Filistin Ulusal Girişim Hareketi Genel Sekreteri Mustafa el-Bergusi, İsrail ile ABD arasında işgal altındaki Kudüs'te ABD Büyükelçiliği için arazi tahsis edilmesini öngören anlaşmaya tepki gösterdi.
Bergusi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşımasının "başlı başına uluslararası hukukun ihlali ve yanlış bir adım" olduğunu belirtti.
Söz konusu adımın, daha önce kabul edilen anlaşmaları ve ABD'nin benimsediği tutumları ihlal ettiğini ifade eden Bergusi, bunun sahadaki mevcut statünün değiştirilmemesi ilkesine de aykırı olduğunu söyledi.
Anlaşmanın "İsrail'in taleplerine ve isteklerine verilmiş bir karşılık" olduğunu dile getiren Bergusi, ABD'nin bu konuda dünyadaki çok az sayıda ülkeyle aynı çizgide yer aldığını, bu nedenle tutumunun uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun yaklaşımıyla çeliştiğini kaydetti.
Dünya ülkelerinin büyük bölümünün söz konusu arazileri Filistin toprağı olarak kabul ettiğini vurgulayan Bergusi, yaşananların uluslararası hukukun ve Filistin halkının haklarının ağır biçimde ihlal edilmesi anlamına geldiğini ifade etti.
Bergusi, ABD'nin bu adımla Filistin halkının haklarına yönelik ihlal niteliği taşıyan bir uygulamaya ortak olduğunu vurguladı.
İsrail ile ABD bugün, Batı Kudüs'te bulunan ve 1948 öncesinde Filistinli ailelere ait olduğu belgelerle kanıtlanan bir araziyi, uluslararası hukuka aykırı şekilde 1 Dolar karşılığında 99 yıllığına ABD Büyükelçiliği'ne tahsis eden anlaşmayı imzalamıştı.
Yeni elçilik binası gasbedilen arazi üzerine inşa edilecek
Aralık 2017'de ABD Başkanı Donald Trump, işgal altındaki Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını ilan etmiş ve ABD Büyükelçiliği'nin Tel Aviv'den buraya taşınmasına karar vermişti. Büyükelçiliğin geçici binası ise Mayıs 2018'de açılmıştı.
Bu karar, Kudüs şehrinin statüsüne ilişkin uluslararası mutabakata aykırı olduğu gerekçesiyle o dönemde dünya çapında geniş çaplı tepki ve eleştirilere neden olmuştu.
İsrail'deki "Adalah" (Adalet) Hukuk Merkezi, 2022 yılında yaptığı açıklamada, büyükelçilik yerleşkesinin inşası için tahsis edilen arazinin, 1950 tarihli "Gaip Mülkleri Kanunu" kullanılarak Filistinlilerden gasp edildiğini belirtmişti. Merkez, arşiv belgelerinin bu arazinin 1948 yılından önce Filistinli ailelere ait olduğunu ve "İngiliz Mandası" yönetimine kiralanmış olduğunu kanıtladığını vurgulamıştı.
Hukuk merkezi, ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs'te genişletilmesinin ve bunun için ayrılan araziye el konulmasının, özel mülkiyetin müsadere edilmesini yasaklayan Lahey Sözleşmesi'nin 46. maddesi başta olmak üzere uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu ifade etmişti.
Birleşmiş Milletler, Doğu Kudüs'ü 1967'de işgal edilen Filistin topraklarının bir parçası olarak kabul ediyor ve şehrin karakterini veya hukuki statüsünü değiştirmeyi amaçlayan her türlü adımın uluslararası hukuk normlarına göre hiçbir hukuki geçerliliği olmadığını vurguluyor.
ABD, büyükelçiliğini 2018 yılında Kudüs'e taşımış olsa da dünya ülkelerinin büyük bir kısmı, şehrin statüsüne ilişkin uluslararası duruşa bağlı kalarak İsrail'deki büyükelçiliklerini Tel Aviv'de tutmaya devam ediyor.
ABD, Guatemala, Honduras, Kosova, Paraguay, Papua Yeni Gine ve Fiji, Kudüs'te büyükelçilik açan 7 ülke olmuştu. Somali'den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden ve İsrail tarafından tanınan Somaliland, 15 Haziran 2026'da da sözde İsrail Büyükelçiliği'ni Kudüs'te açmıştı.
Son Dakika › Güncel › Bergusi'den ABD'nin Kudüs Adımına Tepki - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?