İzmir - İngilizlerin Nuh Tufanı Heyecanı

Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Yaşar, Birlikte Çalıştıkları İngiliz Bilimadamlarının İstanbul Boğazı'nın Altında Su Altı Nehiri Aktığı ve 'nuh Tufanı'nın Sırrını Çözdükleri Yolundaki Açıklamaların Yeni Bir 'keşif' Olmadığını Bildirdi. Yaşar, 'yeni Bulunan Bir Şey Yok. Biz Bunu 1999'da Tespit Edip Açıklamıştık. Açıklamayı Yapan İngiliz Bilmadamı Genç Bir Arkadaş, Herhalde Tespitlerden Heyecanlanıp Açıklama Yaptı' Dedi.
DOKUZ Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Yaşar, birlikte çalıştıkları İngiliz bilimadamlarının İstanbul Boğazı'nın altında su altı nehiri aktığı ve ''Nuh tufanı'nın sırrını çözdükleri yolundaki açıklamaların yeni bir ''keşif' olmadığını bildirdi. Yaşar, ''Yeni bulunan bir şey yok. Biz bunu 1999'da tespit edip açıklamıştık. Açıklamayı yapan ingiliz bilmadamı genç bir arkadaş, herhalde tespitlerden heyecanlanıp açıklama yaptı' dedi.
Geçtiğimiz günlerde İngiliz bilimadamlarının İstanbul Boğazı'nın altında Karadeniz'e doğru akan ve yer yer 800 metreye ulaşan, şelaleleri bile bulunan sualtı nehri keşfettigi haberi büyük tartışmalara neden oldu. İngiliz Leeds Üniversitesi uzmanlarından Dr. Dan Parsons'un, Sunday Telegraph'a yaptığı açıklama dünyanın dört bir tarafındaki basın organlarında yeraldı. Nuh Tufanı'nın Karadeniz'de yaşandığı ve bunun izlerinin du bulunduğu yolundaki haberlere önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ardından da Çevre Bakanlığı tepki gösterdi, sözkonusu akıntının 18. yüzyıldan beri bilindiğini, yeni bir keşif olmadığını vurguladı. İngiliz bilimadamlarıyla bu araştırmaya katılan Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Yaşar da yanlış anlamaları düzeltecek bir açıklama yaptı.
Prof. Dr. Yaşar, Nuh Tufanı'nın ''küresel ısınmasının şiddetlenmesi nedeniyle buzulların çok hızlı erimesi ve deniz seviyelerinin çok hızlı yükselmesi' olduğunu söyledi. Yaşar, ''Nuh Tufanı'nın temelinde bu vardır. Nuh'un Gemisi, bağlantılı ama biraz daha farklı bir olay. Dünyanın her yerinde, 600 yerde mitolojik olarak Nuh Tufanı hikayesi vardır ama en ciddileri Karadeniz'dir. Nuh Tufanı hikayesinin dünyanın her yerinde olması, bütün dünyada aynı anda olan bir şey anlamına gelir. Biz bununla ilgili çalışmalara 1995'de başlamıştık' diyerek, gelinen süreci şöyle anlattı:
''Enstitü olarak Kanada Memorial Üniversitesi ile, 1995 yılında geçmişteki iklimsel değişimlerin Marmara Denizinde oluşturduğu değişimlerini de saptayabilmek amacı ile 'Marmara Sea Gateway' ismi verilen ve Kanada NSERC tarafından desteklenen bir proje başlattık. Kanada Memorial Üniversitesinden Prof. Dr. Ali Aksu ile başlattığımız proje çalışmaları kapsamında elde edilen veriler yorumlandı, çeşitli bilimsel dergilerde yayınlandı. Bunlardan GSA Today dergisinde yayınlanan 'Persistent Holocene Outflow from the Black Sea to the Eastern Mediterranean Contradicts Noah's Flood Hypothesis' isimli yayında ise, bugüne kadar bilinenlerin aksine ve Nuh Tufanı olarak da bilinen doğa olayı hakkında önemli bazı bilgilere yer verildi. Daha önceki çalışmalarda, Akdeniz'de yükselen suların bir anda, 200 Niyagara Şelalesi eşdeğerinde bir büyüklüğünde bir debi ile Karadeniz'e akması sonucu, mitolojide Nuh Tufanı olarak bilinen doğa olayının oluştuğunu belirtmişti. Ancak, 'Marmara Sea Gateway' projesi kapsamında alınan dataların yorumlanması sonucu, Karadeniz su seviyesinin, Akdeniz'den daha hızlı bir şekilde yükseldiği ve boğazları geçerek Marmara'ya aktığı belirlendi.'
Bu çalışmaların devamı olarak Enstitüye bağlı R/V K. Piri Reis araştırma gemisi ile 14-26 Mayıs 2010 tarihleri arasında, Dokuz Eylül Üniversitesi, Kanada Memorial Üniversitesi, İngiltere Leeds Üniversitesi ve İngiltere Ulusal Oşinografi Merkezi'nin ortaklaşa bir çalışma içine girdiklerini belirten Prof. Dr. Yaşar, şunları söyledi:
''İngilizler, insansız bir su altı robotu ile bu çalışmaya katılmak istediler. Biz de daha detaylı bilgiler elde etmek için kabul ettik, birlikte çalıştık. 'Marmara Sea Gateway' projesinin devamı niteliğinde olan 'İstanbul Boğaz Çıkışındaki Denizaltı Kanyonundaki Akış Dinamikleri ve Sedimantolojisi' isimli projenin deniz çalışmaları gerçekleştirildi. Söz konusu çalışmada, deniz tabanındaki hareketleri izleyebilmek için uzaktan kumandalı Autosub (geliştirilmiş ROV sistemi), akıntı ölçümleri, fiziksel oşinografi ile sediman örneklemeleri yapıldı. Söz konusu bu çalışmalarda da Autosub cihazından alınan veriler ışığında, daha önceki bazı araştırıcılar tarafından da saptanan Akdeniz'in yoğun yoğunlukça fazla olan suyun, İstanbul Boğazı'nın derinliklerinden Karadeniz'e aktığı belirlenmiştir. Ancak bu çalışma sonucunda elde edilen veriler bu akışın, tıpkı karadaki güçlü debisi olan nehirlerin oluşturduğu deltalar, şelaleler vs. gibi oluşukları oluşturduğudur. Ancak tüm bunlar ön bilgi olarak değerlendirilmelidir. Çalışma alanından alınan diğer dataların analiz işlemleri devam etmektedir. Bu analizlerin bitiminden sonra bu konuda daha net bilgilere ulaşılacaktır. Aslında şu anda yapılan yeni bir şey değil. Biraz daha detaylandırıyoruz. Bu akıntının gücü nedir, onların benzetmesine göre bir nehir, sonuçta bir akıntıdır. Yeni bulunan bir şey yok. Biraz daha detaylı bilgi var, elimizde şu anda. Bu bilgi genel anlamda herhangi bir yepyeni bir şey yok. Bu açıklamayı yapan arkadaş, genç bir bilim adamı. Her halde heyecanlanarak bu açıklamayı yaptı.'