Almanya'nın Wiesbaden kentinde bulunan EBS Ekonomi ve Hukuk Üniversitesi Uluslararası Hukuk Bölümü'nden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Matthias Goldmann, Alman hükümetinin çelişkiye düşmemek için Güney Afrika'nın açtığı soykırım davasına İsrail lehine müdahil olmaktan vazgeçtiğini savundu.
Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık 2023'te, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ederek Gazze'de soykırım suçu işlediği suçlamasıyla İsrail aleyhine merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Adalet Divanında (UAD) dava açtı.
Almanya ise 12 Ocak 2024'te Güney Afrika tarafından İsrail'e yöneltilen "soykırım" suçlamasının hiçbir dayanağının olmadığını savunarak davaya İsrail lehine müdahil olacağını açıkladı.
Nikaragua da 1 Mart 2024'te İsrail'in Gazze'deki eylemlerine siyasi, mali ve askeri destek sağlayarak "soykırım işlemesini kolaylaştırdığı" gerekçesiyle Almanya aleyhine UAD'de dava açtı.
Almanya'nın, İsrail'in sadece Gazze'de işlediği suçlardan değil işgal altında bulunan tüm Filistin topraklarındaki suçlardan sorumlu olduğu ifade edilen Nikaragua'nın başvurusunda Berlin hükümetinin, 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin (Soykırım Sözleşmesi) yanı sıra 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokolleri, uluslararası insancıl hukukun ihlal edilemez ilkeleri ve diğer genel uluslararası hukuk normlarına aykırı hareket ettiği belirtildi.
Almanya'da Friedrich Merz hükümeti 2 yıl sonra 19 Mart 2026'da, ülkesinin Güney Afrika'nın İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına müdahil olmayacağı ve Nikaragua'nın Alman hükümetini, Gazze'deki soykırımda işbirlikçi olmakla suçladığı davaya odaklanacağı açıklamasında bulundu.
Öte yandan Gambiya'nın, 11 Kasım 2019'da Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımın tespiti için UAD'ye başvurduğu dava devam ediyor.
"Beklenen bir durumdu"
Prof. Dr. Matthias Goldmann, Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı "soykırım" davası başta olmak üzere uluslararası davalarda Alman hükümetinin tutumuna ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Goldmann, Alman hükümetinin İsrail'in soykırımla suçlandığı davaya müdahillikten vazgeçme kararının beklenen bir durum olduğunu belirterek, "Bunun açıkça gerekli olduğunu da düşünüyorum." dedi.
Ancak Alman hükümetinin müdahil olmamasının özellikle Gazze'deki durumu temel olarak farklı bir şekilde değerlendirmesinden kaynaklandığını sanmadığını vurgulayan Goldmann, bu yüzden bu kararın bu bağlamda Almanya'nın dış politikasında bir değişim anlamına gelmediğini belirtti.
UAD, önce Gambiya'nın açtığı davada karar verecek
Gambiya'nın Myanmar'a karşı açtığı davada da bir soykırımın söz konusu olduğuna işaret eden Goldmann, "Bu dava, Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı dava ile karşılaştırılabilir ancak UAD'nin gündeminde daha üst sırada yer alıyor yani önce bu davada bir karar verilecek." dedi.
Myanmar'daki Arakanlı Müslümanlara (Rohingya) karşı işlenen soykırımla ilgili davada da soykırımın gerçekte nasıl anlaşılması gerektiği sorusunun gündemde olduğunu ifade eden Goldmann, "Almanya, burada önceden başka devletlerle birlikte, bazılarının şimdiye kadarki karardan anladıkları gibi çok dar ve kısıtlayıcı soykırım tanımının katı bir şekilde sürdürülmesinin gerekmediğini beyan etmiştir." şeklinde konuştu.
Goldmann, bu davada Myanmar'ın işlediği soykırıma ilişkin Alman hükümetinin müdahilliğinde, örneğin sivil halkın çektiği acılara, kadınlar ve çocuklar üzerindeki etkilere ve bir halkın genel yaşam koşullarına da bakılabileceğinin ifade edildiğini anlattı.
Almanya'nın çelişkiye düşmek istemediğini dile getiren Goldmann, şöyle konuştu:
"Myanmar'a karşı bu davada soykırım kavramının genişletilmesini savunuyorsanız Gazze'de soykırım olmadığını söylemek için aslında bunun tam tersini savunmanız gerekir yani Almanya, Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı davada, Myanmar davasında soykırımın gerekçesi olarak ifade edilen kriterlere zıt bir tutumu savunursa bu durum, bir bakıma kendi önünde bir engel olur. Bu yüzden burada çelişkiye düşmemeye çalışılmıştır. Bu da zaten öngörülebilir bir şeydi."
