Başbakan Erdoğan Rize'de - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Erdoğan Rize'de

25.08.2013 15:36

Erdoğan: (2) "Ayrımcılığın, ırkçılığın faşizmin özellikle de kendi milletinin değerlerinin, kendi vatandaşlarının yaşam tarzının, kılık kıyafetinin, sakalının, bıyığının düşmanı olan bir üniversite sadece laboratuvarlarında değil, maalesef sınıflarında, amfilerinde robot üreten bir üniversite olur" "Üniversitelerimiz ile milletin, üniversitelerimiz ile ülkenin kucaklaşmasını sağlamak için gayret sarf ediyoruz. Bu süreci daha da hızlandırmak zorundayız. Üniversitelerimizin özellikle demokratikleşme, bir arada yaşama, hoşgörü noktasında daha etkin, daha işlevsel, daha yön gösterici hal almasını sağlamak zorundayız" "İlim adamı, ilim namusundan, fikir namusundan bedeli ne olursa olsun taviz vermeyen insandır. Çok açık net söylüyorum. Ben bir siyasetçiyim, eğer biz bile kalkıp da ilme ters bir şeyi istiyorsak ilim adamının şunu söylemesi en önemli görevidir: 'Öyle değil böyledir' demesi lazım. El pençe divan durup, 'Ferman buyurdunuz efendim' dememesi gerekir" "Mısır'daki olaylar karşısında susmak, çok ağır bir vebalin altına girmektir. Özellikle bilim insanlarının, üniversitelerin bu hadiseler karşısında daha gür bir ses çıkarmalarını beklerdim, ama bu olmamıştır. Zira bugün susulur ise yarın konuşmaya, itiraz etmeye kimsenin hakkı olamaz"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Ayrımcılığın, ırkçılığın faşizmin özellikle de kendi milletinin değerlerinin, kendi vatandaşlarının yaşam tarzının, kılık kıyafetinin, sakalının, bıyığının düşmanı olan bir üniversite sadece laboratuvarlarında değil, malesef sınıflarında, amfilerinde robot üreten bir üniversite olur" dedi.

Başbakan Erdoğan, Rize'deki programı kapsamında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı Meclis Toplantısı'ndaki konuşmasında, aşılması gereken en önemli konunun özgürlükler olduğunu söyledi.

Özgürlüğün, kişinin istediği yerde istediği gibi at oynatmak olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Özgürlük, bir başkasının özgürlük alanına kadar o alanda istediğimi yapabilmektir. Bu da kamu düzenini bozmak suretiyle değil, kamu düzenine saygı duymak suretiyle ama bir başkasının özgürlük alanına girdiğiniz anda bu  hem kamu düzenini bozmayı getirir hem şiddeti getirir hem kargaşayı getirir. Biz, bir başkasının özgürlük  alanına saygı duyduğumuz zaman bu ülke tutulamaz. O zaman refah, huzur ülkemizde egemen hale gelir. İşte bizim  şiddetle muhtaç olduğumuz budur ve bunu başarmalıyız" diye konuştu.

Hüküm merkezli çalışmadıklarını, hikmet merkezli çalıştıklarını ve buralara gelinmesini sağlayanın hikmet  olduğunu dile getiren Erdoğan, Yunus Emre'nin "İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır" sözlerini aktardı.

-"Üniversitelerimiz  kendisini dışarıya kapattılar"

