Sistem Karmaşası - Son Dakika
Son Dakika Logo

Sistem Karmaşası

15.12.2013 20:05

Karşılıklı atılan birer gol sonucu taraflar puanları paylaşırken maça damgasını vuran, Roberto Mancini’nin maç içerisinde birden fazla sistem değiştirmesi oldu.

Hafta içinde tarihi bir başarıya imza atmış Galatasaray, Ankara deplasmanında Gençerbirliği'nin konuğu oldu.  Karşılıklı atılan birer gol sonucu taraflar puanları paylaştı. Maça damgasını vuran ise Roberto Mancini'nin maç içerisinde birden fazla sistem değiştirmesi oldu.

Sarı kırmızılıların merak ettiği konuların başında gelen, Elazığ ve Juventus karşılaşmalarında denediği 3-5-2 sisteminin ligde devam edip etmeyeceği olmuştu. Çıkarılan kadroya baktığınız zaman kağıt üzerinde üçlü savunma devam etse de sahaya yansıyan daha çok 4-4-2 ile 3-5-2 karışımı bir sistem oldu. Öyle ki Gençlerbirliği'nin hızlı çıkışlarında Galatasaray sıklıkla Chedjou'nun sağ bek mevkiinde olduğu dörtlü savunmayla yakalandı. Burada soru daha çok Eboue'nin nerede olduğu?.. Burak Yılmaz'ın girişşine kadar olan devrenin ilk bölümünde Eboue sağ açık bölgesinde gezinirken zaman zaman Drogba'nın da önünde pres yaptığı dahi görüldü. Hakan Balta'nın savunduğu ve hücuma çıkardığı sol kenar aksiyonları takımın aslında sorunsuz işleyen tek bölgesiydi. Öyle ki Sneijder'ın kaçırdığı maçın ilk pozisyonunu da Balta hazırlamıştı.

Bu atağın hemen sonrasında gelişen Gençlerbirliği akınında üçlü savunmanın bir başka sorunu ortaya çıktı. Ceza sahasının solundan giren Stancu'yu savunma konusunda Gökhan ile Chedjou arasında anlaşmazlık yaşanınca sol çaprazdan sağ köşeyi iyi gören Rumen oyuncu ev sahibini öne geçirdi. Bu, aslında üçlü savunma ile oynamaya alışık olmayan Galatasaray'ın yaşadığı sorunlardan sadece birisiydi: Adam paylaşımı konusunda çelişik tutum.  Tam bu noktada Gökhan Zan'a merceği yaklaştırdığımızda, Stancu'yu önce meslektaşı Chedjou'ya bıraktığını arkasından tekrardan onu savunayım derken rakibi kaçırdığını görüyoruz. Nihayetinde Galatasaray'ın  bu üçlü stoper savunmasının deneyimine sahip olmaması ile Stancu'nun yeteneği birleşince Galatasaray geriye düştü. Bu sistemin en azından bugün uygulanması mümkün değildi ve Mancini erken bir şekilde reaksiyon gösterip oyuncu ve sistem değişikliğine gitti.

Neden Hakan Balta?

Mancini, Lig TV ekranlarına da yansıyan kağıda yazdığı gibi 4-2-4'e geçiş yaptı Burak Yılmaz'ı Hakan Balta'nın yerine oyuna alarak. Lakin tam bu noktada çıkması gereken futbolcunun Hakan Balta oluşunu anlamlandırmak güç.  3-5-2'yi çıkmaza sokan Eboue'nin, dörtlü savunma içerisinde eski günlerine dönüp hücuma katkı vereceğini düşünerek oyunda tutulması mantıklı ama burada sol beke Hakan Balta yerine Semih Kaya'yı tercih etmesi sanırım Mancini'nin oyun felsefesiyle ilgili… İtalyan teknik adam hücumcu bekin tersine her zaman stoper özelliği olan bek yerleştiriyor ve ileriye çıkan bekin arkasına üçlü bir savunma hattı oluşturuyor. Sıklıkla bu bölgede Dany tercihini de aynı şekilde yorumlayabiliriz.  Geriye yaslanmış Gençlerbirliği için böyle bir tedbire gerek var mıydı diye sormadan da edemiyoruz. Öte yandan bana göre oyunda kaldığı süre boyunca Galatasaray'ın en tehlikeli atağın pasını da vermiş Hakan Balta'nın çıkarılmasının hata olduğunu düşünüyorum, her ne kadar Semih beklentinin üzerinde bir bek performansı ortaya koymuş olsa da.

Ermin Zec sürprizi

Gençlerbirliği kağıt üzerinde 4-3-3 dizilimi ile sahaya çıksa da gerçekte Galatasaray'a benzer bir dizilim ve sistemle sahada yer aldı. Ermin Zec'in özellikle golden sonra sağ beke gelerek savunmayı beşlemesi, Mehmet Özdilek'in dikkat çekici taktiksel ayrıntısıydı. Mancini ile beraber Mehmet Özdilek de aynı anda sistemini değiştirdi.  Maç boyunca ofansif açıdan oldukça etkisiz bir performans ortaya koyan Zec'i uzunca süre takımda tutulmasının nedeni ona verilen savunma rolü olsa gerek.

