2026 Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda... Dem Partili Hülakü: Halk, Kayyum Politikalarından Vazgeçmenizi Bekliyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

2026 Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda... Dem Partili Hülakü: Halk, Kayyum Politikalarından Vazgeçmenizi Bekliyor

17.11.2025 21:45

DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki İçişleri Bakanlığı'nın 2026 bütçesi görüşmelerinde "Terörsüz Türkiye" süreciyle beraber demokratik siyasetin konuşulduğu bir sürecin kapıları aralandığını hatırlatarak; "Bu ülkenin iç barışının sağlanmasında asli ve belirleyici görev sizin bakanlığınıza düşmektedir. Bu halk, sizden sadece güvenliği değil, hukuka ve eşitliğe yöneltilen bir düzen inşa etmenizi bekliyor. Halk, kayyum politikalarından vazgeçmenizi bekliyor. Anayasal hak ve özgürlüklerini kullananlara kolluk yoluyla müdahale etmemenizi bekliyor" dedi.

(TBMM) - DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki İçişleri Bakanlığı'nın 2026 bütçesi görüşmelerinde "Terörsüz Türkiye" süreciyle beraber demokratik siyasetin konuşulduğu bir sürecin kapıları aralandığını hatırlatarak; "Bu ülkenin iç barışının sağlanmasında asli ve belirleyici görev sizin bakanlığınıza düşmektedir. Bu halk, sizden sadece güvenliği değil, hukuka ve eşitliğe yöneltilen bir düzen inşa etmenizi bekliyor. Halk, kayyum politikalarından vazgeçmenizi bekliyor. Anayasal hak ve özgürlüklerini kullananlara kolluk yoluyla müdahale etmemenizi bekliyor" dedi.

AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş'un başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, İçişleri Bakanlığı'nın 2026 bütçesi ve kesin hesabı görüşülüyor.

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, AK Partili milletvekillerinin komisyon toplantısında AFAD'ın 6 Şubat depremlerindeki çalışmalarına ilişkin yaptıkları açıklamalara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerini hatırlatarak tepki gösterdi. Öztunç ayrıca Ali Yerlikaya ve Süleyman Soylu arasında yaşandığı iddia edilen çekişmeye ilişkin de konuştu. Öztunç, şunları söyledi:

"Ben Orhan Yeğin kardeşimin ve Yaşar Bey'in, Tayyip Erdoğan'ın sözlerini yere düşüreceğini düşünmezdim. Onun sözlerine değer verdiklerini zannederdim ama diyorlar ki 'AFAD depremden hemen sonra en hızlı hareket eden kurumdu.' Ama Tayyip Erdoğan'ın kendisi 14 Şubat 2023 tarihinde şöyle söylüyor:  'İlk etapta hem arama, hem kurtarma, hem de yardım konularında ciddi aksaklıklar oldu.' Yani Tayyip Erdoğan kabul ediyor ama arkadaşlar kabul etmiyorlar. Üstelik AFAD'ın yaptıkları bir değil, iki değil.  Daha geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş'ta 12 Şubat ilçemizde Şahin Kayası köyünün Çatı mevkinde yapılan 120 konuta heyelan düştü. Daha teslim edilmeden 10 tane konut gitti. Niye? Yer seçimi yanlış. Allah bilir kimi zengin ettiler kamulaştırmayla ve teslim edilmeden maalesef heyelan oldu.

Her fırsatta diyorsunuz ki 'Kabine dönemimiz itibarıyla...' Yani 4 Temmuz 2023 tarihi itibarıyla diyorsunuz. Sayın Bakan devlette devamlılık esastır. Sizden önceki Bakanla aranız yok, bir münakaşanız var. Reddi miras mı yapıyorsunuz? Süleyman Soylu dönemini yok mu sayacağız? Sunum kitapçığınızı inceledim. Atatürk'ün tek kare yok fotoğrafı. Siyasal olarak bir alerjiniz var Mustafa Kemal Atatürk'e. İlginç tarafı Tayyip Erdoğan da yok. 2024 sunum kitapçığınızda var.  Sadece Aliyev'le, İlham Aliyev'le Maraş'ta yapılan bir açılışta fotoğraf var, o da Aliyev sayesinde olmuştur. Tayyip Erdoğan'a ilişkin bir fotoğraf yoktur."

