MİT Başkanı Kalın'ın ziyaretleri Afganistan-Pakistan gerilimini düşürmeyi hedefliyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

MİT Başkanı Kalın'ın ziyaretleri Afganistan-Pakistan gerilimini düşürmeyi hedefliyor

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle

MİT Başkanı Kalın'ın Kabil, Kandahar ve İslamabad ziyaretleri, Afganistan-Pakistan gerilimini düşürmeyi amaçlayan istihbarat diplomasisi hamlesi olarak değerlendiriliyor. Temaslarda DAEŞ-Horasan ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele ile düzensiz göç rotalarının kontrolü öne çıktı.

Milli Savunma Üniversitesi Müşterek Harp Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Hayati Ünlü, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Kabil, Kandahar ve İslamabad ziyaretlerinin Güney Asya'nın güvenlik mimarisine etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın Afganistan ve Pakistan'a art arda gerçekleştirdiği ziyaretler, Güney Asya'nın kırılgan güvenlik mimarisinde kritik bir dönemece işaret ediyor. Kabil ve Kandahar'ı kapsayan temasların ardından İslamabad'a uzanan bu istihbari ve diplomatik hat, yalnızca ikili güvenlik işbirliklerini tahkim etmekle kalmayıp, iki komşu ülke arasında aylardır süren kronik gerilimi düşürmeyi hedefleyen çok katmanlı bir arabuluculuk zeminini görünür kıldı. Orta Doğu'dan Güney Asya'ya uzanan jeopolitik fay hatlarının hareketlendiği bir konjonktürde gerçekleşen temaslar, Türkiye'nin bölgesel krizlerdeki proaktif "istihbarat diplomasisi" kapasitesini somut bir dış politika enstrümanı olarak devreye soktuğunu gösteriyor.

Kabil ve Kandahar'da stratejik nabız ile güvenlik ve meşruiyet dengesi

Kalın'ın Afganistan temaslarının salt bürokratik merkez Kabil ile sınırlı kalmayıp, Taliban yönetiminin fiili karar ve ideoloji merkezi niteliğindeki Kandahar'ı da içine alması, ziyaretin sahadaki doğrudan karşılığını güçlendiren temel unsurlardan biri oldu. Kabil'de İstihbarat Genel Direktörlüğü (GDI) Başkanı Abdulhak Vasık başta olmak üzere Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Molla Abdul Gani Baradar, Savunma Bakanı Mevlevi Muhammed Yakub Mücahid ve İçişleri Bakanı Siraceddin Hakkani ile yapılan üst düzey görüşmeler, güvenlik ve istihbarat alanında kurumsal temas kanallarının açık tutulduğunu teyit etti.

Masadaki ana gündem maddeleri sınır aşan terör örgütleriyle, bilhassa bölgede alan kazanmaya çalışan DAEŞ-Horasan (DAEŞ-K) yapılanması ve uyuşturucu ticareti ile mücadele ve düzensiz göç rotalarının kontrol altına alınması oldu. Uluslararası toplumun Kabil yönetimiyle ilişkilerinde normatif çekinceler nedeniyle yaşadığı tıkanıklık sürerken, Türkiye'nin doğrudan güvenlik bürokrasisinin karar alıcılarıyla bir araya gelebilmesi, sahanın reel dinamiklerini yönetebilme kabiliyetini ortaya koyuyor. Ankara, Afganistan'ın uluslararası sistemden bütünüyle tecrit edilmesinin güvenlik boşlukları üreteceğinin ve bu boşlukların radikal terör yapıları tarafından doldurulacağının bilinciyle rasyonel bir diyalog hattı yürütüyor.

İslamabad ziyareti ve tıkanan Afgan-Pakistan hattı

Ziyaretin ikinci ayağında İslamabad'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından kabul edilen Kalın, Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ve İstihbarat Servisi (ISI) Başkanı Asım Malik ile bir araya geldi. Bu görüşmelerin merkezinde ikili güvenlik işbirliğinin ötesinde, Kabil ile İslamabad arasında giderek tırmanan güvensizlik sarmalı yer aldı.

