Dha Yurt Bülteni-11

Son Güncelleme:

Davutoğlu: Trol çetesi, FETÖ taktiğini kullanıyorESKİ Başbakan ve Ak Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu, 'Pelikan dosyası'nı yazan ve 'trol' olarak nitelendirilen sosyal medyadan kendisini eleştirenlere tepki gösterdi.

Davutoğlu: Trol çetesi, FETÖ taktiğini kullanıyor


ESKİ Başbakan ve Ak Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu, 'Pelikan dosyası'nı yazan ve 'trol' olarak nitelendirilen sosyal medyadan kendisini eleştirenlere  tepki gösterdi. 'Trol çetesi'nin, FETÖ'nün taktiğini kullandığını belirten Davutoğlu, "'Bunlar kendi vicdanlarıyla barışık değil, bu troller. Kendi vicdanıyla barışık olan birisi maske takmaz, gizli hesap açmaz. Mertçe çıkar, kimi eleştiriyorsa eleştirir, cevabını alır" dedi.


Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün memleketi Konya'da yerel yayın yapan 'Kanal 42'deki 'Kerem İşkan ile Ramazan Geceleri' programına katıldı. Davutoğlu, sunucu Kerem İşkan'ın, "Sosyal medya hesaplarını kullanan 'trol' dediğimiz isimlerin parti içindeki önemli isimlere saldırıları, itibar suikastı yapmaları ve en son Mehmet Görmez hocaya yapmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine 'troller' ve 'Pelikan dosyası' yazanlar hakkında açıklamada bulundu. Trollerin, FETÖ taktiği olduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları söyledi: "Önce bu yapılar nasıl çıkıyor ona bakmak lazım. Açık söyleyeyim; bu bir FETÖ taktiğidir. Bunu ilk kez FETÖ uygulamıştır Türkiye'de. Sayın Cumhurbaşkanımız başbakan iken, onun hakkında, benim hakkımda, 10 kişilik şeyleri var bunların 'kahariyeistis', kahar ismi okunarak Allah kahretsin denilen, beddua. İçinde yakılandır bu. Başta sayın Cumhurbaşkanımızla başlıyor, ben, Mehmet Görmez, Hakan Fidan, Beşir Atalay, şu anda troller kime saldırıyorsa Cumhurbaşkanımız dışında, hepsine saldıran bir listeydi bu. Bu bir kültürdür. Maalesef iyi şeyler  nasıl kolay yayılabilir ise kötü şeylerde yayılır ve damarlarda akmaya başlar. Birileri önce akan şeyi, damarlarda dolaşan virüsü muhalif gördüğü kişileri zaafa uğratacağı düşüncesiyle tolere edebilir. Ama bir sonraki aşamada o virüs, o bedenden başka bir bedene geçer ve onu çıkaranları bu şeyre uçar eder."


"PELİKAN DOSYASINI YAZANLAR BİLE, BEN YAZDIM DİYE CESARET EDEMEDİ"


Pelikan dosyasına değinen Davutoğlu, 'Pelikan dosyası'nı yazanlarla ilgili de şunları söyledi: "Kimliği meçhul görünüyor. Herkes kimler olduğunu biliyor ama kimse sahiplenemiyor. Çünkü onu yazanlar bile çok insani bakımdan kabul edilemez gayri ahlaki bir iş yaptıklarını biliyorlar. Çıkıp da 'Bu metni ben yazdım' diye cesaret edemiyor. Ama herkest kimin yazdığını ve finanse ettiğini biliyor. En güçlü insan, kendisiyle barışık olandır. Bir insan kendi vicdanı, aklı, ruhuyla barışıksa onunla hüsnüsü yok. Bunlar kendi vicdanlarıyla barışık değil, bu troller. Kendi vicdanıyla barışık olan birisi maske takmaz, gizli hesap açmaz. Mertçe çıkar, kimi eleştiriyorsa eleştirir, cevabını alır ya da almaz. Burada mesele konu değil. Mesele belli şahsiyetlerin yıpratılarak, bu davaya hayatları boyu emek vermiş, alın teri, zihin teri dökmüş vicdanlı insanların irtibasızlaştırılarak devre dışına çıkarılmaya çalışılması. Bakın bu isimlere, troller zaten meçhulde, o trolleri kullanan isimler veya kendi gerçek isimleriyle bu faaliyetleri organize edenler, şu davaya zerre miktar katkıları olmamıştır, hiçbir ter dökmemişlerdir. Şimdi isim vermek istemiyorum ama siz isimleri düşünebilirsiniz. Hayatlarında oturdukları sırça saraylar dışında halkın içine girmemişlerdir. Tek bir insan yetiştirmemişlerdir, tek bir sancı çekmemişlerdir. Tek bir çile duymamışlardır. Bırakın Arakan'lıyı gidip kucaklayarak onunla birlikte ağlamayı, bırakın Gazze'de bombalar altındaki kızı öldürülmüş baba ile kucaklaşmayı, komşusu ile kucaklaşmamıştır bunlar. Ama 15 Temmuz şartları öyle şeyler getirdi ki, olabilecek en adi, en alçak iftiraları bu davaya en büyük hizmeti yapmış insanlara rahatlıkla yapabildiler. Bu anlamda kendim için söylemiyorum sadece. Mehmet Görmez Hoca için de. Mehmet Görmez hocanın Diyanet İşleri Başkanlığı bir yüz akıdır. Çok açık söylüyorum.'


