Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'yargıya söyledim' cümlesi, 'yargıya ihbar ediyorum, yargıyı ihtar ediyorum, yargının dikkatine sunuyorum' anlamına da alınabilir ama
'yargıyla bu konuyu konuştum' anlamına da alınabilir. Bir Başbakan yargının hangi unsuruna talimat verebilecek, hangisine 'şöyle yapın' diyebilecek bir noktada ki. Hamdolsun bugün yargının gerçek bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortaya koyduğu günlerdeyiz" dedi.
Arınç, TRT Haber'de yayınlanan İnce Çizgi programında soruları yanıtladı.
AK Parti'nin iktidardaki 10. yılının Türk siyaseti bakımından da bir ilk olduğuna işaret eden Arınç, yola çıktıklarında bugünleri planladıklarını anlattı.
Arınç, AK Parti'nin kuruluş çalışmaları sırasında tüm Türkiye'ye dağılarak halkın taleplerini dinlediklerini ifade ederek, "Biz 15 aylık partiyken seçimlere girdik. O günden bu yana da iktidarız. Yanımızdaki partiler 40, 50, 80 yıllık partilerdi. Onların hepsi parlamento dışında kaldılar, biz bugünlere kadar geldik. O günkü öngörülerimiz, vizyonumuz, programımız, Türkiye'nin geleceğine ilişkin düşüncelerimizi bugün büyük ölçüde gerçekleştirmiş durumdayız. Hatta şimdi 2023'e yeni bir vizyon olarak, yeni birtakım vaatlerle, taahhütlerle, yapacağımız çalışmalarla halkımızın önündeyiz" dedi.
Halk röportajlarına da yer verilen programda, 10 yılda Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin sorulması üzerine Arınç, AK Parti'nin her ay yaptırdığı anket çalışmalarına göre, hükümetin en çok beğenilen icraatlarının sağlık alanında olduğunu söyledi.
Arınç, sağlık karnesinin hükümetin 3 dönemdir iktidar olmasının en büyük etkenlerinden olduğunu ifade etti.
-"Tüm seçimlerden başarıyla çıktık"-
AK Parti'nin girdiği tüm seçimlerden başarıyla çıktığının altını çizen Arınç, "2002'de yüzde 35, 2007'de yüzde 47, 2011 seçimlerinde yüzde 50 ile iki seçmenden birisini bağırmadan, çağırmadan, tehdit etmeden, zorlamadan, oyunu alan ve tek başına iktidar olan bir partiyiz" dedi.
Arınç, "Tehdit etmedik" derken bir mesaj mı vermek istiyorsunuz" sorusuna karşılık, "Şüphesiz başka partiler veya başka siyasetçiler farklı oy alıyor olabilirler ama ben bunu bizzat söylemek zorundayım. AK Parti, bütün eleştirilere rağmen; karşısındaki bütün partiler eleştiriyor çünkü tek başına AK Parti, iki seçmenden birinin oyunu almış. Halep oradaysa arşın burada. Seçim sonuçları bu partinin hizmete endeksli bir siyaset yürüttüğünü ve halkın bundan memnun olduğunu söylüyor" diye konuştu.
Muhalefetin yeterli olmadığı yönündeki söylemlerin hatırlatılması üzerine Arınç, "O bizim sorunumuz değil. AK Parti'nin kuruluşu bir ihtiyaçtan doğdu. Biz bu ihtiyacı gördük. Dürüst, kararlı, cesur siyaset yapacak insanlarla AK Parti'yi kurduk. AK Parti'nin karşısında bir muhalefet partisi olmanın zorluğunu biliyorum ama 'muhalefetin şu tarafı eksiktir, bu kadar güçlü değildir', bu bize atfedilecek bir kusur değil. Öyle bir muhalefet bulsunlar o zaman karşımıza çıkarsınlar" dedi.
Arınç, yapılanların anlaşılabilmesi için vatandaşların, bunları görmesi, eliyle tutması, yaşaması gerektiğini ifade ederek, bir hastanenin aciline gitmeyen vatandaşın acil bölümlerinde hastadan ücret alınmadığını bilemeyebileceğini söyledi.
Arınç, "Düşünün ki acile gitmiş bir insanın böyle bir muameleyle karşılaştığında 'bu hükümet bir şey yapmıyor' demesi mümkün değil. 'Para alıyorlar' diyor. 3 lira 5 lira... Geçmişe bakınca 'bu da kötüdür' diyorsa 'el insaf' demek lazım" ifadesini kullandı.
İktidarları döneminde Türkiye'nin normalleştiğini dile getiren Arınç, ret ve inkar politikalarının sona erdiğini vurguladı.
Meclis Başkanı olduğu dönemde eşiyle 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i uğurlamaya gittiğini, eşinin başörtüsü nedeniyle "Türkiye'nin adeta birbirine girdiğini" aktaran Arınç, kızının karşılaştığı sorunları da anlattı. Arınç, şöyle konuştu:
"Sadece başörtüsüyle değil, yaş kararlarıyla ordudan atılanlar, eğitimde yaşananlar, muhayyel irtica korkusuyla insanların dini veya sosyal inançlarına müdahaleler, bunların hepsi yaşandı. Ama bugün bunların hamdolsun hiçbirisi yok. En azından pek çoğu yok. İdeal bir noktada olduğumuzu söyleyemem ama 10, 20, 30 yıl öncesine baktığımızda ben 1986'da bir konuşmasındaki bir cümle nedeniyle yargılanmış, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 5 yıl ağır hapse mahkum olmuş bir insanım. O gün yaptığım konuşmayı bugün yaptığımda kimse benim hakkımda dava açmıyor. Hem zihniyet hem hukuki mevzuat değişti, hem yargı anlayışı değişti. Bugün yargıya talimat verenler hamdolsun kalmadı."
