Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu'nun İptal İstemine Ret - Son Dakika
Son Dakika Logo

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu'nun İptal İstemine Ret

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu\'nun İptal İstemine Ret
10.12.2013 13:28

Anayasa Mahkemesinin, Kanun'un, yabancı devlet hükümeti tarafından kişi, kuruluş ve organizasyonun malvarlığının dondurulmasına ilişkin talebin Bakanlar Kurulunca karara bağlanmasına ilişkin hükm...

Anayasa Mahkemesinin, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un, yabancı devlet hükümeti tarafından kişi, kuruluş ve organizasyonun mal varlığının dondurulmasına ilişkin talebin Bakanlar Kurulunca karara bağlanmasına ilişkin hükmünün iptal isteminin reddine ilişkin kararının gerekçesi Resmi Gazetede yayımlandı.

CHP, Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki, "...Bakanlar Kurulu tarafından karara bağlanır" ibaresinin iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açmıştı.

Davayı esastan görüşen Yüksek Mahkeme, "yabancı devlet hükümeti tarafından bir kişi, kuruluş veya organizasyonun tasarrufunda bulunan mal varlığının dondurulmasına ilişkin olarak Türkiye'den talepte bulunulması halinde, Değerlendirme Komisyonunca değerlendirilen talebin Bakanlar Kurulu tarafından karara bağlanacağını" öngören hükmün iptal istemini reddetmişti.

Yüksek Mahkemenin gerekçesinde, terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda ayrıntılı düzenlemeler içeren ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 9 Aralık 1999 tarihinde kabul edilen Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme'nin, Türkiye tarafından 2002'de uygun bulunarak Resmi Gazete'de yayımlandığı ve iç hukukun parçası haline geldiği belirtildi. Terör ve terörizmin finansmanıyla etkin mücadele edilmesi kapsamında, söz konusu Kanun'un da 2013'te yürürlüğe girdiği anımsatıldı.

Gerekçede, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı devlet olduğu vurgulandı.

Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesinin hukuk devleti olmanın gereği olduğuna işaret edilen gerekçede, bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiği belirtildi.

-Akıllı yaptırımlar kapsamındaki tedbir kararları

Gerekçede, mal varlığının ortadan kaldırılmasının, tüketilmesinin, dönüştürülmesinin, transferinin, devir ve temlik edilmesinin ve sair tasarrufi işlemlerin önlenmesi amacıyla, mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılması veya kısıtlanması şeklinde verilen mal varlığının dondurulmasına ilişkin kararların, uluslararası terörizmle mücadele çalışmaları sonunda uygulamaya konulmuş "akıllı yaptırımlar" (smart sanctions) kapsamında alınan geçici nitelikli tedbir kararları olduğu ifade edildi.

Ma dondurulması kararının, Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren bir yıl içinde, talep eden devlet tarafından soruşturma başlatılmadığı takdirde kaldırılabildiği de vurgulanan gerekçede, şöyle denildi:

"Uluslararası mevzuat ve diğer ülke uygulamalarında yargı organları yanında 'yetkili diğer organlar' tarafından verilebilen bu kararların, uluslararası yükümlülükler de dikkate alınmak suretiyle Bakanlar Kurulu tarafından gecikmeksizin alınmasını öngören dava konusu kural, söz konusu kararın alınma sürecini hızlandıran idari bir mekanizmadır ve Anayasa'nın 125. maddesi gereğince idari yargı denetimine tabidir."

-"Kamu yararı varsa mülkiyet hakkı sınırlanabilir"

Gerekçede, Yüksek Mahkemenin, dava konusu kuralı, mülkiyet hakkı ve temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin Anayasa maddeleri yönünden de incelediği belirtildi.

Mülkiyet hakkının Anayasa'nın 35. maddesinde temel hak olarak güvence altına alındığı hatırlatılan gerekçede, bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla sınırlama getirilebileceğinin belirtildiği kaydedildi.

Anayasa'nın 13. maddesine göre temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların da demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamayacağı vurgulanan gerekçede, şu tespitler yapıldı:

"Buna göre, idare tarafından kamu yararı bulunduğu durumlarda mülkiyet hakkına kanunla yapılan sınırlamalar meşru görülmektedir. Uluslararası terörizmle mücadele çalışmaları kapsamında terörizmin finansmanının önlenmesinde kamu yararı olduğu açıktır. Terörü finanse eden fon veya diğer mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin kamu yararı amacıyla Bakanlar Kuruluna karar alma yetkisinin verilmesinin ölçülü olmadığı söylenemeyeceği gibi, idari nitelikli söz konusu tedbir kararının mutlaka yargı organları tarafından verilmesi gerektiğine yönelik herhangi bir anayasal zorunluluk da bulunmamaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan, geçici nitelikli bir tedbir kararı olan ve uluslararası mevzuat ve diğer ülke uygulamalarına göre yargı organları yanında yetkili diğer organlar tarafından verilebilen mal varlığının dondurulması kararlarının Bakanlar Kurulu tarafından karşılıklılık ilkesine bağlı olarak karara bağlanacağını düzenleyen dava konusu kuralda Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır." - Ankara

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu'nun İptal İstemine Ret - Son Dakika


Advertisement