"SİYASİ MÜCADELEDEKİ EN BÜYÜK MAKAMI BIRAKTIM"


Davutoğlu, yaşamında sürekli eleştiriye açık olduğunu, ama kişileri itibarsızlaştırmak için bir takım çeteci, tetikcilerin tutulduğu zaman, bunun arkasından Türkiye'nin 14 yıllık birikimini berhava etmek isteyen bazı unsurlar olduğu anlamına geldiğini söyledi.  Ahmet Davutoğlu, şöyle devam etti: "Bu saldırılar benim şahsıma karşı olsa, zaten ben bıraktım. Düşünün ki, bir siyasi mücadele içinde olan bir insanın bırakabileceği en yüksem makam neresiyse, ben orayı bıraktım. Niye hala saldırılıyor? Mesele ben değilim. Benim temsil ettiğim şey,  zihniyet, yaklaşım, o rahatsız ediyor. Kusura bakmasınlar rahatsız olacaklar. Çünkü bu zihniyet bu toprakların tohumudur. Bizden duyulan rahatsız her hangi bir makam sebebiyle değil. Benim şu an da Konya'ya temsil etmek dışında siyası bir makamım yok. Bilsinler ki ben bu zihniyeti temsil etmeye devam edeceğim. Burada bizim tarihi, insanlık sorunumuz var. Yeter ki eleştirecek olan mertçe çıksın."


TROL ÇETESİ


Sunucu İşkan'ın, "Çetelerin hedeflerindesiniz. Sizin gibi Ak Parti içerisinde önemli görevler yapmış isimler bu çetelerin hedefinde. İtibar suikastları devam ediyor. Birilerinin kafasında, halk bu insanları çok seviyor. Bir gün döner gelir bunların hesabını bize sorar? bunun endişesi mi var?" sorusu üzerine Davutoğlu, trol çetesinin olduğunu öne sürdü. Davutoğlu, şöyle devam etti: "Bu ilk defa da değil. Burada bir trol çetesinden bahsediyoruz. Daha önce sayın Cumhurbaşkanımızın, benim ve Hakan Fidan hakkında, FETÖ uluslararası kampanya yürütüyordu. Ondan önce biz Filistin ile ilgilendik diye bütün Yahudi lobisi aleyhimizdeydi. Ondan önce başka lobiler aleyhimizdeydi. İlk defa karşılaşmıyoruz. Bu durum için üzülenlere diyorum ki; Bu durumda o kadar doğal ki. Hep böyle olageldi. Bilelim ki 'Şeytanın defterinde adı olmayanın rahmanın defterinde adı olmaz.' İnsanlar düşmanlarıyla bilinir. Elhamdülillah. Ben Filistin'in yanındaydım, birileri onun için bana düşman olabilir. Elhamdülillah ben Arakan'daydım, ben Somali'deydim, ben Suriyeli mültecilerin, yetimlerin alın terini sildim. Ben derken sadece şahsım değil, bütün bu şey içinde olanları belirtiyorum. Elhamdülillah. Bunun için birileri bizi hedef alacaksa amenna. Zaten hedef alınmamak için korkarak yaşayacaksak bu hayat bize haram olsun. Onun için de bir yıl içinde niye cevap vermiyorsunuz? Cevap vermeye tenezzül etmediğimiz için cevap vermiyoruz."


