Suriye'deki İslami çizgideki muhaliflerin krizin çözümü konusunda yapılacak müzakerelerde etkin olmaması için Rusya'nın siyasi baskı yaptığı savunuluyor.
AA'ya değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, Moskova'nın Suriye'de yönetime gelmesinden endişe ettiği İslami çizgideki grupları müzakere masasında saf dışı bırakmak istediğini ileri sürüyor.
Suriye Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Ömer Şahrur, "Bütün Müslümanlar, Suriye'nin gelecekte katı dini bir anlayışla, teröristler ya da radikaller tarafından yönetilmemesi konusunda hemfikir. Silahlı gruplar, siyasete yönelecektir. Devrim sırasında büyük kayıplar veren bu gruplar, halkın takdirini toplayacaktır" dedi.
Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'nun (SMDK) muhalifleri temsil edecek aktif güçleri belirleme konusunda saf dışı bırakılmasının olumsuz bir durum olduğunu vurgulayan Şahrur, bu gibi kararların alınmasında Suriyelilerin dışarıda tutulmasının menfi sonuçlar doğuracağını kaydetti.
"Rusya, İslami çizgideki grupların yönetime gelmesinden korkuyor"
"Rusya, İslamcıların yönetime gelmesinden ve savaşın topraklarına taşınmasından korktuğu için siyasi çözümde rol oynamamaları konusunda ısrarcı davranıyor" diyen Şahrur, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yönetimini de "Müslümanlara karşı askeri despot bir yönetim" olarak nitelendirerek, "Söz konusu yönetim, Müslümanlara karşı yüzyıllardır süren zulüm ve baskının uzantısıdır" diye konuştu.
Şahrur, "SMDK ile diğer muhalif grupların yaptığı açıklamalar, Rusya'nın Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve temsilcileriyle temas kurduğu yönündeki iddiaları da çürütüyor" dedi.
" Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan, İslamcıların saf dışı edilmesini engellemek için aktif rol almalı"
"Türkiye ile Suudi Arabistan'ın, tüm askeri ve siyasi güçler tarafından kabul edilecek siyasi çözüm önerisine sıcak baktığını" belirten Şahrur, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan'a, Rusya'nın İslami eğilimli güçleri saf dışı etmesini engellemek için büyük ve etkin güçler karşısında aktif bir rol oynaması çağrısında bulunarak, "Bu tip bir dışlamanın, devrim güçleri safında bir iç çatışmaya dönüşmesinden endişeliyim" ifadesini kullandı.
Suriyeli akademisyen Prof. Dr. Visameddin el-Akle de "Esed'in gitmesi için kabul edilebilir, net bir takvim belirlenmediği durumda her türlü siyasi çözüm başarısızlıkla sonuçlanır" dedi.
Daha önce yapılan toplantılarda "Muhalif güçleri temsil eden isimlerin belirlenmesi ve terör örgütlerinin sınıflandırılması" konusunda bir uzlaşıya varılmadığına dikkati çeken Akle, bunun uluslararası güçler arasındaki karşıt görüşler dolayısıyla en zor meselelerden biri olduğunu söyledi.
Rusya'nın, ÖSO ile arasında görüşmelerin olduğu yönündeki iddiasını yalanlayan Akle, "Moskova, Suriye halkı ile ÖSO'nun eğilimlerinden uzakta özel ajanda için çalışan rejime yakın bazı silahlı Kürtçü gruplarla görüşmeler yaptı" diye konuştu.
Rusya ve İran'ın terör örgütleri listesine dahil etmek istediği Fetih Ordusu gibi bazı grupların tasnifinde tüm tarafların görüş birliğine varmasının uzak bir ihtimal olduğunu belirten Akle, "Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye'nin ise bu İslami grupları, Hedef alınması gereken terör örgütleri listesine eklememe konusunda ısrarcı olacağını" ifade etti.
Rusya'nın geçiş süreci başlamadan önce devletin şeklinin belirlenmesi konusunda ısrarcı olmasının Suriye krizinin siyasi çözümü için yapılacak müzakere sürecine olumsuz yansımaları olacağı değerlendirmesinde bulunan Akle, ihtilaflı meselelerin geçiş sürecinden sonraya bırakılması, devletinin şekli ve kimliğini Suriye halkının belirlemesi gerektiğine vurgu yaptı.
Suriye Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi görevlilerinden Amr es-Serrac, "Özellikle Suriye'ye müdahalesinden sonra Rusya'nın, muhaliflerden herhangi bir grubu saf dışı bırakamayacağını Suriye tabanının geniş bir kesiminin desteğini alan İslami güçlerin dışarıda bırakıldığı siyasi bir çözümün başarısız olacağını" vurguladı.
Beşşar Esed rejimine karşı bir alternatifin bulunmaması karşısında Rusya'nın rejimin olduğu gibi kalması taraftarı olacağını belirten Serrac, "Moskova'nın çıkarlarını temin edecek Esedsiz alternatifi bulana veya mevcut rejimi başta Suriyelilere olmak üzere uluslararası güçlere dayatana kadar zaman kazanma peşinde olduğunu" ifade etti.
Suriye dostu ülkeleri arasında "İslami grupları" "ortak" veya "güvenilir müttefiki" olarak görmeyenler olduğunu dile getiren Karkut, söz konusu durumun uluslararası toplumunun Suriye krizini çözme konusunda ciddi olmadığına işaret ettiğini" söyledi.
Muhalif Şam Bildirisi oluşumun üyesi Hafız Karkut, "Bütün İslami kesimi "aşırı" olarak nitelemenin, söz konusu kişilerin vatandaşlık haklarını ellerinden alarak, başkalarına karşı her türlü ayrımcılığı yaptığı halde laiklik kisvesine bürünen kişilere verme çabasından başka bir şeyin olmadığına" dikkat çekti.
"İslami grupların" hepsinin Rusya'nın isteklerine boyun eğmeyeceğine değinen Karkut, söz konusu grupların, herkesin haklarını temin ve halkın kabul edecek devletin teşkil edilmesini engellemeyeceklerini inandığını vurguladı.
"Rusya'nın İslami grupları dışlamasının Suriye krizine siyasi çözüm arayışı yolunda uygun bir başlangıç olmadığını" belirten Karkut, "Kendilerine ait olmayan topraklarda etnik ve dini katliamlar yapan Hizbullah ile Ebu'l Fadli'l Abbas gibi milisler görmezlikten gelinirken, kendilerini savunmak amacıyla çatışan bazı Suriyeli muhalif grupların "terörist" muamelesi görmesini anlayamadığını" ifade etti.
Viyana'daki Suriye görüşmelerinde, Suriyelilerin önderliğinde 6 ay içinde geçiş süreci, taraflar arasında müzakerelerin başlaması ve ateşkes sağlanması, yeni bir anayasa, 18 ay içinde adil bir seçim yapılması ve Birleşmiş Milletler denetiminde "kimin terörist, kimin muhalif" olduğunun belirlenmesi konularında anlaşmaya varılmıştı.
Son Dakika › Güncel › Suriye'deki İç Savaş - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.