Başbakan Erdoğan, Ar-Ge Belgesi Dağıttı

* Başbakan Erdoğan Açıklaması
* Başbakan Erdoğan:
"Tüplü televizyon üretiminde Avrupa'nın en önde gelen ülkelerinden biriydik. Ancak, LCD, plazma teknolojisine zamanında yatırım yapmadık. Bu alanda eski pozisyonumuzu kaybettik"
"Şimdi televizyonları üretiyoruz. Ancak panelleri dışarıdan satın aldığımız için çok düşük kar elde ediyoruz. Oysa bu alanda daha fazla Ar-Ge çalışması yapılsaydı, ortak hareket edilseydi bugün bu yeni teknolojinin üretiminde de liderler arasında yer alabilirdik. Dededen kalma yöntemlerle, taklitle, kopyalamayla varabileceğimiz yer belli"
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen 5746 sayılı kanun kapsamında Ar-Ge merkezi kuran 87 firmaya Ar-Ge merkezi belgesi verilmesi törenine katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, bugün ülkelerin uluslararası piyasalarda rekabet edebilme gücünün en önemli göstergesinin bilim, teknoloji ve Ar-Ge yatırımları olduğunu vurgulayarak, "Dünyada söz sahibi birçok firma satış gelirlerinin yüzde 5 ila 15 arasında bir kısmını Ar-Ge harcamalarına ayırıyorlar. ABD'de Ar-Ge'ye ayrılan poay milli gelirin yüzde 2.67'si düzeyinde. Bu oran Japonya'da yüzde 3.12 düzeyinde. AB ülkelerinin bu noktada ortalaması ise yüzde 1.80. Türkiye'de Ar-Ge'ye ayrılan pay 2003 yılında yüzde 0.48. Bu oranda bunu devraldık, yoğun çalışmalar, teşvikler neticesinde bunu yüzde 0.85'e kadar yükselttik. elbette bu oranı yeterli görmüyoruz. Hedefimiz yüzde 2. Şuanda önümüzdeki bu yüzde 2 gibi bir hedefe ulaşabilmek için yoğun bir gayretin içerisindeyiz" dedi.
2008'de, Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla çıkardıkları kanunla bu alanda 3 önemli araç geliştirdiklerini kaydeden Erdoğan, "Bu araçlar, teknogirişim sermayesi desteği, rekabet öncesi işbirliği programı ve bugün sertifika dağıtım törenlerini yaptığımız Ar-Ge merkezleri. Çıkardığımız bu kanunla, 50 ve üzerinde Ar-Ge personeli çalıştıran işletmelere Ar-Ge Merkezi belgesi veriyor, bu işletmelere önemli teşvik ve muafiyetler sağlıyoruz. Türkiye, firmaların araştırma, geliştirme ve inovasyon faaliyetleri açısından dünyanın en avantajlı ülkelerinden biri haline geldi. Bugüne kadar 87 işletmeye Ar-Ge Merkezi Belgesi verdik ve 87 şirkette çalışan sayısı da 13 bine ulaştı. Yine bu 87 işletmenin 3 yıl içinde yaptığı Ar-Ge harcaması ise 4.8 milyar lira oldu. Tabii, bir başka önemli gelişme de özel sektörün kamu kadar, hatta kamudan daha fazla Ar-Ge'ye ilgi göstermesi, yatırım yapması oldu. Özel sektörün,
toplam Ar-Ge harcaması içerisindeki payı yüzde 50'nin üzerine çıktı. Bana göre bu dönemin en önemli sıçraması budur diyebilirim" diye konuştu.
HAYAL DEDİKLERİ BU HEDEF, ŞU ANDA 13 BİN 600 KİLOMETREYE ULAŞTI
Erdoğan, 8 yıllık iktidarları döneminde gerçekleştirdiklerini anlatarak, "Yüzde 30'dan devraldığımız enflasyon, işte en son 2010 yılını
yüzde 6,4 oranıyla kapattı. Faizleri aynı şekilde düşüreceğimizi söylediğimizde buna da inanmayanlar oldu. Çünkü o zaman devletin borçlanma faiz oranı yüzde 64. Şu anda geldiğimiz nokta ortada, yüzde 6.84. 15 bin kilometre bölünmüş yol yapma sözümüzü ifade ettiğimde başta ana muhalefetin lideri o zamanlar hayal olduğunu ifade ediyordu. Hayal dedikleri bu hedef, şu anda 13 bin 600 kilometreye ulaştı. Şimdi biz bin 400 kilometreyi süratle bitirip, 2023'ün hedefini 15 bin kilometre olarak koyuyoruz. Çünkü Türkiye'yi bölünmüş yol ağıyla öreceğiz. 500 bin konut inşa edeceğimizi söylediğimizde, 'Bu başbakan bayağı atıyor' diyorlardı. Şu anda 480 bin konutun inşası var, 350 bin konut sahiplerine teslim edildi. 12 Hazirana kadar 500 bin konutun inşası devam ediyor olacak. Bundan sonra yeni bir 500 bini planlıyoruz" dedi.