"TROLLERE KIZMIYORUM, SUSANLAR BENİ ÜZÜYOR"


Trollere kızmadığını, ancak susanların kendisini üzdüğünü belirten Davutoğlu, şunları anlattı: "Trollere kızmıyorum. Gönül koymuyorum. Ama susanlar beni üzüyor. Beni üzdüğü gibi eminim Mehmet Görmez hocayı da üzüyordur, daha önce Hakan Fidan'a, sayın Abdullah Gül'ü. Esas bizleri üzen, trollerin saldırmaları değil. Yurt içi ve yurt dışında FETÖ irtibatlı 'Bize en çok saldırıda bulananlardan birinin FETÖ irtibatı ortaya çıktı' saldıranlar, yurt dışındaki bir takım lobilerin saldırıları değil, bunları zaten doğal görüyorsunuz. Ama en yakın olduğunu düşündüğünüz birisi. Birisi 'Kırılmıyor musunuz? Bu sessizliği suskunluğa kızmıyor musunuz?' deyince Nazım Hikmet'in 'Küsmek' ile ilgili şiirini okudun mu diyorum. Nazım Hikmet'in küsmek ile ilgili güzel bir şiiri vardır. Orada 'küsmek', ben seni seviyorum demektir. Ben buradayım demektir. Küsmek aslında karşı tarafa değer vermektir. Hatta bazen tartışmak bile dostluğuna değer verdiğini gösterir. En çok beni üzen küsmeyi unuttuk. Çünkü artık doğallaşıyor her şey. Susanlar doğallaşıyor."


MAKAMI BIRAKMANIN EN GÜZEL TARAFI BÜTÜN MASKELER DÜŞER


Başbakanlık görevini bıraktıktan sonraki dönemine de değinen Davutoğlu, bir süre önce size hitap edenlerin, daha sonra nasıl hitap ettiğine bakıp, nasıl davrandıklarını görebildiklerini vurgularken, "Bir makamı bırakmanın en güzel tarafı, bütün maskeler düşer. Hakikat ortaya çıkar. Hakiki dostlardan mürailere hepsini Allah size gösterir. Önemli olan onurla geldiğiniz yerden onurla çıkabilmektir. Önemli olan bu. Ama bilinsin ki, benim hiç böyle bir hesabım olmadı. Hiç kimseye kinim, nefretim hayatta olmadı. Bundan sonra da olmaz. Ama yapılanları da insan hafızası kolay unutmaz" dedi.


Davutoğlu, Arap dünyasındaki Katar'a yönelik yapılanlarla da ilgilide şunları söyledi: "İslam dünyasında son 6-7 yıldır Arap baharı sonrası mezhebi ve etnik çatışmalar vardı. Şimdi birde körfez içinde parçalanma kendini gösterdi. İslam dünyasının  ortak bazı temel değerlerde bir araya gelmesi gereken dönemde, özellikle DEAŞ gibi hepimizi tehdit eden ve özellikle İslam algısını olumsuz yönde etkileyen tehdit varken. İslamafobi gibi Avrupa'da İslam dünyasında dönük çok kapsamlı bir algı operasyonu yürürken, Amerika'da seçimler sonrası bazı Müslüman ülkelerin vatandaşlarına giriş yasağı koyma aşamasına gerekirken, İslam dünyası liderlerinin ve ülkelerinin bir araya gelip, bütün bunlarla nasıl başa çıkarız diye sorması gerektiği dönemde en büyük parçalanmayla karşı karşıya gelmek çok hüzün verici."


Görüntü Dökümü


-----------------


-Davutoğlu'nun katıldığı programdan görüntü


Haber: KONYA, -


==========================================


Yeşil Yol karşıtlarının yargılandığı dava horonlarla, türkülerle başladı


KARADENİZ Bölgesi'nde 8 ilin yaylalarını birbirine bağlayan 2 bin 600 kilometre uzunluğundaki Yeşil Yol Projesi'nde, Rize'nin Çamlıhemşin İlçesi Yukarı Kavron ve Samistal Yaylaları arasındaki 8 kilometrelik bağlantı yoluna karşı çıkan 24 kişi hakkında, 'İş ve Çalışma Hürriyetini' engel  suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması görüldü. Pazar Adliyesi önünde toplanan yaylacılar, duruşma öncesi tulum eşliğinde horon oynadı, alkışlarla tempo tutarak Yeşil Yol karşıtı türküler söyledi.


