Bebek Türker'in Annesi: Yine Giderim - Son Dakika
Son Dakika Logo
Son Dakika Uygulamayı yükle! YÜKLE

Bebek Türker'in Annesi: Yine Giderim

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Bebek Türker\'in Annesi: Yine Giderim

Baş Makinist Ekrem Çetin'in Eşi ve 13 Aylık Türker Kaan'ın Annesi Nilüfer Çetin O Kabusu Anlattı ve Ekledi, "Yine Gidem"

İsrail'in saldırıda bulunduğu Mavi Marmara Gemisi'nin yolcularından, baş makinist Ekrem Çetin'in eşi ve 13 aylık Türker Kaan'ın annesi Nilüfer Çetin, çocuğunu gemiye bindirmesi nedeniyle anneliğinin sorgulandığını belirterek, ''Gerçekten oğluna çok değer veren her anne gibi bir anneyim. Ama Gazze'deki binlerce bebek de benim oğlum gibi bebekler'' dedi.

Çetin, İHH İnsani Yardım Vakfı'nın, Fatih'teki merkezinde düzenlenen basın toplantısında yaşananlara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Geminin, Gazze'nin 90 mil açıklarına kadar sorunsuz ilerlediğini belirten Çetin, bu noktaya gelindiğinde gece saat 22.00-23.00 arası 2 İsrail donanma gemisi tarafından Mavi Marmara'nın etrafında taciz turları başladığını, geri dönmeleri için uyarı yapıldığını, ancak kendilerinin yola devam ettiklerini söyledi.

Bir süre sonra daha fazla sayıda gemi ve 40'a yakın zodyak botla tacizin başladığını anlatan Çetin, İsrail askerlerinin helikopterle inişi sırasında kendisinin kamarada bebeğiyle birlikte olduğunu aktararak, şöyle devam etti:

''Kurşunlar, tam bizim kamaranın tavanına iniyordu. Helikopterler de buraya inip kalkıyorlardı. Ses bombaları, gaz bombaları, bunlara şahit oldum. Eşim kamaraya gelerek işlerin ciddiye binmeye başladığını. Can yeleklerini giymemizi söyledi. Silah seslerini, çığlıkları, kırılan camları duyduk. Gerçekten vahşi bir çatışma olduğunu oradan biliyorum. İlk aşamada personelden kimseye zarar gelmediğini öğrendim. Bir süre sonra beklemeye dayanamadım, kapıyı açarak, teslim olacağımı, bebeğin ihtiyaçları olduğu söyledim. Arama yaptıktan sonra köprü üstünde personelle beraber yaklaşık 2 saat rehin tutulduk. Daha sonra açık güverteye indirildik. Bu sırada personelden biri rahatsızlanmıştı. İlaçları alma görevine ben talip oldum özellikle. İlaçları almaya gittiğim esnada hem İHH Başkanı Bülent beyle hem eşimle temasa geçtim ve iyi olduğumuzu söyledim.

Bay ve bayan ağır yaralılar dahil herkesin elinde plastik kelepçeler vardı. Yüzler, zemine dönük olmak üzere ıslak zemine diz çöktürülmüş şekildeydi herkes. Gemi ilerledikçe, yaralıların, çok yaşlıların, bayanların kelepçelerini çözmeye başladılar. Bu sırada aktivistlerden biri, öğle ezanını okudu ve mecbur kalarak namaz kılınmasına izin verdiler. İlk defa o zaman bizler tuvalete gidebildik, bir şeyler içebildik.''

Daha sonra alındıkları kapalı yolcu salonunda limana gidene kadar 3,5 saat tutulduklarını, limana vardıklarında da görüntü alınmasın diye 1,5 saat bekletilip hava karardıktan sonra indirildiklerini anlatan Çetin, gemide bebeğin ihtiyaçlarına askerler tarafından hassasiyet gösterildiğini, bu nedenle kendisinin çok sorun yaşamadığını söyledi.