KAR TOPU ÇIĞ HALİNE GELDİ
Artık çok daha yüksek hedefler belirlediklerini dile getiren Erdoğan, "2023 yılına kadar, yani önümüzdeki 12 yıl içinde Türkiye'nin milli
gelirini 2 trilyon dolara ulaştıracak ve böylece dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğiz. Hedefimiz bu. Bunu sizlerle gerçekleştireceğiz, hep beraber gerçekleştireceğiz. Türkiye bunu yakalar mı? Kesinlikle yakalar. Şöyle basit bir hesabı yaptığınızda bunu zaten göreceksiniz. Yani göreve geldiğimizde 230 milyar dolardı Türkiye'nin milli geliri. Şu anda geldiğimiz nokta, 730 milyar dolar. 8 yılda bunu yakaladığımıza göre, önümüzdeki 12 yıl içinde bunu yakalarız, hiç bundan endişeniz olmasın. Yeter ki kararlı olalım, buna uygun adımlar atalım. Çünkü artık kartopu çığ haline geldi. Şimdi büyüme çok daha farklı olacak" diye konuştu.
HER GENCİN BİLEĞİNE ALTIN BİLEZİK TAKMALIYIZ
Erdoğan, Türkiye'nin eğitim alt yapısını bu iddialı hedefler doğrultusunda 8 yıldır yeniden şekillendirdiklerini ifade ederek, "Onun için 160 bin derslik, 80 yeni üniversite, daha yaygın ve daha kaliteli eğitimle arkadan çok daha farklı bir neslin gelmesi için mücadele veriyoruz. İşte bu neslin gelişi bizim bu heyecanımızı inanıyorum ki, çok daha farklı şekilde gerçekleşmesine vesile olacaktır. Mesleki eğitim noktasında aynı şekilde yoğun çaba içerisindeyiz. Yüzde 30'larda olan meslek eğitim okullarını, hedefimiz artık yüzde 70'e çıkarmak. Düz lise ile meslek liselerini şuanda yer değişmesi lazım. Bunu başarmamız gerekiyor ve her gencin bileğine bizim altın bilezik takmamız lazım. Bu meslek liseleriyle olur, düz liselerle olmaz. Bunu başardığımız anda o zaman inanıyorum ki, sizler de hazır, yetişmiş elemanları bulacaksınız" dedi.
Ar-Ge yatırımlarının önemine işaret eden Erdoğan, şunları dile getirdi: "Mesele tüplü televizyon üretiminde Avrupa'nın en önde gelen ülkelerinden biriydik. Ancak, LCD, plazma teknolojisine zamanında yatırım yapmadık. Bu alanda eski pozisyonumuzu kaybettik. Şimdi televizyonları üretiyoruz. Ancak panelleri dışarıdan satın aldığımız için çok düşük kar elde ediyoruz. Oysa bu alanda daha fazla Ar-Ge çalışması yapılsaydı, ortak hareket edilseydi bugün bu yeni teknolojinin üretiminde de liderler arasında yer alabilirdik. Dededen kalma yöntemlerle, taklitle, kopyalamayla varabileceğimiz yer belli. Biz ekonomide, dış politikada Türkiye'yi dünyanın önde gelen ülkelerinden biri yapmaya çalışırken, özel sektörümüzünde bu vizyonla hareket etmesini istiyor ve bunun alt yapısını kuruyoruz. Türkiye, bilgi, teknoloji, markalar üreten ve bu alanlarda da bölgesine, dünyaya örnek teşkil eden bir ülke olsun istiyoruz. Bunlar sizinle olacak."
TÜRKİYE'DE ÇANAK ÇÖMLEK Mİ YOK?
Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda ise, bugün Marmaray Tüneli projesinde incelemelerde bulunduğu aktararak, "2013 29 Ekim'inde inşallah tüneli açacağız. Tünel demek istemiyorum. Aslında o bir otoyol köprüsü gibi denizin altında tünel. Bugün onun, denizle karanın birleştirildiği noktadaydık, onun açılışını yaptık. Artık tünel tamamlanmış vaziyette. Şimdi bundan sonrası tamamıyle içerisindeki lüksünde. 29 Ekim 2013, aslında 2010'da açacaktık. 2010'da açamamamızın sebebi ne biliyor musunuz? Maalesef, tünel çalışmalarındaki çanak çömlek meselesi. Orada çalışmalar yapılırken, 'yok şurdan çanak çıktı', 'yok burdan çömlek çıktı', ondan dolayı arkeolojik şeyler, engeller, şunlar, bunlar önümüzü kesti. İnanır mısın, 3.5 yıldır biz kurullarla, yargıyla uğraşıyoruz. İşte müteahhit firmalardan birisi de aramızda. Herşey insan için, herşey türkiye için diyeceksin, ama devamlı gelip engel koyacaksın. Yaw çanak çömlek mi yok Türkiye'de? 3.5 yılın bütçemize neler kaybettirdiğini düşünün" diye konuştu. Erdoğan, açılış programı nedeniyle törene geç geldiği için de salondakilere, "Hakkınızı helal edin, af buyurun" dedi.
YETER Kİ ÖZEL SEKTÖRÜMÜZ, 'BİZ TEKNOLOJİ ÜRETECEĞİZ' DESİN, BİZ HER TÜRLÜ DESTEĞİ SAĞLAMAYA HAZIRIZ
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün de, ekonomik, sosyal ve demokratik alanlarda önemli gelişmeler yaşandığını ancak gelinen seviyenin yeterli olmadığını belirterek, zirvede kalıcı olunması için yapılması gereken çok iş olduğunu ifade etti. Bu işlerin başında Türkiye'yi bilim, teknoloji ve yenilikçilik alanında daha ileriye taşımanın geldiğini, zenginleşmenin üretim gücüne bağlı olduğunu kaydeden Ergün, "Ancak üretimimizin de kaliteli, ileri teknolojili ve yüksek katma değerli bir üretim olması gerekiyor. Bu nedenle biz önce bilgi üretmenin, sonra da bu bilgiyi teknolojik ürünlere dönüştürmenin yollarını bulmalıyız" dedi. Ergün, bugün dünya ülkelerinin, gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler şeklinde ikiye ayrıldığını söyleyerek, "Aslında bu ayrımı, teknolojiyi üreten ülkeler ile teknolojiyi kullanan ülkeler şeklinde yapmak da pekala mümkündür. Yani Türkiye'yi dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri yapmanın yolu, Türkiye'yi teknoloji üreten ülkeler sınıfına sokmaktan geçiyor. Bu nedenle özel sektörümüzü Ar-Ge faaliyetlerine yöneltmek, üniversite-sanayi işbirliğini artırmak, yenilikçilik, tasarım ve markalaşma gibi alanlara ağırlık vermek zorundayız" diye konuştu.
2023 yılında yıllık 500 milyar dolar ihracat hedefleniyorsa, bunun en az 50 milyar dolarlık kısmının teknoparklardan yapılmasının sağlanması gerektiğine işaret eden Ergün, "Üretim ve ihracatımızın içinde yüksek teknolojili ürünlerin payını en az yüzde 20'ler
seviyesine çıkarmalıyız. Vatandaşlarımızın refah seviyesini yükseltmek ve ülkemizi her açıdan lider bir ülke haline taşımak istiyorsak 2023 hedeflerini yakalamaktan başka bir şansımız yoktur. Ar-Ge merkezleri gibi projeler bu alanda daha hızlı hareket etmemizi, ivme kazanmamızı ve gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı kapatmamızı sağlayacak nitelikte projelerdir. Yeter ki özel sektörümüz, 'biz teknoloji üreteceğiz' desin, biz her türlü desteği, her türlü kolaylığı sağlamaya hazırız" diye konuştu.
"KONUYA DEVLETİMİZİN DE DESTEK VERMESİ KAÇINILMAZDIR"
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ise, Ar-Ge yoğunluğu arttıkça özel sektörün toplam Ar-Ge içerisindeki payının da arttığını belirterek, "Hatta gelişmiş ülkelerde yüzde 60-70 seviyelerinde olduğuna şahit oluyoruz. Ülkemizde de bu yönde bir gelişmenin gerçekleşmesi için özel sektör Ar-Ge yatırımlarının kısa sürede 4-5 katına çıkması gerekmekte. Teknoloji ve yenilikçiliğe yapılacak yatırımlar uzun vadede ülkemizin rekabet gücü, dolayısıyla ekonomik büyümesi ve istihdamın da yanısıra cari açık sorununun çözümünde de çok önemli katkı sağlayacaktır. Bu bakımdan konuya devletimizin de destek vermesi kaçınılmazdır" dedi.
Konuşmaların ardından, Başbakan Erdoğan, 87 firmaya Ar-Ge merkezi belgesi verdi.