İsrail Baskınını Yaşayan Bir Aktivist, "Yaralıların Bazılarını Geç Müdaheleden Kaybettik" Dedi.
İsrail'in operasyon düzenlediği Mavi Marmara'da bulunan Nilüfer Çetin, 1,5 yaşındaki oğlu Türker Kağan Çetin ile döndüğü İstanbul'da basın toplantısı düzenledi.
HERKESİN ELİNDE PLASTİK KELEPÇE VARDI
İHH İnsani Yardım Vakfı genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Nilüfer Çetin , 22 Mayıs'ta istanbuldan hareket ederek, sorunsuz olarak 90 mil yaklaştıklarını anlatarak, "Buraya varmadan biraz önce gece 22.00-23.00 arası iki İsrail donanma gemisi tarafından taciz turları başladı. Geri dönmemiz gerektiği belirtildi. Kabul edilmedi amacımız bu değildi zaten. Bir süre sonra gemiler gerçi çekildi. Daha fazla sayıda askeri gemi ve zodyak botlarla taciz devam etti. Helikopterler ile birlikte İsrail askerleri gemiye çıkmaya başladı 4.30 gibi. O sırada kamarasında olan personel kamarasında kaldı. Bundan sonrasına çok fazla şahit olamadım. Bebeğimle birlikte kamarada kaldım. Kurşunlar kamaramanın tepesine iniyordu. Arada pencereden bakarak bilgi almaya çalıştım. Eşim köprü üstünden gelerek can yelekleri giymemizi istedi. Gaz maskesini hazırladım. Ondan sonrası tam bir karanlık. Silah sesleri, çığlık, saldırı sesleri duyduk. Vahşi bir çatışma olduğunu biliyorum. Beklemeye dayanamadım küçük odada ve kapıyı açarak teslim olduğumu bebeğin ihtiyaçları olduğunu söyledim. Gerekli üst aramasından sonra köprü üstünde yaklaşık 2 saat bekledik. Personelden biri rahatsızlandığı için onun ilaçlarını alma görevine sahip oldum. Hem Bülent beyle hem de eşimle temasa geçme şansım oldu. Ağır yaralılar dahil herkesin elinde plastik kelepçeler vardı, 98 yaşındaki piskopos ta dahil. Güvertede diz çöktürdüler. Gemi ilerledikçe kelepçeleri çözmeye başladılar. Öğlen ezanını okudu biri ve namaz kılındı. Tuvalete gidebilme ve birşeyler içebilme şansına sahip olduk. Namaz sonrası hepimizi kapalı mekana aldılar ve klimayı da kapattılar. 3.5 saat böyle gittik. Sonra 1.5 saat diğer gemilerin gelmesi için beklettiler liman önünde. İşgalden sonra çok ağır bir müdahale ile karşılaşmadık. Onların gözü ile ajite yaptıkları düşündüleri kişilere zor kullandılar. Sakin kalmaya özen gösterdiler. Bebekten dolayı zorluk çekmedik ve ihtiyaçlarını karşıladılar. İlk çıkan yolcu benim gemiden. Sorgu ve sağlık muayenesine alındık. Yiyecek ve içecek vermek istediler. Oradan havaalanına, havaalanından sonra da nezarethaneye götürüldük" diye konuştu.
BAZILARINA GEÇ MÜDAHALE EDİLDİ
Çetin, sorguda kendisine, " Gazze sahil şeridine gelmenin yasak olduğunu biliyor muydunuz? Geminin hangi amaçla yola çıktığını biliyor muydunuz? Yasak olduğunu bile bile niye geldiniz? Burada kalmaya direnip tutuklanmak mı, yoksa sınır dışı edilmek mi istersiniz?" şeklinde sorular sorulduğunu kaydetti. İsrail askerlerinin aradan çekilmesiyle İsrail polisi ve bakanlık yetkililerinin bir parça daha yumuşak davranmaya çalıştıklarını söyleyen Çetin, "İşgalden uçağa binene kadar başımıza gelenler insanlık dışı muamelenin örneği idi. Islak zemin diz çöktürme, gibi. Bazılarını geç müdaheleden kaybettik. Personelin durumundan endişe ediyoruz. Şu an tek amacımız oradaki olan herkesin sağ sağlim ülkelerine ulaşması. Başka bir şey istemiyorum. Eşim ve diğer gemi personeli yaralanmadılar. Aktivistlerden 30 kadar yaralı olduğunu gördük. 19 ölü, 14 kayıp olduğunu söylediler" dedi. Çetin, iki tane nezarethane bulunduğunu, bir tanesinin havalimanı içinde ayrılmış bir bölümde, diğerinin ise havalimanı dışında hangarların arkasında bir bina şeklinde yer aldığını belirterek, "Oğlum ve ben oradaydık. İçinde iki ranza olan heryer parmaklıkla ve kurşun geçirmez camla çevrili. Kapımız açık olarak nezarette tutulduk. Bebekten dolayı zorluk çekmedik" dedi.
TÜRKER MİSYONUNU TAMAMLADI
Gemide neden bebekle bulunduğu yönünde de bir suçlamaya maruz kaldığını anlatan Çetin, annelik değerlerinin sorgulandığını dile getirdi. Çetin, "Gazze'deki binlerce bebek de benim oğlum gibi bebekler ve benim gibi anneler. Eğer Gazze'ye sağ salim ulaşabilseydik ve o yardımları verebilseydik, ben oğlumla birlikte o bebeklerle oynayarak o yardımları dağıtmak istiyordum. O gemiye binmekte korkulacak birşey olmadığını eğer ben bebeğimle biniyorsam kimsenin orada olmaktan korkmaması gerektiği idi. Ailemi bir aradada tutmaktı bir amacım da. Zannediyorum ki, Türker üzerine düşen misyonu yerine getirdi. Türker misyonunu tamamladı diye düşünüyorum artık eski sakin hayatına dönmeli. Tek umudum hiçbirşeyi hatırlamayacak kadar küçük olması. Böyle bir organizasyon yeniden olsa oğlumu alıp gitmekten kesinlikle çekinmem" diye konuştu. Gemideki basın mensuplarının içinde de yaralıların bulunduğunu söyleyen Çetin, basın mensuplarının tüm iletişim araçlarına el konulduğunu da aktardı.
"SAĞLIKLI BİLGİ ASLA VERMİYORLAR"
İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkan Vekili Yavuz Dede, dün akşam itibariyle Mavi Marmara'daki tüm yolcuların tahliye edildiğini belirterek, "Baştan itiraben İsrail'in büyük bir karartmasıyla karşı karşıyayız. Bu karartma karada da devam etmekte. Sağlıklı bilgi asla vermiyorlar. Dışişleri Bakanlığı'na da yeterli bilgi verilmediği kanaatindeyiz. Kaç yaralı kaç ölü var insanların sağlık durumu nedir bilgi vermediler bize" dedi. Dede, Nilüfer Çetin'in basın toplantısından sonra herhangi bir yerde röportaj vermeyeceğini, çünkü eşinin hala İsrail'in elinde bulunduğunu söyledi.
Dilhun GENÇDAL - Özgür ARSLAN İSTANBUL - DHA
