Irak-ABD İlişkilerinde Yeni Dönem - Son Dakika
Son Dakika Logo

Irak-ABD İlişkilerinde Yeni Dönem

21.07.2026 11:58

Irak Başbakanı Zeydi'nin Washington ziyareti, ekonomik ortaklıkları ön plana çıkaran yeni bir dönemi işaret ediyor.

Anadolu Ajansı Akademi Müdür Yardımcısı Mehmet Alaca, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin Washington ziyareti ekseninde Irak-ABD ilişkilerindeki yeni dönemi ve bunun bölgesel jeopolitik yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Irak'ın yeni Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin ilk yurt dışı ziyaretini Washington'a yapması, Bağdat'ın önündeki yeni dönemin yönünü göstermesi bakımından başlı başına bir mesaj oldu. Üstelik ziyaret için 14 Temmuz'un, yani Irak'ın krallıktan cumhuriyete geçtiği günün yıl dönümünün seçilmesi de tesadüf değildi. Zeydi, hem içeride yeni bir sayfa açtığını hem de bu sayfanın ABD ile kurulacak yeni ilişki üzerinden şekilleneceğini göstermeye çalıştı. Ziyaretin ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını yeniden başlattığı bir döneme denk gelmesi de Bağdat'ın Tahran'dan bağımsız hareket etme iradesini sergilemesi açısından dikkat çekiciydi.

Washington ziyareti yeni dönemin işareti mi?

Bu ziyaret, klasik bir ikili temasın ötesinde Irak'ın bölgesel konumuna ilişkin bir tercihe işaret ediyor. Washington açısından mesele artık yalnızca Irak'taki Amerikan askeri varlığı ya da DEAŞ'la mücadele değil. Trump yönetimi, askeri angajmandan ekonomik nüfuza, güvenlik merkezli politikadan enerji, yatırım ve ulaştırma hatları üzerinden kurulan daha geniş bir bölgesel stratejiye geçiyor. Zeydi'nin "ABD-Irak ilişkileri askeri boyuttan ekonomik ortaklığa evriliyor." sözü de bu dönüşümü özetliyor.

Zeydi'nin Washington'da gördüğü yakın ilgi de bu tercihin kişisel ve siyasi boyutunu ortaya koydu. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni başbakanı "Irak'ın ötesinde, Orta Doğu'da büyük bir lider." olarak tanımlaması, heyeti resmi program dışında öğle yemeğine davet etmesi ve iki lider arasındaki samimi görüntüler, ABD'nin yeni Irak yönetimine verdiği desteğin göstergeleriydi. İş dünyasından gelen, daha önce siyasi görev üstlenmemiş Zeydi, bürokrasiyi azaltmayı, yatırım çekmeyi ve ekonomik kalkınmayı önceleyen pragmatik bir profil çiziyor. Bu yönüyle anlaşma yapmayı ve dış politikayı ekonomik çıkarlar üzerinden yürütmeyi seven Trump yönetimiyle ortak bir zeminde buluşuyor.

Trump'ın 2003 işgalini eleştirmesi ve "Yanlış ülkeye saldırdılar." demesini sadece geçmişe dönük bir hesaplaşma olarak okumak eksik kalır. Bu durum, ABD'nin Irak'ta bundan sonra farklı araçlarla da var olmak istediğinin işareti. Bu yeni yaklaşımda asker sayısından çok Amerikan şirketlerinin imzalayacağı anlaşmalar önem taşıyor. Nitekim ziyaret sırasında petrol, enerji, teknoloji, finans, tarım, eğitim ve ilaç dahil çeşitli alanlarda 48 anlaşma, mutabakat ve ortaklık deklarasyonunun imzalanması, ilişkinin yeni omurgasının ekonomi olacağını gösteriyor. Irak'taki ABD askerlerinin 30 Eylül 2026 itibarıyla tamamen çekileceğinin açıklanması da askeri dönemin kapatılarak ekonomik ortaklığın öne çıkarılması bakımından kritik.

