
"siyasi iktidar mensuplarına uzanan bu soruşturmada, soruşturmanın selametine zarar verecek, etkin bir soruşturmayı işlevsiz ve etkisiz kılabilecek bazı gelişmelerin ve müdahalelerin ortaya çıktığı kaygı ile gözlenmekte, siyasi iktidardan gelen tasarruf ve açıklamalar bu kaygıları derinleştirmektedir"
"157. maddeye bakın açık, hüküm açık; 'Kanunun başka hüküm koyduğu haller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usuli işlemeler gizlidir'. Demek ki, Savcı ve emrindeki Adli Kolluk yürütmeye yada herhangi bir kişiye ya da kuruma bilgi vermek yada izin almak zorunda değildir. Artık Adli Kolluk sıralı amirlerine üst makamlara ve Başsavcı'ya bilgi vermek zorunda kalacak"
"Bu yönetmeliğin öncelikle yürütmesinin durdurulması sonra iptali için bugün itibariyle İstanbul Barosu tarafından iptal davası açılmıştır"
"Mesleğimize ve meslek onurumuza saldırıldığında, ideolojik farklılıklarımız olsa da kenetleniriz. Yurttaşlarımızı haklarının koruyucusu olan avukatlara, barolara, yani hak ve özgürlüklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz"
Haber - Kamera: Yaşar KAÇMAZ İSTANBUL - DHA
İstanbul Barosu Başkanı Avukat Ümit Kocasakal, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte düzenlenen basın toplantısında bazı tutuklu meslektaşlarının mesleki faaliyetleri nedeniyle yargılanmalarına başlanması ve yolsuzluk olaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yolsuzlukların hesabının hukukun içinde kalınarak, mutlaka sorulması gerektiğini söyleyen Kocasakal, "'Biz söylemiştik' demek güzel bir şey değil, ama biz gerçekten söylemiştik ve söylemeye de devam edeceğiz. Bunun bir bumerang olduğunu eninde sonunda atanları da vuracağını, onlara da isabet edeceğini günün birinde hukukun herkese lazım olacağını her durumda avukatın yardımına herkesin ihtiyaç duyacağını söylemiştik. Yolsuzlukların hesabı hukukun içinde kalınarak, mutlaka sorulmalı, üstü örtülmemeli soruşturmalar engellenmemeli ve müdahalede bulunulmamalıdır. Şimdi hepimizin sloganı 'Şimdi hukuk zamanı' olmalı" dedi.
"YOLSUZLUK VE RÜŞVET SORUŞTURMASINDA CİDDİ BİLGİ VE BULGULAR BULUNDUĞU ANLAŞILIYOR"
17 Aralık Operasyonu ile ilgili olarak yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında belirtilen fiillerin işlenmiş olabileceği yönünde ciddi bilgi ve bulgular bulunduğunun anlaşıldığını söyleyen Kocasakal, "Şu halde failleri kim ve hangi mevlilerde olursa olsun, hangi sıfat ve bağlantıları taşırsa taşısın soruşturma hukuk kuralları içerisinde ve ceza hukuku ilkelerine titizlikle uyularak sonuna kadar götürülmeli, kamu vicdanı rahatlatılmalıdır. Gerçekten hukuk devletinde hiç kimsenin suç işleme yetkisi ve ayrıcalığı bulunmamaktadır" diye konuştu. Kocasakal, soruşturmada, her soruşturmada yapılması gerektiği gibi başta masumiyet karinesi, soruşturmanın gizliliği, özel hayatın korunması, lekelenmeme hakkı gibi ceza hukuk ilkelerine ve ceza muhakemesi kurallarına uyulması gerektiğini söyledi. Soruşturmanın, hukuka ve ahlaka aykırı elde edilmiş hiçbir bulguya, delile dayanılmaması gerektiğinin altını çizen Kocasakal, şeffaflık ve toplumun bilgilenme hakkının gözetilmesine de dikkat çekti. Kocasakal şunları söyledi: "Siyasi iktidar mensuplarına uzanan bu soruşturmada, soruşturmanın selametine zarar verecek, etkin bir soruşturmayı işlevsiz ve etkisiz kılabilecek bazı gelişmelerin ve müdahalelerin ortaya çıktığı kaygı ile gözlenmekte, siyasi iktidardan gelen tasarruf ve açıklamalar bu kaygıları derinleştirmektedir. Ergenekon, Balyoz, Oda TV gibi soruşturmaları yürüten aynı emniyet mensuplarının ve savcıların o zaman destan yazmakla övülmesi ve her durumda desteklenmesi söz konusuyken bugün bir anlamda yerin dibine batırılmasının takdirini de sizlere bırakıyorum."
