Milletvekillerinin Başörtüsü ile Meclise Girmesi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Milletvekillerinin Başörtüsü ile Meclise Girmesi

Milletvekillerinin Başörtüsü ile Meclise Girmesi
01.11.2013 13:43

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün: "Başörtülü milletvekilimizin olması bize oy kazandırmaz. Biz yasakları kaldırdığımız, Türkiye'yi demokratikleştirdiğimiz için oy alırız vatandaştan"...

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, başörtülü milletvekillerinin olmasının AK Parti'ye oy kazandırmayacağına belirterek, "Biz yasakları kaldırdığımız, Türkiye'yi demokratikleştirdiğimiz için oy alırız vatandaştan. İnsanlar namaz kıldığımız, oruç tuttuğumuz için, başörtülü milletvekilimiz var diye oy vermiyorlar. Türkiye'nin demokratikleşmesini, sorunların çözüldüğünü görmesinler, hizmetlerin yapıldığını görmeseler 1 tane oy vermezler. Devamlı namaz kılsalar, devamlı oruç tutsalar, devamlı hacca gitseler de vermezler" dedi.

Bakan Ergün, Samanyolu Haber'de katıldığı televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

4 kadın milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'na başörtülü olarak girmesini değerlendiren Ergün, dün Türkiye'de insanların annelerinin ak sütü gibi helal olan haklarının gasp edildiği, yok sayıldığı bir dönemin sona erdiğini vurguladı.

Bakan Ergün, bir ülke siyasi, sosyal ve ekonomik gelişecekse o ülkedeki hak ve özgürlükler zemininin çok sağlam olması gerektiğini vurgulayan, Türkiye'nin ilerlemesinin önündeki en büyük engellerin hak ve özgürlükler ihlalleri olduğunu söyledi.

Hak ve özgürlük ihlallerinin olduğu yerde insanların motivasyonunun olmadığına, insanların güçlerini, enerjilerini ülkelerinin kalkınması vermek yerine bu sorunlarla boğuştuğuna işaret eden Ergün, "Türkiye'nin bu devri artık kapatmış olması açısından dün son derece önemli ve  tarihi bir gündü. Dün Türkiye'de keyfilik sona erdi, hukukilik başladı. Çünkü ne Anayasa'da ne içtüzükte kamuda çalışma hakkı, parlamentoda bulunma hakkı da dahil olmak üzere bunları kısıtlayan hiçbir hüküm olmadığı halde senelerdir Anayasaya aykırı uygulamalar fiili durum yaratılarak devam ediyordu, Anayasa Mahkemesinin keyfi yorumları ve keyfi uygulamalar çok ön plandaydı ve merhum Bülent Ecevit'in, Merve Kavakçı olayında okumuş olduğu cebinden çıkararak okumuş olduğu metin adeta parlamentoda içtüzük yerine geçmiş, bir fiili durum yaratılmış ve o metin ve o tavır esas alınarak şimdiye kadar herkes bir duruş sergilemişti. Bu değişti" değerlendirmesinde bulundu.

Bütün partilerin konuya sıcak yaklaştığını ve destek verdiğini dile getiren Ergün, Türkiye'nin o günden bugüne ne kadar büyük bir değişim yaşadığını dünkü parlamento tablosu herkese gösterdiğini söyledi.

Ergün, Anayasa'ya, içtüzüğe,  insan haklarına aykırı uygulamaların ve keyfiliklerin tamamen sona erdiğini bildirdi.

"Türkiye'nin bundan sonra yolu daha açık"

Türkiye'nin bundan sonra her açıdan, herkesin özgürlüğü açısından yolunun daha açık olduğunu belirten Ergün, şunları kaydetti:

"Yani mesele orada başörtülü milletvekillerinin olması meselesi değil. Onun sembolize ettiği bir başka şey daha var Türkiye'de herkesin özgürlüğü bundan sonra teminat altındadır. Hiç kimse kılık kıyafeti nedeniyle, inancı nedeniyle, düşüncesi nedeniyle, etnik veya dini anlayışı, yaşantısı nedeniyle bir ayırımcılığa tabi tutulamaz, bir hak ihlaline uğrayamaz.