Bağdat'ın önündeki zorlu sınamalar

Ancak Washington'ın beklentileri ticaret anlaşmalarıyla sınırlı değil. ABD, Irak'ta İran'ın etki alanını daraltmaya çalışıyor. Nitekim Zeydi'nin ziyaret öncesinde devlet dışındaki silahlı yapıların silah bırakmasına yönelik süreç başlatması ve geniş çaplı bir yolsuzluk operasyonuna girişmesi, bu beklentilere verilmiş açık bir cevap niteliğindeydi. Seraya es-Selam'ın silahlarını devlete teslim edeceğini açıklaması, ardından Asaib Ehlil Hak ve Kataib İmam Ali'nin benzer yönde mesajlar vermesi, Zeydi'nin ilk somut kazanımları arasında sayılabilir. Hükümetin silahların teslimi için 30 Eylül'ü hedeflemesi ve bu tarihin uluslararası koalisyonun görev süresinin sona ermesiyle örtüşmesi de Bağdat'ın güvenlik boşluğu oluşmayacağı mesajını güçlendiriyor.

Yine de bu sürecin kolay ilerlemesi beklenmemeli. Kataib Hizbullah ve Hareket en-Nuceba gibi daha ideolojik ve İran'a yakın yapılar silah bırakmaya sıcak bakmıyor. Üstelik İran'ın Irak'taki etkisi yalnızca milisler üzerinden yürüttüğü siyasetle sınırlı değil. Siyasi partilerden bürokrasiye, kamu ihalelerinden bankacılığa, sınır ticaretinden enerji ilişkilerine kadar uzanan derin bir ağ söz konusu. Dolayısıyla silahların toplanması önemli olsa da tek başına yeterli olmayacak. Irak devletinin karar alma kapasitesinin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün geliştirilmesi, finans sisteminin uluslararası standartlara yaklaştırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi de aynı ölçüde belirleyici olacak.

Türkiye sürecin neresinde?

ABD'nin Irak'a çizdiği yol, ülkeyi yalnızca İran nüfuzunun sınırlandırılmasının ötesinde bir mesafe. ABD, Irak'ı Körfez, Türkiye, Suriye, Karadeniz ve Akdeniz arasında kurulacak enerji ve ticaret hatlarının merkezi olarak konumlandırıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki kilitlenme, Irak petrolü için kuzey ve batı yönünde yeni çıkışların önemini artırdı. Türkiye hattının kapasitesinin yükseltilmesi, Suriye üzerinden Banyas ve Tartus limanlarına uzanacak güzergahlar ve Amerikan enerji şirketlerinin Irak'taki yeni projeleri, "Dört Deniz Girişimi" etrafında şekillenen bölgesel mimarinin parçaları. Zeydi'nin Teksas'a gitmesi, Chevron ve diğer şirketlerle yürütülen temaslar, Irak'ın enerji politikasını Amerikan yatırımları ve çoklu ihracat rotalarıyla yeniden kurma arayışını gösteriyor. Ziyaretin ardından Zeydi'nin 28 Temmuz'da Türkiye'ye gideceğinin açıklanması da Ankara'nın bu yeni mimarideki yerini açık biçimde ortaya koyuyor.

Bu noktada "Terörsüz Türkiye" süreci de Washington-Bağdat hattındaki yeni denklemin önemli bir parçasına dönüşüyor. Ankara'nın Bağdat ve Erbil'den beklentisi, PKK'nın çekildiği alanlarda yeni güvenlik boşluklarının oluşmaması, federal güçlerle Peşmerge arasında daha güçlü koordinasyon kurulması ve örgütün farklı isimler altında yeniden alan kazanmasının engellenmesi... Bu, Irak-Suriye arasındaki geçişkenliğin artması açısından da önemli olacak.

Önümüzdeki dönemde belirleyici soru, Zeydi'nin Washington'da verdiği mesajları Bağdat'ta ne ölçüde uygulayabileceği olacak. ABD'nin desteği ekonomik fırsatlar yaratabilir ancak milislerin tasfiyesi, yolsuzlukla mücadele ve kurumsal reformlar, Zeydi'yi iktidara taşıyan koalisyonun çıkarlarıyla çatışabilir. Irak'ın başarısı, Washington ile Tahran arasında yeni bir denge kurmasından çok devlet otoritesini güçlendirirken, ülkeyi yeni bir vekalet rekabetine sürüklememesine bağlı. Bağdat, Erbil, Ankara ve Washington arasındaki mevcut uyum kalıcı bir işbirliğine dönüşürse Irak, uzun yıllar sonra ilk kez yalnızca rekabetin sahası değil, yeni bölgesel düzenin yönünü belirleyen aktörlerden biri olabilir.

[Mehmet Alaca, Anadolu Ajansı Akademi Müdür Yardımcısıdır.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement