Öztrak: Neden ABD'de Kader Olmuyor da Bizim Ülkemizde Kader Oluyor? - Son Dakika
Son Dakika Logo

Öztrak: Neden ABD'de Kader Olmuyor da Bizim Ülkemizde Kader Oluyor?

Öztrak: Neden ABD\'de Kader Olmuyor da Bizim Ülkemizde Kader Oluyor?
15.01.2013 16:42  Güncelleme: 17:36

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Zonguldak'ta art arda yaşanan maden kazalarına isyan etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Zonguldak'ın son yıllarda arka arkaya yaşanan iş facialarıyla beraber anılmaya başlandığını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na göre son üç yılda 51 maden işçisinin yaşanan kazalarda yaşamını yitirdiğini, 11 bin 889 işçinin ise yaralandığını belirtti. Son ölümlerle bu sayının 60'a çıktığını belirten Öztrak, "2008 yılında her bir milyon ton taş kömürü üretiminde yaşanan ölüm sayısı ABD'de hemen hemen sıfırdır (0,02), Çin'de 1,27 kişi, Türkiye'de ise 7,22 kişidir. Biliyorsunuz Başbakan, Kozlu'da yaşanan son facianın bir benzeri bundan birkaç yıl önce de yaşandığında 'bu işe giriyorsak kaderi budur' demişti. Şimdi soruyorum bu neden ABD'de kader olmuyor da bizim ülkemizde kader oluyor Sayın Başbakan?" dedi.

Türkiye'nin işçi kazalarında yaşanan ölümler konusunda Avrupa'da birinci, dünyada ise üçüncü ülke olduğunu hatırlatan Öztrak, "Bu, mevcut hükümetin emeğe saygısızlığının bir ifadesidir. İş güvenliği ve denetim konusunda devlet olmanın gereği yerine getirilse, bu tür facialar önlenebilir ya da oluşma riski en az seviyeye indirilebilir. Bu son olayda, bir de yasal olmayan taşeronlaştırma ve işlerin ehliyetsiz ellere teslimiyle faciaya davetiye çıkarılması var" şeklinde konuştu.

"5 TEMEL EKSİK TESPİT EDİP PARA CEZASI KESMİŞ"

Türkiye Taşkömürü Kurumu, (TTK)'nın asıl işinin ayrılmaz bir parçası olan, galeri açma işini taşeron bir firmaya ihale ettiğini, işverenin kendi işçileri ve yönetim organizasyonu ile üretim yapması esas olduğunu belirten Öztrak sözlerine şöyle devam etti:

"Hukuki düzenlemeler bunu söylemektedir. Diğer taraftan kurumun 2011 yılı faaliyetleriyle ilgili Sayıştay tarafından düzenlenen raporda, özellikle bu sahada taşeron firma tarafından yapılan ve bu faciaya yol açan işe dikkat çekilerek 'vahim bir olayla karşılaşılmaması tamamen tesadüftür' denilmektedir. Dolayısıyla taşeron firmanın bu iş için ne kadar yeterli olduğunun da yapılan soruşturma neticesinde ortaya çıkacağını umut ediyoruz. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'da, Kozlu Müessese Müdürlüğü'ne 12 Ekim 2012'de yaptığı denetimde, 5 temel eksik tespit edip para cezası kesmiş, ancak hayati tehlike yaratan bu eksiklikler tamamlanana kadar işi durdurmamıştır! TTK' da bu denetim sonuçlarını dikkate almamıştır. 'Maliyetleri kısmak' adı altında, devlet tarafından uygulanan taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma yani işçiyi haksızlık karşısında boyun eğmeğe zorlayan yöntemler kömür madenlerini işçiler için mezarlığa çevirmiştir. Arkadaşlar işçilerimizin yaşamını yitirdiği facianın adını doğru koymalıyız. Bunun adı cinayettir. Kurbanları da işçilerimiz ve onların aileleridir. Bu ölümlerin kader olmadığı ve en hafif ifadeyle çok büyük bir ihmal olduğu ortadadır. Bunun sorumluları mutlaka bulunmalı ve hukuk önünde hesabını vermelidir. Ancak demokratik ülkelerde bu işin bir de siyasi sorumluluğu olur. Koltuklarına kurulup, bağıra bağıra gelen bu faciaya karşı hızla önlem alacak bir yapıyı kuramayan ve bunu izlemeyen bakanlar bu işin baş sorumlularıdır. Normal bir demokraside de sorumluluğunu yerine getiremeyen bakanlar koltuklarında bir gün dahi oturamazlar."

"FESİH EDİLMESİNİ, RİCA EDERİM"

Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 9 Ocak 2013 tarihinde yayımladığı 697 sayılı bir Genelge ile yaşanan acıya acı kattığını belirten Öztrak, "ciddi bir skandala imza atmıştır" dedi. TTK yönetiminin yaşanan kazaların sorumlusu bulduğunu belirten Öztrak sözlerine şöyle devam etti:

"Sorumlu borcunu ödeyemeyen ve bu nedenle icraya düşen işçilerimiz. Bakın size yayımlanan bu utanç verici genelgeden belli bölümleri okumak istiyorum; 'Özellikle yeraltında yürütülen işlerin tehlike oranı yüksek olduğundan, buralarda küçük bir dikkatsizliğin bile onarılmaz hasarlara, can ve mal kayıplarına neden olabileceği dikkate alındığında, icralık duruma düşen işçilerin akıllarının sürekli iş harici konularda meşgul olması ve konsantrasyon problemi yaşamalarının muhtemel bulunması nedenlerinden dolayı işlerini dikkatli yapamama olasılığı bulunmakta. Sık sık haciz ve icralık duruma düşen işçilerimiz ile ilgili kararlara ait dosyaların takibini ve işlemlerini yürüten Personel, Muhasebe ve Hukuk birimlerimizi yoğun mesai harcamak zorunda bırakıp…'

Bu nedenlerden dolayı, öncelikle çok sayıda icra takibi ve ücretinde hacizler bulunan işçilerimizin belirlenmesini, kendilerine bir yıl süre verilmesini, verilen bu sürenin sonunda da halen icra ve hacizleri kaldırmaya yönelik işlem yapmayan veya yeni hacizlere maruz kalan işçilere, iş akitlerinin fesih edileceğinin kendilerine yazılı olarak tebliğ edilmesini, durumlarında bir değişiklik olmayan işçilerin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi hükmüne göre iş akitlerinin fesih edilmesini, rica ederim."

"İFLASINI BELGE VE BEYANIDIR"

Genelgenin sermayesinin yüzde 100'nün kamuya ait bir iktisadi devlet teşekkülünün yayımladığı bir genelge olduğuna dikkat çeken Öztrak, faciadan hemen iki gün sonra kaleme alındığını da belirtti. Kazaya ilişkin soruşturma henüz tamamlanmamışken TTK yönetiminin, yaşanan kazanın sorumlusu olarak icraya düşen işçileri gördüğünü belirten Öztrak şunları kaydetti:

"Yerin 100'lerce metre altında, olağanüstü koşullarda çalışan işçisine hak ettiği yaşam koşullarını sağlayacak bir geliri sağlayamayan, verimlilik artışından taşeronlaşmayı anlayan bir anlayışın, bunu değiştirecek adımları atmadan doğrudan borca batmış işçilerimizi iş akitlerini fesih etmekle tehdit etmesi hangi insaf, izan ve basiretli yönetim anlayışı ile açıklanabilir. Bizim bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Böyle bir utanç belgesine imza atabilen TTK Yöneticilerinin derhal işine son verilmelidir. Bu Genelge aynı zamanda, AKP'nin ekonomi anlayış ve politikalarının iflasını belge ve beyanıdır. Daha geçtiğimiz ay Maliye Bakanı çıktı Türkiye'de çalışanların yüzde 47'sinin asgari ücret ile çalıştığını söyledi. Bu Türkiye'de yaklaşık 12 milyon çalışanın ayda 773 TL ile ayakta kalmaya çalıştığı anlamına gelmektedir. Oysa devletin resmi rakamına göre üç çocuklu bir ailenin 2010'da yoksulluk sınırı 1025 TL'dir. Bu 3 yıl öncesinin rakamıdır. Bunu enflasyon kadar artırırsak 5 kişilik ailenin yoksulluk sınırı 1202 TL'ye gelmektedir. Bu durumda vatandaşlarımız nasıl ayakta kalacaktır, nasıl yaşayacaktır? Bu tablo vatandaşlara borçlanmadan başka seçenek bırakmamaktadır.

ü Zaten hükümet de seçimlerden önceki iki yılda ekonomiyi şişirmek için sıcak paracıların ülkeye getirdiği paranın borç olarak halka dağıtılmasını teşvik etmiştir. Önce borçlandıracaksın, sonra seçimde bana oy vermezsen istikrar bozulur, borcunu ödeyemezsin diye abanın altından sopayı göstereceksin, sonra da borcunu ödemezsen işten atarım diyeceksin. Hiç şüpheniz olmasın ki şimdi bu tehdidi duyan bankalar ve alacaklılar işçilerimizi daha da sıkıştıracaktırlar."

Öztrak, geçtiğimiz yılın Eylül ayı itibariyle Türkiye'de tüketici kredisi ve kredi kartı borcu bulunan vatandaşların sayısı 1 milyon 897 bin kişi olduğunu, oysa 2011'de aynı rakam 1 milyon 658 bin kişi seviyesinde gerçekleştiğini belirterek, "9 ayda borcunu ödeyemeyen vatandaşlarımızın sayısı 239 bin kişi artmıştır. 2007 yılında ise aynı rakam 651 bin 911 idi. Bu tablonun sorumlusu vatandaş mıdır, yoksa vatandaşımıza hak ettiği geliri sağlayamayan, onu borçla aldatan AKP iktidarı mıdır?" dedi.

"HER 100 LİRALIK GELİRİNİN YARISI BORCA GİTMEKTEDİR"

Türkiye'de 10 yıldır vatandaşın umudu ile geliri arasındaki makası borçla kapattıran bir ekonomik model uygulandığını belirten Öztrak, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunun neticesinde vatandaşlarımızın borcu çığ gibi büyümüştür. AKP iktidara geldiğinde ailelerin borçlarının gelirlerine oranı yüzde 5-6 civarında iken, şimdi bu oran yüzde 48'e gelmiştir. Artık ailelerin her 100 liralık gelirinin yarısı borca gitmektedir. 2011 yılında devletin resmi rakamlarına göre 41 milyon 700 bin kişi borçlarımı ödemekte zorlanıyorum demektedir. Bu ülkede hükümet kamu işçisine 2012 de yüzde 7 zam verirken sıcak paracıya yüzde 63 e varan kazanç sağlamıştır. Sıcak paracıya ödenen bu paralar; yaşamını kaybeden emekçinin, işini yitiren işçinin, borcunu ödeyemiyor diye işten atılacak TTK çalışanının, ithalat karşısında duramadığı için işyerini kapatan KOBİ sahibinin, malı para etmeyip traktörünü, arazisini bankalara kaptıran çiftçinin sırtından ödenmektedir. Buradan çıkışın yolu Türkiye'de üretimi, üreteni ve emekçimizi kollayan bir ekonomi stratejisini uygulamaya koymaktır. Borcunu ödeyemeyeni işten atmak değil; vatandaşa insanca iş imkanı ve gelir sağlayarak borcun altında ezilmemesini sağlamaktır. Bunun için de önce bu faciadan sorumlu bakanların daha sonra da AKP iktidarının koltuklarını terk etmesi gerekmektedir."

(GK) - Ankara

Kaynak: DHA

Son Dakika Politika Öztrak: Neden ABD'de Kader Olmuyor da Bizim Ülkemizde Kader Oluyor? - Son Dakika


Advertisement