Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Mahkemelerimizin çok daha hızlı çalışması gerekiyor. Türkiye'de hukuk güvenliğini sağlamak, ülkemiz ekonomisinin önünü açacak önemli bir reform alanı" dedi.
Finansal Kurumlar Birliği 2. Olağan Genel Kurul'unda konuşan Babacan, küresel ekonomiyle ilgili en kötünün muhtemelen artık geride kalmış durumda olduğunu, bundan sonraki trendlerin daha olumluya doğru gideceğini ancak bu olumlu trendin çok güçlü bir trend olmadığını anlattı.
Güçlü değil, dünyada bölgeden bölgeye hızlı değişen bir toparlanmanın görüldüğünü, en hızlı toparlanmanın ABD'de gerçekleştiğini kaydeden Babacan, Fed'in Aralık'tan itibaren de fiilen uygulamaya başladığı tapering sürecinin yakında sona ereceğini ve bundan sonra Fed'in faiz artırım sürecinin başlayacağını ifade etti.
Babacan, hemen hemen sıfır noktasından faizlerin yüzde 4'e kadar, basamak basamak çıkacağı bir döneme girileceğini, bu dönemin de yine küresel ekonomide heyecana yol açabileceğini belirterek, şöyle devam etti:
"Nasıl tapering ilk açıklandığında uygulamaya başlayacağı döneme kadar ciddi bir heyecana yol açtıysa arkasından gelecek asıl faiz artırım dönemi de yine küresel ekonomide, piyasalarda belli bir hareketliliğe sebep olabilir. Buna hazır olmamız lazım. Bu sürpriz olmamalı. Fed'den de beklentimiz -son G-20 toplantılarında bunu yine çok açıkça dillendirdim- mümkün olduğunca öngörülebilir olması. Ne yapacağını önceden mümkün olduğunca ilan edip, bu ilan ettiği takvim içerisinde de adımlarını atarsa bu piyasaların önceden hazırlık yapıp kendi uyumunu sağlayacağı bir tabloyu beraberinde getirir. Ama ne yapacağı ne zaman yapacağı konusunda Fed kafa karışıklığına sebep olursa işte o piyasalarda hareketliliği beraberinde getirebilir ve öngörülebilirliğin daha azaldığı bir döneme dünyayı sokabilir."
ABD'de genç işsizliğin ve uzun süreli işsizliğin yüksek olması, iş gücüne katılımın azalmasının bu toparlanmanın negatif hanesine yazılacak önemli başlıklar olduğunu belirten Ali Babacan, Avrupa'da toparlanmanın başladığını, bunun zayıf, kırılgan ve ülkeden ülkeye hızı çok farklılık gösteren bir toparlanma süreci olduğunu dile getirdi.
Avrupa'daki toparlanmanın arkasındaki en önemli gücün Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) "Ne gerekiyorsa yaparım, sınırsız şekilde yaparım" diye zımni bir garanti vermesi olduğunu ifade eden Babacan, devamla şunları kaydetti:
"ECB şunu söyledi, 'Ben herhangi bir ülkenin ya da büyük bir bankanın batmasına izin vermem. Sınırsız para basma yetkim var. Ne gerekiyorsa yaparım" Açıktan dillendiremedi ama zımnen verdiği mesaj bu. Bu mesajı verdikten sonra pek çok Avrupa ülkesinin borçlanma faizlerinde ciddi düşüşler yaşandı. Pek çok Avrupa ülkesinin bana göre hak etmedikleri kadar düşük borçlanma faizleri var. Bakıyorsunuz borç dinamikleri pek iyi değil. Yapısal problemler var. Bankacılık sektörüyle ilgili sorunlar hala çözülebilmiş değil ama ECB garanti verdiği için 'Merak etme sıkışırsan ben parayı basar verir, bir bakıma kurtarırım' demesi, faizlerin çok düşük seyretmesine neden oluyor ve bu düşük faizlerle de borç çevirme sorunları pek yok gibi görünüyor ama bunun ne kadar çevrilebilir olduğu da soru işareti. Bu, hesabına kitabına çok dikkat eden, mali disipline çok önem veren ülkelerle mali disiplin konusunda gevşek davranan ve reformlarını yapmayan ülkeler arasında adaletsizliği beraberinde getiriyor."
Avrupa ile ilgili bir başka önemli hususun da deflasyon riski olduğuna dikkati çeken Babacan, bunun anda yüzde 20'nin altında değerlendirilen bir risk olduğunu ancak, bununla ilgili de dikkatli olmak, bunun önlemek için de adımlar atmak gerektiğini söyledi.
Babacan, "Fakat 'Ne yapılması lazım' dediğinizde herkes ECB'ye dönüyor ve 'Daha da gevşet' diyor. Zaten gevşek olan politikaları daha da gevşetmeleri yönünde ECB'nin üzerinde baskı var. 'Daha da gevşetmezsen deflasyon geliyor' diye..." dedi.
Kişi başı gelir 19 bin doları aştı
Bu süreçlerin Türkiye açısından çok kötü olmadığını, en azından Fed'in sıkılaştığı bir dönemde ECB'nin gevşek devam ettiğini, bunun hem Türkiye'nin likidite imkanlarına erişmesi, hem de özellikle bankacılık sektörü açısından önemli bir konu olduğunu dile getiren Babacan, bankacılık sektörünün sendikasyon kredilerinin ağırlıklı olarak Avrupa'dan temin edildiğini, dolayısıyla Avrupa'da likiditenin bol ve ucuz olmasının Türk bankacılığı açısından olumlu olduğunu vurguladı.
