"(İstanbul sözleşmesi) Üçüncü bir cinsi oluşturmanın ilk adımlarına öncülük eden proje bir... - Son Dakika
Son Dakika Logo

"(İstanbul sözleşmesi) Üçüncü bir cinsi oluşturmanın ilk adımlarına öncülük eden proje bir...

07.08.2020 16:54  Güncelleme: 18:41

İstanbul Sözleşmesi Çalışma Platformu Sözcüsü Figen Şaştım, "Türkiye'nin sözleşmeden (İstanbul Sözleşmesi) çekilmesini ve sözleşmenin feshini, kadına yönelik şiddet başta olmak üzere tüm canlılara yönelik şiddeti önleme ve ortadan kaldırmayı hedef alan yerli ve milli bir yasal düzenleme...

İstanbul Sözleşmesi Çalışma Platformu Sözcüsü Figen Şaştım, " Türkiye'nin sözleşmeden (İstanbul Sözleşmesi) çekilmesini ve sözleşmenin feshini, kadına yönelik şiddet başta olmak üzere tüm canlılara yönelik şiddeti önleme ve ortadan kaldırmayı hedef alan yerli ve milli bir yasal düzenleme yapılmasını başta hükümetimiz olmak üzere tüm yetkililere teklif ediyoruz." dedi.

İstanbul Sözleşmesi Çalışma Platformu'nun hazırladığı İstanbul Sözleşmesi'nin hukuki, sosyolojik ve psikolojik açıdan değerlendirildiği rapor, bir otelde düzenlenen toplantıyla açıklandı.

Platform adına hazırlanan ortak metni okuyan Platform Sözcüsü ve Hukukçu Kadınlar Derneği Başkanı Şaştım, kamuoyuna mal olmuş konularda bugüne kadar muhtelif çalışmalar yapmış, toplumsal duyarlılığa sahip bir kısım sivil toplum kuruluşu temsilcisi ile hukukçu, sosyolog ve psikologlardan oluşan kişilerin bir araya gelerek İstanbul Sözleşmesiyle ilgili toplumun doğru bilgilendirilmesi ve doğru çözümler üretilmesi amacıyla "İstanbul Sözleşmesi Çalışma Platformu"nu oluşturduklarını söyledi.

Platform olarak yaklaşık 7 aylık bir çalışmanın sonucunda, 12 kişilik bir ekiple "İstanbul Sözleşmesi Raporu"nu hazırladıklarını anlatan Şaştım, sözleşmenin hukuki statüsü, sözleşme maddelerinin değerlendirilmesi, toplumsal hayata psikolojik ve sosyolojik yansımaları, devletlerin sözleşmeyle ilgili yükümlülükleri, sözleşmenin GREVIO tarafından izlenmesi, Türkiye'nin milli ve manevi değerleriyle bağdaşmayan yönleri ile sonuç kısmında da platformun bu sözleşmeyle alakalı tekliflerini içerdiğini belirtti.

Dünyada ve Türkiye'de ulusal ve uluslararası her türlü yasal düzenlemeye ve imza altına alınmış birçok sözleşmeye rağmen kadına yönelik şiddetin her geçen gün artarak devam ettiğini belirten Şaştım, 2014 yılında Türkiye'de yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi doğrultusunda mevzuatta düzenlemeler yapılarak, 6284 sayılı yasanın hayata geçirildiğini anımsattı.

"Şiddetin önlenmesi noktasında çözüm üretememiştir"

Kamu görevlilerinden öğrencilere kadar eğitimler verildiğini, sözleşmenin uygulanmasının da savcı, polis, kamu görevlisi dahil tüm muhataplar açısından teminat altına alındığını anlatan Şaştım, "Tüm bunlara rağmen sözleşmenin uygulanması, şiddetin önlenmesi ve ortadan kaldırılması noktasında çözüm üretememiştir." dedi.

Sözleşmenin temel iddiasının, "şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığı" yönünde olduğunu savunan Şaştım, şöyle konuştu:

"Oysa Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre şiddeti ortaya çıkaran risk faktörleri çok çeşitli olup, toplumsal cinsiyet eşitsizliği bu faktörlerden yalnızca birisidir. Bireylere şiddet uygulamasının temelinde onlarca etken söz konusu iken şiddetin sadece cinsiyete dayalı sebeplerle uygulandığı iddiasına dayalı bir yaklaşım sözleşmenin fikri alt yapısını indirgemeci ve manipülatif hale getirmektedir."

