00:1300
Son Dakika Haberleri: Erdoğan'dan Suriye Yorumu

Erdoğan'dan Suriye Yorumu


Başbakan Erdoğan: Şu anda 100'ü aşkın ülke, Suriye koalisyonunu zaten kabul etmiş vaziyette

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda 100'ü aşkın ülke, Suriye koalisyonunu zaten kabul etmiş vaziyette. Bu ne demektir; artık biz yeni Suriye'ye hazırlanıyoruz" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TRT 1 ve TRT Haber üzerinden ortak yayınlanan 'Enine Boyuna' isimli programda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. Açıklamalarının başında 2012 yılının değerlendirmesini yapan Başbakan Erdoğan, "Biz ülkemizi ve milletimizi çok çok ileri bir seviyeye taşımanın gayreti içerisindeyiz. Özellikle yola çıkarken söylediğimiz gibi, yani temel hak ve özgürlüklerden tutunuz da insanımızın yaşam standardını yükseltmeye varıncaya kadar hedeflerimiz var. Türkiye'yi dünyadaki ülkeler içerisinde tarihte olduğu gibi güçlü bir yere oturtmanın gayreti içerisindeydik ve bu gayretle de yola çıkmış bulunuyoruz" diye konuştu.

Suriye'de yaşanan durum çerçevesinde dış politikayı da ele alan Erdoğan, "Bizim komşularımızla, halklar olarak söylüyorum, hiçbirisiyle yine bizim sıkıntımız yok. Biz, halklarla ilişkilerimiz gayet iyi. Bir sıkıntı yaşamıyoruz. Sıkıntı rejimle. Ama bu rejimlerin de dikkat ederseniz kendi halklarıyla zaten sıkıntısı var. Yani onların kendi halklarıyla olan sıkıntısının yansımasıdır bize olan" dedi.

2011 yılında Suriye ile tarihi bir adım atıldığını ve Asi Nehri ile ilgili yapılan anlaşmanın ardından Esad'la Halep'te bir çok konuyu konuştuklarını ifade eden Erdoğan, Esad'a ayaklanmalar başlamadan önce

sürekli uyarıda bulunduklarını anlattı. Başbakan Erdoğan, "Anlattık, anlattık ama bunların hiçbirisi fayda etmedi. Her geçen gün orada halka olan zulüm arttı" diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Putin'in son Türkiye ziyaretinde "Biz Beşar Esad'ın avukatı değiliz" dediğini hatırlatan Erdoğan, bunun ise bir mesaj olduğunun altını çizdi. Suriye'den Türkiye'ye kaçan sığınmacıların sayısının 220-230 bini bulduğunu, sadece kamplarda kalanlarının sayısının 140 bin civarında olduğunu anlatan Erdoğan, "Biz açık kapı politikasıyla geleni geri çevirmiyoruz ve onları kabul ediyoruz. Hatta şimdi yeni yeni bazı kamp yerleri de hazırlama gayreti içerisindeyiz. Van'daki şu anda

konteynerleri buralara nakletmeye başladık. Başbakanlık olarak sivil toplum örgütleriyle birlikte 'Bir ekmek, bir battaniye' diye bir kampanya başlatıldı. Burada da yine 300 civarında STK bu kampanyanın içinde sağ olsunlar hepsi yer aldılar. Bütün yayın organlarımız, ajanslar, hepsi bu işin içerisinde yer aldılar. Öyle zannediyorum ki bu kampanyadan gelecek olan bütün imkanlar gerek kamplarda, gerek sınır ötesinde değerlendirilecek. Şu anda işte bizler bir taraftan sınır ötesine de fırınlar gönderiyoruz. Bir çok yiyecek maddesi gönderiyoruz, un gönderiyoruz, makarnaydı, yağdı, zeytindi, helvaydı, vesaire tüm bunları gönderiyoruz. Göndermeye devam edeceğiz. İlaçlar gönderiyoruz. Bütün bunlarla birlikte oradaki halkın sıkıntılarını da yoğun bir şekilde giderelim istiyoruz" diye konuştu.

