Eroğlu Brüksel'e Gitti

Derviş Eroğlu: "Anlaşma olur mu olmaz mı onu Ekim de göreceğiz"
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso ve bazı üst düzey yetkilileriyle görüşmek üzere bugün İstanbul'dan Brüksel'e gitti.
THY 'ye ait bir uçakla saat 11. 20'de Ercan'dan İstanbul'a gelen ve daha sonra da yine THY 'nin tarifeli seferiyle Brüksel'e giden Derviş Eroğlu Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile Ekim ayında New York'ta yapacağı görüşme sonrası daha önce belirttiği gibi dananın kuyruğunun kopacağını belirterek şöyle konuştu: ' Ne 1974 ne de 2004 referandum zamanına dönmek mümkündür. Bana göre Ekim ayı önemli bir aydır.
Bu müzakerelerin sonu da gelebilir. Sayın Genel Sekreter Ekim'i gündeme alırken, '3 ay yoğunlaşmış müzakere yapınız. Anlaşmaya varsanız da varmasanız da Ekimde New York'ta buluşacağız. ' Genel Sekreter anlaşma olup olamayacağı konusunda düşüncelerini, yani misyonun devam edip etmemesi konusundaki düşüncelerini Güvenlik Konseyine rapor edeceğini bize ifade etmiştir. Dolayısıyla bu kritik bir ay. Artık anlaşma olup olmayacağının anlaşılacağı bir ay.
Tam 43 yıldır devam eden görüşmelerde bütün anlaşma metinlerini reddeden Rum tarafı, ama ambargolar altında tutulan biziz. İyi niyet misyonu çerçevesinde bir çözüm olacaksa, zaten biz çözümden yana olduğumuzu, Anavatan Türkiye ve hükümet yetkilileri, çözümden yana olduğunu Annan planındaki tavırlarıyla ortaya koymuşlardır. Onun için müzakereleri daha fazla uzatmanın bir anlamı yoktur. Anlaşma olur mu olmaz mı onu Ekim de göreceğiz.
Temennimiz Kıbrıs Türk halkının kabul edebileceği bir anlaşmaya Rum tarafının yakınlaşması. Rum tarafının aklında hala 1974 öncesine dönüş var. Bunun mümkün olmadığını aradan geçen 37 yıl içinde kuzeyde bir devlet oluşturulduğunu, insanlarımızı, güneyden, kuzeyden gelen göçmenlerimizi yerleştirerek rehabilite ettiğimizi, sosyo ekonomik yaşantı içerisinde olduğumuzu, geleceği insanlarımızın orada görmeye başladığını dikkate alırsak, 1974 öncesine dönülmesinin mümkün olmadığını artık Rum tarafının kabullenmesi gerektiğini düşünüyoruz"
DAVUTOĞLU'NUN ZİYARETİ
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun KKTC'ye yaptığı ziyarette, Kıbrıs konusunda Türkiye ile KKTC'nin politikalarının aynı olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:
'Sayın Dışişleri Bakanı resmi olarak tekrar seçilmiş bir kişi olarak bu görevi aldıktan sonra gelenek haline alan bir hareketi gerçekleştirmiştir. KKTC ye ilk ziyaretini yapmıştır bu görüşmede kendisiyle baş başa görüşmelerimiz olmuştu. Cenevre'ye gitmeden önce Ankara'da görüşme fırsatım olmuştu.
Dolayısıyla Sayın Davutoğlu, tabi ki Kıbrıs'ta bir anlaşma arzusu içerisindedir. Elbette Kıbrıs'ta bulunacak bir anlaşmanın sadece Rumları tatmin eden bir anlaşma olmayacağını da açıkça ifade eden bir kişidir. Bizim ortaya koyduğumuz politikalar Türkiye Cumhuriyeti hükümetiyle örtüşen politikalardır. Davutoğlu'nun gelişiyle de bir kere daha bunu dünyaya gösterdik. Tabi ki KKTC'nin ambargo altında yaşatılması bana göre bir insanlık ayıbıdır.
Avrupa Birliği ambargolar altında bizi tutmakla neyi ispatlamaya çalışıyor. Bunu her gördüğümüz Avrupa yetkilisine anlatmaya çalışıyoruz. Bunun izahı yok onlar için. Çünkü Kıbrıs sorunun yaratan Yunanistan ile Rum tarafı bakıyorsunuz her ikisi de AB 'de. Annan planı reddedildikten sonra AB aldatıldık diyebiliyor. Ama aldatılmış AB bize ambargo uygulamaya da devam ediyor. Bu insan haklarıyla bağdaşmaz. Bu konuyu da görüşüp tartışacağız!
Türkiye'nin limanlarını açma koşulu konusundaki bir soru üzerine Derviş Eroğlu şunları söyledi: Biliyorsunuz daha önceden Başbakan ve yetkililer tarafından ifade edilmişti. Ercan Havaalanı açılsın. Biz de limanlarımızı açalım. O noktadayız. KKTC üzerinde uygulanan ambargolar kaldırılmadığı sürece Türkiye'nin limanlarını açmayacağını, o anlaşmayı TBMM'ne götürüp onaylatmayacağını Başbakan olsun diğer arkadaşlarımız çok açık bir şeklide ortaya koşmuştu. O noktadayız"
'RUM TARAFININ TUZU KURU"
KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, ' Ekim de anlaşma olmazsa ne olur'" şeklindeki bir soruya ise, ' Bir anlaşmaya ulaşmazsak Genel Sekreterin tavrı önemli. Sayın Genel Sekreter bu misyonla bu müzakereleri sürdürüp süremeyeceğini bunun sonunda bir anlaşmaya varılıp varılamayacağını değerlendirip bunun güvenlik konseyine raporunu sunması gerekir onu bekleyeceğiz. bu görüşmelerde kendi aranızda çözmeye çalışın derse adadaki durum ne olur? Onlar 40 sene daha görüşmelere devam etse bir sıkıntıları olmaz.
BM üyesi ve AB üyesiler. 1960'da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti şu an onların işgali altında. Anlaşmazlık onlara bir sıkıntı yaratmaz. Ekonomileri gerçi Yunanistan olayları nedeniyle biraz dar boğaza girmiştir. Ama neticede AB üyesidir. Dünyanın tanıdığı bir ülkedir. Yani tuzu kurudur. Biz de ambargolar altında, dünyaya açılma imkanları çok sınırlı pozisyondayız.
Tabi ki bir anlaşmayı onlardan çok daha fazla istiyoruz. Onlar anlaşma olsa da olmasa da bir sıkıntıları olmaz. Bugünkü pozisyonları ile varlıklarını sürdürürler. Ambargolar altında varlığımızı sürdürürken doğrusu sıkıntı çekmiyoruz. Çok şükür Anavatanımız var. Yoksa bu sıkıntılar büyük boyutlar ulaşırdı"