CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Okmeydanı'nda yaşanan olaylara ilişkin, "Demokrasilerde protesto, gösteri en doğal haktır. 1982 Anayasası'nda bile bu çok açıkça yazılıdır. Eğer şiddete yönelirse protestolar, polis müdahale eder ama yine insanları öldürerek, kurşun kullanarak değil. Bu affedilecek bir şey değil" dedi.
Kılıçdaroğlu, "cumhurbaşkanlığı seçimi" kapsamında, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu'nu ziyaret etti. Basına kapalı görüşme öncesi, Kılıçdaroğlu ve Feyzioğlu, basın toplantısı düzenledi.
Adaletin en önemli kurumlarından birisinin TBB olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Nasıl bir cumhurbaşkanı seçilmeli" konusunda buradan görüş almak istediklerini söyledi.
"Okmeydanı'ndaki olaylara ilişkin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:
"Bir diktatöre özgü açıklama. Polis, kendi yurttaşına karşı silah kullanmamalı. Ölen kişi, bir cenazede başsağlığı dilemek için cemevine giden birisi. Hiçbir olaya karışmamış. Bu ölüyor, Berkin ölüyor, diğerleri ölüyor, Erdoğan'ın tek derdi var, kırılan cam ve çerçeveler. Çünkü o dünya malını önemsiyor. Onun bütün hayatı o. 'Ben ve ailem nasıl köşeyi döneriz, nasıl zenginleşiriz' Ölenlere hiç acımadı. Polise yönelik şiddete de karşıyız. Polise yönelik şiddet olmamalı. Polisler de bizim çocuklarımız. Onların görevleri toplumda huzuru sağlamaktır. Demokrasilerde protesto, gösteri en doğal haktır. 1982 Anayasası'nda bile bu çok açıkça yazılıdır. Eğer şiddete yönelirse protestolar, polis müdahale eder ama yine insanları öldürerek, kurşun kullanarak değil. Bu affedilecek bir şey değil. Erdoğan ülkeyi ateşe atıyor. Müthiş bir kutuplaşma var. Eğer böyle giderse Türkiye'nin geleceği açısından kaygılıyım. Kullandığı dil, üslup, suçlamalar, insanları ayırmaları kabul edilecek bir olay değil. Biz Burakcan'a da sahip çıkıyoruz, Berkin'e de sahip çıkıyoruz. Bizim ülkemizin insanı onlar. Ölen gencimize de sahip çıkıyoruz, yaralı polisimize de sahip çıkıyoruz. Siyasetçi olarak siz, kendi ülkenizdeki yurttaşlar arasında ayrım yaparsanız, bu olmaz. Üstelik yönetici konumundaysanız hiç olmaz. Bu nasıl bir Başbakanlık anlayışıdır, anlamakta zorluk çekiyorum."
-"İki dudağından çıkan her şeyin doğru olduğuna inanıyor"
"Bir Alevi, Sunni çatışmasına mı gidiyoruz şeklinde soru var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz", "Dün Başbakan Erdoğan'ın size karşı kullandığı bir üslup vardı, geçtiğimiz günlerde Metin Feyzioğlu da benzer bir üslupla karşılaşmıştı. Üslupla ilgili bir değerlendirmeniz olacak mı" soruları üzerine Kılıçdaroğlu, "Ülkeyi yöneten insanların kucaklayıcı bir dil kullanmaları, eleştiriye saygı göstermeleri gerekir. Bırakın saygı göstermeyi, eleştiriyi dinlemeye bile tahammül edemeyen bir yapı var karşınızda. Çünkü iki dudağından çıkan her şeyin doğru olduğuna inanıyor. Bu yapı ülkeyi felakete götürür" dedi.