Golden sonra geride kompakt durarak rakibe uzunca süre pozisyon vermeyen başkent ekibinin, doksan dakikaya sığdırdığı 19 faul ve Gosso'nun etkili oyunuyla Galatasaray'ı bir şekilde durdurmayı başardığını söyleyebiliriz. Özellikle üç kişilik oynayan Gosso'nun Petrovic ve Özgür ile beraber savunmanın önüne  kalın bir hat çekmesi Galatasaray'ın merkezden içeriye girmesinin önüne geçti. Sistem karmaşası içerisinde elde kalan iki seçenek, topu kenarlara indirmek ve yüksek topla Drogba'ya oynamak. Eboue'nin ortası golü getirse de Sneijder'in, Selçuk'un ve sadece Sabri'nin oyuna girdikten sonra ikisi taçtan olmak üzere beş kez Drogba'yı görmesi sonuç getirmedi.

Sonuç

Selçuk İnan'ın sene başından bu yana belki de en kötü maçlarından birisini oynaması Galatasaray'ın uzun süre etkisiz oynamasına neden oldu.  Özellikle maçın başlarındaki isabetsiz pasları güven sorununa da yol açınca kaptan oyundan da düştü. Bu maçın tartışmasız Galatasaray adına en iyi oyuncusu olan Melo'nun kestiği topların ve engellediği akınların sayısı ortalama bir savunma önü oyuncusunun beş maçına denk düşecek kadar fazlaydı. Sistem çıkmazı yaşandığında elde kalan tek seçenek olan Drogba'nın üzerine binen yükün fazlalığı, biraz da Umut Bulut'un etkisiz oyunundan da kaynaklandı.

Nihayetinde son çeyrekte kurulan baskıdan gol de çıkabilirdi ama bu sezonun ilk yarısının sonlarına yaklaşıldığı bu süreçte oyun sistemi konusunda ne yapacağını bilmez hali, Galatasaraylıları endişeye sevk ediyor. Her maça farklı 11 ve artık maçtan maça değil dakikadan dakikaya değişen sistemler büyük başarıların olmazsa olmazı otomatizasyonu yok ettiği ölçüde Galatasaray'ı da fazlasıyla etkisizleştiriyor. Bir takım Drogba yüksek topunun dışında da etkili organizasyonlar gerçekleştiremiyorsa puan kaybının içeriğini, kaçan pozisyonlardan ziyade pozisyon üretimi konusunda çeşitliliğin azlığında aramalı. Gençlerbirliği'nin üzerine topla tüfekle gelinen o son çeyrekte kapılan topları değerlendirmek yerine taç çizgisine giden puanı koruma arzusu galibiyet özlemiyle yer değiştirmedikçe bir puandan fazlasını uzun süre göremeyebilir.

Hakem ve yayıncı kuruluş

Sıklıkla yerde kalıp en ufak bir müdahalede böğrüne bıçak saplanmış gibi acıyla yerde kıvranmasını sürekli eleştirdik ama bazen böyle tepki verilmediği zaman hakemin düdüğü ağzına götürmediğinde, oyuncu sahtekarlık yapmıyor hakkını başka türlü alamıyor diye bakmak gerekir. Yerde kalan oyuncunun çıkardığı sesler öyle etkili oldu ki başta Semih'e verilen faulün bir süre sonra Gosso'ya dahi verildiğini gördük. Doksan dakikaya sığdırılan 30 faulün nedeni başta çalınmayan düdüklerdir.

Öte yandan yayıncı kuruluşun bu kadar kötü yönettiği bir maçı hatırlamıyorum. Pozisyonların tekrarlarını yanlış zamanda verip pozisyon kaçırmaktan en ufak bir boşluğa serpiştirdiği reklamlara kadar her şey artık rahatsız edici boyuta vardı. Aylık verilen ücretin karşılığı, ekranın sağına soluna reklam yerleştirilen bir maçı izlemek olmamalı. En azından yayıncı kuruluş olmasa da buna dair bir genelge çıkartılıp kurala dayandırılmalı. Eğer böyle olmazsa ya da iş yayıncı kuruluşun insafına kalırsa her faule reklam alındığı o eski günlere kadar iş gidecektir. Dolayısıyla TFF'nin yayın haklarını satarken bu durumun mutlak suretle önüne geçmesi gerekir. Almanya'da İngiltere'de olmayan şey burada neden var? Onlar maç arasına reklam almayı beceremediklerinden mi yoksa izleyiciye saygı duyduklarından mı?

Kaynak: TotemSpor.Com

Son Dakika Spor Sistem Karmaşası - Son Dakika


Advertisement