GÜVEN ÖZALP – Mayıs ayı sonunda yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde, Avrupa karşıtı ve aşırı sağ eğilimlerin güçlerini artırması riskiyle karşı karşıya olan Avrupa Birliği'ni (AB) 2014'te gerek siyasi gerekse kurumsal anlamda önemli değişiklikler bekliyor.
Özellikle ekonomik krizin yarattığı ciddi toplumsal sorunlar, bir yandan zaten popülaritesi yüksek olmayan AB'ye bakışı olumsuz yönde etkilerken diğer yandan da Avrupa karşıtı ve aşırı sağ eğilimli akımların arayıp da bulamadığı ortamı yaratıyor.
AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy'un, "Bugün Avrupa, izinsiz giren, her şeye karışan, dikte eden, düzelten, buyuran, empoze eden ve hatta cezalandıran olarak görülüyor" şeklindeki ifadeleri 2014'e girerken AB'ye bakışı özetleyen bir niteliğe sahip olmasıyla dikkat çekiyor.
Aşırı sağ korkusu
2014'te "düzen karşıtı" partilerin özellikle göç, istihdam, İslam, avro ve ulusal egemenlik unsurlarını kullanarak oldukça sert bir propaganda yürütmeleri öngörülüyor.
Geçtiğimiz aylarda Fransa'daki Ulusal Cephe ile Hollanda'daki Özgürlük Partisi'nin önderliğinde çalışmaları başlatılan "aşırı sağ ittifak", ana akım partiler açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Bu eğilimdeki partilerin AP'de yüzde 30'dan fazla üyeye sahip olması halinde çalışmaların felç olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bununla birlikte bu partilerin "birlikte çalışma" kültürünün zayıf olması ana akım siyasi partiler açısından olumlu bir unsur olarak öne çıkıyor.
Türkiye gündemde olacak
AB – Türkiye ilişkilerinin de 2014'te gündemin önemli unsurları arasında yer alması bekleniyor.
Son dönemde ilişkilerde yakalanan ivmenin korunması ve mümkün olduğu kadar ilerleme sağlanması, her iki tarafın hedefi olsa da gerek Türkiye'nin gerekse AB'nin seçim dönemine girecek olmasının ilişkilerde yavaşlatıcı bir etki yaratabileceği görüşü öne çıkıyor.
Türkiye'nin üyelik sürecinin AB'deki seçim propagandalarında önemli yer tutma ihtimali de oldukça yüksek görülüyor.
AB ile ilişkilerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 21 Ocak'ta Brüksel'de yapacağı temaslar, Almanya'daki yeni koalisyon hükümetinin izleyeceği politika, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın ocak ayı sonunda Türkiye'ye yapacağı ziyaret ve Kıbrıs sorunu bağlamındaki olası gelişmelerin 2014'te Türkiye'nin üyelik süreci açısından kilit öneme sahip olması bekleniyor.
Kurumlar değişecek
Kurallar gereği 2014, AB'de kurumların yapısının değişeceği bir yıl olacak. Mevcut AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, AP Başkanı Martin Schulz ile AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton koltuklarını yeni isimlere bırakacak.
AB kurumlarındaki değişiklikler sadece üst düzey yöneticilerle sınırlı kalmayacak. 1 Aralık 2009'da yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması'nın kurumların işleyişine ilişkin yeni kuralları da devreye girecek.
Bu çerçevede yeni dönemde AP üyelerinin sayısı 751'i aşamayacak, bir ülke en fazla 96 koltuğa sahip olacak.
AB'nin pek çok alanda karar alma yöntemi olan nitelikli çoğunluk için, 1 Kasım 2014'ten itibaren, AB nüfusunun en az yüzde 65'ini oluşturacak şekilde üye devletlerin en az yüzde 55'inin onayı aranacak.
Antlaşma, AB Komisyonu üyelerinin sayısının Başkan ve Yüksek Temsilci de dahil olmak üzere üye ülkelerin üçte ikisi kadar olmasını, Komisyon üyeleri için de demografik ve coğrafi unsurların göz önünde bulundurulacağı eşit rotasyon sistemi uygulanmasını öngörüyordu. Ancak üye ülkelerin antlaşmada yer alan bir maddeden yararlanarak "her ülkeye bir üye" sistemini koruması bekleniyor. - Brüksel
Son Dakika › Güncel › 2014 AB İçin 'Değişim' Yılı Olacak - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.