AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, Türkiye ekonomisinin birçok gelişmiş ülke ekonomisinden daha iyi durumda olduğunu belirterek, "Karamsarlığa gerek yok, Türkiye'de siyasi istikrar var. Türkiye'de ekonomi, dünyadaki ekonomik gelişmelerle birlikte dalgalanmalara elbette tabiidir. Bu serbest piyasa ekonomisi uygulamamızın ve dünyaya açık bir ekonomik model tercih etmemizin sonucudur, bu normaldir" dedi.
Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı'nın ardından yaptığı basın toplatısında gündeme ilişkin değerlendirmelede bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bazı çevrelerin "ekonomi büyüdü, bütçe büyüdü, Türkiye'nin borcu milli gelire oranı düştü diyorsunuz, ama bu vatandaşa, kamu çalışanına yansıdı mı" sorularına muhattap kaldıkların ifade eden Çelik, kamu çalışanlarıyla imzalanan son toplu sözleşmeyi anımsatarak, Türkiye'ye ve AK Parti hükümetine yakışan bir toplu sözleşme imzalandığını söyledi.
Toplu sözleşme çalışmalarını yürüten ve sonuçlandıran Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile yetkili sendikalara teşekkür eden Çelik, şöyle devam etti:
"Herhangi bir sıkıntı olmadan, kamu çalışanlarımızı üzmeden, onların bizi üzmeyeceği şekilde bir çalışma yapıldı, sonuca varıldı, imzalar atıldı, yüzler güldü. AK Parti, 2002'de iktidara geldiği zaman en düşük devlet memurunun aldığı ücret, aile yardımı da dahil 392 TL'ydi. 2013'te nasıl? Son artışlarla birlikte bin 877 lira olmuştur. Ortalama devlet memurunun aldığı ücret, 578 lira iken bu son artışlarla beraber 2 bin 190 Türk Lirası olmuştur. 2002 ile 2013 arasına kümülatif enflasyon nedir? Yüzde 152'dir toplamda, enflasyon payını çıkardığınız zaman iyileştirme payı, refah payı olarak, refah artışı olarak en küçük devlet memurundaki artış yüzde 91'dir. Ortalama devlet memurundaki artış 50.4'tür.
Toplu iş sözleşmesinde taban aylığında, 4,5 milyon kamu çalışanını ve emekliyi ilgilendiren, 175 liralık bir artış sağlanmıştır. 4,5 milyon insan bundan olumlu yönde etkilenecektir. Ayrıca 666. sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eşit işe eşit ücret mantığıyla yapılan düzenlemeyle adaletsizlikler giderilmiştir. Mesela Başbakanlıkta çalışan bir daire başkanı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında çalışan bir daire başkanından neredeyse bin 500 liraya yakın fazla para alıyordu, bunlar eşitlenmiştir, burada da ciddi artışlar meydana gelmiştir. Son toplu sözleşmeyle birlikte 4C'li kamu çalışanları için de yüzde 40'a yakın iyileştirme yapılmıştır."
-"Türkiye zenginleştikce halkımız zenginleşiyor"-
Hüseyin Çelik, Türkiye'nin borcun milli gelire ve finans sektörü açısından birçok gelişmiş ülkeden daha iyi durumda olduğunu vurgulayarak, "Türkiye zenginleştikce halkımız zenginleşiyor, Türkiye iyileştikçe halkımızın sosyal durumu, refah durumu iyileşiyor" diye konuştu.
Basel-2 kriterlerine göre 2017'de Avrupa Birliği ülkelerindeki bankaların sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 8,5 olması gerektiğini, Türkiye'de bu durumun şimdiden yüzde 17 olduğunu anlatan Çelik, "Karamsarlığa gerek yok, Türkiye'de siyasi istikrar var. Türkiye'de ekonomi, dünyadaki ekonomik gelişmelerle birlikte dalgalanmalara elbette tabiidir. Bu serbest piyasa ekonomisi uygulamamızın ve dünyaya açık bir ekonomik model tercih etmemizin sonucudur, bu normaldir" değerlendirmesini yaptı.
Türkiye'de turizm sektörünün de tüm olumsuzluklara rağmen ciddi gelişmeler gösterdiğini, turizm gelirlerinin arttığını ifade eden Çelik, "Ancak enflasyon, döviz oranları, cari açık, faiz oranların yükselmesi, borsalardaki hareketlilikler dünyadaki gelişmelerle paralellik arz etmektedir ama bizim durumumuz, etrafımızdan değil, dünyanın gelişmiş ülkelerinden de daha iyi durumdadır. Nazar değmesin diyoruz" ifadesini kullandı.
-Sorular-
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik, bir gazetecinin " Suriye'de daha önce de kimyasal silah kullanılmıştı, o dönemde bazı yaralılar Türkiye'ye getirilmişti. Bu sefer de somut olarak kimyasal silah kullanıldığını kanıtlamak için Türkiye'nin oynayacağı herhangi bir rol olabilir mi" sorusuna şöyle yanıt verdi:
"Suriye bizim komşumuz, bizim Suriye halkıyla ciddi bir dayanışmamız var. Suriye'de sağlar da Suriye'de yaralılar da ne zaman kapımızı çalsa biz onlara kapımızı da gönlümüzü de açtık. Bu bundan sonra da böyle olacak. Biz ekmeğimizi tuzumuzu onlarla paylaştığımız gibi hastanemizi de tüm imkanlarımızı onlarla paylaştık. Bu insan olmamızın gereğidir, komşu olmamızın gereğidir. Olması gereken budur, birileri bize 'aferin' desin diye bunu yapmıyoruz. Bundan sonra da bu böyle olacaktır. Gelirlerse ki büyük ihtimalle gelebilir. Malum Şam biraz daha ötede, bu sınıra yakın bölgelerde olsa çok daha fazla insanın tedavi için gelmesi söz konusu olabilirdi, birlikte izleyelim."
- Ankara
Son Dakika › Politika › AK Parti Mkyk Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.