Emekli Sandığı Kanunu'na İptal İsteminin Ret Gerekçesi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Emekli Sandığı Kanunu'na İptal İsteminin Ret Gerekçesi

Emekli Sandığı Kanunu\'na İptal İsteminin Ret Gerekçesi
21.09.2013 10:49

Anayasa Mahkemesinin, Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un bazı maddelerinin iptal istemini ret gerekçesi Resmi Gazete'de yayımlandı Yüksek Mahkeme, hastaların katılım payı ödemesine yönelik kanun hükmünün iptali istemini, katılım payının kişilerin sağlığa erişim hakkını engelleyici nitelikte olmadığı gerekçesiyle reddetti

Anayasa Mahkemesinin, 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un bazı maddelerinin iptal istemini ret gerekçesi Resmi Gazete'de yayımlandı.

CHP, kanunun, bazı maddelerinin iptali istemiyle yüksek mahkemeye başvurmuş, başvuruyu esastan karara bağlayan mahkeme, istemi reddetmişti.

Kararın gerekçesinde, Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen, 5434 sayılı Kanunu'nun 89. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "1475 sayılı İş Kanununun 14'üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak" ibaresi ile dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "1475 sayılı Kanunun 14'üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve" ibaresinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarıyla oluşan hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla ihdas edildiği belirtildi.

Gerekçede, iptali istenen hükme göre, bu kapsamdakilere kamuda geçen çalışmaları karşılığında emekli ikramiyesi ödenebilmesi için hizmet akdiyle çalışanlara öngörülen kıdem tazminatına hak kazanma koşullarının gerçekleşmesi gerektiği, böylece, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenme koşullarının, kural kapsamındaki kişilerin kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenmesi bakımından geçerli kılındığı belirtildi.

Bu kapsamda görevlerinden, evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde isteğiyle ayrılan kadın sigortalılara, muvazzaf askerlik görevi nedeniyle isteğiyle ayrılan erkek sigortalılara, 8 Eylül 1999 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarihten sonra 15 yıl sigortalılık süresine ve 3600 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan sigortalılara, 8 Eylül 1999 tarihinden sonra çalışmaya başlayıp 25 yıl sigortalılık süresi ve 4500 prim ödeme gün sayısına sahipken veya sadece 7000 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan sigortalılar ile aylık bağlanarak veya toptan ödeme yapılarak ayrılan sigortalılara emekli ikramiyesi ödenebilmesinin ilk kez dava konusu kurallarla mümkün hale geldiği ifade edildi.

Emekli ikramiyesinin, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olduğuna işaret edilen gerekçede, şöyle denildi:

"Anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi vardır. Bu itibarla kanun koyucunun, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenebilmesi koşullarını, dava konusu kural kapsamındaki sigortalıların kamuda geçen çalışmaları için de geçerli kılmasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Ödenme koşulları dikkate alındığında emekli ikramiyesi, emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı almaya hak kazanan kamu çalışanlarına, aylıklarında yapılan emekli kesintilerinden bağımsız olarak, çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme olduğundan asgari sigortalılık süresi belirlenmesi, bu ödemenin niteliğine uygundur. Öte yandan, hizmet akdiyle çalışanlara ödenmekte olan kıdem tazminatı ile benzer hukuki niteliği haiz olan emekli ikramiyesi ödenebilmesi için asgari sigortalılık süresi belirlenmesi ve bu sürenin 15 yıl olarak tayin edilmesi kanun koyucunun takdirindedir. Dava konusu kuralın atıf yaptığı 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi yürürlüğe girdiği tarihte aynı durumda bulunan kişilerin tamamına uygulandığına ve bu kişiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığına göre dava konusu kural eşitlik ilkesine aykırı değildir."

-"Lehe düzenleme"

Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen, 5434 Sayılı Kanun'un 89. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesindeki "bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve" ibaresinin iptal isteminin ret gerekçesinde ise Kanun koyucunun, dava konusu kural ile farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara, kamuda geçen hizmet süreleri için emekli ikramiyesi ödenmesini öngörmek suretiyle bu kişiler lehine bir düzenleme getirdiği belirtildi.

Gerekçede, emekli ikramiyesinin ödeneceği tarih itibariyle farklı hukuksal konumlarda bulunan çalışanların göreve başlama tarihlerine, çalışma sürelerine ve eğitim düzeylerine göre ödenecek emekli ikramiyesinde farklılık oluşmasında eşitlik ilkesine aykırı bir yön bulunmadığı da kaydedildi.

Kanun'un 7. Maddesiyle, 5510 Sayılı Kanun'un SGK tarafından finansmanı sağlanmayan sağlık hizmetlerini düzenleyen 64. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (d) bendine yönelik iptal isteminin ret gerekçesinde de Anayasa'da sağlık ve tedavi hizmetlerini yürütmek amacıyla oluşturulacak teşkilatın niteliğiyle ilgili herhangi bir belirleme yapılmadığı, bu konuda kanun koyucuyu sınırlandıran herhangi bir hükme yer verilmediği ifade edildi.

Gerekçede, dava konusu kuralın, tedavi hizmetlerinin sunulmasına değil, bu hizmetlerin finansmanına ilişkin olduğu ve Anayasa'ya aykırı olmadığı kaydedildi.

-"Kişilerin sigortalılık bilincini artırmak amacıyla getirilmiş bir uygulama"

Hastaların ödeyecekleri katılım payını düzenleyen, Kanun'un 9. maddesiyle değiştirilen 5510 Sayılı Kanun'un 68. maddesinin ikinci fıkrasına yönelik iptal isteminin ret gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:

"Katılım payı, mali bir yükümlülük olmasına rağmen prim gibi, sağlık hizmetini kullanan ve kullanmayandan alınan bir tutar değildir. Kişilerin sigortalılık bilincinin arttırılması ve ödemenin baştan yapıldığı durumlarda hizmetin amaca uygun olarak kullanılmasını sağlamak amacıyla getirilmiş bir uygulamadır. İlgililerin sağlık hizmetinden faydalanmalarını engellemeyecek düzeyde tutulması koşuluyla katılım payı alınması, sağlık harcamalarının devlet üzerindeki mali yükünü azaltmak amacıyla tedavi masraflarının bir kısmının hasta tarafından karşılanmasını sağlamak, hastayı, sağlık koruma masrafları konusunda bilinçli hale getirmek ve hastayı gereksiz sağlık hizmeti kullanımından vazgeçirmek şeklinde tamamlayıcı amaçlara da hizmet etmektedir.

Sağlık yardımları için sigortalıdan katılım payı alınabileceği hususu, Türkiye'nin onayladığı uluslararası sözleşmelerde de yer almaktadır. Dava konusu kuralla getirilen katılım payı miktar ve oranları sağlık hizmetinden yararlanan kişilerin ödeme durumları göz önünde bulundurularak koruyucu mekanizmalarla desteklendiğinden kişilerin sağlığa erişim hakkını engelleyici nitelikte değildir."

Yeşil kart uygulamasını içeren ve Kanun'un 10. maddesiyle 5510 Sayılı Kanun'un 70. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen cümleyle uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisinin SGK'ya devredilmesine yönelik iptal isteminin ret gerekçesinde ise "Gelişen koşul ve durumlara göre sık sık değişik önlemler alma, bunları kaldırma ve süratli biçimde hareket etme zorunluluğunun bulunduğu alanlarda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz" değerlendirmesi yapıldı. - Ankara

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Emekli Sandığı Kanunu'na İptal İsteminin Ret Gerekçesi - Son Dakika


Advertisement