AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, AB sürecinin başarılı olabilmesi için artık karşılıklı iyi niyet söylemleri ve belli adımların dışında bu işin bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi.
İktisadi Kalkınma Vakfı'nın (İKV) 51. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda konuşan Çavuşoğlu, Türkiye'nin AB serüveninin son anlatılacağı yerin bu platform olduğunu belirterek, İKV sayesinde özellikle hükümetler, bakanlıklar ve bürokratların hiçbir zaman yalnız yürümediğini, İKV'nin, Türkiye'nin AB sürecinde katedilen mesafeler, yaptığı reformlar, ulaştığı standartların iş dünyasına ve ekonomiye nasıl yansıdığını en iyi bilen kuruluşlardan olduğunu kaydetti.
Çavuşoğlu, son 11 yıldaki reformlar sayesinde Türkiye'ye doğrudan gelen sermaye miktarına bakıldığında bile, ülke ne kadar demokratikleşirse, şeffaflaşırsa, hukukun üstünlüğü ne kadar yerleşirse, yatırımcının önündeki bürokratik engeller ne kadar kalkarsa o zaman ülkede yatırım miktarının artacağını, demokrasiyle beraber ekonominin de kalkınacağını vurguladı.
İnişli çıkışlı, uzun ve ince yol olan AB sürecinde 2013'te yeniden bir politik ivme kazanıldığını dile getiren Çavuşoğlu, yapılan reformlarının İlerleme Raporu'nda objektif bir biçimde yer almasının etkili olduğunu kaydetti.
"Bizim Avrupalı dostlarımızdan da beklentimiz her zaman şudur; ön yargısız bir şekilde yapılan şeylerin görülmesi, eksik olanların da birlikte konuşularak bunları giderme yolunun çözümlerini bulmamızdır" diyen Çavuşoğlu, bu raporun, Türkiye'nin AB'ye bakışının pozitif yönde değiştiğini ortaya koyduğunu belirtti.
"Fasılların açılması gerekir"
Reformlarla beraber ilerleme raporunun arkasından imzalanan 22. faslın açılmasının, AB'nin Türkiye'deki reformları gördüğünün başka bir göstergesi olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, "Çünkü AB son yıllarda, özellikle kendi içinde yaşadığı ekonomik, mali krizler, artan ırkçılık, göç ve entegrasyon politikalarının başarısız olması gibi sorunları sebebiyle genişlemeye zaman ayıramamıştır. Ama Türkiye'nin attığı bu adımlar AB'yi bile adeta kafasını kaldırıp, etrafında müzakere eden ülkelerde ne oluyor noktasına getirmiştir" diye konuştu.
AB'den gelen mesajların da yavaş yavaş pozitif olmaya başladığını, bunun somut adımlarla güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çavuşoğlu, vize serbestisi ya da geri kabulle ilgili özellikle yeni fasılların da açılması gerektiğini söyledi.
Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"24. faslı, adalet, özgürlük ve güvenlik faslını açmadan ve müzakere etmeden, karşılıklı politikalarımızı uyumlaştırmadan geri kabul ve vize serbestisinin kolay işleyemeyeceğini biliyoruz. Tam işleyemeyeceğini biz de Avrupalı dostlarımız da biliyor. Bu faslın açılmasını sürekli gündeme getiriyoruz. Sizlerin de bunu her platformda anlatması gerekiyor. Birlikte atacağımız çok adımlar var. 2013'teki bu somut gelişmelere rağmen şu anda müzakereler bakımından da istediğimiz noktada olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü şu anda 33 tane teknik faslın 14 tanesi açılmıştır. Geriye kalan 19 faslın 16 tanesinde AB Konseyi'nin ya da üye ülkelerin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ya da Fransa'nın blokajı vardır. Bunların açılabilmesi için bu ambargoların adeta kaldırması gerekiyor. Bunun için de birlikte mücadele etmemiz gerekiyor."