Çocukları gereksiz ve faydasız bilgiler yerine, hayatın kendisiyle donamlı olacak şekilde yetiştirmekle mükellef olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Çocuklarımız okudukça, tahsil gördükçe daha da cahilleşiyor, kendisine, ülkesine, toplumuna ve özüne daha da  yabancılaşıyorsa burada ters giden bir şey var demektir. Böyle bir eğitim tarzı bizim kabulleneceğimiz, müsamaha göstereceğimiz bir eğitim tarzı olamaz. Bunu 10 yıllar boyunca üniversitelerimiz de yaşadık. Üniversitelerimiz  kendisini dışarıya kapattılar, topluma kapattılar, ülkeye ve ülke gerçeklerine kapattılar, milletten kopuk, Türkiye gerçeklerinden kopuk, izole bir noktaya geldiler. Şehrin sanayisi ile ticareti ile ekonomisi ile  ilgilenemediler, ülkenin siyasetiyle dış politikasıyla sosyal ekonomik sorunlarıyla ilgilenemediler. Milletle kucaklaşmak yerine milletten uzaklaştılar. Bilim ve eğitim ile millet arasında adeta uçurumların oluşmasına  neden oldular. İşte bunu tersine çeviriyor, şimdi tabii mecrasına döndürüyor, üniversitelerimiz ile milletin, üniversitelerimiz ile ülkenin kucaklaşmasını sağlamak için gayret sarf ediyoruz. Bu süreci daha da hızlandırmak zorundayız. Özellikle üniversitelerimiz demokratikleşme, bir arada yaşama, hoşgörü noktasında daha etkin, daha  işlevsel, daha yön gösterici hal almasını sağlamak zorundayız."

-"Talimsiz terbiye, terbiyesiz talim hiç bir anlam ifade etmez"

Erdoğan demokrasiye kapalı bir üniversitenin bilime asla açık olamayacağına dikkati çekerek, farklı görüşlere, farklı fikirlere, farklı yaşam tarzlarına tahammül gösteremeyen bir üniversitenin, bilim üretse dahi o bilimden  beklenen rehberliği ve yol göstericiliği üretemeyeceğini söyledi.

"Ben konuşacağım sen dinleyeceksin" anlayışına da karşı çıkan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ben konuşacağım sen dinleyeceksin, sen konuşacaksın ben de dinleyeceğim. Müsademeyi efkardan barikayı hakikat  doğar. İşte buraya varırız. Yani fikirlerin tartışmasından hakikat güneşi doğar. Ayrımcılığın, ırkçılığın,  faşizmin özellikle de kendi milletinin değerlerinin, kendi vatandaşlarının yaşam tarzının, kılık kıyafetinin, sakalının, bıyığının düşmanı olan bir üniversite sadece laboratuvarlarında değil, maalesef sınıflarında, amfilerinde robot üreten bir üniversite olur. Eğitim, insanı robotlaştırmak, insanı bilgisayarlaştırma, insanı bilgisayar gibi görüp onu formatlamak değildir. Eğitim insanı bilgiyle donatırken, o bilginin insanı vicdani değerleri yücelmesini sağlayacak melekeleri yani tevekkül ve tasavvuf gücünü hatta tasavvur gücünü kazanmasını temin etmektir. Eğer eğitim sadece bilgiyi aktarmak, bilgiyi ezberletmek olsaydı bilgisayarlar zaten bunu yapıyor. Eğitime ihtiyaç kalmazdı. Tam tersine, eğitim bilginin desteğiyle analiz yapabilmeyi, bilgiyi insanlığa faydalı bir araç olarak kullanmayı öğreten, yani talim ile terbiyeyi bir arada verebilen bir süreç olmak zorundadır. Talimsiz terbiye, terbiyesiz talim hiç bir anlam ifade etmez."

Üniversiteleri ülkenin ve dünyanın her meselesinde daha aktif ve daha güçlü roller üstelenen, ışık tutan, yol gösteren kurumlar olarak görmek istediklerini ifade eden Erdoğan, üniversitelerden Türkiye'nin demokrasi tartışmalarında ve demokratikleşme mücadelesinde öne çıkmalarını, bölgesel ve küresel meselelerde yol gösterici olmalarını beklediklerimi dile getirdi.

