Faruk Vele/Şemsudin Brljavac - Bosna-Hersek'teki savaş kurbanlarının yakınları, Lahey'deki savaş suçları mahkemesinin dün Sırpların "milli bayramı" olan "Vidovdan"da, ülkenin özellikle doğusundaki kentlerde soykırım yapmakla suçlanan Radovan Karaciç'e beraat kararı vermesini, katliamların bedeli olarak verilen bir "bayram hediyesi" olarak yorumladı.
Bosna-Hersek'in Lahey Mahkemesi'ndeki irtibat subayı olan rahmetli Aliya İzzetbegoviç tarafından 1998 yılında buraya görevlendirilen ve halen bu görevini sürdüren Amir Ahmiç, AA'ya yaptığı açıklamada, Lahey Mahkemesi'nin Sırp ordusunun, Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karaciç'in öncülüğünde Bratunac, Foça, Klyuç, Priyedor, Sanski Most, Vlasenitsa ve Zvornik şehirlerinde soykırım yaptığına dair yeterli kanıt bulunmadığını açıklaması kararının utanç verici olduğunu söyledi.
"Bu karar Lahey Mahkemesi'nin ve mahkeme kurucusunun büyük ayıbıdır" diyen Ahmiç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"17 senedir Karaciç'i bekledik ve mahkemenin yargıcı şimdi 'soykırım olmadı' diye bir karar veriyor. Gerçekten utanç verici. 1995 yılında Karaciç ve Mladiç'e karşı suçlamalarda bulunuldu. Şimdi ise Koreli yargıç bize bu suçlamaların yersiz olduğunu söylüyor. Karaciç'in soykırım yapmadığını iddia ediyor"
Lahey Savcılığı'nın bu karara itiraz etmesi gerektiğini vurgulayan Ahmiç,
"Kararın değişmemesi halinde Karaciç gibi savaş suçundan yargılanan Ratko Mladiç davasında da farklı bir sonuç beklememek gerekir" dedi.
-Eski Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesi Ganiç'in görüşleri
Savaş zamanında Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesi olan Boşnak lider Eyüp Ganiç ise, Lahey'deki mahkemenin kararının tamamen siyasi olduğunu vurguladı.
Bratunac, Foça, Klyuç, Priyedor, Sanski Most, Vlasenitsa ve Zvornik'te soykırımın olduğunu ve tüm dünyanın bunu bildiğini ifade eden Ganiç, şunları söyledi:
"Bu davada siyaset öne çıkıyor. Karaciç'in suçlu bulunmamasının iki sebebi var. Birincisi, Karaciç suçlu bulunsa, doğrudan olmasa bile, Sırbistan suçlu bulunmuş olacaktı. Diğer sebebi ise uluslararası toplum direkt suçlu durumuna düşecekti. Çünkü bu şehirlerdeki soykırım 2-3 günde işlenmedi. Bu suçlar Karaciç'in denetimi altında işlendi. Tabiki soykırımda Slobodan Miloşeviç önderliğinde Yugoslav Halk Ordusu da (JNA) yer aldı. Tekrar ediyorum, Karaciç'in suçlu bulunmaması en çok Sırbistan'ın da bu durumda suçlu olacağından dolayıdır. Karaciç, her ne kadar öncülük yapsa bile, Sırbistan bu suçların işlenebilmesi için alt yapı hazırlıyordu."
Vişegrad kentinde savaş döneminde yaşananların "soykırım"dan başka bir kelime ile ifade edilemeyeceğini vurgulayan Ganiç, "Vişegrad'dan ve etrafındaki köylerde yaşayan insanları soymak, tecavüz etmek, sonrasında ise bir eve kapatıp hepsini yakmak sizce soykırım değil de nedir- Herkesi yaktılar, iki yaşındaki bebeği de, 80 yaşındaki yaşlıları da. Bunun soykırım olarak adlandırılması için daha ne olması lazım-"
Bir bebeğin öldürülmesinin bir halkı kökten yok etmek niyetini gösterdiğini vurgulayan Ganiç, sadece bebeklerin değil, bebeklerin ailelerinin öldürüldüğünü söyledi. İnsanların Vişegrad'da adeta bir vahşet yaşadığını ifade eden Ganiç, kimilerinin kendi istekleri üzerine gaz odalarına gittiklerini, bu ölümün Vişegrad'da onları bekleyen ölümden daha kolay olduğunu söyledi.
Ganiç, "Tüm bu olanları soykırım olarak değerlendirmemek ise yeni bir suç. Bu karar ile Sırbistan ve uluslararası toplum kurtarılmak istiyor" dedi.
-"Soykırım olmadı" denen kentlerdeki istatistikler-
Bosna-Hersek Federasyonu İstatistik Bürosu'ndan alınan bilgilere göre, 1991 yılında, Bratunac şehrinin toplam nüfusu 33 bin 619'di, bunun 21 bin 535 Boşnaklardan oluşuyordu. Savaş sırasında 5 bine yakın sivil Boşnak hunharca katledildi. Savaş öncesi Boşnakların çoğunluk olduğu Bratunac'ta şu anda Boşnaklar yok denecek kadar az.