İki ülke arasındaki ilişkiler, özellikle Pakistan Talibanı (TTP) unsurlarının sınır boylarındaki saldırıları ve Pakistan'ın sınır güvenliği operasyonları nedeniyle son ayların en gergin döneminden geçiyor. Kara yollarının ve sınır kapılarının uzun süredir kapalı olması, ikili ticareti neredeyse durma noktasına getirirken diplomatik temas kanallarını da felç etmiş durumda. İslamabad, Kabil'i TTP'ye karşı yeterli önlem almamakla ve bu unsurlara fiili koruma sağlamakla suçlarken Kabil yönetimi iddiaları reddederek Pakistan'ı DAEŞ bağlantılı yapılara zemin hazırlamakla itham ediyor. Kalın'ın temasları, iki başkent arasındaki bu keskin retoriğin yerini kontrollü bir güvenlik diyaloğuna bırakması adına atılmış en somut adım niteliğindedir.

İstihbarat diplomasisi ve çok aktörlü kolaylaştırıcılık

Türkiye'nin dış politikasında istihbarat kurumu, salt pasif bir bilgi toplama aygıtı olmanın ötesine geçerek kriz çözücü, tansiyon düşürücü ve arabulucu bir role evrilmiş görünüyor. MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın temsil ettiği bu yaklaşım, klasik kamu diplomasisinin veya resmi müzakerelerin tıkandığı gri alanlarda hızlı ve çözüm odaklı sonuçlar üretmeyi hedefliyor.

Daha önce Türkiye ve Katar'ın ortak inisiyatifiyle Afganistan ile Pakistan arasında yürütülen diyalog ve ateşkes girişimleri hafızalardaki yerini koruyor. Ankara'nın hem Pakistan devleti ve ordusuyla kurduğu köklü, stratejik müttefiklik ilişkisi hem de Afganistan'ın farklı etnik ve siyasi unsurlarıyla tarihsel bağları, Türkiye'yi iki taraf nezdinde de "güvenilir hakem" konumuna getirmektedir. Ziyaret esnasında da vurgulandığı üzere, Türkiye müttefiki Pakistan'ın meşru terörle mücadele ve sınır güvenliği endişelerini gözetirken Afganistan'ın ekonomik ve siyasi izolasyonunun aşılması gerektiğini savunuyor. Bu iki eksenli yaklaşım, tarafların birbirine yönelik suçlayıcı pozisyonlarını esnetebilecek yegane çıkış kapısını aralamaktadır.

Bölgesel krizlerin gölgesinde güvenlik ve bağlantısallık

Afganistan-Pakistan hattındaki gerilim, münferit bir sınır uyuşmazlığından ibaret olmayıp Avrasya ve Güney Asya'nın enerji ve ticaret koridorlarını doğrudan kilitleyen bir niteliğe sahip. Orta Doğu'da derinleşen çatışma dinamikleri, İran eksenli askeri gerilimler ve enerji tedarik hatlarındaki kırılganlıklar, bölge ülkelerini alternatif lojistik güzergahlara ve sürdürülebilir iç istikrara mecbur bırakıyor. Pakistan'ın yaşadığı ekonomik zorluklar ve sınır ötesi güvenlik riskleri, Kabil ile sürdürülebilir bir sınır rejimini kaçınılmaz kılmaktadır. Aynı şekilde Afganistan'ın Orta Asya ile Güney Asya'yı birbirine bağlayan bir transit ticaret merkezine dönüşme vizyonu, ancak Pakistan ile sınır kapılarının açılması ve sınır güvenliğinin karşılıklı mutabakatla sağlanması halinde mümkündür.

MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Kabil, Kandahar ve İslamabad üçgenindeki yoğun temasları, sahadaki askeri tırmanış riskini dizginlemeyi, istihbarat paylaşımı mekanizmalarını yeniden tesis etmeyi ve bölgesel krizlerin Güney Asya'da yeni bir sıcak çatışma dalgası yaratmasını önlemeyi amaçlayan proaktif bir güvenlik hamlesidir. Türkiye, geliştirdiği istihbarat diplomasisiyle tarafları aynı zeminde tutmayı başararak bölgesel istikrarın vazgeçilmez bir kurucu aktörü olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.

[Dr. Hayati Ünlü, Milli Savunma Üniversitesi Müşterek Harp Enstitüsü Öğretim Üyesidir.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement