Dönerci Cinayetlerinin Ardından Skandal Çıktı - Son Dakika
Son Dakika Logo
Son Dakika Uygulamayı yükle! YÜKLE

Dönerci Cinayetlerinin Ardından Skandal Çıktı

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Dönerci Cinayetlerinin Ardından Skandal Çıktı

Almanya'da 2000-2006 yılları arasında 8 Türk ve 1 Yunan'ın öldürüldüğü "dönerci cinayetleri"nden 6'sında Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi'ne bağlı çalışan bir muhbirinin cinayet yerinde olduğu ortaya çıktı.

Almanya'da 2000-2006 yılları arasında 8 Türk ve 1 Yunan'ın öldürüldüğü "dönerci cinayetleri"nden 6'sında Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi'ne bağlı çalışan bir muhbirinin cinayet yerinde olduğu ortaya çıktı. Nazi teröristler 6 Nisan 2006'da, 21 yaşındaki Halit Yozgat'ı Kassel kentinde öldürdüğü sırada internet kafede 6 kişiden 5'i ifade verirken, Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi'nin muhbiri 10 gün sonra ifade verdi.

Almanya'da geçen hafta Neo-Nazi Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt, bir karavanda intihar etmiş halde bulundu. Dönerci cinayetlerinin şüphelilere suç ortaklığı yapan Beate Zschaepe, cinayetlerin delillerini ortadan kaldırma için evini ateşe verdi. Böhnhardt ile Mundlos'un tabanca değil tüfekle vuruldukları saptanırken, intihar eden 2 kişinin karavanlarını nasıl yaktığı sorusu aydınlatılamadı. Terör hücresinin Alman istihbaratıyla bağı olduğu hücre liderinin gizli servis için 'muhbirlik yaptığı' öne sürülürken Neo-Nazi üyelerinin evlerinde 'istihbarat çalışanlarında bulunabilecek' pasaportlar çıkması kafaları karıştırdı.

Alman televizyonları, ARD, ZDF, Pro 7, RTL, Sat1, Deutche Welle, 'Dönerci Cinayetleri'ne ilişkin ayrıntıları geniş olarak vermeyi sürdürürken, Bild gazetesinin ortaya attığı iddia gündemi bu yöne çekti. Yayınlarda Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi ajanının, Kassel'de Halil Yozgat'ın öldürüldüğü sırada orada bulunmasına rağmen 1 dakika önce ayrıldığını silah sesi duymadığını, cinayeti görmediğini, internette seks sayfalarına baktıktan sonra ayrıldığını öne sürdü.

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise ajanın yıllar önce iddia ettiği gibi cinayetten 1 dakika önce internet kafeden ayrılmadığını, cinayet sonrası, evinde yapılan aramada silah ve seri cinayetlerle ilgili bir kitap da bulunduğunu, yine de 24 saat sonra serbest bırakıldığını bir daha sorgulanmadığını vurguladı. Gazete, "Bu ajanı kimin koruduğunu?" sorarken Hessenli ajanın sorgulanmasının ardından seri cinayetlerin bıçak gibi kesildiği vurgulandı. Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi, muhbirin görevine bir süre sonra son verildiğini yazarken. Bild gazetesi de ajana teşkilat içinde 'Küçük Adolf' adı verildiğini kaydetti. Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi bu konuda açıklama yapmadı.

Thüringen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi eski başkanı Helmut Roewer', 1995'te aşırı sağcı Almanya'nın Milliyetçi Demokratik Partisinin (NPD) eski Thüringen eyalet teşkilatı başkanı Thomas Dienel'i muhbir olarak çalıştırmaya başladıklarını ve Dienel'in 1997'ye kadar bu görevi için yaklaşık 20 bin euro aldığını anlattığını yazdı.

DEUTHE WELLE: ALMAN İSTİHBARAT SİSTEMİ ARIZA MI YAPTI?

Almanya'nın uluslar arası yayın kuruluşu Deutche Welle, 'Alman istihbarat sistemi arıza mı yaptı" sorusuna yanıt ararken, Almanya'nın iç istihbarat birimi olan Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (Bundesverfassungsschutz) tarafından kaleme alınan raporlar incelendiğinde, aslında aşırı sağ kaynaklı terör tehdidinin yıllar öncesinden bilindiğine dikkat çekti. 1995 yılında hazırlanan bir raporda, aşırı sağcıların bir "terör ağı" oluşturmak için çalıştıkları, eyaletlerin iç istihbarat birimleri de uzun yıllardır buna paralel çalışmalar yaptığı hatırlatıldı. Haberde, özellikle doğudaki Thüringen Eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın son 15 yıldır Neonazileri yakından izlediği ve elde edilen bulguları 20 ayrı klasörde topladığına dikkat çekildi.

Federal ve eyaletler düzeyindeki istihbarat teşkilatlarının öncelikli görevinin, Almanya'nın özgür ve demokratik anayasal temel düzenini tehdit eden ya da yıkmaya çalışan kişi ve örgütleri tespit edip, izlemek olduğu, aşırı sağcıların da "izlenmesi gereken" gruba dâhil olduğu vurgulandı.. Anayasayı Koruma Teşkilatı, polisin yürüttüğü soruşturmaya bağımlı kalmamak için kendisi de bizzat bilgi ve belge toplama yetkisine sahip. Polisin görevi ise suç işleyen failleri yakalayıp adalete teslim etmek ve suça dair kanıtlar toplamak. Anayasayı Koruma Teşkilatı ve polisin yetkileri yasalarla kesin bir şekilde düzenlenmiş ve birbirinden ayrılmış durumda.

Alman yasaların, Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın gerekli durumlarda şüpheli kişilere ait bilgi ve belgeleri polise sunmasına imkân tanıdığı halde bu konuda kesin bir direktif bulunmadığı, polisle bilgi paylaşımının tümüyle istihbarat teşkilatının tasarrufuna bırakıldığı ifade edildi.

Türkler'e yönelik "dönerci cinayetleri"nin çoğunun batı eyaletlerinde işlendiği, bu nedenle sorumluluğun tümüyle doğu eyaletlerindeki emniyet makamlarının üzerine atılamayacağı belirtilirken, polisin aşırı sağcıların, bazı doğu eyaletlerinde Nasyonal Demokrat Parti (NPD) çatısı altında parlamentolarda legal bir şekilde temsil edilmesi nedeniyle çaresiz kaldığı vurgulandı.

Kaynak: DHA