(HATAY) - Hatay'ın Yayladağı ilçesine bağlı Çaksına Köyü'nde yaşayan Nurullah Şengül, iki ay önce taş ocağının atık su birikintisinden su içen 65 keçisinin öldüğünü bildirerek, zor durumda olduklarını ve yetkililerden destek beklediklerini ifade etti.
Hatay'ın Yayladağı ilçesine bağlı Çaksına Köyü'nde ikamet eden Nurullah Şengül, iki ay önce otlamaya çıkardığı keçilerden 43 anaç ve 22 yavrunun birdenbire titreyerek, kusarak ölmeye başladığını anlattı.
Keçilerin otladığı yerin yakınındaki taş ocağının atık su birikintisinden su içtiğini belirten Şengül, "Keçilerimiz, akşam saati gelirken çocuklar 'baba keçilere bir şeyler oluyor' diye seslendi. Keçiler o sırada titreyip yere düştüler. Baktım ki keçilerimiz titreyerek düşüyor, kusuyor; muhtarı, jandarmayı, İlçe Tarımı aradık. Numuneler alındı. O gün bugün hiçbir sonuca varamadık. İlçe Tarım, İl Sağlık Müdürlüğü'nden numune aldılar. Çevre Şehircilik de zaten 10 gün sonra aldı" diye konuştu.
Suda siyanür tespit edildiğinin söylendiğini ancak "yazılı bir evrak" verilmediğini iddia eden Şengül, beş çocuğu, annesi ve babasıyla birlikte 9 kişi hayvancılıkla geçindiklerini anlatarak, zor durumda olduğunu ve yetkililerden destek beklediğini bildirdi.
Şengül, şirket yetkilisi bir kişinin olaydan 24 saat sonra arayarak, "Olay sonuçlansın. Size destek çıkacağız, yardım edeceğiz" dediğini ama sonrasında "hiç ses çıkmadığını" ifade etti. Şirket yetkililerinin "Biz siyanür kullanmıyoruz" dediklerini aktaran Şengül, şirkettekilerin "topu köy sakinlerine attıklarını" söyledi.
Şengül, "mahalle sakinlerinin ise kesinlikle siyanür kullanmayacaklarını" ifade etti.
Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Nilgün Karasu da Çaksına'da hayvanları ölen aileyi ziyaret etti. Karasu, ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"9 kişilik aile hayvancılıkla geçiniyor. Meralar taş ocaklarına teslim edildi. Hayvancılıkla geçimini sağlayan ailelerin hayvanlarını otlatacağı alan kalmadı. Meralara çıkan hayvanlar içtikleri suyun içindeki kimyasaldan dolayı öldüler. Bunun zararları burada kalmayacak. Çünkü taş ocaklarının çevreye ve insana verdiği zarar tartışılmayacak boyutta. Özellikle bu bölgelerde taş ocaklarının sayısı arttıktan sonra hayvancılık, tarım, zeytincilik yok olma aşamasında. Hayvancılık yapılamıyor artık. Taş ocağında yapılan patlamalardan dolayı inekler düşük yapıyor. Günde 30 kilo süt veren bir ineğin sütü 10 kiloya kadar düştü. İlaç olarak nitelendirdiğimiz, salatasını yaptığımız, çayını içtiğimiz ve hastalandığımızda kullandığımız dağ kekiğini yakında bulamayacağız."
Depremin ilk gününden itibaren sermayenin korunduğunu, yaşananların da buna örnek olduğunu ifade eden Karasu, "İlgili ve yetkili kurumlar zor durumda kalan ailenin yanında olmak yerine şirketin yanında oldu. Olayın gerçek boyutu örtbas edilmeye çalışıldı. Numune raporları paylaşılmadı. Dava dosyası gizli bir şekilde tutuluyor. Bu kesinlikle kabul edilemez ve affedilemez. Antakya Çevre Koruma Derneği olarak ailenin yanındayız. Bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Antakya Çevre Koruma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nidal Özdemir ise "Buradaki halk, aşağıdaki köylerdeki halk bu suyu içmeyecek mi? Burada gerçekten bir yaşam hakkı meselesi var. Biz bu kentte böyle giderse nasıl yaşayacağız? Biz güvenli gıdaya nasıl ulaşacağız? Dağımızı, meralarımızı, tarım alanlarımızı koruyarak sağlıklı bir nesil yetiştirip sürdürülebilirliği sağlayabiliriz" dedi.
Son Dakika › Yerel › Taş Ocağı Atıkları Keçileri Öldürdü - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?