Küresel Medya ve Filistin - Son Dakika
Son Dakika Logo

Küresel Medya ve Filistin

29.05.2026 11:11

Küresel medya, İsrail'in işgallerini yanıltıcı terimlerle aktarıyor, gerçekleri gizliyor.

Küresel ana akım medya, İsrail'in işgal, savaş suçu ve ağır insan hakları ihlallerini "işgal", "saldırı", "etnik temizlik" ve "soykırım" gibi hukuki karşılığı olan kavramlarla ifade etmek yerine, "operasyon", "savunma", "kontrol altına alma", "güvenlik önlemi" ve "terörle mücadele" gibi çarpıtılan ve kamuoyunu yanıltan söylemlerle aktardı.

Anadolu Ajansının (AA) küresel ana akım medyanın haberlerinde Filistinlilerin nasıl temsil edildiğini incelemek amacıyla hazırladığı "Küresel Medyada Filistinliler" başlıklı dosya haberin birinci bölümünde, Filistin'deki işgal gerçeğinin kavramlar üzerinden nasıl "aklanmaya" çalışıldığı ele alındı.

Sorunun temeli "işgal"

Filistin'deki temel sorun, İsrail'in 1948'den bu yana sürdürdüğü işgal ve işgal politikaları olmasına rağmen, küresel ana akım medya kuruluşları işgal gerçeğini perdeleyen yayınlar yaptı.

Filistin'de açık bir işgal ve sömürgecilik pratiği yaşanmasına rağmen, bu gerçekler uzun yıllar boyunca uluslararası medya ve siyasi söylemde çoğunlukla "sorun", "kriz", "çatışma" ya da "mesele" gibi nötr kavramlarla aktarıldı.

Oysa uluslararası hukuka göre toprakların işgal edilmesi, sivillerin öldürülmesi ve zorla yerlerinden edilmesi, evlere el konulması, iş yerlerinin yıkılması, tarım alanlarının tahrip edilmesi, hayvanların gasbedilmesi, mahallelerin abluka altına alınması ve insanların hareket özgürlüğünün sistematik biçimde kısıtlanması "işgal", "etnik temizlik", "apartheid" ve hatta birçok uluslararası hukuk uzmanı ile insan hakları kuruluşu tarafından "soykırım" olarak nitelendiriliyor.

CNN'in 2 Nisan 2025 tarihli haberinde ise İsrail'in Gazze'deki saldırılarını artırması "askeri operasyonu genişletmek", toprakları işgal etmesi "ele geçirmek" ve halkı zorla yerinden etmesi "bölgeyi terk etme emri" olarak tanımlandı.

Kaçınılan ve tercih edilen sözcükler

Küresel medya, İsrail'in eylemlerini hukuki ve ahlaki açıdan doğru biçimde tanımlayan "işgal", "saldırı", "istila", "katliam", "abluka", "soykırım", "etnik temizlik" ve "apartheid" gibi kavramları kullanmaktan özellikle kaçındı.

Örneğin New York Times yönetiminin, İsrail'in eylemlerini tanımlarken "soykırım", "etnik temizlik", "işgal edilmiş bölge" ve "katliam" gibi kavramların kullanılmasına sansür uyguladığı ortaya çıktı.

Buna karşılık haberlerde, İsrail'in yasa dışı saldırıları ve işgalleri, "operasyon", "savunma", "güvenlik önlemi", "kontrol altına alma" ve "terörle mücadele" gibi meşru ve zorunlu güvenlik tedbirleri olarak sunuldu.

Uluslararası hukuka göre İsrail, Filistin'de "işgalci güç" konumunda bulunsa da BBC, CNN, New York Times ve Washington Post gibi medya kuruluşları, çoğu zaman "İsrail'in kontrol ettiği bölgeler", "tartışmalı topraklar" ya da "Filistinlilerin hak iddia ettiği alanlar" gibi ifadeler kullanarak işgal gerçeğini doğrudan yansıtmaktan kaçındı.

BBC'nin 27 Ağustos 2024 tarihli, "İsrailli yerleşimciler, savaşın gölgesinde Filistin topraklarına el koyuyor - bunu kalıcı hale getirmeyi umuyor" başlıklı haberinde, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler "yerleşimci" olarak tanımlanırken, toprakların işgali ise "ele geçirme" ifadesiyle aktarıldı.