Çetin, gemiden indirildikten sonra sorguya alındıklarını ve ''Gazze Limanı'na girişin yasak olduğunu bilmiyor muydunuz?'', ''Biliyorsanız neden geldiniz?'', ''Burada tutuklu kalmak mı, yoksa sınır dışı edilmek mi istersiniz?'' gibi soruların yöneltildiğini, daha sonra götürüldükleri havalimanında da uçak saatine kadar nezarethanede tutulduklarını belirtti.

-YARALILARA MÜDAHALE-

Nilüfer Çetin, yaralılara gemide müdahale edilip edilmediğine yönelik bir soru üzerine, 5 ağır yaralıya müdahale edilmesine, ''Teslim olduk, lütfen yaralılarımıza müdahale etmemize izin verin'' şeklindeki, yaklaşık 20 anons yapıldıktan sonra izin verildiğini belirterek, ''Gemideki ameliyathanelerin kullanılmasına defalarca söyledikten sonra izin verildi... Sanırım bazı yaralıları bu gecikmeden dolayı kaybettik. 18 tane doktor vardı gemide çünkü'' dedi.

''İsrail bebek nedeniyle propaganda yapmaya çalışıyor. Siz oraya niçin bebekle gittiniz?'' şeklindeki bir soruya ise Çetin, şu yanıtı verdi:

''Evet, hatta annelik değerlerim sorgulandı. Ben anneyim evet. Gerçekten oğluna çok değer veren her anne gibi bir anneyim. Ama Gazze'deki binlerce bebek de benim oğlum gibi bebekler. Eğer Gazze'ye sağ salim ulaşabilseydik ve yardımları verebilseydik oğlumla beraber o bebeklerle oynayarak o yardımları dağıtmak istiyorduk. Ayrıca o gemiye binmekte korkulacak hiçbir şey olmadığını, yardımın herkes tarafından ulaştırılabileceğini, eğer ben bebeğimle o gemiye binebiliyorsam kimsenin orada olmaktan korkmaması gerektiğiydi, ailemizi bir arada tutmaktı. Zannediyorum ki Türker, üzerine düşen misyonu cesurca yerine getirdi.''

Oğlunun küçük olması nedeniyle olanları hatırlamayacağını umduğunu, ancak bir pedagog desteği alacağını söyleyen Çetin, ''Ama böyle bir başka organizasyon bir daha olursa oğlumu alıp gitmekten kesinlikle çekinmem'' dedi.

-''TÜRKER KURTULMAMIZI SAĞLADI''-

Nilüfer Çetin, operasyon sırasında zaman zaman umutsuzluğa kapılıp kapılmadıklarına yönelik bir soruya da "Zaman zaman kurtulamayacağımızı düşündük, ama dünyanın gözü bizim üzerimizdeydi. Katliam boyutlu bir şeye giremeyeceklerini tahmin ediyordum. Kaldı ki, böyle bir olayı engellemek için Türker'in medyaya tanıtılmasının tek amacı buydu. Evet o gemide 13 aylık bir bebek var ve gemiyi tamamen sivile çeviren tamamen Türker'in varlığıydı. Dolayısıyla, eğer yolcu salonlarına girmedilerse ya da gemiye uzaktan ağır silahlarla bombardıman yapmadılarsa bunun tek sebebinin Türker olduğuna inanıyoruz hepimiz" yanıtını verdi.

İsrailli askerlerin, gazetecilere özel bir muamele yapıp yapmadığı sorusu üzerine de Çetin, ''Evet, hepsinin iletişim araçlarına derhal el kondu, cep telefonları, kameraları, laptopları hepsi alındı ve güvertede bir yere yığıldı. Basın mensuplarından da yaralılar vardı. Bir kısmı kelepçeliydi, bir kısmı kelepçesizdi. Çok ağır yaralı, hayati tehlikesi olan yoktu'' diye konuştu.

Kaynak: AA