Hüseyin Çelik: Davutoğlu Hükümet Adına Konuşuyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

Hüseyin Çelik: Davutoğlu Hükümet Adına Konuşuyor

Hüseyin Çelik: Davutoğlu Hükümet Adına Konuşuyor
27.08.2013 16:24  Güncelleme: 16:37

Hükümet Sözcüsü Çelik, Bakan Davutoğlu'nun, "Suriye'ye karşı bir koalisyon oluşursa, Türkiye de bu koalisyon içinde yer alır" sözlerini değerlendirdi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, " Suriye'ye karşı bir koalisyon oluşursa, Türkiye de bu koalisyon içinde yer alır" sözlerini değerlendirerek, "Davutoğlu, TBMM adına değil, Hükümet adına konuşuyor AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, "Suriye'ye karşı bir koalisyon oluşursa, Türkiye de bu koalisyon içinde yer alır" sözlerini değerlendirerek, "Davutoğlu, TBMM adına değil, Hükümet adına konuşuyor. Hükümetin iradesini beyan edersiniz. Tezkereyi istiyoruz, dersiniz ama Meclis tezkereyi onaylar mı, onaylamaz mı; o ayrı bir olay. Dolayısıyla topu taca atmaya gerek yok" dedi.

Çelik, Davutoğlu'nun, "Suriye'ye karşı bir koalisyon oluşursa, Türkiye de bu koalisyon içinde yer alır" sözlerini eleştiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu'na yanıt verdi. Davutoğlu'nun, Hükümetin iradesinden söz ettiğini vurgulayan Çelik, "Davutoğlu, TBMM adına değil, Hükümet adına konuşuyor. Bu konuşmaları yaparken de Hükümetin başındaki isimle, Sayın Başbakan'la gerekli istiarelerini yapmadan böyle bir şey söylemez. Hükümetin iradesini beyan edersiniz. Tezkereyi istiyoruz der ama Meclis tezkereyi onaylar mı, onaylamaz mı; o ayrı bir olay. Dolayısıyla topu taca atmaya gerek yok" diye konuştu.

-"ACIMASIZCA KENDİ HALKINA SALDIRAN DİKTATÖRÜN DURDURULMASI GEREKİYOR"-

Kimyasal silah olsa da, olmasa da Esad'ın "çizmeyi çoktan aşmış durumda" olduğunu söyleyen Çelik, şunları ifade etti:

"Bu kadar acımasızca kendi halkına saldıran bir diktatörün durdurulması gerekiyor. Bu, BM şemsiyesi altında olursa çok daha iyi olur.

BM'nin orada inceleme yapan heyeti, bir kanıt bulduğu zaman bunu dünyaya açıklayacaktır. Bir de uzmanların uzun zamandan beri söylediği bir şey var; dikkat ederseniz ilk günler müsaade etmediler. Eğer kendinizden eminseniz niye bir hafta sonra müsaade ediyorsunuz? Kendi ülkesine karşı kimyasal silah kullanacak yeryüzünde bir ülke yoktur, diyor. Halepçe'de gördük, demek ki varmış. Saddam Hüseyin de Baasçıydı, Beşar Esad da, Beşar Esad'ın babası da Baasçıydı. Baasçıların uzun süredir kendi halklarına yönelik yaptıklarını bütün dünya biliyor. Bunu yeniden tanımlamaya hiç gerek yok. Her şey meydandadır. BM'nin heyeti orada bir şey bulabilir mi, bulamaz mı, bilemem. Ama orada yapılan bir insanlık suçudur ve buna bir son verilmesi gerekiyor. Şimdi kış geliyor, bu kadar insan yerinden yurdundan ayrılmış. Bir de Kuzey Irak'a gidenler var, 300 bin civarında olduğu ifade ediliyor. Türkiye maddi imkanlarıyla, potansiyeliyle çok daha rahatlıkla gelen Suriyelileri misafir edebiliyor. Onlara bütün imkanlarını seferber edebiliyor. Ama Kuzey Irak'taki insanların çok ilkel şartlarda barındığını söylüyorlar. Bir de kış bastırdığında bu insanlar ne yapacak? Suriye meselesinin mutlak suretle tez elden bir çözüme kavuşturulması gerekiyor."

-"TÜRKİYE DOST BİR ÜLKE OLARAK ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMAKTADIR"-

Çelik, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın darbeden önce Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yle görüşmesine ilişkin, "MİT Müsteşarı'nın Mursi'yle ne paylaştığını bilmiyorum, bilmem de gerekmiyor. Dost ülkeler arasında her zaman istihbarat paylaşımı vardır. Suriye bizim dostumuz olan bir ülkedir, halkı bizim dostumuz olan bir halktır ama darbecilerin işgali altındadır, o ayrı bir olay. Dolaylı görüşmüş olabilir, orada bir hareketlilik varsa kendisiyle paylaşmış, uyarmış olabilir. Bu da dostlar arasında yapılması gereken bir şeydir" dedi.