Benzer şekilde Associated Press'in (AP) 3 Şubat 2026 tarihli haberinde de İsrail'in Batı Şeria'daki işgali, "İsrail güvenlik kabinesi, Batı Şeria üzerindeki kontrolü güçlendirmeyi amaçlayan önlemleri onayladı." şeklinde aktarıldı. Böylece Batı Şeria'nın işgali, "kontrol" ve "önlemler" gibi yumuşak kavramlarla sunuldu.

Ayrıca aynı medya kuruluşları, işgal gerçeğini arka planda bırakarak İsrail'i "Orta Doğu'nun tek laik ve demokratik devleti", İsrail ordusunu ise "savunma gücü" olarak tanımladı.

Saldırı, "gerginlik" olarak aktarıldı

İsrail askerleri, işgal altındaki Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere düzenli olarak ateşli silahlar, zırhlı araçlar ve gaz bombalarıyla saldırırken, medya, bu eylemleri sıklıkla "çatışma", "anlaşmazlık", "gerginlik" ya da "şiddetin tırmanması" gibi ifadelerle aktardı.

New York Times'ın 5 Mayıs 2025 tarihli haberinde, İsrail'in Gazze'ye saldırması "gerilimin artması" olarak ifade edildi.

"Çatışma", "anlaşmazlık", "gerginlik" ve "şiddetin tırmanması" gibi ifadeler, iki eşit taraf arasında karşılıklı bir mücadele varmış izlenimi uyandırdı. Bu eşitsizliğin "çatışma" kavramıyla örtülmesi, faili ve şiddetin niteliğini gizledi.

"Yerleşim" değil, gasp

Küresel medya kuruluşları, İsrail hükümetinin işgalci iskan politikasını "yerleşim", Filistin halkının mal ve mülküne el koyanları "yerleşimci" olarak tanımladı.

Örneğin Reuters, 9 Nisan 2026 tarihli haberinde, Batı Şeria'daki Filistin topraklarının işgal edilmesini "yeni yerleşimler", toprakları işgal edenleri ise "yerleşimciler" olarak nitelendirdi.

Uluslararası hukuka göre, bir işgalci gücün işgal ettiği topraklara kendi nüfusunu transfer etmesi ve bu topraklarda kalıcı yerleşimler kurması "savaş suçu"nu oluştururken, buna rağmen medyanın bu durumu yalnızca "yerleşim" ve "yerleşimci" ifadeleriyle aktarması, söz konusu hukuksuzluğun üzerine örten bir işlev gördü.

"Saldırı" mı, "misilleme" mi?

Batı medyasında İsrail'in eylemleri sıklıkla "misilleme" olarak sunulurken, Filistinlilerin ya da diğer bölge aktörlerinin eylemleri "saldırı", "provokasyon" ya da "düşmanca girişim" olarak aktarıldı.

Bir araştırmada, ABD ve İngiliz medyasında "misilleme" teriminin haberlerin yüzde 79'unda İsrail'in eylemleri için, yalnızca yüzde 9'unda ise Filistinlilerin eylemleri için kullanıldığı tespit edildi.

"Misilleme" ifadesiyle, İsrail'in saldırıları "meşru" ve "zorunlu" bir karşılık gibi gösterildi.

"İki taraf" söyleminin yarattığı yanılsama

Haberlerde, İsrail ile Filistin arasındaki eylemler için sıkça kullanılan "her iki taraf" ifadesi de sahte bir tarafsızlık üretti.

İsrail ile işgal altında yaşayan Filistin halkını aynı düzlemde sunan "iki taraf" söylemi, yapısal şiddeti ve işgal gerçeğini görünmez kılarak, kamuoyunun, yaşananları doğru bağlamda değerlendirmesini engelledi.

"İsrail-Hamas Savaşı" söylemi

Batılı medya kuruluşları, haberlerinde sıklıkla "İsrail-Hamas Savaşı" tanımlamasını kullandı. Bu tanımlama, İsrail'in yalnızca Hamas'la mücadele ettiği algısını oluştururken, Filistin halkının tamamını hedef alan işgal ve saldırı gerçeğini perdeledi.

Ayrıca işgale karşı ortaya çıkmış bir direniş hareketi Hamas'ın "bir devlet" gibi sunulması, eşit güçlere sahip iki taraf varmış izlenimi yarattı.

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Küresel Medya ve Filistin - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement