Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, AB'nin geçmişte müzakereler sürecinde, Serbest Ticaret Anlaşmaları'nda Türkiye'nin de taraf olmasını önerdiğini belirterek, "O günkü yanlış düşünce, yanlış politika ve ya geleceği görememe sonucunda reddeden taraf biz olduk. Şimdi biz, AB Komisyonu'na ve AB üyesi ülkelere 'Arkadaş biz o gün yanlış yaptık, biz yanlıştan dönmek istiyoruz, bu Serbest Ticaret Anlaşmaları'na bizi de taraf edin' diyoruz " dedi.
Hisarcıklıoğlu, Avrupa Birliği (AB) -Türkiye Gümrük Birliği Değerlendirme Raporu lansman toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'ne bundan tam 18 yıl önce, 1996 yılında adım attığını hatırlatarak, Gümrük Birliği'nin kapsamının, Ortaklık Konseyi kararıyla belirlendiğini dile getirdi.
Hisarcıklıoğlu, Gümrük Birliği'nin, Türkiye-AB Ortaklık ilişkisinin önemli bir aşaması olduğunu vurgulayarak, "Ankara Anlaşmasında tam üyeliğe kadar öngörülen, 'geçiş dönemi'nin sonudur ve 'nihai aşama'dır. Ama maalesef çeşitli sebeplerle 'nihai aşama' bir türlü nihayete ermemiştir. ve üyelik sürecinin bir aşaması olarak tasarlanan Gümrük Birliği, 20 yıla merdiven dayamıştır" ifadelerini kullandı.
AB'nin ürün bazında oldukça yüksek standartlara sahip olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, pazara girişin bu standartlar sebebiyle kolay olmadığını aktardı.
Rifat Hisarcıklıoğlu, sürecin başında, AB'nin bu özelliklerinden dolayı, Türk üreticisinin ciddi bir endişe yaşadığını belirterek, şunları kaydetti:
"Ama zaman içinde gördük ki, Gümrük Birliği'nin sağladığı yapısal değişim ve getirdiği yeni rekabet zihniyeti, Türkiye'nin dönüşümünde önemli bir rol oynadı. Öncelikle son söyleyeceğimi ilk söyleyeyim. Gümrük Birliği, Türkiye'nin ekonomik dönüşümünün aslında mihenk taşıdır. Türkiye'nin iktisadi gelişimi için 1980 sonrasında rahmetli Özal'ın imza attığı serbest piyasa reformlarından sonraki önemli adımlardan bir tanesidir. AB ile Gümrük Birliği ilişkimiz, sanayi üretimi yapısının çeşitlenmesinde, üretimde kalite ve sürekliliğin sağlanmasında, rekabet kurallarının tesisinde, rekabet edebilme gücünün artmasında, son derece önemli rol oynadı. Böylece, Türkiye ekonomisinin dünya ekonomisiyle entegrasyonu sağlandı. Gümrük Birliği ile Türkiye'nin sanayi ürünlerinde ciddi bir ihracat artışı gerçekleşti."
Hisarcıklıoğlu, madalyonun bir diğer yüzünün de olduğuna işaret ederek, her uzun ilişkide olduğu gibi Gümrük Birliği'nin işleyişinde de zamanla sorunların ortaya çıkmaya başladığını, son 20 yılda Türkiye'de, Avrupa Birliği'nde ve dünya ekonomisinde köklü değişimler olduğunu, üzerine Gümrük Birliği'nin bina edildiği ekonomik temellerin değiştiğini aktardı.
İlk değişimin AB'nin yapısında yaşandığına vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, Türkiye AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını imzalarken, AB'nin 15 ülke olduğunu, gelişmiş ve zengin 15 AB ülkesiyle Gümrük Birliği anlaşması imzalayan bir Türkiye olduğunu anımsattı.