Hülakü:  Toplumun barış talebine kulaklarınızı kapamayınız

DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Milli Kardeşlik Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu'ndaki çalışmaları hatırlatarak hukuki ve demokratik düzen çağrısında bulundu. Kayyum uygulamalarını da eleştiren Hülakü, şöyle konuştu:

"27 Şubat'ta tarihi bir çağrı yapıldı. Artık silahların değil, demokratik siyasetin konuşulduğu bir sürecin kapıları aralandı. TBMM'de kurulan komisyonda çatışmalarda yaşamını yitiren aileler dinlendi. Ortaya çıkan ortak duygu ve talep çok netti: 'Bu ülkede artık silahlar değil barış konuşulsun, acılar son bulsun' denildi. İşte tam tam da böylesi bir dönemde İçişleri Bakanlığı'nın tarihi bir sorumluluğu vardır. Bu ülkenin iç barışının sağlanmasında asli ve belirleyici görev sizin bakanlığınıza düşmektedir. Bu halk, sizden sadece güvenliği değil, hukuka ve eşitliğe yöneltilen bir düzen inşa etmenizi bekliyor. Halk, kayyum politikalarından vazgeçmenizi bekliyor. 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nu ihlal etmemenizi bekliyor. Anayasal hak ve özgürlüklerini kullananlara kolluk yoluyla müdahale etmemenizi bekliyor. Gözaltında, sokakta, eylemlerde uygulanan işkence ve kötü muameleyi engellemeniz bekleniyor.

Oysa biz bakanlık bütçesinde bu yönde bir perspektif pek göremiyoruz. Toplumun barış talebine kulaklarınızı kapamayınız. Güvenliği yalnızca kolluk kuvvetlerinin harcaması ile donanımıyla tamamlayarak bu süreci yönetmek sürecin ruhuna ters düşüyor. Barış, güvenlik önlemleriyle değil, güven duygusuyla inşa edilir. Bir ülkenin demokratik geleceği için geçmişteki hataları tekrar etmeyen bir akla ihtiyaç var. Bakanlığınız da bu sürecin ya öncüsü olur ya da tıpkı geçmişte olduğu gibi halkın karşısında konumlanır. Bizim önerimiz halkın yanında olmanız, sürecin ruhuna denk politika üretmenizdir. Bizler demokratik siyasetin merkezinde olması gerektiğini ısrarla vurgularken 10 yıllık kayyum rejimi hukuki bir demokratik açıdan meşruiyet tartışmaları derinleştirerek sürdürülmeye devam ediyor.

Bakın bize sunduğunuz bu kitapçıkta 'Vatandaşlarımıza kimse şekil yapamaz' diye bir başlık atmışsınız. Biraz sert bir başlık olmuş ama 15 milyon insanın iradesini gasp ederek en büyük şekli siz yapıyorsunuz. Yine diğer sayfada 'Nefes aldırmayacağız' demişsiniz. Demokratik eylem hakkında kullananların hukuksuz bir biçimde biber gazlarıyla, gaz bombalarıyla gerçekten nefeslerini kesiyorsunuz. Van, Hakkari, Mardin, Batman belediyeleri 10 yıldır kayyumla yönetiliyor. Selçuk Mızraklı, Mehmet Sıddık Akış neden halen cezaevinde?  Kayyum atarken her fırsatta bize Anayasa'yı işaret ediyorsunuz. Anayasal hakkın kullanılmasına gelince sesiniz çıkmıyor. Ahmet Türk neden görevine iade edilmiyor? Akdeniz Belediye Eş Başkanlarımız neden görevlerine iade edilmiyor? Ahmet Özer neden görevine iade edilmiyor? Bu yaklaşım halk iradesini yok sayan bir uygulamadır."

