Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, düşürülen Türk askeri uçağıyla ilgili, "Uçağımız düştüğü andan itibaren kilometresiyle, rotasıyla, nerede vurulup nerede düştüğü ile söylediklerimizin bir santim bile aykırı olacak bir gelişme elde edilemedi" dedi.
Arınç, NTV'de canlı yayınlanan programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gayri nizami bir harp yaşandığı bu nedenle olağanüstü hal ya da sıkıyönetim ilan edilmesi çağrısında bulunduğunun hatırlatılması üzerine Arınç, "Bu çağrıya hayır diyeceğim, çok zamansız bulacağım, çok tehlikeli bulacağım" dedi.
Olağanüstü halin, sonra sıkıyönetim ilanının ve buna yol açacak sebeplerin Anayasa'da ortaya konduğunu hatırlatan Arınç, "Türkiye sıkıyönetimle geçmişte çok karşılaştı. Özellikle darbelerden sonra veya olağanüstü dönemlerde. Olağanüstü halle zaten 20 sene ülke yönetildi, en azından ülkenin büyük bir bölümü. Biz geldiğimizde kaldırdık, o şeref bize ait. Çünkü olağanüstü halden dolayı bölgede çok büyük haksızlıklar yapıldı, çok büyük yanlışlıklar yapıldı" diye konuştu.
Türkiye'de olağanüstü hal veya sıkıyönetimin söz konusu olmadığını kaydeden Arınç, şöyle devam etti:
"Ne olağanüstü hal ilan etmeye niyetimiz var ne sıkıyönetimi aklımıza getirmeyi düşünmeliyiz. Yani Bahçeli'ye ben daha sorumlu konuşma ve öneriler getirme noktasında istirhamda bulunmak istiyorum ve nezaketle bunu söylüyorum. Çünkü bunların konuşulması ülkede ayrıca siyasi bir gerginliğe yol açabilir. Halkta derin bir endişeye ve üzüntüye yol açabilir. Hükümet ve güvenlik güçleri görevinin başında. Yapılması gerekenler yapılıyor, eleştiriler varsa Meclis'te yaparsınız. Gensoru yaparsınız, genel görüşme istersiniz. Mecliste denetleme imkanları fevkalade fazla, MHP'nin sayısı da en azından meclis soruşturması açmaya yetmese bile 3-4 tane ödünç alır, açar. Araştırma isterse 20 tane yeterli, gensoru vermek isterse 20 tane yeterli. Her bir milletvekili 10 tane soru sorabilir. Meclis kürsüsünden bu meseleleri ne için gerekli olduğunu isterse anlatabilir, ama böyle sıkıyönetim gerekli, olağanüstü hal gerekli sözleri... Ben Türkiye'de bir daha yaşanmayacağını düşünüyorum."
- Suriye'de düşürülen uçak-
"Suriye'de düşürülen uçak, füze ile mi düştü yoksa uçaksavarla mı, pilotaj hatası mı- Netlik var mı-" sorusuna Arınç, "Bize göre, bizim o günden itibaren iddia ettiğimiz hususlar tamamen gerçekleşti" cevabını verdi.
Bülent Arınç şunları kaydetti:
"Ama belki uluslararası bir boyutu olabilir, en azından iki ülke arasındaki bir meseledir. Biz hem harici istihbaratımızla hem kendi radar test kayıtlarımızla hem uçaktan edindiğimiz bilgilerle bütün bunları tekrar, bizim için çok önemli, Eskişehir'deki Ana Jet Üs Komutanlığımızdaki teknik laboratuvarlarda, umarım ki bugünlerde sonuçlanmak üzere, onun sonucunu kesin olarak ilan etme ve açıklama noktasına geleceğiz. Ama şu an itibarıyla uçağımız düştüğü andan itibaren kilometresiyle, rotasıyla, nerede vurulup nerede düştüğü ile söylediklerimizin bir santim bile aykırı olacak bir gelişme elde edilemedi."
"O zaman şu an itibarıyla füzeyle vurulduğu öne çıkıyor" denmesi üzerine de Arınç, "Evet" yanıtını verdi.
-Afyonkarahisar'daki patlama-
Afyonkarahisar'daki patlama ile ilgili askeri savcılığın incelemelerinin sürdüğünü bildiren Arınç, kaza olasılığını ön plana çıkaran savcılığın ilk değerlendirmelerine değindi.
Arınç, "Bir ön inceleme açıkladı. O sonucu açıklarken bence, Sayın Kılıçdaroğlu'nun biraz da fütursuzca, pervasızca, sorumsuzca yaptığı bir konuşmanın karşılığıdır" dedi.
Bülent Arınç, şunları söyledi:
"Hatırlayacaksınız durup dururken bir gazeteciye 'bana üst düzey komutanlar, askerler dediler ki bu yüzde 99 sabotajdır' o gün biz de Bakanlar Kurulu'ndaydık, çıktıktan sonra ben dedim ki, bu ciddi bir iddia. Evet her türlü ihtimal bunun içerisinde araştırılacaktır, ama yüzde 99 sabotaj diyorsanız ve size bu bilgiyi bir askerin verdiğini söylüyorsanız, bunun kaynağını açıklayın da o konuda da tahkikat yapalım. Kendisine sordular, önce sustu. Sonra 'bu tartışılan bir konu' dedi. Arkasından herkes açıkla açıkla deyince, ertesi gün
'üst düzey komutanlar' tabiri gitti yerine 'uzmanlar' geldi. 'Emekli demiştim de o yazdı, yazmadı' oldu. Ama daha da kötü bir şey yaptı Sayın Kılıçdaroğlu, bir ana muhalefet liderine yakışmayacak sorumsuzluktur, o da şudur; askeri savcılık bunun nasıl olduğunu, bir kaza ihtimali olabileceğini ama kesinlikle sabotaj ve bir dış etkene açık olmayan bir olay olduğunu söylediği zaman, 'askerin biri bir pimi çekmiş' denildi. Buna karşılık Sayın Kılıçdaroğlu'nun söylediği şu; 'Asker kaza ile ihmalle çekmemiştir mutlaka kasıtla çekmiştir.'
Şimdi bu cümleyi düşündüğünüz zaman şu aklınıza geliyor, içerde 25 askerimiz şehit oldu, hayatta kalan yok. Demek ki bunların içerisinden bir tanesi, içeriye sabotajcı olarak girmiş, bir intihar saldırısı gerçekleştirmek istemiş, pimini çekmiş arkadaşlarıyla beraber cephaneliği havaya uçurmuş. Söz bu, kimin sözü Kılıçdaroğlu'nun. Kim bu kişi- Belli değil. 25 kişinin her biri o kişi olabilir.
Yani Kılıçdaroğlu şu ihtimali söylüyor, 'bu 25 kişinin içerisinde bir hain vardı, o hain bu pimi çekti ve bina havaya uçtu.' Allah'tan kork. Herkesin gözyaşı döktüğü bir Türkiye'de yani siz o askerin içerisinde bir hain olduğunu söyleyeceksiniz, ismini vermeyeceksiniz, 25 şehidimiz de bu töhmetin altında kalacak. Bu ne kadar büyük bir sorumsuzluktur."
Her türlü ihtimalin olabileceğini vurgulayan Arınç, "Ama Afyon'da şehir dışında, tamamen askeri önlemlerle korunan bir bölgede, askeri bir mahalde ve askeri bir görevin ifası sırasında bir olay meydana geliyor, sen yüzde 99 sabotajdan çark ediyorsun, arkadan da 'pimi çeken kasıtla çekmiştir' deyip, 25 askerin her birini hain sayıyorsun, olacak şey değil. Askeri savcılık sonucu açıklayacak" diye konuştu.
(Sürecek)
Muhabir: Barış Gündoğan
Yayıncı: Tolga Özgenç - ANKARA
Son Dakika › Güncel › Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.