Rifat Hisarcıklıoğlu sonradan pazara dahil olan ülkeler AB pazarında serbestçe gezerken, Türkiye'nin transit kotaları ile karşı karşıya kaldığını, rakip işadamlarının AB pasaportuyla tüm dünyada gezerken, Türk işadamlarının vize engeliyle boğuşmaya devam ettiğini hatırlattı.
AB'nin karar alma süreçlerinde, karar noktasında yetki verilmese de en azından istişari olarak yer almayı savunduklarını bildiren Hisarcıklıoğlu, "Biz ihtilafların çözümü için sağlıklı bir mekanizma bulamazken, yeni AB üyeleri ortak AB hukukunun avantajlarını yaşamaktalar" değerlendirmesinde bulundu.
Anlattıklarını yeni AB ülkelerinden kaynaklı rekabete karşı çıktığı için söylemediğinin altını çizen Hisarcıklıoğlu, "Aksine biz Türk özel sektörü olarak her türlü rekabete hazırız. Sanayimize ve girişimcilerimize sonuna kadar güveniyoruz ki 1980 sonrasındaki değişim bizim rekabete ne kadar yatkın ve hazır olduğumuzun en somut göstergesidir" dedi.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, AB'nin değişen yapısına rağmen Gümrük Birliği'nde Türkiye'nin ve Türk özel sektörünün haklarını koruyacak düzenlemelerin bir türlü yapılmamasından bahsettiğine vurgu yaptı.
"Gümrük Birliği açısından çok önemli bir tehditle karşı karşıyayız"
Hisarcıklıoğlu, yaklaşık 20 senelik Gümrük Birliği yolculuğunda son yıllara kadar gözlenen değişimi ve yaşanan sorunları bu şekilde özetleyerek, Gümrük Birliği açısından çok daha önemli bir tehditle karşı karşıya olunduğunu savundu.
Bu tehdidi, özellikle küresel kriz sonrasında AB'nin hız verdiği yeni nesil Serbest Ticaret Anlaşmaları olarak açıklayan Hisarcıklıoğlu, bu konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Biliyorsunuz, AB o günkü müzakereler sürecinde, özellikle Türkiye'nin de Gümrük Birliği içinde olduğu için, Serbest Ticaret Anlaşmaları'nda Türkiye'nin de taraf olmasını bize önerdi. O günkü yanlış düşünce, yanlış politika ve ya geleceği görememe sonucunda reddeden taraf biz olduk. Şimdi biz, AB Komisyonu'na ve AB üyesi ülkelere 'Arkadaş biz o gün yanlış yaptık, biz yanlıştan dönmek istiyoruz, bu Serbest Ticaret Anlaşmaları'na bizi de taraf edin' diyoruz. İstediğimiz bu, siz bize önerdiniz, bunun bir mekanizmaya, tekrar tartışmaya gerek yok. Her iki tarafında menfaatineyse, o gün bizim siyasetçimiz, iş adamımız, bizler yanlış yapmışız. Şimdi Serbest Ticaret Anlaşması yaptığınız ülkelerle bizi masaya oturtun diyoruz."
AB'nin bir ülkeyle Serbest Ticaret Anlaşması imzalarken, o ülkenin Türkiye'yle Anlaşma imzalama mecburiyeti olmadığını, bunun bir haksızlık olduğunu, böyle bir haksızlığı hiç bir ülkenin kabul etmeyeceğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, AB'nin sadece Türkiye'yi tavsiye ettiğini söyledi.
Hisarcıklıoğlu, Serbest Ticaret Anlaşması imzalanan ülkenin tüm mallarının Türkiye'ye sıfır gümrükle girmesine rağmen, Türkiye'nin o ülkeye mal satması durumunda gümrük duvarlarıyla karşı karşıya kalındığını belirterek, "Bunun adaletle, hukukla hiç örtüşür yanı yok, bunun tartışılacak yanı yok. O gün bunu siz teklif ettiniz bize, biz o gün göremedik, yanlış gördük, şimdi diyoruz ki 'Yanlışımızdan dönüyoruz arkadaş.' Bizi bu işin içine alın, talebimiz bu kadar basit" dedi.