Rize'nin Çamlıhemşin İlçesi Yukarı Kavron ve Samistal Yaylaları arasında Yeşil Yol Projesi kapsamında yapımı süren 8 kilometrelik bağlantı yoluna karşı çıkan yayla sakinleri, 9 Eylül 2015 tarihinde Yukarı Kavron Yaylası'nda tepkilerini dile getirerek iş makinelerini durdurmaya çalışmış, Jandarma'nın müdahale ettiği 13 kişi hakkında soruşturma başlatılmıştı. Yaylada 10 Ekim 2016 tarihinde yeniden başlayan Yeşil Yol çalışmalarına karşı çıkan 11 kişilik grup da, Jandarma tarafından gözaltına alınmıştı. Yeşil Yol tepkisi nedeniyle gözaltına alınan 24 kişi hakkında, 'İş ve çalışma hürriyetini ihlal' suçlamasıyla Pazar Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.


Duruşma öncesinde Pazar Adliyesi önünde toplanan ve aralarında, Fırtına İnisiyatifi üyelerinin de yer aldığı yaklaşık 100 kişilik grup basın açıklaması yaptı. Polis ve jandarma robocop timlerinin de önlemler aldığı adliye önünde yayla sakinleri adına konuşan Fırtına İnisiyatifi Sözcüsü Heva Reyhan, dağlarda çobanlık, yaylacılık yapanların, dünyaya gözünü yaylalarda  açanların, ilk sevdalıklarını yaylalarda yaşayan insanların bu yörenin insanları olduklarını belirterek, dağları delen, meraların altını üstüne getiren iş makinelerini görünce kafalarında aşağıya kaynar sular döküldüğünü söyledi. Kepçe operatörüne hangi izinle yaylaları delik deşik ettiğini sorduklarını ifade eden Reyhan, "Bu sorumuza karşılık bize gayet basit bir yanıt verdi, 'Yeşil yol çalışması var' dedi. Sorularımızın gereği zaten idari makamlarca zamanında yerine getirilmediğinden, şirket çalışanında yanıt vermesi bir hayli güçtü. Danıştay'ın durdurma kararını gösterdik ve jandarmayı aradık. Amacımız, niyetimiz gayet makul, anlaşılır. Yasadışı inşaatı resmi makamlara bildirmek; yaylalarımızı, yaşam alanlarımızı korumak için yetkililerden hukuki destek istemek. Sonuç; jandarma yaylaya çıktı, hepimizi gözaltına aldı ve şirket çalışanının şikayeti üzerine de savcılık dava açtı. Bugün burada olmamızın sebebi budur " dedi.


"ŞİRKETİN YASA DIŞI ÇALIŞMASI SERBEST, YAYLAYA SAHİP ÇIKMAK YASAK"


Bu durumda şirketin çalışma hürriyetini engellemiş olduklarının öne sürüldüğü ifade eden Heva Reyhan, açıklamasını şöyle sürdürdü: "İnşaat şirketlerinin, mahkeme kararına rağmen, yasadışı çalışmalarla dağları talan etmeleri serbest. 2 bin 500, 3.bin metrelerde  kepçelerin kafasına göre yol açması hürriyet. Ancak, bizzat yaylalıların yurtlarına, meralarına sahip çıkması yasak! Haklarını araması, hukuka güvenip milli parkı, doğal siti korumaları suç. İki hafta önce, Kavron ve Pokut yaylalarında meydana gelen hortum, birçok evin çatısını söküp attı. Evlerin içindeki eşyalar kullanılamaz halde. Evlerinin üstünü örtmek isteyen yaylacılara jandarma izin vermiyor. Valiliğin talimatı varmış. Aslında bu olay net bir şekilde Kaçkar dağlarında, Çamlıhemşin yaylalarında yöre halkının maruz bırakıldığı durumu özetliyor. Malum, Ayder'e TOKİ el attı. Bir yıl içinde imar planları çıkar, ardından kamulaştırma. Sulukule'de yaptıklarını dayatıyorlar bize adeta. Doğu Karadeniz Çevre Düzeni Planı'nda, Fırtına deresi iki tarafıyla 'kentsel yerleşim alanı' olarak kararlaştırılmış. Çamlıhemşin'in merkezinden, nerdeyse Çat'a kadar. Sanki şaka. Değil; büyük bir kabus. Bu tür absürt ceza davaları, TOKİ uygulamaları, imar planları idari ve yargısal süreçlerle Çamlıhemşin insanı Fırtına Vadisi'nden, yaylalarından adeta göçe zorlanıyor. Biz burada, hapis cezası tehdidiyle terbiyeye tabi tutulurken, dağlar şu anda iş makinelerince fütursuzca deliniyor. Yaylacıların, yaylalarına gitmelerine izin verilmiyor. Yayla evleri harabeye dönüyor."