Bu dönemin sona erdiğinin en önemli görüntüleri dün Türkiye'de vardı. Katkısı olanlara gerçekten ben de teşekkür ediyorum. Tüm partiler, sivil toplum örgütleri, medya herkes bu konunun aşılmasında 14-15 yıl öncesine göre çok çok farklı bir tutum sergilemiş oldu."

"Benim hacı arkadaşlarım, hac ortamında karar verdiler"

Bakan Ergün, "Başörtülü milletvekilleriyle bu yıl birlikte siz de hacdaydınız. Şu tür tartışmalar yapıldı: İşte niye hacca gidip de başlarını kapattılar, niye şimdi kapattılar? Nasıl gelişti bu baş örtme meselesi?" yönündeki bir soru üzerine ise, şunları ifade etti:

"Evet, onlar da benim hacı arkadaşlarım. Bu tartışmalar doğru değil. Yani insanlar ne zaman ne yapacaklarına kendileri karar verirler. Niçin şimdi yapıyorsun, niye daha evvel yapmadın? Yarın öbür gün birisi başını açsa olmaz sen örtülü seçildin şimdi açamazsın mı diyeceksiniz? ya da siz başı açık seçildiniz seçmen sizi böyle gördü oy verdi şimdi örtünemezsiniz diyemeyeceğiniz gibi, yarın örtülü seçilen birisi olursa dönem içerisinde ben başımı açmak istiyorum derse o zaman da onu hayır sen örtülü seçildin şimdi başını açamazsın dönemin sonuna kadara böyle devam edeceksin diyemezsiniz. Bunlar doğru sorular değil, yani insanlar buna belirli ortamlarda kendileri karar verirler. Ben de arkadaşlarımın hac ortamında buna karar verdiklerini gördüm. Zaten hac boyunca örtülüydüler ve bundan sonraki hayatlarını da örtülü bir şekilde devam ettirme kararını hac da vermişlerdi, o kararı verdikten sonra artık ona saygı duymak icap eden.

O manevi ortamda onların bu ortamdan çok etkilendiğini ve gerçekten bu kararı orada verdiklerini, bundan sonraki hayatlarını böyle devam ettirmek istediklerini orada ben görmüştüm. Yani Türkiye'nin çok değiştiğini, artık Türkiye'de parlamento da dahil olmak üzere geçmişte yaşanan olayların yaşanmayacağını, herkesin bu konuda daha bir noktaya geldiğini, konuştuk. Türkiye demokrasisinin bu olgunluk seviyesine geldiğini orada da konuştuk. 'Onun için bir endişe duymaya gerek olmadığını, siz buna karar verdiyseniz kişisel olarak, artık böyle yapmaya karar verdiyseniz bunun artık endişeye sizi sevk edecek bir tarafı yok. Türkiye bunları aşmıştır' diye konuştuk. Kendileri zaten cesaretliydi. Anayasa 70. Madde de çok açık bir şekilde şunu söylüyor: Her vatandaş kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Kamu hizmetlerine alınmada hizmetin gerektirdiği nitelikler dışında hiçbir ayırım gözetilemez."

"Türkiye bir yere gitmiyor, demokrasi gelişiyor"

Yönetmeliğin kaldırılmasıyla yeniden Anayasa'ya dönülmüş olduğunu belirten Ergün, geçmişteki uygulamaların Anayasa'nın mevcut metniyle de, ruhuyla da bağdaşmadığını kaydetti.

"Türkiye bir yere gitmiyor. Türkiye'de demokrasi gelişiyor, Türkiye'de cumhuriyete bir şey olmuyor, Türkiye'de laikliğe bir şey olmuyor" diyen Ergün, Türkiye'de laikliğin bugüne kadar 'İnsanlar görülen alanlarda hele hele kamusal alanlarda dini hürriyetlerini kullanamazlar, kullanamasınlar, devlet buna engel olsun' şeklinde algılandığını belirtti.

Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devletin laiklikte engel olacağı şey şudur: ya bir devlet otoritesi kullanan kişi veya başka sivil bir kişi başkasının dini hürriyetini kısıtlarsa veya onu bir dinin prensibini uygulamaya zorlarsa devlet devreye girecektir. Yani laiklik insanların hürriyetlerini güvence altına alan bir şey olarak algılanması gerekirken, kısıtlama devlet olarak laiklikle birlikte kısıtlama yapan bir organizasyona dönüşmüştü.

