Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şayet bugün ortaya çıkan tablo için bir suçlu aranacaksa bakılacak yer Ankara değil Kandil'dir. Sorumlular, hükümette, iktidar partisinde değil örgütün yönetiminde ve tercihlerini demokrasiden yana kullanamayan, onların güdümündeki partide aranmalıdır" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YÖK Genel Kurul üyeleri ve üniversite rektörlerini kabul etti.
Terör örgütü yöneticilerinin, bölge halkının hayatının zorlaştırılması için her türlü eylemin yapılması talimatı verdiğini, bölgede bilmeyen olmadığını dile getiren Erdoğan, "Tüm bunlar alenen ortadayken ısrarla çatışmaları, devletin, hükümetin ve hatta akıl almaz şekilde şahsımın başlattığı iddiası dezenformasyondan başka, kara propagandadan başka bir şey değildir. Bu iftiraları dile getiren, yayan herkes, toprağa düşen her şehidin vebaline, dökülen tüm kanlara ortaktır" diye konuştu.
Şahsı başta olmak üzere hükümet ve devlet olarak, yıllardır baskının, öldürmenin değil, özgürlüğün, yaşatmanın mücadelesini verdiklerini dile getiren Erdoğan, temel hak ve özgülükler için, ülkenin ayağa kalkması için yaptıklarının ortada olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Şayet bugün ortaya çıkan tablo için bir suçlu aranacaksa bakılacak yer Ankara değil Kandil'dir. Sorumlular, hükümette, iktidar partisinde değil örgütün yönetiminde ve tercihlerini demokrasiden yana kullanamayan, onların güdümündeki partide aranmalıdır. İşte yaptıkları açıklama, ne diyor? 'Biz gücümüzü YPG'den alıyoruz, gücümüzü PKK'dan, PYD'den alıyoruz. 'Bu kadar açık bunu söyleyenler kim? Bakıyorsunuz o partinin eş başkanı bunu söylemeye cüret edecek kadar ortada. Vahşet ortada, tablo ortada. Başka aranacak bir şey yok. Ülkesinin ve milletinin yanında, huzurunda dağdaki teröriste araç yüklü erzak götüren bakıyorsunuz o partinin bir milletvekili bayan. Tablo ortada."
"Bölgede yaşayan kardeşlerimizle en küçük sorunumuz yok"
Güçlü bir duruş sergileyemeyen her parti, her medya kuruluşu, her sivil toplum örgütünün de bu sorumluluğa ortak olduğunu belirten Erdoğan, bölgede yaşayanlarla en küçük sorunları olmadığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir televizyon programında düşünün bana, birlikte mülakatı yaptığımız arkadaşımız, 400 milletvekiliyle ilgili soru soruyor ve ben kendilerine ta 7 Haziran seçimleri öncesinde Kırşehir'de yaptığım bir toplu açılış töreninde '400 milletvekilini alacak bir partiyle yeni Türkiye, yeni Anayasa kurulabilir, inşa edilebilir' diyorum ve hemen tweetler başlıyor. Basında amiral gemisi olduğunu söyleyenler bu konuda başlıyor, 'Yani 400 milletvekili alsaydınız Dağlıca olmayacak mıydı' diyor. Bu kadar hedef saptırma olabilir mi, sen nasıl medyasın? Ondan sonra on dakika geçiyor, on dakika sonra kaldırıyor. Ama önce zehri atıyor, virüsü salıyor. Bu nasıl bir medyada dürüstlüktür? Ondan sonra kalk, biz aramızda toplantıyı yaptığımız zaman 'medyada dürüstlük ilkeleri, bizim kendi ilkelerimizdir, bu değişmez.' Nasıl dürüstlükse?"
Demokratik hukuk devleti sınırları içinde mücadele eden hiçbir parti ve yapıyla sorunları olmadığına dikkati çeken Erdoğan, görüşlerine katılmadıklarına karşı, demokratik hukuk devleti sınırları içinde, her türlü siyasi mücadeleyi verdiklerini, bundan sonra da vereceklerini bildirdi. Erdoğan, 40 yıllık siyasi geçmişlerinin bunun örnekleriyle dolu olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de muhalefette yer aldığını ama hiçbir zaman ortalığı şiddete mahkum etmediklerini ve durumlarına razı olduklarına vurgu yaparak, milletin takdirini kazanmak için çalıştıklarını ve bunu başardıklarını kaydetti.
Erdoğan, bu mücadelenin hukuk dışı yollarla yürütülmesine asla müsamaha gösteremeyeceklerini, böyle bir durumda ülkeye ve millete karşı sorumluluklarını yerine getirmemiş olacaklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda yaşanan olaylar devletin, hükümetin ve şahsımın tercihi değil tam tersine hiç arzu etmediğimiz halde karşı karşıya kaldığımız durumdur. Bingöl Üniversitemizin rektörünü dinlediğimiz zaman demek ki üzerimize düşen daha farklı görevler de var. O zaman bunun gereği neyse bunu yerine getirmemiz gerekiyor, bu adımı atmamız gerekiyor. Çünkü orada gerek hocalarımızın gerek öğrencilerimizin can güvenliğini koruma ile devlet sorumludur. Bunu yapmaya mecburuz" dedi.
"Milletin geleceğini 3-5 teröriste terk etmedik"
Türkiye'yi ve milleti, bu zor durumdan gereken her yolu ve yöntemi kullanarak çıkaracaklarını ifade eden Erdoğan, yetkiyi aldıkları millete karşı, hesap verme sorumluluğunun, bunu gerektirdiğini söyledi.