"EKOLOJİK KIYIMIN ARİFESİNDEYİZ"


Fırtına vadisi, yaylaları ve Kaçkarların ciddi bir ekolojik kıyımın arifesinde olduğunu öne süren Heva Reyhan, "Bugün bu duruma beraberce itiraz etmekten öte bir çıkışımız, imkanımız yok. Biz buradayız. Kadimden bu yana bu dağlarda, orman, dere ve yaylalardayız. Hiçbir yere gitmiyoruz. Her şeye karşın en doğal hakkımızı, doğanın hukukunu savunmak adına Anayasal hak ve yetkilerimizi kullanmaya, talep etmeye devam edeceğiz" dedi ve doğa severleri kendilerine destek olmaya çağırdı.


HORON OYNANDI, TÜRKÜLER SÖYLENDİ


Yeşil Yol karşıtları, duruşma önces tulum eşliğinde horon oynadı. Hep bir ağızdan Yeşil Yol karşıtı türküler söyleyen kalabalık, "Yeşil yolunuz batsın, yol vurmayın yaylama, dokunmayın yeşile' dizelerini seslendirdi. Kalabalığın oynadığı horon adliye çalışanları tarafından da ilgiyle izlendi. Horonun ardından grup duruşma için adliyeye girdi.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ


Jandarma timlerinin görüntüsü


Adliye önünde toplanan kalabalık


Basın açıklaması yapılması


Horonlar oynanması


Türküler söylenmesi


Detaylar


Haber-Kamera: Muhammet KAÇAR RİZE/


==========================================


Cezaevinde görevli asker; nöbet kulübesinde intihar etti


GAZİANTEP'te cezaevinde vatani görevini yapan 21 yaşındaki er Emrah Uygun, nöbet sırasında tüfeğiyle intihar etti.


Gaziantep E Tipi Kapalı Cezaevi'nde vatani görevini yapan  jandarma er Emrah Uygun, dün gece nöbet tuttuğu kulübede tüfeğiyle başına ateş etti. Silah sesini duyanların kanlar içerisinde bulduğu asker, ambulansla Şehitkamil Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Acil serviste doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitiren Uygun'un cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü. Aslen Iğdırlı olan Uygun'un cenazesinin otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından defnedilmek üzere ailesinin yaşadığı İstanbul'a gönderileceği belirtildi.


Soruşturma başlatıldı.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ


----------------------------------


Adli tıp kurumu


Adli tıp önündeki cenaze aracı


İntihar eden askerin cenazesinin cenaze aracına konulması


Cenaze aracının hareket etmesi


Genel ve detay görüntüler


Haber: Eyyüp BURUN - Kamera: Ahmet ÖZER- GAZİANTEP-DHA)


==============================================


Akaryakıt istasyonuna dalan kamyon korkuttu


Güvenlik kamerası görüntüleri


MUĞLA'nın Milas ilçesinde, kontrolden çıkarak hızla bir akaryakıt istasyonuna dalan kamyon korkuttu. Akaryakıt istasyonu çalışanları panikle kaçışırken, kamyon pompaların önünde güçlükle durabildi. Heyecan ve korku dolu anlar istasyonun güvenlik kameraları tarafından görüntülendi.


