Şubat ayında ABD'nin İran'a yönelik askeri hamleleriyle artan gerginlik, uluslararası toplumun dikkatini çekti, ancak son açıklamalar geçici bir yumuşama işaret ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması koşuluyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesin kabul edildiğini duyurdu, bu diplomatik kanalların yeniden aktif hale geldiğini gösterdi. Pakistan'ın arabuluculuğundaki görüşmeler sonrası gelen ateşkes, askeri gerilimin yerini kontrollü müzakere sürecine bırakabileceği beklentisini artırdı.
Nükleer silah konusu tartışmaların odağında kalmaya devam ediyor. Trump, İran'ın nükleer kapasitesini 'yakın tehdit' olarak tanımlarken daha sonra temkinli bir dil kullandı ve uranyum stoklarına ilişkin sorulara 'Umurumda değil' yanıtını verdi, ancak aynı gün sert tonla füze karşılığı tehdidinde bulundu. Bu tutarsızlık, ABD'nin stratejisinin netliği konusunda soru işaretleri yarattı. Uzmanlar, savaşın küresel güvenliği azalttığını ve uluslararası gözlemcilerin nükleer tesislere erişememesiyle denetim boşluğu oluştuğunu vurguluyor.
ABD özel kuvvetleri, İran'daki nükleer tesislere hava baskını planlamıştı, ancak uzmanlar bunu eleştirerek alternatif yöntemler önerdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Direktörü Rafael Grossi, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine başlamadığını ancak stok sınırlar içinde kalırsa sürecin hızla yeniden başlayabileceğini belirtti. İran'ın nükleer altyapısının yer altında olması ve Hürmüz Boğazı kontrolü gibi stratejik kozları, krizin karmaşıklığını artırıyor. Uzmanlar, İran'ın nükleer silah kabiliyetinin sınırlı olduğunu ancak uranyumun hızla zenginleştirilebileceğini ifade ediyor, ateşkes sürecinin nükleer programın şeffaflaşması için fırsat sunduğunu vurguluyor.
Son Dakika › Güncel › ABD-İran Krizi: Ateşkes ve Nükleer Riskler - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?