"BİR HUKUKÇU OLARAK BENİM KANIM DONUYOR"
Kuvvetler ayrılığı ilkesine vurgu yapan Kocasakal, yargının yürütmeden izin alması ya da ona bilgi vermesi diye bir şeyin kabul edilemeyeceğini söyledi. Kocasakal, "Yönetmelikte bir sıkıntı var idiyse bu gün mü beklendi? Bu soruşturmanın başlaması mı beklendi? Bir gecede yapılıyor bu değişiklik. Üstelik de şimdi bakın, tabloyu tamamlayın. Gene bu değişiklik ne zaman yapılıyor, tam da iktidar mensuplarının soruşturmadan Başbakan'ın, Hükümet'in, bakanların ve Vali'nin haberdar edilmediği yakınmaları üzerine ve Adalet Bakanı'nın Başsavcı'yla yaptığı görüşmeden sonra. Şimdi bunu nereye oturtursunuz? Bakın orada Adalet Bakan'ı ve Başsavcı Galatasaray'ın durumunu konuşsalar bile, hakemlerin durumunu konuşsalar bile anlatamazsınız. Gerçekten bir hukukçu olarak benim kanım donuyor. Sayın Çelik şöyle diyor, 'Nasıl olabilir de arkadaşlar, olabilir mi' diyor, 'Nasıl olur da Başbakan'a haber verilmez' diyor. Bu şunun itirafı değil midir? Demek ki, bundan önce az önce adını ziktettiğim soruşturmalarda önceden haberler verilmiş önceden tırnak içinde izinler alınmış ve soruşturma demek ki, yargı tarafından değil de, bizzat yürütme tarafından yapılmıştır. Bunu nereye oturtacaksınız? Nitekim 157. maddeye bakın açık, hüküm açık; 'Kanunun başka hüküm koyduğu haller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usuli işlemeler gizlidir'. Demek ki, Savcı ve emrindeki Adli Kolluk yürütmeye ya da herhangi bir kişiye yada kuruma bilgi vermek yada izin almak zorunda değildir. Artık Adli Kolluk sıralı amirlerine üst makamlara ve Başsavcı'ya bilgi vermek zorunda kalacak. Bakın bu ne demektir? Şimdi bunu çok sadelikle söyleyelim. Bu, fiilen artık siyasi iktidara mensup, siyasi iktidara yakın ya da onlarla irtibatlı kişiler hakkında fiilen bir soruşturma yapılamayacağı demektir. Bitmiştir. Bir adım öteye gidelim bu düzenlemeyle birlikte bu kişilere bir suç işleme özgürlüğü ve ayrıcalığı tanınmaktadır. Bu kadar açıktır yapılan düzenlemenin amacı ve neticesi" diye konuştu.
"İSTANBUL BAROSU TARAFINDAN İPTAL DAVASI AÇILMIŞTIR"
Yapılan değişikliğin somut olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 157, 160, 161, 164. maddelerine açıkça aykırı olduğunu ifade eden Kocasakal, "Dolayısıyla bu yönetmeliğin öncelikle yürütmesinin durdurulması sonra iptali için bugün itibariyle İstanbul Barosu tarafından iptal davası açılmıştır" dedi.
"MECLİSE FEZLEKE GÖNDERİLMESİ GEREKİR"
Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Kocasakal, "Soruşturmada adı geçen bakanlarla ilgili fezleke mi düzenlenmeli yoksa soruşturma dosyasının meclise gönderilmesi hukuki midir?" sorusuna, "Bundan önce nasıl işlemiş ise hem hukuk kuralları hem teamül gereği yine öyle işlemelidir, uygulamada da öyledir. O fezlekeler aslında bir tür tırnak içinde iddianame gibidir. Yani bu soruşturmanın niçin başlatıldığı, delillerin ne olduğu, bulguların ne olduğu bunlar izah edilir. Dolayısıyla fezleke gönderilmesi gerekir" diye yanıt verdi. Kocasakal, basın mensuplarının emniyet müdürlüklerindeki basın odalarından çıkarılmalarına ilişkin ise, "Tabi bunun biçimi, zamanlaması son derece dikkat çekici. Bilmenizi isterim ki, hiçbir ayrım gözetmeksizin basın özgürlüğü ve toplumun bilgilenme hakkı adına bu işlemin de, bu uygulamanın da takipçisiyiz" dedi.
"KUTUP YILDIZIMIZ ADALETTİR, HEP ONU ARARIZ"
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Taylan Tanay'ın da aralarında bulunduğu 20 avukatın yarın Silivri'de görülecek davasına yönelik açıklamalarda da bulunan Kocasakal şunları söyledi. "Bilindiği üzere yarın, bir kısmı tutuklu bazı meslektaşlarımızın mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanmalarına başlanacaktır. Bu, demokrasi ve hukuk devleti bakımından kaygı verici ve kabul edilemez bir durum olduğu kadar, topluma yönelik de bir tehdit ve gözdağıdır. Hukuk devletinde elbette ki, hiç kimsenin, tabiidir ki, avukatların da suç işleme özgürlüğü ve ayrıcalığı yoktur. Bununla birlikte, yurttaşların hak arama hürriyetinin vasıtası ve güvencesi olan, toplumun hakkını ve hukukunu gözeten savunmaya, onun temsilcisi avukata ve örgütlü gücü barolara haksız, hukuksuz, keyfi olarak müdahale ve saldırıda bulunulması kabul edilemez. Bu, aslında toplumun hak arama özgürlüğüne, yurttaşlara yapılan bir saldırı olmaktadır. Kendisi güvencede olmayan, keyfi saldırılara maruz kalan avukat, yurttaşların hakkını nasıl savunacaktır? Avukatlara bu denli keyfi ve dayanaksız müdahalelerde bulunan bir siyasi iktidarın yurttaşlara neler yapabileceğini kestirmek zor olmadığı gibi, yaşananlarla da görülebilmektedir. Hep söylediğimiz gibi biz avukatız, güce tapmayız, zulme ve baskıya boyun eğmeyiz, hiçbir iktidara ve güce biat etmeyiz. Gerekirse kırılırız, eğilip bükülmeyiz. Hiç kimseden emir almayız, kimsenin kölesi ve emir eri de olmayız. Biz gücümüzü kuvvetten, iktidardan değil, hukuktan, haktan ve halktan alırız. Kutup yıldızımız adalettir, hep onu ararız. Kimsenin uydusu olmayız. Bu tür saldırılar bizleri asla yıldıramaz. Hiçbir diktatörlüğe, faşizme teslim olmayız. Mesleğimize ve meslek onurumuza saldırıldığında, ideolojik farklılıklarımız olsa da kenetleniriz. Yurttaşlarımızı haklarının koruyucusu olan avukatlara, barolara, yani hak ve özgürlüklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz."
Son Dakika › Güncel › İstanbul Barosu'ndan 'Yolsuzluk Soruşturması ve Tutuklu Avukatlarla' İlgili Açıklama - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.