ABD'nin ortaklık yaptığı ülkelerle, Kanada ve Meksika'yı da işin içine dahil ettiği bilgisini veren Hisarcıklıoğlu, bunu AB'nin de Türkiye için yapması gerektiğini dile getirdi.
Yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre, AB ve ABD arasında müzakereleri başlayan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması'nın (TTIP) yürürlüğe girmesi durumunda Türkiye'deki iş kaybının 95 bin kişi olacağını ortaya koyduğu bilgisi veren, Türkiye ekonomisini 20 milyar dolarlık zarara uğratacağını paylaşan Hisarcıklıoğlu, bu açıdan ABD'nin NAFTA üyesi ülkelere yaptığı gibi, AB'nin de Türkiye'yi bu anlaşmaya dahil etmesinin gerekliliğine işaret etti.
"Gümrük Birliği sağlıklı işlemeli"
Hisarcıklıoğlu, Gümrük Birliği ilişkisini, ticari bir düzenleme olması yanında, Türkiye'yi AB ekonomisine yakınlaştıracak, AB ekonomisiyle bütünleştirecek en önemli araç olarak gördüklerini belirterek, "Bu bakımdan Gümrük Birliği sağlıklı işlemelidir. Enerjimizi negatif enerjimizi boş yere harcamayalım. Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden kazanımlarını konuşmak varken müspet olmayan şeyleri konuşmak durumunda kalıyoruz" dedi.
Dünya Bankası'nın bu raporunun Türk özel sektörü olarak kendilerinin yıllardır dile getirdiği sorunların haklılığını tescillediğine vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
"Dünya Bankası raporunda da altı çizildiği gibi AB ile Türkiye arasında, danışma mekanizmaları güçlendirilmeli ve çeşitlendirilmelidir. Türkiye'nin ve Türk özel sektörünün Gümrük Birliği içinden veya dışından haksız rekabete maruz kalması engellenmelidir. ABD dahil, üçüncü ülkelerle gerçekleştirilen STA müzakerelerinde, Türkiye'nin de eş zamanlı müzakere yürütmesi sağlanmalıdır. Transit taşımacılığa öncelik verilerek, karayolu taşımacılığı serbestleştirilmelidir. Türkiye-AB Gümrük Birliği ilişkisinin geleceği için, işleyen bir 'Anlaşmazlıkların Çözümü Mekanizması' oluşturulmalıdır. Burada Türk özel sektörü olarak, görev verildiği takdirde, TOBB tahkiminden ve ICC tahkiminden gelen deneyimimizi kullanmaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim."
Son olarak, en azından iş dünyası için, vize sorununun kaldırılması gerektiğine dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, bu kapsamda, 26 Mart 2014 tarihinde vermiş olduğu karar için, Berlin Yüksek İdare Mahkemesi'ni tebrik ederek, davayı açan işadamı Osman Nuri Korca için verilen kararın, Türkiye'nin haklılığını bir kez daha kanıtladığı yorumunda bulundu.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, bugünden sonra ne kazanıldığı, ne kaybedildiği gibi muhasebelerin bir yana bırakılarak, daha adil bir Gümrük Birliği'ni nasıl oluşturulacağına kafa yorulmasının gerekliliğine işaret ederek, "Bu açından, Dünya Bankası tarafından hazırlanan raporun çok iyi bir müzakere çerçevesi oluşturacağına inanıyorum. Sayın Bakanımız Nihat Zeybekçi'nin üstün gayretleri ile Ekonomi Bakanlığımız nezdinde de bu kapsamda ciddi çalışmalar yürütüldüğünü biliyorum. Tüm Ekonomi Bakanlığı camiasına da Türk özel sektörü için gösterdikleri çabadan ötürü teşekkür ediyorum" diye konuştu. - İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › Ab-Türkiye Gümrük Birliği Değerlendirme Raporu Tanıtım Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.