Şiddetin gerçek sebeplerine inilemediği için sözleşmenin çözüm sunmakta başarısız kaldığını öne süren Şaştım, "Bilakis sözleşme, toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsel yönelim, gelenek, din ve benzeri referansların kökünün kazınması gibi kavram ve düzenlemelere yer vermek ve bunların uygulanmasını dayatmak suretiyle toplumda ayrışmaya, kadın-erkek ilişkilerinde çatışmaya, ailede erozyona, toplumun milli manevi değerlerinde yozlaşmaya sebep olmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Şaştım, şunları kaydetti:

"İstanbul Sözleşmesi, Türkiye toplumunun temel dinamiklerine aykırı olan, kullanılan kavramlar ve hegemonik dille kadın erkek cinsi arasında dayanışma ve iletişim dilini ortadan kaldıran, dünya milletlerini cinsiyetsizleştirme ve üçüncü bir cinsi oluşturmanın ilk adımlarına öncülük eden proje bir sözleşmedir.

Raporumuzda da beyan ettiğimiz üzere sözleşmenin 80. maddesinde düzenlenen usül gereğince Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesini ve sözleşmenin feshini, kadına yönelik şiddet başta olmak üzere tüm canlılara yönelik şiddeti önleme ve ortadan kaldırmayı hedef alan yerli ve milli bir yasal düzenleme yapılmasını başta hükümetimiz olmak üzere tüm yetkililere teklif ediyoruz."

"Kadın ve erkek olarak iki ayrı cinsin varlığını inkar edemeyiz"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Şaştım, raporun detaylı ve çok boyutlu olarak hazırlandığını belirterek, bir taraf olma gayreti veya hissiyatı içerisinde olmadıklarını söyledi.

Başta kadına yönelik olmak üzere, şiddeti onaylamalarının söz konusu olmadığını vurgulayan Şaştım, "Türkiye'nin kendi mevzuatı bağlamında Anayasa başta olmak üzere, Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve ilgili tüm kanunlarda zaten şiddetin önlenmesi ve şiddetin ortadan kaldırılmasına yönelik 6384 Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi hakkındaki kanun dahil yasal düzenlemelerimiz mevcut." diye konuştu.

İstanbul Sözleşmesi'ne bir kutsiyet atfedilmesini doğru bulmadıklarını belirten Şaştım, "İstanbul Sözleşmesi, Türkiye'de kadına yönelik şiddetin önlenmesi ya da ortadan kaldırılmasında bir supap ya da teminat değildir. Maalesef kamuoyunda böyle bir yaklaşım ve anlayış var. Sanki İstanbul Sözleşmesi 2011 yılında imza altına alınıp, 2014'te yürürlüğe girene kadar kadına yönelik şiddeti önlemeye dair Türkiye'de hiçbir mevzuat yok gibi bir propaganda dili kullanıyor. Böyle değil." dedi.

Şaştım, İstanbul Sözleşmesi'ni imzalayanların yola çıkarkenki niyetinin "Böyle bir yasal düzenleme yok, bir boşluk var" gibi bir endişe ile değil, sembolik olarak uluslararası düzeyde "Kadına yönelik şiddeti önleme ve ortadan kaldırmada bizler de sizler gibi düşünüyoruz" mesajını vermek amacıyla taraf olunduğunu düşündüğünü dile getirdi.

İstanbul Sözleşmesi'ndeki birtakım kavramların ve birtakım Türkiye'ye ve Türkiye toplumuna dayatmacı dilin doğru olmadığını düşündüklerini belirten Şaştım, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu kavramlar ve dil noktasında da kadın ve erkeğin tamamen yaradılıştan kaynaklanan rollerini yok sayan, kadın ve erkek olarak iki cinsin varlığını reddeden ve toplumsal cinsiyet eşitliği kavramına saklanarak, elbette ki kadın ve erkek insan olma bağlamında eşitiz ama toplumsal eşitliği kavramının arkasına sığınarak, 'kadın' ve 'erkek' olarak iki ayrı cinsin varlığını da inkar edemeyiz. Sözleşmeyi hazırlayanlar böyle bir iddia ya da böyle bir niyetle yola çıktığı için bizim sözleşmenin feshini tavsiye etmemizdeki niyet bu."

Şaştım, herhangi bir grubu ve bir cinsel tercihi hedef almadıklarını ifade ederek, İstanbul Sözleşmesi'nin hedeflerinden birinin eşcinsel tercihlerde bulunma noktasında toplumu yönlendirdiğini, cesaretlendirdiğini ve yüreklendirdiğini düşündüklerini dile getirdi. Şaştım, "Ama şu da sakın anlaşılmasın, cinsel tercihi eşcinsellik de olsa o kişilerin şiddete uğramasını ya da kötü muameleye maruz kalmasını da onaylıyoruz gibi bir anlayışa da sahip değiliz." dedi.

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel '(İstanbul sözleşmesi) Üçüncü bir cinsi oluşturmanın ilk adımlarına öncülük eden proje bir... - Son Dakika


Advertisement