"Kadın örgütleri olarak adalet mücadelemize devam edeceğiz"

DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, bir yıl önce kaybolmasının ardından cansız bedenine ulaşılan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin yayımlanan Adli Tıp Kurumu raporuna tepki gösteren Otlu, şöyle konuştu:

"27 Eylül 2024 tarihinde Van'ın merkezinde kaybolan Rojin Kabaiş meselesinde ne yapmaya çalışılıyor? Adli Tıp Kurumu'nun açtığı dosya var. Bu dosyada 'Darbe yok, boğulma var' dendi. Adli Tıp Kurumu'nun raporuna göre Rojin Kabaiş katledilmemiştir. Ama bir yıl boyunca bu rapor saklandı. İki erkeğin DNA'sı olduğu söylendi ve Rojin'in ailesinin ve kadın örgütlerinin mücadelesiyle iki erkek tarafından katledildiği anlaşıldı. Herkes biliyor ki bu kadını birisi katletti. Ailesi tehdit ediliyor. Neden tehdit edildiğini merak ediyoruz. Kim katletti Rojin'i? Kimi korumaya çalışıyorsunuz? Adli Tıp Kurumu neden bir yıl boyunca raporu gizledi? Katillerin açığa çıkarılmasını, bu tarzdaki raporları gizleyenlerin acil açıklanmasını istiyoruz.

Ayrıca bizim bakımımızdan bu adalet mücadelesi sokakta devam edecek. Dün Şule Çet'i katledenlere adli kontrol ile izin verenler şu anda da Rojin'in katillerinin sokakta dolaşmasına izin veriyorlar. Kadın örgütleri olarak adalet mücadelemize devam edeceğiz. Erkek egemen adaleti reddettiğimizi bir kere daha haykırıyoruz. Adli Tıp Kurumu'nu da katil ilan ediyoruz çünkü suça ortaktır. İçişleri Bakanlığı da bu suça ortak olmuştur."

"Bu ülkede eşitlik ve özgürlük dışında yaşamaya çalışanlara itiraz ediyor; eşitliği, özgürlüğü savunuyoruz"

Muhalif partilere ve belediyelere yargı eliyle yapılan operasyonlara da tepki gösteren Otlu, şunları söyledi:

"Uzun zamandır Ezilenlerin Sosyalist Partisi başta olmak üzere bu ülkede devrimcilik yapmış, sosyalist mücadele yürütenlere karşı yalan beyanlarla itirafçı dosyaları hazırlıyorsunuz. En son İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra yalan beyanlara çarşaf çarşaf çıkmaya başladı. Bir halk kendisi iradesiyle belediye başkanı seçmiş. Bunlar için yalan beyanlar buluyorsunuz ve bu yalan beyanlarda bulunanlardan bazıları tüm suçlarına rağmen tahliye ediliyor.

Mustafa Bozali denilen ESP'den çocuk istismarı suçu işlediği için atılan ama uyuşturucu kaçakçısı olduğu için çocukları öldüren bir kişiden hapishanede yalan beyanda bulunmasını istiyorsunuz ve itirafçı yapıyorsunuz. Uyuşturucu satmaktan dolayı cezasını indirip hapishaneden çıkarmayı düşünüyorsunuz. ya da İhsan Aktaş gibiler, ihalede kaçakçılık yapmış, yolsuzluk yapmış, hepsini tahliye ediyorsunuz. Ama bu ülkede politik özgürlük isteyenlere karşı ise tutuklama, gözaltı... Bu ülkede onursuz olmaya, bu ülkede eşitlik ve özgürlük dışında yaşamaya çalışanlara itiraz ediyoruz. Bu ülkede eşitliği, özgürlüğü savunuyoruz."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel 2026 Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda... Dem Partili Hülakü: Halk, Kayyum Politikalarından Vazgeçmenizi Bekliyor - Son Dakika


Advertisement