"Toplumu bölmekten yana bir tavır takındığını ben çok iyi biliyorum. Bu kaygı toplumun her kesiminde var" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Bugüne kadar bu toplum bölünmedi, Erdoğan bölmeye çalışıyor. Bu toplum çatışmadı, Erdoğan çatıştırmaya çalışıyor. Onun için bu üslup devam ederse Türkiye'nin geleceği açısından kaygı taşıdığımı ifade ettim. Etrafındaki insanların Erdoğan'ı uyarması gerekiyor. Bir dikta yönetiminin geçerli olduğunu artık sadece ben söylemiyorum. Belki ilk ben söyledim, ama artık bütün dünya bunu görüyor. Demokrasisi sağlıklı işleyen dünyanın hangi ülkesine giderseniz Erdoğan'ı artık bir diktatör olarak görüyorlar. Siz güçler ayrılığı ilkesini reddederseniz, belli davaların savcılığını üstlenirseniz, siz toplanma ve gösteri hakkını kullanan, anayasal hakkını kullanan insanların üzerine polis kurşunuyla giderseniz, siz ölen insanlara değil de kırılan cam ve çerçeveye üzülürseniz, bu sağlıklı bir gidiş değildir, tutarlı bir gidiş değildir.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle bir olayla ilk kez karşılaşıyoruz. Böyle bir Başbakan ile ilk kez karşılaşıyor Türkiye Cumhuriyeti. Kendi toplumundan en azından belli bir kesimden intikam almayı beyninin arkasına yerleştirmiş bir felsefeyle karşı karşıyayız. Bütün dünyayla kavgalı, kendi insanıyla değil sadece. Mısır ile İran ile Irak ile Avrupa Birliği ile kavgalı. Biz, yurtta barış, dünyada barış felseyfesiyle yetiştik. İnancımız da bu felsefe üzerine inşa edilmiştir. Ama şimdi Erdoğan'ın savaş tamtamları var. Bu toplumu geriyor."
-Feyzioğlu'nun konuşması
Sözlerine dün hayatını kaybeden Uğur Kurt'a Allah'tan rahmet, yaralananlara şifa dileyerek başlayan Metin Feyzioğlu da TBB'nin bu olayların takipçisi olacağını söyledi.
Türkiye'de ilk defa cumhurbaşkanının halk tarafından seçileceğini belirten Feyzioğlu, şunları kaydetti:
"İhtiyaç duyduğumuz cumhurbaşkanı Türkiye'yi bütünüyle kucaklayan, senden benden ayrımı yapmayan, bir yandan dinin başta siyasiler olmak üzere istismarını kesin bir dille reddeden, anacak bireylerin dini özgürlüklerini de koşulsuz koruyan, savunan, din, mezhep, etnik köken, cinsiyet ayrımını mutlak şekilde reddeden, 76 milyonu eşit yurttaşlık paydasında bir arada tutan ve herkesin hukuki güvenlik hakkına sahip olması için mücadele veren ve demokrasimizin bugün en çok ihtiyaç duyduğu 'denet-denge' sisteminde güçlü bir dengeleyici olmayı başaran, fakat siyasi iktidarın da sorumluluklarını, görevlerini yerine getirmesini engellemeyen ama dengeleyen, böylece yurttaşların, devletin çarkları altında ezilmesini önleyen ve devlete yeniden güven tesis edilmesini sağlayan, çağdaş, katılımcı, çoğulcu bir demokrasinin kurulması için varını yoğunu seferber etmiş olan ve bütün bunları yapabilmesi için kendisini hiçbir yurttaştan üstün görmeyen, kapısı herkese açık, saygın bir yurttaş olmalı. Bizim hayalimizdeki, zihnimizdeki ve anayasaya uygun sıraladığımız özellikler bunlardır."
"Cumhurbaşkanlığına aday olmak gibi bir düşüncesinin olup olmadığı" sorusunu yanıtlayan Feyzioğlu ise "Hayır, bunlar tamamen spekülasyon, cumhurbaşkanlığı konusunda aday olunmaz, talip olunmaz, teklif gelir. Bu teklif kamuoyunda tartışılır. Aynı zamanda kendi grubumda tartışırım. 84 bin meslektaşımı temsil ediyorum, onların oluşturduğu kamuoyunda tartışılır ancak ondan sonra bir cümle söylenebilir. Bu kadar aşamadan geçtikten sonra değerlendirilecek bir husus. Daha tekliften dahi söz etmiyoruz. Dolayısıyla tamamen spekülasyondur bu. Biz ama Türkiye Barolar Birliği olarak az önce de arz ettim nasıl bir cumhurbaşkanı ihtiyacımız vardır bunu belirledik, paylaştık" diye konuştu.
Mezhepçilik ve etnik ayrımcılık konusunda ciddi endişeler taşıdığını ifade eden Feyzioğlu, sağduyu çağrısı yaptı. - Ankara
Son Dakika › Güncel › Kılıçdaroğlu'ndan, TBB Başkanı Feyzioğlu'na Ziyaret - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.