"BİZ ARTIK YENİ SURİYE'YE HAZIRLANIYORUZ"

Başbakan Erdoğan, Suriye'de rejim değişikliği konusunda ümitli olup olmadıklarının sorulması üzerine, "Rejim değişikliği noktasında artık bu işin geri dönüşü yok. Yani şu anda görüyorsunuz, yani 100'ü aşkın ülke bir defa Suriye koalisyonunu zaten kabul etmiş vaziyette. Bu ne demektir; artık biz yeni Suriye'ye hazırlanıyoruz" cevabını verdi. Suriye halkının da Esad sonrasına hazırlandığını söyleyen Erdoğan, "Şu anda orada Beşşar gittiği anda, farklı ne olursa olsun herhangi bir boşluk olmadan anında hemen orada yeni bir hükümetin kurulabilmesi için bir geçiş döneminin aktörlerinin hazırlanması lazım. İşte bu koalisyon onun için var. Daha önce konsey vardı. Konsey bunun için vardı. Şimdi konsey yine var ama konsey şimdi aynı zamanda koalisyon içerisinde görevini ifa ediyor" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, "Irak işgali hatırlatılarak Türkiye'nin Suriye politikasından başarısız çıkacağı ve Türkiye'nin bu işe girmemesi gerektiği" yönündeki eleştirilerin sorulması üzerine şunları söyledi:

"Belki biraz iddialı olacak ama şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bakın, Irak'ta 1 Mart tezkeresi olayını hatırlayın. Ben 1 Mart tezkeresini savunanlardandım. O zaman başbakan değil, genel başkandım ve 1 Mart tezkeresinde yeterli oy alınamadığı için malum, Irak'a girilmedi. Ondada bir hayır var. Fakat Türkiye orada olmuş olsaydı, Irak'taki durum bugünkü gibi olmazdı. Çok daha farklı olurdu. Çünkü Irak'ın kaderinde Irak'ın değerlerini paylaşmayan ülkeler vardı. Irak'ın kendi değerlerini paylaşmayan ülkeler, maalesef Irak'ın geleceğini pozitif anlamda geliştiremediler. Orada her an bir yıkımla ırak halkı karşı karşıya kaldı. Şu anda gelinen noktada, bakın hala 10 yıl geçti, sıkıntı devam ediyor. Peki bize ne dediler de biz durduk. Daha sonra başbakanlığım döneminde parlamentoda güven oyunu aldık, tezkereyi geçirdik. Bu tezkereyi geçirdiğimiz

zaman da oradaki kardeşlerimiz 'Türkiye buraya girmesin' dediler. Girmesin deyince ki Sayın Bush, o zaman beni arka arkaya telefonla önce arıyordu, Meclisten bunu geçirmem için. Daha sonra da aynı Bush yine beni telefonla aradığında şunu söyledi: 'Bunu erteleyelim'. 'Niye' dedim. 'Görüyorsunuz' dedi, 'halk şu anda istemiyor.' Kuzeydeki kardeşlerimiz istemiyordu aslında. Biz dedik, 'istenmediğimiz yere zorla girmeyiz'."

"SURİYE HUZURU ÇOK DAHA ÇABUK BULACAK"

Suriye'yi Irak'la kıyaslayan ve Esad'ın gitmesinin ardından Suriye'nin huzuru çok daha çabuk bulacağını söyleyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Suriye ile ilgili şimdi bir şey ortaya çıkacak. Bunu çok açık net göreceğiz. Bakınız, Suriye'de neticeye varalım. Neticeye vardıktan sonra inanıyorum ki Suriye, şu anda alt yapısıyla üst yapısıyla çok ciddi bir bedel ödüyor, Irak'taki imkanlar Suriye'de yok. Ama Suriye huzuru çok daha çabuk bulacak. Niye iddialı söylüyorum; çünkü Suriye'nin belki petrolü yok ama Suriye'nin coğrafi konumu, Irak'a göre çok daha farklı ve açılım yapabileceği noktaları çok daha güçlü. Orada atılacak adımlarla çok kısa zamanda Suriye kendini toparlar ve ayağa da kalkar diyorum. Ben buna inanıyorum. Yeter ki Suriye'nin içindeki Arap'ıyla, Kürt'üyle, Hristiyanı'yla, Türkmeni'yle, hep beraber oradaki o dayanışma sağlansın. Suriye'nin bölünmesine fırsat verilmesin. Süratle bu işi neticeye kavuşturmak mümkün."

"DİNLEMELER ASLINDA AHLAKİ BİR EROZYONUN NETİCESİ"

Başbakan Erdoğan, dinlemelerle ilgili bir soru üzerine bu dinlemelerin ahlaki bir erozyonun sonucu olduğuna dikkat çekerek, şunları anlattı:

"Her şeyden önce bir şeyi görmemiz lazım. Bütün bunlar kiminle oluyor; insanla oluyor. Olay bir ahlaki erozyonun aslında neticesi. Yani 'bunu şu yapar, bu yapmaz' gibi bir şeyin iddiasında değilim. Ahlaki yönden nasibini almamış herkes bunu yapar. Bir hukuk devletinin içerisinde biz sadece şunu savunuruz, biz yasa dışı dinlemelerin tamamına karşıyız ve bunun için de tedbirlerimizi geliştiririz. Eğer biz TİB'i kurduysak bunun için kurduk. Eğer şu anda istihbarat teşkilatımız daha güçlü bir hale geldiyse ki daha güçlüdür, mesela biz şu anda GES'i biliyorsunuz, MİT ile bütünleştirdik. Neydi bu yıllar yılı, işte 'askeri istihbarat olmamalı, şudur budur' deniliyordu, biz de 'makuldür' dedik ve Genelkurmay ile bu görüşmeleri yaptık. Sağ olsunlar hepsi zaten bu planlaması yapıldıktan sonra GES tamamıyla MİT'e devredildi. Şimdiyse tamamıyla bir ortak havuz haline getiriliyor. Yani emniyet istihbarat da, GES zaten orada olduğu için orası da müşterek çalışıyor oradan pas ediliyor. Bunlar aynı zamanda TİB'de de toplanıyor."

Yüksek teknolojinin olduğu bir yerde dinlemelerin olabileceğine dikkat çeken Erdoğan, "Bugün kimse zan altında olmasın ama siz Turkcell ile de her yeri dinlersiniz, Vodafone ile de dinlersiniz, Telekom ile de dinlersiniz, bütün bu sistemle dinlersiniz. Olur mu öyle şey? Olur mu öyle şey değil, yani bu teknolojinin yapısı bu" dedi.

Telekom'un özelleştirilmesi sırasındaki eleştirileri de hatırlatan Erdoğan, "Telekom'u özelleştirirken ne diyordu yazılı görsel medya, köşe yazarları filan? 'Bakın bu çok stratejiktir, şimdi bu yapılıyor ama arkasından bu gelebilir.' Ama o zaman Turkcell vardı. Turkcell vardı da ona böyle bir şey söylemiyorsun da Telekom'da özelleştirme yapılırken niye bundan rahatsız oluyorsun? Yani öyle de olsa böyle de olsa bunlar Vodafon'la yapar, Turkcell ile yapar, Telekom ile hepsiyle yapabilirler. Bütün mesele insan unsurumuzun ahlaki noktada gerçekten bu değer yargılarına saygılı olmasıdır."

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

Başbakan Erdoğan, yeni anayasa çalışmaları ile ilgili soruları da cevapladı. "Hala anayasa umudunuz var mı?" sorusu üzerine Erdoğan, 2012 yılının bittiğini, dolayısıyla bu yıl için anayasa umudunun tükendiğine dikkat çekti. Erdoğan, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda Başbakanlık Sistemi'ne takılıp kalınmasından dolayı sıkıntı yaşandığını söyledi. "Herkes yeni anayasa için tez ileri sürüyor. Bizim de böyle bir tezimiz var" diyen Erdoğan, "Kabul edersiniz veya etmezsiniz. Zaten bu uzlaşma komisyonu bir karar merci değil. Sonunda karar merci komisyon artı Genel Kurul'dur. Burası verecek. Hatta hatta ondan sonra belki bir referanduma halka gidilecektir. Nihai kararı millet verecek. Niye bunun için telaş ediyorsun?" ifadelerini kullandı.