Mursi'nin serbest bırakılması için yürütülen girişimlerle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Çelik, şöyle konuştu:

"Sonuç verir mi vermez mi bilinmez. Çözülür ya da çözülmez; en azından siz üzerine düşeni yapmış olursunuz. Türkiye dost bir ülke olarak üzerine düşeni yapmaktadır. Biz kendi tavrımızdan sorumluyuz, bütün dünyanın tavrından sorumlu değiliz. "Türkiye yalnız kaldı' diyenlere söylüyorum; biz darbecilere yakın olmaktansa, kendi halkını katledenlerden yana olmaktansa, kendi halkına ateş edenlerden olmaktansa, her türlü zulme, haksızlığa, diktatörlüğe boyun eğenlerden olmaktansa; biz onların karşısında olmayı insan olmanın gereği kabul eden bir ekibiz. Biz bazı şeylerin sonucunu değiştiremeyebiliriz ama tepki de mi göstermeyelim? Bizim bir yerde yalnız kaldığımız falan da yok. Bütün Ortadoğu halklarının arasında bir anket yapın, hangisinde yaparsanız yapın, bu insanların idol kabul ettiği lider Recep Tayyip Erdoğan'dır ve tavrından dolayı "Helal olsun' dedikleri ülke, Türkiye'dir."

-"SIĞIRLARIN AĞLADIĞI GÖRÜLMEMİŞTİR"-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı bir programda ağlamasıyla ilgili eleştirilere de tepki gösteren Çelik, şöyle konuştu:

"Mısır'da 17 yaşındaki Esma adice, göğsünden vurularak şehit edildi. Başbakan'ın katıldığı programda babasının Esma için yazdığı mektup okundu, çok dramatik bir mektuptur. Birazcık vicdan, kalp sahibi olan, duyguları körelmemiş olan bir insanın böyle bir hadise karşısında üzülmemesi, duygulanmaması, gözyaşlarının akmaması mümkün değil, eğer insansa. Başbakan'ın böyle bir olay karşısında ağlaması son derece insanidir, son derece insancadır. Ağlamak insancadır, insanidir, insana mahsustur. Bugüne kadar sığırların ağladığı görülmemiştir. Hayvanlar gülmezler de, ağlamazlar da. Bu, insani bir şeydir. Bu kadar insani, masum bir hadiseyi "Başbakan'ın aczi, sanal gözyaşları, televizyon ekranlarında zor duruma düşüp ağlaması' şeklinde nitelendirmek ancak duygusuz, kalpsiz, bütün hislerden yoksun olmayı gerektiriyor. Şahsi kederinizden, aczinizden dolayı da ağlayabilirsiniz ama ağlama şefkatten, merhametten de kaynaklanabilir. Başkasının derdiyle dertlenmekten kaynaklanabilir. Bu tavırları Sayın Kılıçdaroğlu'nun da Sayın Bahçeli'nin de bu tavrını kalpsizlik, duygusuzluk olarak değerlendiriyorum ve bunu iç politika malzemesi yapmış olmalarından dolayı onları ayıplıyor, kınıyorum."

-DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ

Demokratikleşme paketinde, gayrimüslimlerle ilgili düzenlemeler de olduğuna dikkat çeken Çelik, "Alevi vatandaşlarımızla ilgili konular var. Burada hangisi çıkar, hangisi gelir bilemem ama kültürel bazı haklarla ilgili Kürt vatandaşlarımızla ilgili bazı talepler var. Türkiye'de kendini öteki hisseden veya hissettirilen insanların taleplerini bir şekilde gidermeye çalışıyoruz. Kamuoyu algısını yönetmek diye bir şey var. Sonuçta bugün yaptığımız ve gerçekleştirdiğimiz bazı şeyleri 2003'te ifade etseydik, bu parti için bir kapatma sebebiydi. Birileri için de darbe gerekçesiydi. Türkiye demokratikleştikçe Türkiye'de bir zihniyet devrimi oldukça meselelerimizi çok daha rahat bir şekilde konuşarak çözmeye devam edeceğiz. Ben buna inanıyorum."(ANKA/SON)

(AR/AYÇ/ORH) - Ankara

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Hüseyin Çelik: Davutoğlu Hükümet Adına Konuşuyor - Son Dakika


Advertisement