"Mısır Raporu" Açıklandı - Son Dakika
Son Dakika Logo

"Mısır Raporu" Açıklandı

"Mısır Raporu" Açıklandı
26.07.2013 13:47  Güncelleme: 14:19

Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Avukat Ceylan, "Mısır halkının meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi derhal serbest bırakılmalı ve görevine başlatılmalıdır'' dedi.

Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreteri avukat Necati Ceylan, halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanının hapsedilmesinin ve hiç kimseye yerinin bildirilmemesinin, darbeye karşı çıkanların sindirilmesinin, delilsiz, ispatsız binlerce insanın tutuklanmasının ve hukuka aykırı gözaltıların uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini belirterek, "Mısır halkının meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi derhal serbest bırakılmalı ve görevine başlatılmalıdır. Darbe sonrası tutuklananlar serbest bırakılmalıdır" dedi.

Ceylan, "Mısır Raporu" ana başlığı altında Feshane Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında, 13 kişilik heyetle Mısır'daki olayları yakından takip etmek, hak ihlallerini tespit edip raporlandırmak amacıyla Mısır'a gittiklerini söyledi.

Mısır tarihinde ilk denilebilecek bir kazanım ile "Arap Baharı" ile demokratikleşme sürecinin başladığını ve bu sürecin bir darbe ile sonlandırıldığını ifade eden Ceylan, "Uluslararası hukuk, meşruiyet ve insan hakları açısından bu durumu kabul etmek mümkün değildir. Şekli ve amacı ne olursa olsun seçilmiş bir cumhurbaşkanının düşürülmesi, parlamentonun feshi ve hükümet kabinesinin genelkurmay başkanı tarafından belirlenmesi askeri darbenin ürünüdür. Bu, Mısır halkının iradesine aykırıdır ve meşru değildir" diye konuştu.

Ceylan, Mısır'daki isyan hareketini düzenleyenlerin bir çoğunun sivil itaatsizlik yoluyla cumhurbaşkanını halk oylamasına zorlamaya çalışılırken, askeri bir darbeyle karşılaştıklarını vurguladı. Ceylan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Akabinde darbeler yaygın hak ihlallerini beraberinde getirmiştir. İnsanoğlunun en temel hakkı; hayat hakkıdır. Darbeciler Mısır halkının hayat haklarına bir son veren, bunları ihlal eden bir ortam oluşturmuşlardır. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı askerleri, sabah namazı kılan göstericileri hedef gözeterek, kasten ateş açılmıştır. 100'den fazla kişi katledilmiş ve binden fazla kişi yaralanmış ve çok sayıda kadın saldırıya uğramıştır. Bu devlet terörü ve katliamdır. Üstelik değişik kentlerde yapılan gösterilerde saldırılar devam etmektedir. Örneğin Mansuar'da kadınlara yönelik katliam, hükümetin derin kanadı olan 'baltacı organizasyonu' tarafından yapılmıştır. Bu açık bir devlet terörü olup, her gün artan ölüm ve yaralanmaların sorumlusu, darbeciler ve atadıkları yöneticilerdir."

"Yaşanan darbe hiç bir hukuk sisteminde kabul edilemez"

Necati Ceylan, Mısır'da seçilmişlere yönelik tutuklamaların devam ettiğini, idari kararlarla çok sayıda insanın hürriyetlerinin kısıtlandığını, en temel hukuk kurallarının hiçe sayıldığını ifade etti.

Mısır'da yaşanan darbenin hiç bir hukuk sisteminde kabul edilemez olduğunu vurgulayan Ceylan, şöyle devam etti:

"Mısır halkı tarafından yüzde 64 oranında kabul edilmiş Anayasa'nın tek bir generalin kararı ile askıya alınıp, yerine 33 maddelik geçici bir kararname konulması, evrensel hukuk standartlarına aykırıdır. Halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanının hapsedilmesi ve hiç kimseye yerinin bildirilmemesi, darbeye karşı çıkanların sindirilmesi, delilsiz, ispatsız binlerce insanın tutuklanması ve hukuka aykırı gözaltılar uluslararası sözleşmeleri ihlal etmektedir. Mısır halkının meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi derhal serbest bırakılmalı ve görevine başlatılmalıdır. Darbe sonrası tutuklananlar serbest bırakılmalıdır. Mısır halkının üzerine ateş açanlar, yüzlerce kişiyi öldürenler hakkında gerekli tahkikat yapılmalıdır. Herhangi bir gerekçe ile darbeleri yok saymak, meşru göstermek darbe ile gelen hukuksuzluk ve hak ihlallerine ortak olmak demektir. Bu konuda uluslararası camianın sorumluluğu büyüktür. İnsan hakları ülkelere farklı yorumlanmaz. Mısır'da gerçekleşen askeri darbeye destek veren veya zımnen onaylayan, bütün ülke ve kuruluşlar hak anlayışlarını tekrar gözden geçirmeli ve tutarlı davranmak zorunda olduklarını unutmamalıdır."

Ceylan, uluslararası hukukun genel ilkeleri kapsamında, işkence ve diğer insanlık dışı, küçültücü muamelelerine engellenmesi için yapılan gerekli başvuruların ilgili uluslararası kurumlarca titizlikle araştırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

"Erkeğe de tecavüz etmişler"

Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Refik Korkusuz da raporu iki taraflı hazırladıklarını, ilk ziyaret ettikleri yerin de Tahrir Meydanı olduğunu belirterek, "Tahrir Meydanı'nda kadınlara yönelik çok tecavüz var. Sahipsiz gördükleri kadınları alıp tecavüz ediyorlar. Garip bir şey, biz sadece kadınlara tecavüz edildi diye düşünürken, bir baktık ki orada birçok erkeğe de tecavüz etmişler. Çünkü bir araya gelmeleri mümkün olmayan gruplar bir araya gelmiş" ifadelerini kullandı.

Korkusuz, Mursi'nin siyasi muhaliflerinin bile darbeyi istemediklerini dile getirdiklerini vurgulayarak, şunları söyledi:

"30 Haziran'da yapılan Mısır tarihinin en büyük iktidar karşıtı gösterisini organize eden iki avukatla görüştük, onlar yine sözlerinin arkasında. 'Biz doğru yaptık' diyorlar. Bu film Türkiye'de de oynandı. 'Bugüne kadar askeri ihtilalle hiç bir ülkenin ayağa kalkmadığını, tam aksine askeri ihtilalin uzun vadede demokrasi karşıtlığının dışında birçok insanı mağdur yaptığını ve o insanların daha sonra ihtilale geldiğini, Türkiye'de eğer bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar şansı düşmüşse 60 ihtilaline verdiği destekten kaynaklanıyor' diye ciddi bir iddia var. İhtilallere kim destek verirse kısa vadede belki kazanır ama uzun vadede aleyhine olur. Burada bize göre kazanan iki taraf var. Birincisi Mursi kazandı, ikincisi Müslüman Kardeşler kazandı. Belki de bir sene daha iktidar sürseydi, Mursi sandıkta kaybedebilirdi. Çok güçlü bir muhalefet var. Muhalefetin sesi çok ciddi şekilde çıkıyor ve önemli bir kısmının beklentilerinin Mursi ve yönetimi tarafından karşılanmadığı yönünde görüşler var. Buna sandıkta karar verilir, bizim değerlendirme şansımız yok. Ancak kaybetme ihtimali büyüktü. Fakat şimdi bu haliyle sandığa gerek kalmaksızın kazanmış oldular. İktidardan hukuksuz bir şekilde indirildiler.

Tarihinde ilk defa demokrasi ile tanışmış ve demokrasinin güzelliğini tatmış insanlar, demokratik hak ve taleplerinden vazgeçmeyeceğe benziyor. Bunlar aleyhine, insanlık aleyhine olağanüstü bir suç işlenmediği müddetçe... Kendilerinin söylediği 'Biz en az 1 sene meydanlarda kalacağız' şeklindeydi. Bunun en çıkar yolu bir an önce iki tarafın uzlaşarak ve bütün tutuklular serbest bırakılmak kaydıyla seçime gidilerek, halk iradesine saygı gösterme noktasında baştan beyanda bulunarak sorunun çözüleceğini düşünüyorum. Belki de bu noktada Türkiye'ye de önemli görevler düşer diye düşünüyoruz." - İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel 'Mısır Raporu' Açıklandı - Son Dakika


Advertisement