ABD merkezli Foreign Affairs dergisinde yayımlanan bir analiz, Türkiye'nin İran savaşında tarafsız kalma çabalarını tarihsel bir perspektifle değerlendiriyor. Analize göre, Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sırasında uygulanan yüksek riskli denge politikasını günümüzdeki duruma uyarlamaya çalışıyor. Türk yetkililer, Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'ndaki yanlış taraf seçimiyle çöküşe sürüklendiğini hatırlayarak benzer bir hatayı tekrarlamamak için çaba gösteriyor. Ancak, sınırları içindeki savaş tehditleri nedeniyle tarafsızlık politikasının geçmişten daha karmaşık bir sınavla karşı karşıya olduğu ifade ediliyor.
Foreign Affairs, Türkiye'nin 2024'te Suriye'de olası bir rejim değişikliği ile bölgedeki nüfuzunu artırma konusunda kendine güven kazanmasına rağmen, bu süreci tek başına yönetebilecek askeri ve ekonomik kapasiteden yoksun olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin savunma sanayindeki sorunlar arasında, Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle ABD yaptırımları ile karşılaşması ve Mart ayında İran balistik füzelerinin Türk hava sahasına girmesi durumunda NATO'nun önleme sistemlerine bel bağlaması gösteriliyor.
Analizde vurgulanan bir diğer konu, Türkiye ile İran arasındaki tarihsel rekabet. Ankara, Tahran yönetimine mesafeli duruş sergilemesine rağmen, İran'ın olası bir çöküşünden endişe duyuyor. İran'daki istikrarsızlığın Türkiye için oluşturduğu üç ana tehdit; mülteci akını, Kürt sorunu ve bölgedeki İsrail etkisi olarak sıralanıyor. Savaşın etkisiyle oluşacak yeni bir göç dalgasının Türk ekonomisini sarsabileceği, İran'daki kaosun bölgedeki Kürt gruplar arasında ayrılıkçılığı körükleyebileceği ve İran'ın zayıfladığı bir senaryoda İsrail'in daha da güçlenmesinin Ankara tarafından bir tehlike olarak algılandığı belirtiliyor.
Analizdeki dikkat çekici bir nokta ise İran savaşının Türkiye'nin iç barış sürecine olan olumsuz etkileri. Türkiye'nin PKK ile yürüttüğü çözüm sürecinin, sınır ötesindeki silahlanma faaliyetleri nedeniyle tehlikeye girebileceği ifade ediliyor. ABD'nin İranlı Kürtleri bir iç cephe olarak kullanma ihtimali Türk yetkililer tarafından 'kabus senaryosu' olarak değerlendiriliyor.
Analizde, Türkiye'nin bu karmaşadan sadece tarafsız kalarak kurtulamayacağı, aksine aktif ve proaktif adımlar atması gerektiği vurgulanıyor. Türkiye'nin öncelikle yapması gerekenler arasında, Kürt sorununu bölgesel krizlerden bağımsız olarak iç hukuki reformlarla çözmek, Irak ve Suriye ile güvenlik işbirliğini derinleştirerek bu ülkelerin istikrarına destek vermek ve Ermenistan sınırını açarak 'Orta Koridor' üzerinden ticaret yollarını güvence altına almak yer alıyor. Sonuç olarak, tarafsızlık ilan etmenin ilk bakışta doğru bir karar gibi görünebileceği, ancak Türkiye'nin bu bölgesel karmaşadan güçlenerek çıkabilmesi için kenarda beklemenin artık yeterli bir strateji olmadığı ifade ediliyor.
Son Dakika › Güncel › Foreign Affairs: Türkiye'nin İran Savaşında Tarafsızlık Çabaları Tarihsel Bir Sınav - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?