Avrupa'nın iç pazarı ne kadar güçlü olursa bunun Türkiye'nin Avrupa'ya ihracatını güçlü kılacağını, özellikle son 3-4 aylık dönemde bunun etkilerinin görüldüğüne dikkati çeken Babacan, ihracatın özellikle AB ülkelerine arttığını belirtti.
Babacan, "İhracatımız için en önemli faktör mal sattığımız ülkelerin iç piyasası... İç piyasa güçlü mü değil mi? İç piyasa güçlüyse talep oluyor ve daha çok mal satıyoruz. Kurun ihracat üzerindeki etkisi çok alt sıralarda..." dedi.
Gelecek 10 yılda dinamizm arayan, büyüme isteyen yatırımcıların adresinin yine gelişmekte olan ülkeler olacağına dikkati çeken Babacan, OECD tarafından yapılan değerlendirmelerde de Türkiye'nin Avrupa'daki gelişmekte olan ülkeler arasında en hızlı büyüyecek ekonomi olarak gösterildiğini, Türkiye'nin son dönemde yaptığı çok önemli reformlar sayesinde Türkiye'nin alt orta gelir ülke grubundan üst orta gelirli ülke grubuna çıktığını, yüksek gelir grubuna çok yaklaştığını aktardı.
Ali Babacan, "OECD'nin yeni açıkladığı parametrelere ve satınalma gücü paritesine göre endekslenmiş kişi başına düşen milli gelirimiz 2013 yılında 19 bin doları aşmış durumda... Bu rakam Japonya için 35 bin dolar. Türkiye bunun yarısını geçti. AB ortalamasının yüzde 60'ına yaklaşmış durumdayız. Satınalma gücü paritesine göre baktığımızda durum fena gözükmüyor. İstanbul'da 2 saat etrafı gözlemleyen bütün uluslararası uzmanlar 'Burada pek 10 bin dolar kişi başı milli geliri olan yok. Burada daha yüksek kişi başı milli gelir var. Bunu gözümüzle tespit ediyoruz' diyor" diye konuştu.
Son açıklanan 5 yıllık kalkınma planının çok detaylı hazırlandığını, ekonomi ve finans konusunda faaliyet gösteren tüm kuruluşların bu planı incelemeleri gerektiğini belirten Ali Babacan, eğitim ve yargı konusunda da son dönemde yapılan düzenlemelere değindi.
Özellikle performans kriterinin üniversiteler de dahil eğitimin her safhasında uygulanması gerektiğini, yargı konusunda ise bugüne kadar 4 reform gerçekleştirdiklerini belirten Babacan, "Fakat mahkemelerimizin çok daha hızlı çalışması gerekiyor. Daha öngörülebilir, tutarlı ve güvenilir bir çalışma ortaya koymaları gerekiyor. Bu iş dünyamız açısından son derece önemli konu... Türkiye'de hukuk güvenliğini sağlamak ülkemiz ekonomisinin önünü açacak önemli bir reform alanı."
Ali Babacan, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Geçen yıl pek çok olumsuzluğa karşın bir yandan Fed'in yeni uygulamaları bir yandan Gezi olayları, bir yandan 17 Aralık süreci derken, zor bir yıldı. Yıl bittiğinde koyduğumuz yüzde 4'lük büyüme hedefine ulaştık. 2014'te de yine bizim için en önemli konu kuşkusuz cari açıkla ve enflasyonla mücadelenin devamıyla ekonomideki yeniden dengeleme sürecinin devamı... Daha çok dış talep, daha çok ihracat ve büyümenin dış talep ve ihracattan gelen bir büyüme olması. Büyüme iç talep ağırlıklı olduğu zaman maalesef tasarruf oranlarımız düşüyor. Bu beraberinde yüksek cari açığı getiriyor.
Bankadan tüketici kredisi çekip de hızlı bir harcama ve bunun sonunda meydana gelen büyüme Türkiye için sürdürülebilir bir büyüme modeli değil. Cari açıkla mücadele en önemli konumuz. Yapısal olarak bunun tedbirini almazsak Türkiye'nin büyümesinin önünde sürekli bir hız limiti olacak. Bir bakıma potansiyelimizi tam olarak kullanamayacağız. Bu nedenledir ki yapısal tedbirler (5 yıllık kalkınma planındaki konular) çok önemli. Bunları gerçekleştirerek cari açığımızı düşürebilirsek, Türkiye'nin sıhhatli büyümesi mümkün olacaktır. Aksi halde kısa vadede cari açığı kontrol etmenin en önemli yolu sıkı politikalar. Maliye politikasını, para politikasını sıkmak ve makroihtiyati tedbirlerle de sıkmak. Türkiye'nin net kamu borcunun milli gelire oranı 2002'de yüzde 62 iken geçen yıl sonunda yüzde 12,7'ye düştü. Artık kamu borcu ekonomi üzerinde risk alanı değil."
- İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › Finansal Kurumlar Birliği 2. Olağan Genel Kurulu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.