Dün saat 08.30 sıralarında, Bodrum'dan Milas yönüne giden kamyonun sürücüsü 43 yaşındaki L.K., direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan kamyon yol kenarındaki bir kum yığının üzerinden geçip, hızla yol keranındaki bir akaryakıt istasyonuna daldı. Akaryakıt istasyonu çalışanları neye uğradıklarını şaşırıp, panikle kaçışırken, kamyon pompalara çarpmadan güçlükle durabildi. Olası bir facia ucuz atlatılırken o anlar akaryakıt istasyonunun güvenlik kameraları tarafından kaydedildi.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:


-Güvenlik kamerasından alınan görüntüler


Haber: Yaşar ANTER/ MİLAS (Muğla),


======================================


Alacağını isteyen arkadaşını öldürdü


MERSİN'de yasa dışı bahis oynattıkları ileri sürülen 34 yaşındaki Halil Ö., 30 bin lira alacağını isteyen arkadaşı 36 yaşındaki Murat Uraz'ı bıçaklayarak öldürdü.


Olay, merkez Toroslar İlçesi Çukurova Mahallesi'nde meydana geldi. Tek başına yaşayan Murat Uraz'dan haber alamayan yakınları, çilingir aracılığıyla kapıyı açtırıp eve girdi. Murat Uraz'ın cansız bedeni ile karşılaşan yakınları, sinir krizleri geçirerek gözyaşlarına boğuldu. İhbar üzerine olay yerine giden polis ekipleri, Uraz'ın vücudunda çok sayıda bıçak darbesi ile öldürüldüğünü belirledi.  Meydana gelen olaydan sonra Cinayet Büro Amirliği ekiplerince, ölen Murat Uraz'ın aynı mahallede oturan arkadaşı Halil Ö. gözaltına alındı. Halil Ö. yapılan sorgulamasında suçunu itiraf ederek, olayın alacak-verecek meselesi yüzünden kaynaklandığını söyledi. Cinayet zanlısı Halil Ö., poliste verdiği ifadesinde, Murat Uraz ile birlikte yasa dışı bahis oynattıklarını, Uraz'ın kendisinden yaklaşık 30 bin lira tutarındaki alacağını istemesi üzerine tartışıp kavga ettiklerini,  bunun sonucunda da kendisini bıçaklayarak öldürdüğünü söyledi.


Görüntü Dökümü


-----------------------


Cinayet zanlısının emniyetten çıkartılması


Polislerin arasında götürülmesi


Polis aracına bindirilmesi


Polis aracının emniyetten çıkması


Emniyet Müdürlüğünün dış görüntüsü ve tabelası


Ölenin vesikalık resmi


Haber-Kamera: Mustafa İNSAN/MERSİN,


===========================================


Uçağa çarpan leylek sefer iptal ettirdi


MUŞ- Bursa tarifeli seferini yapan Anadolujet'e ait 'Çağrı' adlı uçağa Yenişehir Havaalanı'na inişi sırasında leylek çarptı. Yolcuların paniğe kapıldığı kaza ardından motorunda hasar oluşan uçak bakıma alınmak üzere hangara çekilirken, aynı uçakla yapılması planlanan Bursa-Ankara uçuşu iptal edildi.


Muş-Bursa Seferini yapan 7359 sefer sayılı Boing 737-800 tipi  TC-SBF Çağrı adlı uçağı, saat 11.35'te Yenişehir Havaalanı'na inişi sırasında leyleğe çarptı.134 yolcunun panik yaşadığı çarpmaya rağmen uçak sorunsuz olarak havaalanına indi. Çarpma sonucu uçağın motorunda arıza meydana geldi. Hasar oluşan uçak, bakım için beklemeye alınırken, aynı uçakla gerçekleştirilmesi planlanan Bursa-Ankara uçuşu iptal edildi.


Haber: Nihat BIÇAK/YENİŞEHİR(Bursa), -


=========================================


Doç. Dr. Erkan Yaslıoğlu: Şehirleşme ve otoyol yapımı nedeniyle 887 bin 180 zeytin ağacı yok edildi


TBMM'de görüşülen zeytinliklerle ilgili yeni yasayla ilgili Bursa'nın Gemlik ilçesinde,  ziraat odaları başkanları açıklama yaparak önerilerini açıkladılar. Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi   Doç. Dr. Erkan Yaslıoğlu, şehirleşme, sanayileşme ve yol yapımı nedeniyle 887 bin 180 ağacın yok olduğunu bildirerek, "Var olan verimli ağaçları koruyarak bu artışı sürdürmek yerine verimli ağaçların yok olmasına neden olacak bu tasarıyı kabul etmek akıl kan değildirö dedi.


