CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, 1 Temmuz 2014 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren "Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği"nin halka açıklık oranı yüzde 5'in altında olan şirketler için borsadan çıkışı kolaylaştırmasıyla birlikte son günlerde şirketlerin ardı ardına borsadan çıkma kararı aldıklarını belirterek konuyu Meclis gündemine taşıdı.
Ayaydın, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde şöyle dedi:
"Hakim ortağın alım fiyatı için sadece açıklama öncesi 30 günün fiyat ortalamasını esas almak, söz konusu hisse senedini bazı suni fiyat hareketlerine, manipülasyonlara açık hale getirmemekte midir? Bu durum o hisseye uzun süredir yatırım yapmış ve beklentileri olan küçük yatırımcıyı tedirgin etmeyecek midir? Bu durum Borsa İstanbul Yönetimini rahatsız etmeyecek midir?
Küçük yatırımcının elindeki payları ucuz fiyattan alabilmek için hakim ortak tarafından yapılacak işlemler sonucunda veya tamamen borsa dışı bir etken nedeniyle ortaya çıkan birkaç aylık düşüş trendi sonuncunda; küçük yatırımcı elindeki payları istemediği bir dönemde ve istemediği bir fiyata satmak zorunda kalmayacak mıdır? Bu durumda küçük yatırımcı mağdur olmayacak mıdır?
Hisse fiyatının küçük yatırımcının inisiyatifi dışında oluştuğu ve bu yatırımcının elindeki payı hakim ortağa satmama olanağı olmadığı dikkate alındığında, hakim ortağın alım fiyatı için açıklama öncesi 30 günün ortalama fiyatı yerine açıklama öncesi son 1 yıldaki ortalama fiyatı esas almak veya alım-satım fiyatının bağımsız değerleme kuruluşlarınca tespit edilmesi gibi esasların hayata geçirilmesi daha adil ve hakkaniyetli olmayacak mıdır?
Ortaklıktan çıkarma ve borsadan kotundan çıkmaya ilişkin olarak 1 Temmuz 2014 öncesinde yine SPK'nın belirlediği gibi, fiyat tespit sürecinde iki bağımsız uzman kuruluşun fiyat belirlemesi uygulamasından neden vazgeçilmiştir? Bağımsız kuruluşların fiyat tespiti sürecinde yer almasına yeni Tebliğle getirilen uygulama esaslarında neden yer verilmemiştir?
Bir şirketin halka arz aşamasında aracı kurumlar ve bağımsız denetim kuruluşlarınca değer tespiti yapılırken, şirket borsadan çıkmak istediğinde sadece borsa değerini esas almak ne kadar doğru ve isabetlidir? Borsaya giriş esasları neyse borsa kotundan çıkma sürecinde de benzer esasların uygulanması daha doğru ve tutarlı değil midir?
Borsa kotundan ayrılmaya ilişkin eski uygulamada bağımsız firmalarca yapılan değer tespiti sonucunda borsadaki fiyat üzerinden bir fiyatla hakim ortağın küçük yatırımcıdan hisse alması örnekleri var mıdır? (Örneğin, borsada 10 TL üzerinden işlem gören şirketin borsadan ayrılırken yapılan değer tespit sonucu küçük yatırımcıdaki payların 16 TL'ye alınması gibi.)
Borsa kotundan ayrılmaya ilişkin 1 Temmuz'da yürürlüğe giren yeni uygulama sonucunda şirketin el değiştirmesi sürecinde oluşan bir fiyatın altında bir değer ile küçük yatırımcıdan hisse alınması söz konusu mudur? (Örneğin, yabancı bir firmaya hisse başı 8 TL'den satılan bir şirket 1 Temmuz sonrası küçük yatırımcısının elindeki hisseleri 4 TL'ye alabilecek midir?)
Bu şekilde risk altında olan küçük hissedarları hakim ortak karşısında koruyacak somut ve güçlü mekanizmalar bulunmakta mıdır? Gerek küçük yatırımcının mağduriyetinin, gerekse de manipülasyonların önüne geçmek suretiyle Borsa İstanbul'un prestijini korumak için bu konuda herhangi bir çalışma yapılması düşünülmekte midir?
Sermaye Piyasası Kurulunun borsadan çıkmayı kolaylaştırıcı adımlardan ziyade şirketlerin borsaya açılmasına, borsada işlem gören şirketlerin halka açıklık oranlarını artırmaya yönelik faaliyetlerde bulunması daha doğru değil midir?
Ülke ekonomisinde işlerin yolunda olduğu, halka arzların peş peşe geleceği ve Borsa İstanbul'un büyüyeceği söylenirken, şirketlerin ardı ardına borsadan çekilmesi sermaye piyasasının ve de ülke ekonomisinin sıkıntılı olduğunu göstermekte değil midir?
Şirketlerin Borsa İstanbul'dan çıkma kararı alması sermaye piyasasının derinliğinin artması istenen ülkemizde gerek yabancı yatırımcı, gerekse de yerli yatırımcı üzerinde negatif bir etki yaratmakta mıdır, Borsa İstanbul'un prestijine zarar vermekte midir?
Türkiye gibi tasarrufların dip yaptığı bir ülkede yurt içi tasarrufları artırmak en büyük öncelik ve sorun iken, tasarruf sahibi küçük yatırımcının böylesi şekilde mağduriyete uğrayabilmesinin mümkün ve kolay olduğu bir ortamda, hangi küçük yatırımcı tasarrufunu sermaye piyasasına yatırmak isteyecektir?"
Son Dakika › Güncel › CHP'li Ayaydın: Küçük Yatırımcıyı Tedirgin Etmeyecek Mi? - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.