"Niye yürütmeye bu kadar takılıyorsunuz ki? Önce gelin şu yasama, yargı bu işi bir halledelim" diyen Başbakan Erdoğan, "Ondan sonra başkanlığıma mı takıldınız, başkanlığı koyun bir kenara, diğerlerini şöyle bir yürüyelim, onları bitirelim. Onlar şöyle önümüzde bir neticeye orada kavuşalım. Onu hallettikten sonra de en son yürütmeyle ilgili bir noktada mı kaldık, onu tartışalım, onu müzakere edelim" diye konuştu. Erdoğan şöyle devam etti:

"Arkadaşlarıma şunu söyledim; dedim ki, burada bizim yapacağımız tek şey var, biz nitekim bu akşam Meclis Başkanıma da bunu özellikle istirham ettim, burada bir makul süre verelim, bunun takdirini siz yapın, bu makul sürede bu iş bitirilmeli. Bitti bitti, bitmediği takdirde artık biz ne Meclisin gündemini bununla işgal edebiliriz, ne de bu komisyon bu kadar sulandırılmış bir şekilde devam etmemeli. Onun için kendileri bir makul süre takdir edecekler. Bu makul süre ne kadar olur onu bilmiyorum, temenni ederim ki başkanımızın verdiği bu süre içerisinde arkadaşlar yoğun bir çalışma içerisine girmek suretiyle bu işi bitirirler."

Anayasa yapım konusunda Türkiye'nin deneyimli olduğunu, 6 ayda anayasa yapan daha deneyimsiz ülkelerin Türkiye'nin tecrübelerinden yararlanmaya başladığını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz bu kadar deneyimli bir ülke olmamıza rağmen, şu anda 1 yılı doldurduk anayasamızı yapamıyoruz ve bu insanlar bizlerden anayasa konusunda destek isteyen, yardım isteyen ülkeler. Onlara da bu destekleri biz verdik, veriyoruz. Şimdi ben halimize acıyorum. Yani yazıklar olsun bize ki diyorum biz şurada 4 tane siyasi parti oraya geliyoruz, biz elimizden gelen burada feragati gösteriyoruz, 325 milletvekiliyle biz 3 kişi temsil yetkisi veriyoruz, onu alıyoruz, yani asli komisyonlardaki yetkiyi istemedik biz. Biliyorsunuz asli komisyonlarda sayınız neyse parlamentoda onun karşılığında temsil edilirsiniz. Ama biz bu uzlaşma komisyonunda bunu aramadık."

"GEREKTİĞİNDE MECLİS'E AK PARTİ'NİN ANAYASA TEKLİFİNİ SUNARIZ"

Başbakan Erdoğan, makul süre sonunda uzlaşma çıkmaması durumunda sürecin bitip bitmeyeceği sorulması üzerine, "Ben daha önce bir şey söylemiştim, eğer burada bizim uyum diyelim ki uyum sağlayabileceğimiz bir siyasi parti olursa, parlamento içinde anayasa değiştirme gücüne sahip sayıya sahip olmak suretiyle biz onlarla oturur bunu yaparız. Yani illa kapanır diye bir şey yok. Ama yeter ki biz beraber bu işi yaparız desinler. Otursun arkadaşlarımız çalışsınlar gene bunu yaparız. Fakat bunların hiçbirisi olmuyor bu Türkiye'nin kıyameti değildir" diye konuştu.

Daha önce AK Parti'nin 26 maddelik anayasa paketini referandumdan geçirdiğini anlatan Erdoğan, "Şimdi burada elimizde AK Parti olarak bir 330 yok. Yani böyle bir 330 elimizde olmuş olsa açık söylüyorum. Bu akşam onu da söyleyeyim, olur veya olmaz, biz biliyorsunuz daha önce bir anayasa çalışması yaptık. Bu anayasa çalışmasını arkadaşlarıma dün akşam söyledim, yeniden ele alalım, yeni anayasa çalışmasını yine yapalım, hazır hale getirelim, gerekirse öyle bir zamanlama yaparız ki biz bunu Meclise de sunarız Meclisin gündeminde de böyle bir anayasa olur. Bu AK Parti'nin bir anayasa teklifi olarak orada olur" dedi. - ANKARA

Haber Yayın Tarihi : 28.12.2012 23:06 (İhlas Haber Ajansı)
[Hata Bildir]
28.08.2014 00:13:47. #1.11#