Gemlik İskele Meydanı'nda düzenlenen açıklamaya "Suyuma, zeytinime, toprağıma dokunmaö pankartıyla katılan ziraat odaları başkanları adına açıklamayı   Doç. Dr.Erkan Yaslıoğlu yaptı.  Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı'nın 76 maddeden oluşan 24 kanun ve 3 KHK'yı değiştireceğini belirten Doç. Dr. Yaslıoğlu,  hükümet tarafından hazırlanan tasarı yürürlükte olan zeytincilik, mera ve kıyı kanunlarını ilgilendiren bir düzenlemeye sahip olmasına rağmen bu konularda ilgili meclis ihtisas komusyonlarına iletilmesine, komisyonlarda tartışılmasına bile gerek duyulmamasını eleştirdi.


Doç. Dr. Yaslıoğlu,  tasarıyla yerleşim alanları içinde kalan sanayi sitelerinin bölgelerinin taşınması veya yeni sanayi alanlarına yer tahsislerinde kamuya ait hazine arazilerinin kıyıların, meraların ve zeytinlik sahalarının kamu yararı desteğiyle kullanılmasın önünün açılacağını savunarak şöyle devam etti:


"Tasarıyla getirilmeye çalışılan tanımlama ve değişiklikle bu şekliyle yasalaşırsa mera ve zeytinliklerin korunmasını sağlayan kanun maddeleri etkisizleştirilecektir. Mecliste komisyonda yapılan tartışmalarda muhalefet milletvekillerinin yoğun çabaları ve itirazları ile zeytin üreticilerinin haklı protestosu sonucunda Zeytin Kanununda yapılması düşünülen bazı değişikliklerde göstermelik geri adımlar atıldı. Zeytinlik sahalanna turizm, konut vb yerleşimler yapılamayacak ancak kamu yaran karan alternatif alan bulunamaması ve yasa tasarısı ile oluşturulması planlanan zeytinlik sahaları koruma kurulunun olumlu karan ile madencilik, sanayi ve endüstri faaliyetlerine izin verilebilecektirö


Şehirleşme ile 2 bin 266, İstanbul- İzmir otoyolu ile 251 ve Mudanya çevre yolu ile 17 hektar zeytinlik alanının kaybedildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Yaslıoğlu, bu alanlarda kaybedilen zeytin ağacı sayısının ise  887bin 180 adet olduğunu söyledi.


Doç. Dr. Yaslıoğlu, şehirleşme, sanayileşme yol yapımı nedeniyle bir yandan zeytin arazileri yok edilir iken sertifikalı zeytin fidanlarına verilen desteklerle de çalılık, fundalık ve şahıs arazilerinde yeni zeytin sahaları tesis edildiğini de kaydederek, "Bursa ilin de örneklerde verilen kayıplara rağmen zeytin sahalarının alansal genişliği artarak 4 bin 1256 hektar,  ağaç sayısı ise 9 milyon 387.adede ulaştığını bildirdi.  Doç. Dr. Yaslıoğlu, "Var olan verimli ağaçları koruyarak bu artışı sürdürmek yerine verimli ağaçların yok olmasına neden olacak bu tasarıyı kabul etmek akıl kan değildir. Anadolu'da 6 bin yıldır insanoğlunun, geçim, beslenme, sağlık kaynağı olarak görevini yerine getiren, ağacı akıl ve zaferin, dalı barışın, yağı da saflık ve sadeliğin sembolü olan, Kur'an ve Incil'de bir çok yerde geçen, Kuram Kerimde ise incirle birlikte insanlığa hediye olarak Sina Dağı'na cennetten indirildiği yazan KUTSAL bir meyve olan ve yarattığı yüksek katma değer ile doğrudan ve dolaylı yoldan 10 milyon kişinin geçimini sağlayan zeytin yok edilmesine bundan önce olduğu gibi bundan sonra da asla izin vermeyeceğimizi kamuoyuna bir kez daha deklere ediyoruzö dedi.


Gemlik Ziraat Odası Başkanı Ali Çelik, de çıkarılmak istenen yeni yasal düzenlemenin zeytin ağaçlarının sonu olacağını ifade etti.


Görüntü dökümü


Basın açıklamasından görüntüler


Detaylar


Haber-Kamera: Hasan BOZBEY/Hurşit TOPAL/GEMLİK(Bursa), -


============================================

Kaynak: DHA