Bu mücadelede en büyük güç kaynaklarının, milletin kendisi, desteği ve hayır duası olduğunu belirten Erdoğan, "Milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizle polisimizle jandarmamızla istihbaratımızla köy korucularımızla çok daha sıkı bir koordinasyon, işbirliği içinde yürütülen mücadelenin başarıya ulaşacağından kimsenin şüphesi olmasın" diye konuştu.
"Biz bu ülkeyi, bu devleti sokakta bulmadık" diyen Erdoğan, "Milletin geleceğini 3-5 teröriste, ihanet çetesi mensubuna, işbirlikçiye terk etmedik, etmeyeceğiz. Bunu bilmenizi istiyorum" ifadesini kullandı.
"Terörün gündemi kirletmesine izin vermeyeceğiz"
Erdoğan, bugün daha ziyade eğitim meseleleri üzerinde fikir teatisinde bulunmak istediğini dile getirerek, terörün, gündemi kilitlemesine, bloke etmesine izin vermeyeceklerini kaydetti.
Terör örgütüyle ve diğer çetelerle mücadele ederken aynı zamanda devletin ve milletin tüm işlerini de hassasiyetle takip edeceklerini, gündemdeki işleri hayata geçireceklerini vurgulayan Erdoğan, hitap ettiği kişilere, "Türkiye'nin yükseköğretim alanında katettiği mesafenin en yakın şahitleri sizlersiniz" dedi.
Erdoğan, sorunların, sıkıntıların, eksiklerin, ihtiyaçların olduğunu ifade ederek, yükseköğretime geçişteki tıkanıklığın açılmış olmasının dahi Türkiye için tarihi önemde bir başarı olduğunu söyledi.
Geçen 12 yılda, Türkiye'nin 81 ilinin tamamında üniversite kurarak, vakıf üniversitelerini teşvik ederek, 76 olan üniversite sayısını 193'e çıkararak, bu meseleyi çözdüklerini belirten Erdoğan, 2002'de Türkiye'de 532 fakülte varken, bugün bunun bin 579'a yükseldiğini anlattı.
"İleri teknoloji gerektiren çalışmalara ağırlık verilmeli"
Endüstri sayısının 289'dan 631'e, yüksekokul sayısının 173'ten 485'e, meslek yüksek okulu sayısının ise 417'den 923'e yükseldiğini aktaran Erdoğan, aynı şekilde profesör sayısının 9 bin 396'dan 20 bin 879'a, doçent sayısının 5 bin 367'den 14 bin 140'a, yardımcı doçent sayısının 11 bin 190'dan 33 bin 323'e, okutman sayısının ise 5 bin 435'den 10 bin 239'a ulaştığını bildirdi.
Erdoğan, bugün üniversitelerde 148 bin 903 akademik personelin bulunduğuna işaret ederek, "Nicelik sorununu büyük ölçüde çözdüğümüze göre, bundan sonra artık dikkatimizi ve imkanlarımızı niteliğin yükseltilmesine hasredebiliriz. Ülkemizden, dünyadaki başarılı üniversiteler listelerine, onlarca üniversitenin girmesini sağlamak mecburiyetindeyiz" dedi.
Akademik başarılarıyla araştırma, geliştirme faaliyetlerinde elde ettikleri sonuçlarla Türkiye'nin gurur kaynağı üniversiteleri görecekleri günlerin yakın olduğuna inandığını dile getiren Erdoğan, bir önceki yıla göre, bir sonraki yılın daha başarılı olduğunu görmenin, bu umutlarını artırdığını söyledi.
Erdoğan, bunun için hem hükümete hem de üniversitelere düşen çok önemli görevlerin olduğunun altını çizerek, Türkiye'nin altyapısı güçlü alanları sanayiye, tarıma, hayvancılığa, madenciliğe olduğu kadar, ileri teknoloji gerektiren çalışmalara da ağırlık verilmesi gerektiğini kaydetti.
"Önümüzde 2023 hedeflerimiz var"
Artık üretmenin tek başına yetmediğini belirten Erdoğan, "Araştırmak, geliştirmek, tasarlamak, en az üretmek kadar önemli hale geldi. Kamu kuruluşlarıyla özel sektörüyle üniversitesiyle el ele vererek güçlerimizi ve imkanlarımızı en iyi şekilde kullanarak süratle bunu başarmalıyız" diye konuştu.
Erdoğan, Türkiye'nin geçen 12 yılda daha önceki 30, 50, 70 yıla denk hizmetleri hayata geçirdiğine vurgu yaparak, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Şimdi önümüzde 2023 hedeflerimiz var. Yaşanan hiçbir olumsuzluğun bizi bu hedeflerimizden uzaklaştırmasına asla izin vermeyeceğiz. Sadece bununla da yetinmeyeceğiz, hemen arkasından 2053, 2071 vizyonumuzu hayata geçirmenin çabası içerisinde olacağız. Türkiye'nin önünü terörle, çetelerle, siyasi ve sosyal çalkantılarla kesmek isteyenlere verilecek en güzel cevap bu olacaktır. Yüksek öğretim kurumumuzun ve üniversite rektörlerimizin, milletimizin kendilerinden beklentilerinin bilincinde olduğuna inanıyorum. Öğrencilerimize ve öğretim elemanlarımıza yeni öğrenim yılında başarılar diliyor, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum."
(Bitti)
Son Dakika › Güncel › Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın YÖK Heyeti ve Rektörleri Kabulü - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.