"Alman hükümeti, hala Gazze'de yaşananları soykırım olarak nitelendirmeye hazır değil"
Goldmann, Almanya'nın Gazze'deki soykırım davasına İsrail lehine müdahil olmamasının arkasında dış politika ve uluslararası hukuk alanındaki eylemlerin tutarlılığı, kararlılığı ve sürekliliği ile ilgili stratejik değerlendirmenin yattığını ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bu, Gazze'deki olayların farklı şekilde değerlendirilmesini zorunlu kılmaz. Alman hükümeti, hala Gazze'de yaşananları soykırım olarak nitelendirmeye hazır değil. Bu konuda bir değişiklik olduğunu düşünmüyorum. Bu durum, Alman hükümetinin diğer davalarda söyledikleriyle bir bakıma çelişiyor. Özellikle Myanmar konusunda. Sadece bu çelişkinin UAD önünde açıkça ortaya çıkarılması istenmiyor."
Almanya'nın müdahil olmaktan vazgeçmesinin Nikaragua'nın Almanya'ya karşı açtığı davayla ilgisinin bulunmadığını belirten Goldmann, "Nikaragua'nın Almanya'ya karşı açtığı dava, soykırımla sınırlı değil. Orada örneğin, uluslararası insancıl hukukun ihlalleri de söz konusu. Bu da Almanya'dan İsrail'e silah tedarikini yasa dışı hale getirmek için yeterli olacaktır." diye konuştu.
Goldmann, Alman hükümeti tarafından Gambiya-Myanmar davasında daha önce mahkemeye verilen görüşle çelişkiye düşülmesinin hukuki açıdan Almanya için çok büyük risk olacağını vurguladı.
"Almanya'nın İsrail ile silah alanında işbirliğini sorunlu görüyorum"
Alman otomotiv firması Volkswagen'in (VW) Osnabrück fabrikasında İsrail için silah ve savaş malzemeleri üreteceği iddiasıyla ilgili Goldmann, "Bunu çok sorunlu buluyorum çünkü bu tür işbirliği aslında uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleri karşılayıp karşılamadığına bağlı olmalıdır." dedi.
Uluslararası hukukun sadece devletlere doğrudan yükümlülük getirmediğini vurgulayan Goldmann, "Aynı zamanda devletleri, örneğin kendi topraklarında yerleşik olan şirketlerin başka yerlerde insan haklarını ihlal etmemesini sağlamakla yükümlü kılar." diye konuştu.
Soykırım Sözleşmesi'nin ve uluslararası insancıl hukukun geniş anlamıyla insan haklarını da kapsadığının altını çizen Goldmann, "Yani insan hakları bunlarla paralel bir şekilde işler. Dolayısıyla bu haklar da burada ihlal edilebilir." ifadelerini kullandı.
Goldmann, Alman hükümeti için bunun, tam olarak ne tür bir işbirliği olduğuna ve nihayetinde öngörülebilir şekilde İsrail'in bilinen, endişe edilen veya en azından beklenen uluslararası hukuk ihlallerini işlemesine yol açacak bir şey olup olmadığına bakması gerektiği anlamına da geldiğini belirtti.
Prof. Dr. Goldmann, "Biz, şimdi 'Onlarla belirli silah türü konusunda işbirliği yapıyoruz, bunun Gazze ile ilgisi yok' diyemeyiz. Bu, tek başına yeterli olmaz çünkü sadece ara sıra değil yoğun bir şekilde uluslararası hukukun ihlal edildiği pek çok başka cephe daha var. Bu nedenle buna eleştirel bakıyorum ve Almanya'nın, şirketlerin bu tür uluslararası hukuk ihlallerini işlememesini sağlamakla yükümlü olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.
"İsrail'i sadece eleştirmek Almanya'yı kurtarmaz"
Almanya'nın Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Lübnan'da İsrail'in eylemlerini eleştirmesinin UAD'de bu ülkeyi hüküm giymekten kurtarıp kurtarmayacağına ilişkin soru üzerine Goldmann, "Hayır yani özellikle Nikaragua'nın Almanya'ya karşı açtığı dava söz konusuysa İsrail'in eylemlerine yönelik eleştiriler nihayetinde burada Almanya'yı kurtaramaz." yanıtını verdi.
Goldmann, bu eleştirilerin bir yandan uluslararası hukuk ihlallerinin işlendiğinin açıkça görüldüğünü, diğer taraftan yinelenen ihlallere yönelik tekrarlanan eleştirilerin ne kadar çaresiz bir girişim olduğunu ortaya koyduğunu sözlerine ekledi.
Son Dakika › Güncel › Almanya, Güney Afrika'nın Soykırım Davasından Vazgeçti - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.