orada demokrasi kökleşmiştir. Orada esas olan vatandaşın seçtiğinin öne çıkmasıdır, vatandaşın seçtiğinin en yetkili olmasıdır.
HESAP VEREN YETKİLİDİR
Bizden başka size gelip hesap veren kimse yoktur. Siyasetçiden başka ne tapu müdürü gelir hesap verir, ne karakol amiri gelir hesap verir. Nede bir başkası verir. Eğer her şeyin hesabını ben veriyorsam son sözüde benim söylemem demokrasinin özünde vardır. Her şeyin hesabını sen ver, ama her şeyin kararını sen verme. Hatta, bizim yetki alanımız içerisinde olmayan işlerin hesabı da bizden sorulur"
TÜRKİYE DE BİR DEMOKRASİ AÇIĞI VAR
Gelişmiş bir demokrasiyi hedefliyorsak. Kim sorumlu tutuluyorsa, son sözü onun söylemesi lazım. Çağdaş demokrasi dediğimiz ülkelerde olanda budur. Kimin yakasına yapışılıyorsa vatandaş ondan hesap sorar, vatandaşta ona yetkiyi veriyor.
Türkiye de bir demokrasi problemi var. Türkiye'nin çok ciddi demokrasi açıkları var. Yeri geliyor bir genel müdürdeki yetki seçtiğiniz insanda yok. Bir kaymakamdaki yetki seçtiğiniz insanda yok. Niye Türkiye'de demokrasi açlığı var?
60 YILDIR DARBELERİN ÖZÜNDE VATANDAŞIN SEÇTİĞİNE GÜVENSİZLİK YATAR
Şu an Türkiye'de 60 yıldır yapılan, bilinen bilinmeyen darbelerin, askeri müdahalelerin zaman zaman demokrasiyi askıya almalarının özünde yatan iş vatandaşın seçtiklerine güvensizlik yatar. Şimdi Türkiye'de 2007'de bir kriz yaşadık. 27 nisan krizi, nedir o, Cumhurbaşkanı seçilecek. Nasıl seçileceği Anayasa'da bellidir. Milletvekilliği aday olmak istiyorsa müracatı yeter. Dışarıdan ise 110 imza olacak. Bu kadar basit. Hiç zor, karışık bir yanı var mı? Peki, biz niye 16 Nisan'da Cumhurbaşkanını seçemedik. Peki ne oldu. Anayasaya aykırılık yok. Bütünşartları taşıyor, 'siz olamazsınız.' Niye olamaz? Olamazı Anayasaya koyun o zaman. Bütün mesele şudur, 'bu işleri biz belirleriz, siz belirleyemezsiniz'. Siz yol yapın, baraj yapın, köprü yapın ama buraya katılamazsınız, burada faaliyet gösteremezsiniz. Peki orası kimin orası da milletin, oturduğumuz koltukta milletin. Madem ki her şey milletin, niye millet kendi cumhurbaşkanını seçemez. Kıyamet koptu. Anayasa mahkemesine götürdüler."
BU ANAYASAYLA BİRÇOK HİZMETLERİ YAPAMAZ DURAMA GELDİK
Türkiye'nin Anayasa ile birçok hizmetleri yapamaz duruma geldiğini öne süren Cemil Çiçek, "Adım atıyorsunuz ya Danıştay kararı, ya Anayasa Mahkemesi kararı. O zaman ben nasıl iş yapacağım. Yargı konusunun netleşmesi gerekiyor. Netleşecek husus ta şudur. Bir ülkede 3 tane de güç var. Yasama, Yürütme ve Yargı. Ben yargının işine karışmayacağım, yargıda benim işime karışmayacak. Karar vermesin, demiyoruz. O zaman itilafaları kim çözecek. Yargı, hukuki karar vereceğine siyasi karar verirse bu ülke yönetilemez" şeklinde konuştu.
Çiçek, Anayasa'nın demokratik siyasi rejimin oksijeni olduğunu, az oksijenle sağlıklı bir hayatı sürdürmenin mümkün olmadığını belirterek, "Onun için önünüze önemli bir değişiklik geliyor. Bu AK Parti'nin meselesi değil. Çünkü, AK Parti bugün iktidar. Bu Anayasa değişikliği onlar içinde lazım" dedi.