Bunların hepsi gerçek zemine oturdu bugün, demokratik zemine oturdu, hukuk zeminine oturdu, Anayasa zeminine oturdu onun için hacda da arkadaşlarımızla bunları müzakere ettiğimizde yani endişe etmelerini gerektirecek bir durum olmadığını zaten gördük de nitekim. Yani parlamento da dün bütün konuşma yapanlar, siyasi parti grupları, kamuoyu bu konuyu son derece sağduyulu bir şekilde karşıladı ve iyi bir çözüme kavuştu yani kalıcı olan budur."

"Aldığımız oyun nedeni kıldığımız namaz değil yaptığımız hizmetler"

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) dünkü tavrını da değerlendiren Ergün, "Biraz çekingen bir değişim oldu ama olsun yani değişimin olması son derece önemli. Bu çekingenlik zaman içerisinde daha yerli yerine oturacaktır, daha hak ve özgürlükleri koruyan, savunan bir noktaya doğru varacaktır" dedi.

CHP'nin 'istismar' eleştirilerine de cevap veren Ergün, istismar varsa kamu vicdanında iyi değerlendirileceğini söyledi.

Ergün, "En kolayıdır 'bunu istismar ediyorsun' demek. İşi anlayamamaktadır, işin en kolayıdır bu. O zaman ben de 'siz Atatürk istismarcısınız' der geçerim. Peki, bu olayı izah etmeye yeter mi? Yetmez. Meseleyi şöyle anlayacaksın: Yani insanlar istismar ederek oy falan almıyorlar, namaz kıldığımız için, oruç tuttuğumuz için, başörtülü milletvekilimiz var diye oy vermiyorlar, eşlerimizin başı örtülü diye oy vermiyorlar, hacca gittik diye oy vermiyorlar. Eğer bizim iyi bir programımız, iyi bir kadromuz, iyi politikalarımız, iyi hizmetlerimiz olmasın başını namazdan kaldırma istersen vermez insanlar yani" ifadelerini kullandı.

Ergün, 'Başörtülü milletvekilinizin olması size ekstra oy kazandırmaz mı?' sorusuna karşılık da, şunları kaydetti:

"Başörtüsü milletvekilimizin olması kazandırmaz bize oy. Biz yasakları kaldırmaktan dolayı oy alırız vatandaştan, Türkiye'yi demokratikleştirdiğimiz için oy alırız; kavrayamadıkları nokta bu. Biz Türkiye'yi demokratikleştiriyoruz ve Türkiye'yi zenginleştiriyoruz. Bunları görmese vatandaşlar, sen namazdan başını kaldırma, 365 gün oruç tut, her sene hacca git. Yunus Emre'nin dediği gibi; 'Yunus Emre der hoca, istersen bin var hacca', yani bin kere hacca git istersen. Yani eğer hizmet etmiyorsan insanlara, Türkiye'yi değiştirmiyorsan, Türkiye'yi demokratikleştirmiyorsan, Türkiye'yi zenginleştirmiyorsan bir şey alamazsın.

Bizim aldığımız oyun nedeni kıldığımız namaz değil. Bizim aldığımız oyun nedeni tuttuğumuz oruç değil yapılan hizmetler. Türkiye'nin demokratikleşmesi. İnsanlar, Türkiye'nin demokratikleşmesini, sorunların çözüldüğünü görmesinler, hizmetlerin yapıldığını görmeseler 1 tane oy vermezler, vermediler zaten. Bu konuları çok daha hararetli savunan kadrolar var, partiler var, niye oy alamıyorlar? Ona vermiyor ki insan oyu, insan oyu başka bir şeye veriyor, oy verme eğilimi başka bir şey. CHP bu dönemde eğer bir şeyi kavrayacaksa bunu kavraması lazım. Vatandaş istismarcıyla istismarcı olmayanı ayıramayacak bir noktada değil ki. Hepsi başörtülü olsa yine oy vermezler. Devamlı namaz kılsalar, devamlı oruç tutsalar, devamlı hacca gitseler vermezler, oy verme işi başka bir iştir. Arkadaşlar sosyolojik olarak bunu kavrayabilseler daha hızlı ilerleyecekler aslında." - İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Milletvekillerinin Başörtüsü ile Meclise Girmesi - Son Dakika


Advertisement