-"Yargıya talimat veriliyor" eleştirileri-
"Başbakan'ın son konuşmasından sonra muhalefet, 'yargıya talimat veriyor' eleştirilerinde bulundu" yönündeki hatırlatma üzerine Arınç, "Sayın Başbakan'ın her zaman söylediği o dört mesele üzerinde 'tek din' deyip de dil sürçmesi yaşandığında da yine aynı şey olmuştu. Halbuki herkes bilir ki 'tek vatan, tek bayrak' dediği zaman Başbakan oraya eklediği 4 unsur vardır, onların içinde din yok" dedi.
"Son olayda dil sürçmesi mi var" sorusuna karşılık Arınç, şunları söyledi:
"Olabilir. Konuşulan zannediyorum BDP milletvekillerinin PKK'lılarla yolda buluşmasına ilişkin 'yargıya söyledim' cümlesi, 'yargıya ihbar ediyorum, yargıyı ihtar ediyorum, yargının dikkatine sunuyorum' anlamına da alınabilir ama
'yargıyla bu konuyu konuştum' anlamına da alınabilir. Bir Başbakan yargının hangi unsuruna talimat verebilecek, hangisine 'şöyle yapın' diyebilecek bir noktada ki. Hamdolsun bugün yargının gerçek bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortaya koyduğu günlerdeyiz. Somut örnekler de verebiliriz, geçmişle kıyaslayabiliriz de ama en masumane tabirle Sayın Başbakan burada 'yargının da dikkatine sunuyorum, yargı da gereğini yapsın' diyeceği yerde 'yargıyla bu işi konuştum' demiş olabilir. Bunu söyleyecek veya temin edebilecek en dürüst insan kendisi olmalı."
-12 Eylül askeri darbe-
"12 Eylül'ün sadece içeride değil, dışarıda da organize edildiği, ABD'den icazet alındığı, daha sonra Amerika'nın istediği yönde gidildiği şeklinde pek çok şey var. Size göre 12 Eylül neydi-" sorusu üzerine de Arınç, şunları kaydetti:
"Askeri bir darbeydi. Hepsi konuşuldu, bunlar söylendi. 'Bizim çocuklar işi başardılar, iyi iş yaptılar' şeklinde konuşmalar olduğu söylendi. Evren'in konuşmalarından, 'Biz buna niyetliydik ama uygun ortamın oluşmasını bekledik' sözlerini hatırlıyorum. Şüphesiz, 27 Mayıs'ta da sonraki muhtıralar döneminde de ABD olsun, bir başka ülke olsun, Türkiye üzerinde emelleri olan veya Türkiye'deki siyaseti dizayn etme noktasında gücü olan veya kendisini buna mecbur hisseden güçlü bazı ülkelerin etkilerinin, telkinlerinin gerekli olduğunu o zamanlar için düşünmüştüm."
Arınç, Tahsin Şahinkaya ve Kenan Evren'in mahkeme tarafından dinleneceğini anımsatarak, "O iki kişinin ifadelerinde 'bize şu ülkeden yardım, destek geldi' şeklinde sözleri olursa bu bizim siyaset tarihimiz için de çok önemli bir açıklama olur. Gelir mi, konuşulur mu- Bunları takip edeceğiz. O güne ait pek çok yazılan kitap, makale, araştırmada böyle bir desteğin olduğu çoğu zaman söylenmiştir" dedi.
"Siz buna inanıyor musunuz" yönündeki soruya Arınç, "olabilir" karşılığını verdi.
-İkinci öğretim ücretleri-
Arınç, "İkinci öğretimde harçların kaldırılması çalışması olup olmadığı" yönündeki soru üzerine de hükümetin büyük bir fedakarlık yaparak, 3,5 milyon gençten alınan harçların kaldırdığını söyledi.
Arınç, ikinci öğretimde harç ve katkı yerine öğrenim ücreti bulunduğunu belirterek, "İkinci öğretimden şu an için öğrenim ücretini kaldırmak gibi zaten yasal gereklilik var ama onu yapacak noktada değiliz, böyle bir düşüncemiz yok" dedi.
Açıköğretim'de bir bedel istendiği haberlerinin hatırlatılması üzerine Arınç, harçların tamamının kaldırıldığını belirtti. Arınç, "Niye alınsın- Ama kayıtlar sırasında 'bir şey alınmayacak' deyip de okul müdürlerinin veya okul aile birliklerinin bir şey istediği de Türkiye'de vaka olduğuna göre belki ona benzer bir şey istenmiş olabilir" dedi.
(Sürecek)
Muhabir: Ferdi Türkten
Yayıncı: Tarkan Demir - ANKARA
Son Dakika › Güncel › Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.