Türkiye'ye gelecek Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'den beklentileri olduğunu belirten Çavuşoğlu, 17. faslın açılmasının çok önemli olduğunu, Fransa ile yaptıkları görüşmelerde adeta yanlış izlenimler gördüklerini, bu fasıl açıldığı zaman "Türkiye otomatikman Avro bölgesine girecek" diye bir algılamayı yaymanın aslında Fransız ve Türkiye halkına haksızlık olduğunu dile getirdi.
"10 yıl beklemek haksızlık"
Bu faslın açılmasının Türkiye'yi AB'ye bir adım daha yaklaştıracağını belirten Çavuşoğlu, her dönem bir fasıl açıldığında, sadece fasılların tamamının açılmasının 10 yıl süreceğini, bu kadar beklemenin haksızlık olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin açılmayan fasıllar bile müzakerelere açıldığında uyum için gerekli adımları attığını vurgulayan Çavuşoğlu, Türkiye'nin reformlarını yaptığını, önemli olanın fasılların kaldırılması olduğunu söyledi.
Çavuşoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile önümüzdeki hafta Brüksel'e gideceklerini, önemli görüşmeler yapacaklarını ifade ederek, Türkiye'nin reformlarla ilgili kararlılığının bir kere daha vurgulanacağına işaret etti.
Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Türkiye AB sürecinden vazgeçemez. AB en büyük çağdaşlaşma projesidir. Bu projenin içini doldurmamız gerekiyor. Avrupalı dostlarımızdan neleri beklediğimizi somut bir şekilde anlatacağız. AB sürecinin başarılı olabilmesi için artık karşılıklı iyi niyet söylemleri ve belli adımların dışında bu işin bir takvime bağlanması gerekiyor. Ucu açık olmaması gerekiyor. Bundan sonra atmamız gereken adımları karşılıklı olarak somut bir şekilde bir takvime bağlamamız gerekiyor."
Yine Almanya'ya gideceklerini, Başbakan Angela Merkel ile görüşeceklerini ifade eden Çavuşoğlu, "Umut ediyoruz ki Fransa'nın Hollande ile beraber tutumundaki değişikliğini gördük. Bunun yanında Almanya'da da aynı tutum değişikliği olsun" dedi.
Diyaloğun önemi
Diyaloğun sadece kendileri tarafından yürütülmesinin yetmeyeceğini belirten Çavuşoğlu, "Yaşadığımız sorunların en büyük sebeplerinden bir tanesi ön yargılardır. Bu sabahki, Meclis'teki o proje çerçevesinde ön yargıların diyalog sayesinde nasıl değiştiğini gördük. AB'nin, özellikle halkların bize bakışında ön yargı var. Bunun için sizlerin de devreye girmesi lazım" dedi.
Ön yargının sadece AB'de değil, Türkiye'de de olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, AB'ye olumlu bakışta maalesef azalma olduğunu söyledi.
Buna, AB'den gelen negatif açıklamalar, AB'deki ekonomik kriz gibi sebepler gösterilebileceğini anlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"AB bir krizin içindedir. Ekonomik kriz sonucunda siyasi kriz olmuştur. Kurumlar krizi vardır. Göç politikasında da eksiklikleri olabilir. Sadece AB'nin değil hiçbir kurumun çözemediği terör gibi sorunlar var. Birçok sorun yaşayabilir. AB bugüne kadar parasal politikalarla ilgili yaşadığı krizlerin hepsini fırsata dönüştürmüştür. Türkiye nasıl yaşadığı krizlerin hepsini fırsata dönüştürmüşse, bugünkü içinde bulunduğumuz tartışmalardan da daha güçlü çıkacaktır. Tüm kurumlarımız daha da güçlenecektir. AB de yaşadığı krizlerden her zaman daha da güçlenerek çıkmıştır. Avrupa kıtası bu sorunlara rağmen hala dünyanın en demokratik, güvenli kıtasıdır. Böylesine bir sorun yaşadı diye Avrupa kıtasına güvenin azalması aslında bize de onlara da haksızlıktır. Sürecin sonunun başarılı olması lazım. Hedefimiz tam üyeliktir." - İstanbul
Son Dakika › Güncel › İkv'nin 51. Olağan Genel Kurul Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.