-"İlim adamı, ilim namusundan bedeli ne olursa olsun taviz vermeyen insandır"

Erdoğan, Mısır'da son haftalarda yaşanan olayarın sadece siyasetin konusu olmadığını, aynı zamanda sosyolojinin, uluslararası ilişkilerin ve özellikle de tarih ve demokratikleşme mücadelesinin konusu olduğunu söyledi.

Son derece önemli tarihi eşiklerden geçildiğini ve son derece önemli hadiselere şahit olunduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bizde yaşandığı gibi bir şeyi hatırlatmak istiyorum. İlim adamı, ilim namusundan, fikir namusundan bedeli ne olursa olsun taviz vermeyen insandır. Çok açık net söylüyorum. Ben bir siyasetçiyim, eğer biz bile kalkıp da ilme ters bir şeyi istiyorsak ilim adamının şunu söylemesi en önemli görevidir: 'Öyle değil böyledir' demesi lazım. El pençe divan durup, 'Ferman buyurdunuz efendim' dememesi gerekir. Şu anda biz dünyada bunu yaşıyoruz, ülkemizde de bunlar yaşandı. İşte bunların aşılması lazım. Bunları aştığımız zaman üniversiteler güçlüdür. Bunları aşamazsak üniversitelerimiz gariptir, fakirdir, fukaradır" dedi.

-"O ilim adamı bitmiştir"

Dünyanın en meşhur üniversitelerden biri olan Mısır'daki El-Ezher'in şeyhini, askeri darbenin ve darbecilerin yanında gördüğünde hüsrana uğradığını ifade eden Erdoğan, "Böyle bir şey olamaz. Sen nasıl Ezher'in Şeyhi olup da Ezher ulemasının başı olup da darbeye çanak tutarsın, darbeye alkış tutarsın. Bu alkışlana bilir mi? Buna 'evet' denilebilir mi? İşte orada ilim bitmiştir, ilim derken o ilim adamı bitmiştir. Çünkü ilim ona müsade etmez ama o ilim adamı kisvesiyle sadece o günlük, o aylık, o yıllık belki kendini o darbecilere karşı kurtarır ama tarih bunları lanetler. Geçtiğimizde bizde olanları şimdi lanetledikleri gibi" diye konuştu.

Batı'nın Mısır'daki yaşananlar karşısında kendisiyle çeliştiğini, 6 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine rağmen yaşananlara hala "dur" demediğine belirten Erdoğan, medya başta olmak üzere bazı çevrelerin Mısır'daki darbeyi sempatik göstermek için "demokratik darbe", "devrimci darbe" ve "sandıksız demokrasi" gibi aklın ve mantığın kabul edemeyeceği kavramları ürettiğine dikkati çekti.

"Mısır'a karşı sergilenen tavır sadece akla, mantığa değil bilime kesinlikle aykırıdır" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Mısır'daki olaylar karşısında susmak, çok ağır bir vebalin altına girmektir. Özellikle bilim insanlarının, üniversitelerin bu hadiseler karşısında daha gür bir ses çıkarmalarını beklerdim, ama bu  olmamıştır. Zira bugün susulur ise yarın konuşmaya, itiraz etmeye kimsenin hakkı olamaz. Bugün darbeye 'darbe'  diyemeyenin yarın bir hastalık veya bu hastalık bütün vücuda sirayet ettiğinde, darbeye 'darbe' demesi hiçbir anlam ve ağırlık ifade edemez. Demokrasi tıpkı bilim gibi yüz yılların hatta bin yılların birikiminin bir neticesidir. Binlerce yıllık birikime, binlerce yılık gerçeğe sırt çevirmek, belki yüzlerce, binlerce yıl sürecek bir hatanın temelini atmak olabilir. Eğer Galileo, ölüm tehdidine, baskıya ve işkenceye rağmen 'dünya dönüyor' deme cesaretini göstermeseydi, inanın ki bilim bugünkü seviyesine ulaşamayacak ve dünyayı hala tepsi gibi gösterilecekti."

- Ankara

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Başbakan Erdoğan Rize'de - Son Dakika


Advertisement