Ülkenin doğusunda bulunan Foça şehrinde, 1991 yılında toplam nufüs sayısı 40 bin 513, bunun 20 bin 790'ı Boşnaktı. Savaş sırasında 1899 Boşnak öldürüldü, 853'ü hala kayıp. UNESO'nun koruması altındaki Osmanlı'nın en önemli eserlerinden
"Alaca Camii!ni de dinamitleyerek havaya uçuran Sırplar, bu kentte tecavüz kampları kurmuştu. Savaş öncesi nüfusunun yarısı Boşnaklardan oluşan Foça'da, şu anda Boşnak nüfus 100-200 hane civarında yaşıyor.
Bosna-Hersek'in kuzeybatısında yer alan Klyuç kentinde, 37 bin 391 nüfusun, 17 bin 696 Boşnaklardan oluşuyordu. Savaş sırasında Klyuç'te 612 Boşnak katledildi.
Priyedor şehrinde 1991 yılında kadar 112 bin 543 kişi yaşıyordu. Bu nüfusun 49 bin 351'i Boşnaktı. 1992-1995 yıllar arası toplama kamplarının kurulduğu Priyedor'da 5 bine yakın Boşnak katledildi. Savaş zamanında Boşnak nüfustan tamamen temizlenen Priyedor'a geri dönüşler istenilen seviyeye henüz ulaşmadı.
Yine ülkenin kuzeybatısında bulunan Sanski Most şehrinde, 1991 yılına kadar toplam 60 bin 307 olan nüfusun, 28 bin 136'sı Boşnaklardan oluşuyordu. Sanski Most'ta savaş sırasında 786 Boşnak ve Hırvat Sırplarca katledildi.
Bosna-Hersek'in doğusunda ve Srebrenitsa'nın yakınlarında bulunan Vlasenitsa'da savaş döneminde büyük katliamlar yaşandı. 1991 yılındaki sayımda 33 bin 942 olan kentte 18 bin 727 Boşnak yaşıyordu. Savaşta 2600 Boşnak katledildi. Vlasenitsa şu anda tamamen Boşnak nüfustan arındırılmış bir hale gelmiş durumda.
Bosna-Hersek'in Sırbistan sınırındaki Zvornik şehrinde de 1991 yılındaki sayımda 81 bin 295 olan nüfusun 48 bin 295'ini Boşnaklar oluşturuyordu. Savaşta bin 995 Boşnakın katledildiği kentte, şu anda Boşnak nüfus yüzde 10 civarında bulunuyor.
-Karaciç'e verilen "bayram hediyesi"-
Lahey'daki uluslararası savaş suçları mahkemesi, Sırpların "milli bayramı"
"Vidovdan" olan dün, Radovan Karaciç'i Bosna Hersek'in 7 kentinde soykırım işleme suçundan beraat ettirmişti. Karaciç, Srebrenitsa soykırımı suçununda bulunduğu 10 suçtan yargılanmaya devam edecek.
Sırpların en büyük bayramlarından biri olarak bilinen ve 28 Haziran'a denk gelen "Vidovdan Bayramı" ya da "Aziz Vitus Günü", Balkan tarihinde çok önemli bir yere sahip olmasıyla dikkati çekiyor.
Güneydoğu Avrupa'da yaşayan toplumları önemli derecede etkileyen olayların büyük kısmı, Sırpların "milli bayram" olarak adlandırdığı "Vidovdan"da gerçekleşti. Osmanlı İmapratorluğu'nun Balkanlar'da 500 yıllık hakimiyetinin habercisi olan I. Kosova Meydan Muharebesi 28 Haziran 1389'da yapıldı. Sultan I. Murad'ın komutasındaki Osmanlı Ordusu, Sırp Kralı Lazar önderliğindeki orduyu yenmesiyle, Türklerin Balkanlar'daki egemenliği kesinleşti. Sırpların birçok efsane ile "kutsallaştırdığı" 1389 tarihi, adeta aşırı milliyetçi Sırpların "Türk düşmanlığının simgesi bir rakam halinde sürekli canlı tutulmaya çalışılıyor."
Avusturya- Macaristan egemenliğine son vermek isteyen "Genç Bosna" örgütünün üyelerinden Gavrilo Printsip, 1914 yılının 28 Haziran tarihinde, Saraybosna kentini ziyarete gelen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Ferdinand'ı öldürerek, I. Dünya Savaşı'nın başlamasına neden oldu.
Bugüne denk gelen üçüncü en önemli olay ise 1990'lı yılların başında yaşandı. Eski Yugoslavya'dan bağımsızlığını ilan eden Slovenya, Hırvatistan ve ardından Bosna-Hersek'e savaş ilan eden dönemin Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç, 28 Haziran 1989 yılında, I. Kosova Meydan Muharebesi'nin yapıldığı Gazimestan'da toplanan 500 bine yakın Sırp milliyetçisine karşı "Büyük Sırbistan"ı hedefleyen ünlü konuşmasını yaptı. Bu konuşma, 1990'lı yıllarda bölgede yaşanan ve yüzbinlerce insanın ölümüne neden olan savaşın adeta başlayacağının ilk mesajı olmuştu.
Yayıncı: Ömer Çetres - SARAYBOSNA
Son Dakika › Güncel › Lahey'den Karaciç'e 'Milli Bayram' Hediyesi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.