1)ANNELER GÜNÜ'NDE BİR ANNENİN EN ACI BEKLEYİŞİ
SAMSUN'un Vezirköprü ilçesinde 6 gün önce evlerinin önünde oynarken kaybolan 1,5 yaşındaki Ecrin Kurnaz'ı arama çalışmaları sürüyor. Anne Sevcan Kurnaz, Anneler Günü'nden kızından gelecek mutlu bir haberi gözyaşları içinde bekliyor.
Vezirköprü ilçe merkezine yaklaşık 32 kilometre uzaklıktaki Alancık Mahallesi'nde oturan Kurnaz ailesinin kızları Ecrin, geçen salı günü öğle saatlerinde evlerinin önünde oynarken kayboldu. Aile kendi imkanlarıyla aradığı Ecrin'e ulaşamayınca, jandarmaya haber verdi. Bunun üzerine bölgeye jandarma ve jandarma komando timleri ile AFAD ve UMKE ekipleri sevk edildi. Ekipler, bölgede arama çalışması başlattı. Helikopter ve drone ile havadan taranan bölge, güvenlik güçleri tarafından karış karış arandı, mahalledeki evler kontrol edildi. Arama çalışmalarına bugün de devam edildi. Arama Kurtarma çalışmalarında 6'ıncı gün için ekipler bölgede çalışmalarına devam etti. Çalışmalara AFAD'a ait 3 canlı arama köpeği, 1 iz takip köpeği ve 1 kadavra köpeği ile emniyete ait 1 iz takip köpeği ve jandarmaya ait 1 iz takip köpeğinin katıldığı belirtildi. Ayrıca jandarma komando ekipleri bugün Altınkaya Baraj Gölü kıyısında da arama çalışmalarını sürdürdü.
İlk eşini kaybeden, 7 ay önce de Deniz Kurnaz ile evlenen ve bu evlilikten de 6 aylık hamile olan Sevcan Kurnaz ve yakınları umutlu bekleyişlerini sürdürüyor. Anneler Günü'nde evladından gelecek bir haber ağlayarak bekleyen Sevcan Kurnaz, "Kızım yok ne hissedebilirim. Benim kızım daha el kadardı buralarda oynuyordu. Bana bir düşmanlığınız varsa benden alsaydınız. veya eşime ve aileme bir düşmanlığınız varsa onlardan alsaydınız. Çocuğumdan ne istediniz. 1,5 yaşında daha anne zor diyorduö dedi. Bir basın mensubunun 'Birinin kaçırdığından mı şüpheleniyorsunuz?' sorusu üzerine Kurnaz, "Başka ne olabilir bilmiyorum. Ormanda yok. Keşke olsa da burada söylesem ben şundan şüpheleniyorum desem. Yok ki. Benim kimseye bir düşmanlığım yoktur ama başkasını bilmiyorum ki. Benden çıkarsalardı. Bizden çıkarsalardı el kadar çocuğumdan değilö diye konuştu.
Küçük çocuğun üvey dedesi Nuri Kurnaz, ise "Ecrin'den bir iğnenin ucu kadar bile hiçbir bilgimiz yok. Henüz bir bilgiye ulaşmış değiliz. Ekiplerimizden Allah razı olsun. Arama çalışmaları devam ediyor. Henüz bir sonuç almış değiliz. İnşallah en kısa zamanda bir şeylere ulaşacağız. Bu gün 6'ıncı gün sabırla umutla bekliyoruz. İlk iki gün evin yakın çevresinde arandı. Aramalar giderek genişletildi. Şu an 4 kilometreye kadar aranan çember genişletildi. İçimiz yanıyor. Jandarma, AFAD ekibimiz elinden geleni yapıyor Allah devletimize zeval vermesin. Herkes elinden geleni yapıyor. Annesi hamile çok üzgün durumda. Tabi annedir durumu daha farklı oluyor. hepimiz üzgünüzö şeklinde konuştu.
Görüntü Dökümü:
----------------------
-Arama çalışmalarından detay
-İz takip köpeğinin Ecrin'in kıyafetlerini koklaması ve araması
-Ecrin'in evinden detay
-Anne Sevcan Kurnaz ile röportaj
-Üvey dede Nuri Kurnaz ile röportaj
-Detaylar
-Muhabir anonsu
Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/VEZİRKÖPRÜ (Samsun),
================================================
2)ŞEHİT ANNELERİ EVLATLARINI UNUTMADI
İZMİR'de şehit anneleri Anneler Günü dolayısıyla oğullarının kabirlerini ziyaret etti. Her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar günü olarak kutlanan Anneler Günü'nde şehit anneleri oğullarının mezarlarını ziyaret etti. Kadifekale Semti'ndeki Hava Şehitliği'nde kabri bulunan şehitler, Anneler Günü'nde anneleri tarafından unutulmadı. Evlatlarının Türk bayraklarıyla donatılmış kabirlerini ziyaret eden anneler, kabirlere çiçek bıraktı, su döktü ve Kuran-ı Kerim okuyup, dualar etti. Tatvan-Ahlat arasındaki Kıyıdüzü Köyü yakınlarında 2000 yılında teknik arıza nedeniyle düşen Skorsky tipi helikopterin pilotu üsteğmen Emrullah Başer Özen'in (25) annesi Müjgan Özen, Anneler Günü'nde evladının kabrine koşan anneler arasındaydı. Tek evladını şehit verdiğini ve bununla gurur duyduğunu belirten Özen, "19 yıl oldu ama içim alev alev yanıyor. O bana gelemiyor, ben ona geliyorum. Tabii ki şehit olması gurur verici, onurlandırıcı bir şey ama bir anne olarak isterdim ki bana bugün koşarak gelsin. Güler yüzüyle bana 'Annem' deseydi. Ömrüm onun olsun. Tek çocuğumdu, evlat acısı bambaşka bir şey" diye konuştu.
Şehit anneleri, ziyaret sırasında duygu dolu anlar yaşarken, gözyaşlarını tutamadı.
Görüntü Dökümü:
----------------------
Şehitlikten görüntü
Müjgan Özen ile röportaj
Genel ve detay görüntü
(Haber: Mehmet CANDAN – Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,
===============================================
3)KAYMAKAMDAN, ŞEHİT ANNESİNE 'ANNELER GÜNÜ' ZİYARETİ
MARDİN'in Derik İlçesi Kaymakamı Hakan Kafkas, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit olan Mahmut Eşit'in yatalak ve görme engelli annesi Berika Eşit'i ziyaret ederek, Anneler Günü'nü kutladı.
Derik Kaymakamı Hakan Kafkas, İstanbul'da bir lokantada çalışırken, darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz 2016 tarihinde, sokakta darbeci askerler tarafından şehit edilen Mahmut Eşit'in Küçükpınar Mahallesi'nde oturan annesi Berika Eşit'i ziyaret etti. Kafkas, Berika Eşit'in elini öpüp, Anneler Günü'nü kutladı. Görme engelli ve yatalak olan Barika Eşit de ziyareti nedeniyle Kaymakam Kafkas'a teşekkürlerini iletti. Eşit, "Şehit oğlum Mahmut, Anneler Günü'nde benim yanıma gelirdi. Bugün onun görevini Kaymakam yerine getirdi. Kaymakam elimi öperken, sanki şehit olan oğlum elimi öptü gibi hissettim" dedi.
Kaymakam Kafkas, her zaman şehit yakınları ve gazilerin yanlarında olduklarını belirterek, Anneler Günü'nde şehidin annesini ziyaret ederek, dualarını aldıklarını söyledi.
Görüntü Dökümü:
---------------------
Kaymakamın ziyareti
Kaymakamın şehit annesinin elini öpmesi
Konuşmalar
Genel ve detay görüntü
Haber-Kamera: Emrullah KARAKAŞ/DERİK(Mardin),
===================================================
4)FEDAKAR ANNE, ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARINA BAKIYOR
GAZİANTEP'in İslahiye İlçesinde, ev hanımı Fatma Kaynar (50), hayatını, zihinsel engelli çocukları Ali (23) ile Neslihan'a (30) adadı.
Beypınarı Mahallesi'nde yaşayan Fatma Kaynar, zihinsel engelli iki çocuğuna yaşamını adadı. 3 çocuk annesi Fatma Kaynar, 5 yaşında geçirdiği menenjit hastalığı sonucu zihinsel engelli kalan kızı Neslihan Kaynar ile 4 yaşındayken büyükbaş hayvanın boynuz darbesiyle zihinsel engelli kalan oğlu Ali Kaynar'ın tüm ihtiyaçlarını karşılıyor.
Hayatını çocuklarına adayan Anne Kaynar, 15 yıl önce çalışmak için Kırşehir'de inşaatta çalışırken geçirdiği iş kazasında eşini kaybetmesinin ardından zihinsel engelli çocuklarını bağlanan engelli maaşıyla, bakımlarını sağlıyor.
İkisi engelli 3 çocuğuna hem annelik, hem babalık yapan, zamanın tamamını engelli oğlu ile kızına ayıran anne, fedakarlığıyla takdir topluyor. Çocuklarının yaşam nedeni olduğunu anlatan fedakar anne Fatma Kaynar, "Engelli çocuklarla yaşamak zor. Çünkü onları hiçbir zaman yalnız bırakamıyorsun. Oğlum Ali'nin sakal tıraşını dahi kendim yapıyorum" dedi.
Engelliler Haftası ve Anneler Günü kapsamında AK Parti İslahiye Kadın Kolları Başkanı Fetiye Erdoğan, anneyi ziyaret ederek fedakarlığından dolayı kendisine çiçek verdi. Annelerine çiçek verildiğini gören engelli Ali ile Neslihan'da, bahçeden topladıkları çiçekleri annelerine verip elini öptü.
Görüntü Dökümü:
---------------------
- Beypınar Mahallesi
- Anne ve 2 zihinsel çocuklar
- Engelli çocukların annelerine çiçek verip elini öpmesi
- Genel ve detay görüntüler
(Haber-Kamera: Kadir ÇELİK-GAZİANTEP-DHA)
GÖRÜNTÜ BOYUTU: 327 MB
================================================
5)DEPREMLE ORTAYA ÇIKAN YARIKTAN ZEHİR AKIYOR
DENİZLİ'nin Acıpayam ilçesinde geçen 20 Mart'ta meydana gelen Richter ölçeğine göre 5.5 büyüklüğündeki depremin etkisiyle Pamukkale ilçesinde fabrikaların bulunduğu bölgede oluşan yarıktan zehirli su çıkmaya başladı. Geçtiği yerlerde kalın bir tortu bırakan ve depremden bu yana toprak altından çıkarak doğaya akan zehirli suyun nasıl ve nereden geldiği bilinmiyor ancak çevre ve canlılar için büyük tehlike oluştururken, iş insanları kamu kurumlarının duyarsızlığına isyan etti.
Pamukkale ilçesi Pınarkent Mahallesinde Organize Sanayi Bölgesi'nin alt kısmındaki fabrikaların bulunduğu bölgede 5 ayrı noktada oluşan yarıklardan zehirli su çıkmaya başladı. İddiaya göre bir tekstil fabrikasının bahçesinde, Acıpayam ilçesinde 20 Mart'ta meydana gelen 5.5 büyüklüğündeki depremle ortaya çıkan yarıktan akmaya başlayan su, daha sonra fabrikanın çevresinde de toplam 5 ayrı noktada çıktı. Koyu rengi ve keskin kokusuyla depremden bu yana toprak altından çıkarak akan su, insan hayatını ve çevreyi de tehdit ediyor. Geçtiği yerlerde kalın bir tortu tabakası bırakan suyun nereden ve nasıl geldiği bilinmiyor. Bölgedeki fabrika sahipleri çareyi, depremle oluşan yarıklardan gelen suyun çıktığı yerleri iş makinesiyle kazmakta buldu ancak suyun akışı daha da hızlandı. Depremden bu yana akan kesilmeden akan su, çevreyi kirletmeye de devam ediyor. Suyun geçtiği yerlerde fabrika sahipleri, durumu tüm yetkili kurumlara bildirdikleri belirterek duyarsızlığa isyan etti. Zehirli suyun bir fabrikanın atıklarını yer altındaki kaynak suyuna karıştırdığı, bunun da depremle birlikte ortayla çıkan yarıktan gün yüzüne çıktığı sanılıyor.
