İsrail'in, uluslararası sularda hukuka aykırı şekilde saldırdığı Küresel Sumud Filosu'nda yer alan aktivistleri, "yakın mesafeden ateşlenen plastik mermiler, şok tabancaları, zorla başörtüsü çıkarma, aşağılayıcı çıplak aramalar, şiddet ve cinsel saldırıya" maruz bıraktığı belirtildi.
Küresel Sumud Filosu'ndan yapılan yazılı açıklamada, İstanbul'a getirilen Küresel Sumud Filosu katılımcılarının, İsrail yönetiminin yaygın istismar, saldırı ve işkenceleri hakkında tüyler ürpertici ifadeler vermeye başladığı vurgulandı.
Açıklamada, bu ifadeler arasında "yakın mesafeden ateşlenen plastik mermi atılması, yüze ve vücudun üst kısmına uygulanan şok tabancaları, gruplarının arasına atılan ses bombaları, sürekli parlak ışık altında saatlerce tutulan stres pozisyonları, zorla çıkarılan başörtüleri ve aşağılayıcı çıplak aramalar, cinsel alay, cinsel organların ellenmesi ve çekilmesi ve çok sayıda tecavüz vakası dahil olmak üzere çeşitli cinsel şiddet" yöntemlerinin yer aldığı aktarıldı.
En korkunç anlatımlardan bazılarının, katılımcıların "işkence gemisi" olarak adlandırdıkları tek bir gemi üzerinde yoğunlaştığına dikkati çekilen açıklamada, "Dikenli tel ve metal nakliye konteynerlerinden inşa edilmiş derme çatma bir hapishaneye sahip olan bu özel İsrail deniz aracı, müdahalenin ardından yoğun şiddetin birincil alanı haline geldi." denildi.
Açıklamada, bunun, İsrail tarafından on yıllardır Filistin halkına yönelik uygulanan "sistemik şiddet ve cinsel istismar kalıplarının küçük bir bölümünü yansıttığı" belirtilerek, "ABD yapımı ve finansmanlı INS Nahshon olduğuna inanılan gemide, tutuklular tek tek 'işleme' tabi tutuldu ve komandoların, onları tek tek acımasızca darbettiği karanlık konteynerlere götürüldü." ifadeleri kullanıldı.
"İnsanlar (kırık kaburgalar nedeniyle) nefes alamıyordu"
Açıklamada görüşlerine yer verilen aktivist Yassine Benjelloun, yaşadıklarına ilişkin "Beni karanlık bir konteynerin içine atıyorlar ve birdenbire 'İsrail'e hoş geldin' sözünü duyuyorum ve darbe almaya başlıyorum. İlk darbe kafama, ikinci darbe kaburgalarıma sonra düşüyorum, sonra beni tekmeliyorlar. İnsanların çığlıklarını duyuyorum ve aniden insanların çığlıkları kesiliyor ve hiçbir şey görmüyorum ve ne olacağını bilmiyorum." ifadelerini kullandı.
Açıklamada, aktivistlerden Veronica Otero'nun da 3 gün boyunca yaklaşık 180 kişinin neredeyse tamamının bahsi geçen eylemlere maruz kalmasına tanık olduğu aktarılarak, aktivistin şu sözlerine yer verildi:
"Hepsinin birçok yönden istismara uğradığını söyleyebilirim. Hiçbir şeyi olmadan yürüyen tek bir kişi bile yoktu. Aralarında 36 kırık, birçok kırık kaburga, gövde, omuz ve sırt vardı. İnsanlar can çekişiyordu, insanlar (kırık kaburgalar nedeniyle) nefes alamıyordu."
Açıklamada, "Sadece bu gemide anal tecavüz ve tabancayla zorla nüfuz etme dahil olmak üzere en az 12 cinsel saldırı belgelenmiştir. Askerler, gönüllüleri yüzlerinden, boyunlarından ve vücutlarından şokladılar, getirilen her yeni grupla birlikte darbeler çoğaldı. Birden fazla gönüllü, çıplak arama sırasında fotoğraflarının çekildiğini ve gardiyanların bu sırada güldüğünü bildirdi." ifadeleri kullanıldı.
Şiddetin Aşdod Limanı'nda da devam ettiğine işaret edilen açıklamada, "Dayak, kırık kaburgalar, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in yayınladığı ve küresel, diplomatik öfkeye yol açan videoları çok aşan bir ciddiyetle cinsel aşağılama. Katılımcılar işkenceye, aşırı stres pozisyonlarına ve uzun süreli sorgulamalara maruz kaldılar." denildi.
Son Dakika › Güncel › İsrail'in Aktivistlere Uyguladığı Şiddet ve İşkence - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?