'TAHLİL YAPTIRDIK ZEHİRLİ ÇIKTI'
Tekstil fabrikasının sahibi Ali Demirdağ, depremin ardından oluşan yarıktan çıkan suyu tahlil ettirdiklerini belirterek, suyun zehirli çıktığını söyledi. Suyun nasıl ve nereden geldiğini bilmediklerini vurgulayan Demirdağ, şöyle dedi:
"Acıpayam depreminden sonra bu zehirli su ortaya çıktı. Bizim fabrikamızın çevresindeki iki noktada bu su çıkıyor. Para verip, tahlil ettirdiğimizde bırakın içmeyi, tarla bile sulanamaz derecede zehirli çıktı. Zehrin içeriği için ayrıca tahlil yapılması gerektiği bildirildi. Ancak bunun için 6 bin 500 TL daha bir masraf yapmamız gerekiyor. Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, Devlet Su İşleri başta olmak üzere tüm yetkili kurumlara başvurduk ancak herkes 'Biz ne yapalım' diye bize soruyor. Biz kepçelerle kazdık, su daha da çoğaldı. Suyun nereden kirli geldiğini bilmiyoruz. Araştırılmasını ve önlem alınmasını istiyoruz. İki aydır bu şekilde akıyor. Birçok yere başvurduk. Ancak kimse ilgi göstermedi. Çözümsüz kaldık vatandaş olarak ne yapacağımızı bilmiyoruz. Suyun aktığı yerin çevresindeki bahçeler de kurudu. Etraftaki herkes kokudan rahatsız. Su ovaya akıyor ve çiftçiler de bu durumdan son derece rahatsız."
Zehirli suyun çıktığı yerdeki fabrikalardan birinin sahibi olan Ömer Timurtaş da depremden önce böyle bir durum olmadığını belirterek, "Bu durumdan çok rahatsızız. Binamızın çökmesinden korkuyoruz. Bu zehirli su nedeniyle doğa kirleniyor, yeşil alanlar kuruyor. Yetkililerden bir an önce çözüm bulunmasını istiyoruz" diye konuştu.
Görüntü Dökümü:
---------------------
-Suyun çıktığı ilk kaynaktan görüntü
-Koyu renkteki sudan görüntü
-Suyun geçtiği yerlerdeki bıraktığı tortu tabakasından görüntü
-İş insanı Ali Demirdağ ile röp.
-İş insanı Ömer Timurdağ ile röp.
-DHA muhabiri Ramazan Çetin'in anonsu
-Genel ve detay görüntüler
(Haber: Ramazan ÇETİN - Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,
================================================
6)GÖÇ YOLUNDAKİ FLAMİNGOLAR, SAZLIKTA KULUÇKAYA YATTI
AKSARAY'da Hamidiye Sazlığının konukları olan flamingolar gelmeye başladı. Göç ederken sazlığa gelerek kuluçkaya yatan flamingolar, kuluçka döneminin ardından tekrar yollarına devam ediyor.
Yaklaşık 50 bin metrekarelik bir alanı kapsayan Hamidiye Sazlığına, her yıl bu mevsimlerde flamingolar geliyor. Göç yolunda bir süre konaklayan flamingolar, kuluçka döneminin ardından tekrar yollarına devam ediyor. Aksaray Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Klinik Bilimler Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Başak Boztok Özgermen, her yıl yaklaşık 40 ila 50 civarında flamingonun sazlığa geldiğini belirtti. Özgermen, şunları söyledi:
"Üniversitemiz, Adana yolu üzerinde ve yakın bölgede Hamidiye Sazlığı var. Bu alan yaklaşık 50 bin metrekare ve suların buharlaşmasıyla sazlık bir alan oluşmuş. Bu alana da flamingolar geliyor ve belli bir süre kalıyorlar. Bu yıl yine 40 ile 50 civarı flamingo gelerek misafirimiz oldu. Tuz Gölü ve Aksaray'ın etrafında bulunan sazlıklar hem göçleri, hem de kuluçkalarını, yumurtalarını bırakmaları için uygun alanlar. Bizde kendilerini belli zamanlarda özellikle bahar ve yaz aylarında Aksaray'da misafir ediyoruz.ö
Flamingoların halk arasında 'allı turna' olarak bilindiğini belirten Özgermen, öGenel olarak sulu ve bataklık gibi yerlerde yaşıyorlar. Yüksekten uçuyorlar, bataklıklarda uzun bacakları sayesinde yüzebiliyorlar ve bu alanlarda yaşıyorlar. Genel olarak bu alanlarda salyangoz, karınca yuvalarıyla, küçük yosun ve bitkisel maddelerle besleniyorlar. "dedi.
Flamingoların ağustos ayına kadar kaldığını belirten Özgermen, "Nisan ayı gibi buraya geliyorlar. Burada yumurta ve kuluçkalarını bırakıyorlar. Ağustos ayının sonuna doğruda yavrular kuluçkadan çıkıyor ve uçma aşamasına gelmiş oluyorlar. Daha sonra hep beraber Akdeniz havzasına ve dünyanın farklı yerlerine doğru göç ediyorlar. Bu göç sırasında ufak tefek kazalar meydana geliyor. Geçen hafta bize yaralı bir flamingo geldi. Hayvanın ayaklarındaki açık yaralara dikiş koyduk. Kanadında küçük bir tedavi yaptık ve daha sonra Tarım ve Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Şubesi ekiplerine teslim ettik." diye konuştu.
Tedavisi tamamlanan flamingo tekrar sazlıkta doğaya bırakıldı.
Görüntü Dökümü
--------------------
Sazlıktaki flamingolardan detay
Tedavisi tamamlanan flamingonan bırakılması
Özgermen röp.
(Haber- kamera: Erkan ALTUNTAŞ AKSARAY DHA)
=========================================
EMEKLİ GURBETÇİ, MEMLEKETİNDE HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ
ALMANYA'da 36 yıl çalışıp emekli olduktan sonra memleketi Balıkesir'in Bigadiç ilçesine dönen Burhanettin Çağlayan (71), aldığı 10 dönüm arazi üzerine hayalini kurduğu çiftliği kurdu. Çiftlikte farklı türlerde hayvan besleyen Çağlayan, kendisi gibi emekli olanlara da bahçeli evlerde oturmasını tavsiye etti.
Almanya'da 36 yıl çalışıp emekli olan 2 çocuk babası Burhanettin Çağlayan, eşi Habibe ile birlikte memleketi Balıkesir'in Bigadiç ilçesine döndü. Çağlayan, kırsal İskele Mahallesi'nde satın aldığı 10 dönüm arazi üzerine yıllarca hayalini kurduğu bahçeli bir ev yapıp, çiftlik kurdu. Çiftliğinde deve kuşu, hindi, kaz, ördek, Hint tavuğu ve tavus kuşu gibi hayvanlar besleyen Burhanettin Çağlayan, elde ettiği yumurtaları ise komşularına ve ziyaretine gelenlere armağan ediyor.
Çiftliği yavaş yavaş geliştirip, hayvanat bahçesine dönüştürmeye çalıştığını anlatan Burhanettin Çağlayan, aynı cinsten olan hayvanları da meraklılarına hediye ettiğini söyledi. Mahalle çocuklarının sık sık kendisini ziyaret ettiğini kaydeden Çağlayan, "Köyün çocukları da burada vakit geçiriyor. Ben burada eşimle yaşıyorum. Çocuklarım ve torunlarım Almanya'da. Onlar da izne geldiklerinde burada güzel vakit geçiriyorlar. 36 yıl sonra memleket hasretim bitti. Tabi Allah Almanya'nın toprağını da altın yapsın. Orası olmasa, burası da olmazdıö dedi.
Burhanettin Çağlayan, çiftliğindeki hayvan sayısını kendi bakabileceği oranda arttırmak istediğini belirtti. Özellikle çevredeki çocukların da gelip hoş vakit geçirebilmesini ve çeşitli hayvanları burada görebilmesini isteyen Çağlayan, emeklilere de bahçeli evlerde oturmalarını tavsiye ediyor. Çiftlik sayesinde gençleştiğini söyleyen Çağlayan, "Köy kenarlarında ucuz tarlalar var. Emekli olanlara şehirlerden uzaklaşıp, doğal yaşam içerisinde, stresten uzak yaşamalarını tavsiye ediyorumö dedi.
Görüntü Dökümü
--------------------
-Burhanettin Çağlayan'ın çiftliğinde bulunan farklı hayvanlardan detay görüntüler
-Çiftlikten detay görüntü
-Burhanettin Çağlayan ile röp
-Çiftliği gezmeye gelen çocuklardan detay görüntüler
Haber-Kamera: Hüseyin EMCAN/BİGADİÇ(Balıkesir),
Son Dakika › Güncel › Dha Yurt Bülteni-6 - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.